Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
  24 Eylül 2008  Demokratik Kültür, Demokratik Siyaset-Barış, Demokratik Toplum.         

gorusme notu 24 Eylul 2008.html

 

                Anayasal bir yargı süreci var. DTP kapatılabilir, bilemiyorum. Ama önemli olan demokratik siyasetin geliştirilmesidir. Bu konuları daha sonra detaylı tartışırız. Demokratik Toplum Kongresi yapılmış, burada alınan kararlar önemli.  Bütün çalışmalar Kongre paralelli mi yürüyecek? Daha iyi oldu.  Çalışmaların Kongre eksenli tek çatı altında yürütülmesi, çalışmaları geliştirecektir. Bu eğitim kampanyası Kurs değil anadilde eğitime ilişkindir değil mi?  

                Anadil önemlidir. Geçen gün gazetede dikkatimi çeken bir yazı vardı. Namık Kemal Zeybek, kendisi bakanlık da yapmış biridir. Kazakistan için, Kazakistan’da kullanılan tüm dillerin ve Türkçenin her lehçesi için ayrı ayrı eğitim yapılıp kültürünü yaşatmalıdır diyor. Biliyorsunuz kendisi bir Türk milliyetçisidir. Sen Kazakistan için bunları söylediğinde Türkiye için buna hayır diyemezsin. Kazakistan için neyi istiyorsan, kendin için neyi istiyorsan Kürtler içinde onu isteyeceksin. Bu önemlidir. Yine AKP’nin bölgedeki politikalarının teşhiri önemlidir. AKP, özellikle Diyarbakır üzerine planlar yapıyor. Bunları iyi görmek, iyi çözümlemek gerekiyor. Bu konuda Diyarbakır aydınlarına çok büyük görev düşüyor. AKP’nin Diyarbakır’da oynamak istediği oyunları halka iyi anlatmaları gerekir. Benim bu konudaki düşüncelerim halka iyi anlatılmalı, aydınlar bunu iyi tartışmalıdır. Diyarbakır, Kerkük’ten bile daha önemlidir.  AKP, Diyarbakır’ı, Kürtleri parayla kendisine bağlamaya çalışıyor. Bölgede holdinglerle, bazı ailelerle, mikro-makro kredilerle Kürtleri kendisine bağlamaya çalışıyor. Diyarbakır halkını bu konuda uyarıyorum. AKP’nin bu oyunlarına gelmeyin. Makro – mikro kredi kullanabilirler. Ama ideolojik olarak onlara bağlı olmasınlar.

           Ben biliyorum, Kürtler onurludur. Ben de öyleyim, burada da onu yapıyorum. Irgatlık yaptım, yolma yaptım. Kürtlerin açlıktan ölseler bile onurlarına nasıl sahip çıktıklarını biliyorum. AKP, bölgeye dini siyasete alet ederek tarikatlarla girmeye çalışıyor. Bunlar sahte müslümandırlar. Müslümanlıkla alakaları yoktur. Gerçek Müslümanlık Hz. Muhammed’in ölümüyle sona ermiştir. O’nun ölümünden sonra Müslümanlık iktidara alet edilmiştir. Bilindiği gibi Muaviye ile Hz. Muhammed’in torunları arasındaki mücadele bir iktidar mücadelesidir. Muaviye, Muhammed’in torunlarını öldürdü, Hz. Hasan’ın karısını da aldı. Aslında bu İslami bir mücadele değil bir iktidar mücadelesiydi. Bundan sonra artık gerçeklik Müslümanlık kalmamıştır. Ehli-beyt dönemindeki Müslümanlık yoktur. Harem kuruyorlar, kadını sömürüyorlar, bunlar kadın düşmanıdırlar kadını çok kötü kullanıyorlar. Bunlar dinsizdirler. Söylendiği gibi ben din karşıtı biri değilim. Benim gerçek İslamiyet’e çok büyük saygım vardır. Benim inançlı insanlara saygım sonsuzdur. Sasonlu Mele Abdullah ile çok görüştüm. Suriye’deydi, 80 yaşındaydı. Vefat etti, mezarı da ordadır. Mele Abdullah gibi Müslümanlar, gerçek müslümandırlar onunla çekilmiş resimlerim var, bakılabilir.

        Laikiz diyorlar Ancak bunlar laikliği yanlış yorumluyorlar iktidar amaçlı kullanıyorlar.   Dünyadaki seküler anlamdaki laikliği kabul ediyorum bizde layikiz. Laiklik bağımsız düşünmektir.

                    Çatışmalar ne durumda, Yerel kaynaklar ne diyor?

           Bu bilgi basına yansımıyor ama! Basına yansıtmamaları bilinçlidir. Amanoslar’da oldukları doğru mu? Daha önce Gümüşhane’de de çatışmalar yaşanmış, PKK buralara kadar gelmiş mi? Başka gruplar var mı, TİKKO falan gibi. Kayıplar basına niye yansıtılmıyor? Türkiye’nin gündemini farklı konularla meşgul ediyorlar. Çatışmaları, kayıpları gizliyorlar.

            Devlet kendisini güçlü göstermeye çalışıyor.   Rıza Altun özür dileyerek alt çalışmalara başlamış yani. PKK 10. Kongresi eleştiri-özeleştiri şeklinde mi olmuş. Özeleştirilerini neyin üzerinden yapmışlar? Benim iktidar çözümlemelerim vardı, bunun üzerinden mi yapmışlar? Bunlar daha sonra açıklanır. Kararlar, açıklamalar, eleştiri-özeleştiri içeriği basında genişçe yer alır. Tasfiye var mı, gruplar şeklinde ayrılanlar var mı?

        İslami basın benim hakkımda ne diyor? Hangi gazeteler? Bu önemlidir. AKP ve Fetullah onlar. Özellikle benim dine yaklaşımım üzerinden mi değerlendiriyorlar. Çünkü ben son savunmalarımda bu konuyu özellikle Tanrı kavramını çok daha derinlikli açtım. Siz de incelemişsinizdir, biliyorsunuz.  Benim bu değerlendirmelerimden kaynaklı kendimi yarı tanrılaştırdığımı söylüyorlar. Adnan Hoca’nın benimle ilgili söylediği şeylere de ulaştım. Benimle ilgili bir site açmış. Buradan bana ilişkin değerlendirmeler yapıyor. Benim din karşıtı olduğumu iddia ediyor. Bunlar doğru değil.

   Ayrıca son dönemlerde paşalar tarafından ulus-devlet kavramı yeniden gündemleştirilmeye başlandı. Bu öyle durduk yere değildir; bunlar benim savunmalarımı okumuşlar, benim geliştirdiğim ideolojik hamleye karşı kendilerince ideolojik-tedbir geliştiriyorlar. Ben savunmalarımda ulus-devlet kavramını derinlikli çözümledim. Yeni bir ulus kavramı, demokratik ulus kavramını geliştirdim. Benim ulus kavramım, ulus-devlet kavramı değildir, demokratik ulustur. Benim demokratik ulus kavramımın üç temel ilkesi vardır; Demokratik kültür, demokratik siyaset-barış, demokratik toplum. Benim ulus kavramım çok geniştir. Ulus’tan kastım demokratik uluslar topluluğudur. Buna benzer bir görüşü Zapatero da dile getirmişti. İspanyada olduğu gibi uluslar topluğu geliştirilebilir. Ben Türkiye içinde Türkiye ulusları diyorum. Avrupa bu noktaya gelmiştir.  Benim ulus kavramımda kadın da bir ulustur. Ana dil de demokratik ulusun bir unsurudur. Paşalar, benim bu ideolojik açılımlarımı engellemek için ulus-devleti yeniden gündeme getirdiler. Öyle durduk yere bir şey değildir. Ama başaramayacaklar, ben ideolojik açılımlar yapmaya devam edeceğim. Kendime bu konuda güveniyorum, bu gücüm de var.

         Hayır, Ergenekonla benim ilişkim yok. Atilla Uğur, Emre Taner ayrı ayrı benimle görüşmüşlerdi. Ben Emre Taner’i tanımıyordum. Çok olgun biriydi, şaşırdım. Daha önce söylemiştim bana birlikte çözelim demişlerdi, onlara ‘sizin gücünüz var mı?’ demiştim. Çok iddialı konuşuyorlardı. Biz bu sorunu KDP YNK ve Amerika ile değil sizinle PKK ile çözelim diyorlardı. Bana konuşmaları olumlu geldi bende onlara normal davrandım ama şimdiki durumları ortada. Güçlerinin olmadığı ortada, biri şimdi cezaevinde. Benim sorguma katılan paşa cezaevinde ama ne için cezaevinde olduğunu bile bilmiyor.

         Ben bunların Ergenekonla olan ilişkilerini açığa çıkartmaya, kanıtlamaya çalıştığım için bunun üzerinden bana yöneliyorlar.  Ergenekon aslında tasfiye edilmedi. Yeni bir Ergenekon oluşturulmaya çalışılıyor. Bazıları eski Ergenekon bazıları yeni Ergenekon. Aslında bunların hepsi birbirleriyle aynıdır. Aralarında bir iktidar savaşı var. Ergenekonla yapmak istediklerini bir dönem Veli Küçük ile JİTEM üzerinden yaptılar. Şimdi ise yeni bir Ergenekon yaratmaya çalışıyorlar. Bunu AKP üzerinden yapıyorlar. Bunların hepsi Amerikanın izniyle yapılan şeyler. Bunlar PKK ve Kürtler üzerindeki oyunlarını Çürükkayalar üzerinden yapmaya çalıştılar. Şemdine, benim aleyhime kitaplar yazdırdılar. İlginçtir, sonradan fark ettim Şemdin’in kitabını yayınlayan yayınevi ile Çürükkayaların kitabını yayınlayan aynı yayınevidir. Çürükkayalara da Almanya’da benim hakkımda yayınlar yaptırıyorlar. Bunları yapan, bunları yayınlatan aynı kaynaktır. Onların Ergenekon’u bunlardır. Aynı merkezden yönlendiriliyorlar. İşte bu merkezi iyi görmek, iyi analiz etmek gerekiyor.

        Benim son dönemde üzerinde yoğunlaştığım önemli konular var. Bu konular aslında cezaevindeki arkadaşlar tarafından derinlikli olarak incelenip araştırılabilir. Tarihte Kürtler Cumhuriyetin inşasına çok aktif bir şekilde katıldılar. Bunu niye yaptılar? Bu bence çok önemli bir konu. Örneğin 1920’lerde Diyarbakır eşrafı, Diyarbakır’ın yerlileri Cumhuriyetin kurulmasına, Cumhuriyetin inşasına katıldılar, Şeyh Sait şeyine katılmadılar. Hatta Mustafa Kemal’in Diyarbakır eşrafı ve bazı ailelerle yaptığı görüşmeler var. Onlara; “Kürdistan’ı istiyorsanız, Cumhuriyetin inşasına katılın, İngiliz oyunlarına gelmeyin” demiştir. Diyarbakır eşrafı o dönem İngiliz oyunlarına gelmedi ve Cumhuriyetin inşasına katıldı. Bunları niye yaptı? Birlikte yaşayabilmek için yaptı. Bugün de Diyarbakır, Cumhuriyetin demokratikleşmesine katılabilir. Buna gücü de vardır. Diyarbakır 50-100 tane Güneydeki siyasetçileri cebinden çıkarır. Ben Diyarbakır derken, Kürtler temelinde diyorum. Sadece Kürtlerin değil Ortadoğu’nun en önemli kentidir. Şimdi de demokratik cumhuriyetin inşası için bu ruh, yeniden canlandırılmalı. Bunun için diyalog yolu açılmalı. O dönem biliyorsunuz Koçgiri isyanı diyalogla çözülerek cumhuriyetin inşasına katkı sunuldu. Ama Mustafa Kemal’in etrafını saran güçler, ittihat terakkiciler bunu engellediler. Mustafa Kemal Kürtleri kazanmak için, Kürtlerle diyalogun önünü açmak için o dönem Silvan’a geliyor, Silvan’da kalıyor bir süre. Ve Silvan’dayken Diyarbakır’ın yerel kıyafetlerini giyiniyor. Hatta Silvan’da bir beyin kızıyla evlenmeyi dahi düşünüyor.   Ben aileyi bilmiyorum. Ama bir gönül meselesi bile vardı.

            Mustafa Kemal’in Kürtlerle kurduğu diyalogu istemeyen güçler…

        Anadolu Hıristiyanlarının, Ermenilerin sürülmesi ve katliamlarının arkasında Yahudi milliyetçiliği vardır. Yahudilerin İspanya’dan sürülmelerinin intikamını böyle aldılar. Anadoluyu Hıristiyansızlaştırdırlar. İsrail, Selanik, Amsterdam ve Londra merkezli bir yapı oluşturmaya çalıştılar.  

         Mustafa Kemal’in etrafını kuşatarak hareket etmesine izin vermediler. Bu güçler, sahte Türkçülüğü de geliştirdiler. Türkiye’de geliştirilen bu milliyetçilik şimdi de Güney’de geliştirilmeye çalışılıyor. O dönem Türkiye’ye müdahale eden el şimdide Güneye müdahale ediyor. Bu eli iyi görmek gerekiyor.

        Aslında Türkçülüğü geliştiren bu güçlerin hiç biri de Türk değildirler. Ulus-devleti savunanlar da bunlardır. Tek bir kişi kalıncaya kadar da vazgeçmezler bundan. O da en son kafasına sıkar yine vazgeçmez. Mustafa Kemal’in etrafını saran güçler o günden bugüne kadar devam ediyor. Aslında bu çok daha eskidir. Bu ticaretle başlıyor. Yahudiler ticarette çok etkindiler, siz de biliyorsunuz. Ticaret, Sümerlerle başlıyor. Fenikeliler ve Asurların da ticarette çok etkileri olmuştur. İtalyanların da etkisi var. Osmanlılar bile bunların elinde oyuncaktı. 1550 ve 1560’lerden başlayarak bu hâkimiyetlerini yoğun bir şekilde arttırdılar. Bütün maliyeyi ellerine geçirmişlerdi. Koca Kanuni de bunların elinde kuş kadardı. Hürrem Sultan’ı bilirsiniz, Yahudidir, Sarı Selim vardı. Sarı Selim Hürrem Sultan’ın oğludur, Yahudi oğlu diyorlardı. Ben bunları söylerken Yahudi düşmanlığı yaptığımdan değil, anti semitist olduğumdan da değil, gerçekleri ortaya koyuyorum. Ben öyle Ahmed-i Necat gibi kol kola girmem Yahudi düşmanlığı yapmam. Ahmed-i Necat ta benzer şeyi Şia üzerinden yapıyor. Yahudilerin Siyonizm düşüncesi ile İran’da Şia, Araplar’da Baas, Türkiye’de CHP düşüncesi benzerdir, onlar da bu anlamda kendi Siyonizmlerini yaratmışlardır. Ama ben anti semitist de olmadım, Siyonist de olmadım. Bunlar üstün ırk düşüncesi ile hareket ediyorlar milliyetçilikleri de buna dayanıyor. Kendimi o tuzaklardan korudum.

        Yalçın Küçük Kemalisttir, belli bir çevrenin temsilcisidir, katıldığım bazı şeyleri dile getiriyor. Yalçın Küçük bazı şeyleri biliyor ve söylüyor ben bu nedenle onun düşüncelerini önemsiyorum. Yalçın Küçük bana ve Kürtlere ilişkin değerlendirmeleri vardı bunlar önemli diyordu. KDP YNK ile mi yoksa APO ile mi bu sorun çözülür diye sorduklarında bu sorun Apo ile çözülür diyordu. Bizim yaklaşımızı kavramıştı. 

       Fernand Braudel “Yahudi milliyetçiliği Hitler ile başarılı oldu” demiştir. Ama burada da Hitler Yahudi ırkına yöneldi. Bu durum çok anlamlıdır. Doğrudur, Yahudi milliyetçiliği sadece Hitler ile başarılı olabilmiştir. İkinci Dünya Savaşı, bunun sonucudur. Filozof Nietzche, bu tehlikeyi daha önceden fark etmişti. Bunun sonucu felaket olur diye kıyamet koparmıştı. Ama uyarısı dikkate alınmamıştı. Şimdi de bu politikalarını Türkiye’de AKP ile yürütüyorlar. Diyarbakır da, Bitlis’te belli bazı aileler,  Cemiloğulları, yine başka ileler ile bunu yapıyorlar. Bitlis’te KİLER gibi şirketler vasıtasıyla holdingler yaratarak, bölge ekonomisine hâkim olmaya çalışıyor. Hatta GAP bölgesinde bazı toprakları da satın almışlar. Kürtlerin ellerindeki toprakları satın almaya çalışarak, Kürtleri aç, yoksul, işsiz bırakarak kendilerine bağımlı hale getirme politikasını uyguluyorlar. Ben başbakan olsam altı ayda GAP’la 10 milyon insanın işsizlik sorununu çözerim. Ama devlet bunu bilerek yapmıyor. Güneyde devlet kurduracağız diyorlar ama kuracakları devlet Kuveyt gibi olacaktır. Güneyi de Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ekonomik olarak kendilerine bağlamışlar. Diyarbakır aydınları bu konuda dikkatli olmalı, duyarlı olmalı, bunları etraflıca tartışıp, görüp, halka anlatmalılar. Güney’deki oluşum da bu politikaların sonucudur. Bu da tehlikelidir. Güney’dekiler amerikanın denetimindedirler Amerika’ya çok bağlanmışlar, dikkatli olmak gerekir. Bunlar bu tehlikenin farkında değiller mi?

                Bu durumlar kendilerine iletilebilir. Mesut Barzani, kötü biri değildir, kötüdür demiyorum. Tutarlı, yurtsever olursa kabul ederim ama Amerika’nın kontrolündedir. Ben bunu söylerken Barzani’yle bir şey yapılmayacağı anlamında söylemiyorum. Barzani ile görüşülebilir, ortaklaşa bir şeyler yapılabilir ama bu yönü de bilinerek, gözetilerek.  Biz olmazsak bunları bir gün bile yaşatmazlar. Bunu kendileri de söylüyorlar. Talabani defalarca bana bunu söyledi. Onlar da bunun farkındalar.

      Ben kapitalizimle ilgili dünya sistemleri kitabından etkilendim. Bu kitaptaki değerlendirmelere bende katılıyorum kitabı sizde okumuşsunuzdur biliyorsunuz. Burada kapital sistemin aslında hep var olduğunu söylüyor. Nasıl vardı ilk çağlarda burada tarım kapital sistemi vardı yani tarımın üstünlüğüne dayalı bir kapital sistemdi. Bu her çağda değişti. Kapital sistem kendini yeniledi. Bu günde yaşanan budur. Kapitalizmin Pazar olduğunu söylüyorlar. Yani kapitalizme Pazarlar sistemi diyorlar. Ama Kapitalizm, pazarın düşmanıdır. Serbest piyaslar diyorlar kapitalizm serbest piyasanın düşmanıdır karşıtıdır. Kapitalizm tekele dayalıdır. Coin ve Edward Hallett Carr Kapitalizmin pazarı deldiğini söylüyorlar. Doğru söylüyorlar. Şimdi bu Amerika’daki 700 milyar dolar falan diyorlar, bu aslında daha fazladır, bir iki trilyon dolardır. Yıllardır bu parayı biriktiriyorlar bu para nerden geldi. Halkı aç bıraktılar, halktan çaldıkları paralar bunlar. Bu, pazar sonucunda oluşan bir para değildir. Nereden doğuyor, boşluktan doğuyor bu kadar büyük para. Kapitalizm, kapital sistem budur. İşte bu kapital sistemdir krizi yaratan. Marks’ın kapitalini aştım. Benim çözümlemelerim bunu net olarak gösteriyor. Ben bunların hepsini savunmalarımda derinlikli açtım. Bu arada savunmalarımı aldınız mı? Savcılıktan takip edilir. Savunmalarımın redakte halini görmek istiyorum değişiklikler yapılmış mı? Bende buradan tek sayfalık bir dilekçe ile savcılığa başvuracağım avukatlarım da dışardan takip ederler. Bunlar önemli.

                 Ben bu arada sola ilişkinde bazı şeyler söyleyeceğim. Benim burada dile getirdiğim düşüncelerim önemli bunları iyi tartışmak gerekir. Çatı partisi demiştim Aysel onlar bu çalışmayla ilgileniyor. İlkeli olmak koşulu ile herkesle görüşebilirler, herkesle ilişki kurabilirler. Çözüm için demokratik siyaset demokratik kültür ve demokratik barış ilkeleri ile ulaşılabilinir. Bu üç temel ilke ile hareket edilirse demokratik toplum demokratik cumhuriyet gelişebilir. Demokratik cumhuriyet gelişirse Türkiye dünyanın en yaşanır ülkesi olacaktır. Bunu iyi görmek ve bunun için mücadele etmek gerekiyor. Benim burada söylediğim ve daha öncede yaptığım çözümlemeler var bunlar iyi okunmalı ve iyi tartışılmalı. Yoksa yeni Hizbullahlar gelişebilir. Müslüm Gündüz  olayını biliyorsunuz komplodur.

                Sağlığıma ilişkin bazı şeyler var siz doktorlarla görüşmüştünüz yaşa bağlı prostat diyorlar. Bana verilen Trampost adlı ilaç verdiler. Onu kullanıyorum ancak idrar yollarımda hareketlilik var bu ilacı sordurun bir ürologla yeniden görüşün. Ayrıca yeni hücre cezası istediler, 10 günlük hücre cezası tebliğ ettiler, yakında onun uygulamasına geçebilirler.

                Ticaret odası ile ilgili yaptığım değerlendirmeden dolayı sözde talimat vermişim küfür etmişim. Hayır, ben talimat vermedim. Ben kimseye küfür etmedim.  Ayrıca idareyle bir tartışmam oldu, ondan dolayı da bir ceza verebilirler. Daha önceki ekibe de söyledim isterseniz tek kurşunla çekip beni vurun ama bu şekilde “yapma etme” gibi kelimelerle benimle konuşmayın diye. Ben onlara ‘herşeyi yapabilirsiniz, öldürebilirsiniz ama bana bağırıp çağıramazsınız, bunu kabul etmem’ demiştim. Bu nedenle sert bir tartışmamız olmuştu. Cezayı bu nedenle verebilirler. Bilemiyorum. Özel bir şey istemiyorum ihtiyacım yok. Kitaplara gelince daha öncede söylemiştim Yahudiler, Ermeniler ve Iranla ilgili kitaplar getirin. Doğu- batı dergisinin ilk sayılarını getirin. Ayrıca Doğudan dergisini aldım  4. sayıymış önceki sayılarını bulabilirseniz getirin.

                Herkese selam. Kadınlara ve cezaevindekilerde selamlar.

            İyi günler.

 

 

                                                                                                          

 

                               

                     

 


 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com