Yüzü
aşar diye tahmin ediyordum. Nereler? Ha Digor,
önemlidir. Benim daha önce gittiğim, ziyaret ettiğim bir
yerdir. Özel selamlarımı söylüyorum. Tatvan güzel bir
ilçedir. Kazanılan tüm yerlere özel selamlarımı
iletiyorum. Eruh önemlidir. Özel selamlarımı iletiyorum.
Diyarbakırda yüzde yetmiş alınabilir diye
düşünmüştüm. Hangi ilçeler kazanılmadı? Kim aldı
buraları?
Biliyorum,
oradaki durumları. O Kuzeybatı hattında bazı oyunlar
var, bir boğma var. Bunlara değineceğim. Muşta ne kadar
oy alındı? Yani devlet tüm gücüyle bir partiyi
destekledi değil mi? Zayıf olan bir parti diğerini
destekledi birçok yerde öyle mi? Başka yerlerde de var
mı? Iğdırda birbirlerini desteklemediler mi? Kadınlar
on beş yeri mi kazandı? Karakoçan kazanılmadı mı?
Bu seçilen
kadın adayların hepsine selamlarımı söylüyorum. Kadın
belediye başkanlarına benim adıma bir sayfalık kutlama
mesajı yazılabilir. Kadınlara ilişkin görüşlerim de
belirtilebilir güzel bir şekilde. Kadınlar kentler nasıl
kurulur, nasıl demokratikleştirilir, yönetilir,
çocuklara, kızlara, işsizliğe ve diğer sorunlara ilişkin
nasıl bir çözüm üretilir? Bu konularda çok çalışma
yapmalıdırlar. Bunların üzerinde önemle durulmalıdır.
Vanda AKP
itiraz etti değil mi? Ama çok fark var, niye itiraz
etmiş?
Kürdistanın Kuzey-batısında bir kuşatma durumu var. Bu,
yeni değil. Cumhuriyetin kuruluşundan beri Kürtler
üzerinde bir kuşatma ve baskı durumu söz konusudur.
Kürtleri adeta bir boğmaya tabi tutma durumu var. Burada
çok ağır şeyler uygulandı. Bu seçimler önemlidir. Bu
konuda değerlendirme yapacağım. Buraya da sonuçları
yansır. Tabi ki bu sonuçlar buraya da yansıyacaktır.
Olumlu da olabilir, olumsuz da olabilir. Bundan sonra
beni burada fazla tutamazlar; ya bırakacaklar ya da imha
edecekler.
1946da
beri büyük bir kuşatma var. İdeolojik hegemonya var.
Güya komünizm tehlikesine karşı büyük bir ideolojik
hegemonya her tarafta kurdular. Bu tarihte Türkiyede de
büyük bir kuşatma oluşturdular. 1950lerde bu kuşatmayı
daha da genişlettiler. Türkeşin de Amerikaya gittiği
tarih 1952dir. Bu tarihlerde Kürtleri de büyük bir
kuşatmaya aldılar. Kürtlerle ilgili Barzani için bir
kanal açtılar, kısmen de Talabani için. Tüm Kürtleri de
bu kanala yönlendirdiler. Burada yer almayanlara karşı
da kuşatma ve tasfiyeyi daha da derinleştirdiler. Ya
burada yer alırsınız ya da tasfiye edilirsinizi
dayattılar. Kürtler üzerindeki bu kuşatma çok korkunç
boyuttadır. Çok ağır sonuçları oldu. Sosyalistler
üzerinde de büyük bir kuşatma oluşturdular. Mahir Çayan,
Deniz Gezmiş onlar kuşatma altındaydılar. Mahir bunu
anlamıştı ama tam çözemedi. Kuşatmaya karşı güçleri,
ömürleri yetmedi.
Bu
özellikle İngiltere ve Amerika öncülüğünde gelişen bir
tutumdur, bir kuşatmadır. Refah Partisiyle birlikte
özellikle 1980lerle birlikte İslam üzerindeki kuşatma
kaldırıldı. AKP ile birlikte bu kuşatma tamamen
kaldırıldı. Ancak Kürtler ve sosyalistler üzerindeki
kuşatma devam etti. Şimdi de Kürtler üzerindeki
kuşatmanın Amerika tarafından kaldırılma durumu söz
konusudur. Bu duruma hazırlıklı olmak gerekiyor. Buna
göre yeniden bir örgütlenme ve harekete geçme hazırlığı
yapılmalıdır.
Kapitalizm, kadını köleleştirmiştir. Emeğini sömürüyor,
düşüncesini, bedenini, her şeyini sömürüyor. Kadınlar da
bunları fazla anlamıyor, karşı çıkmıyor bunlara. Bunu
anlamak için bir günün gazetelerine bakmak yetiyor. Bir
günün gazetelerine bakarsan bir sürü tecavüz, bir sürü
sömürü, dünya kadar sorun görürsün. Ben gazetede
kadınları gördüğüm zaman sadece gülümseyip geçiyorum.
Kapitalizm kadını da kuşatmıştır. Bu kuşatma ta beş bin
yıl önce Sümerlerden beri bir gelenek olarak değişerek
devam ediyor. Sümerlerle ilgili destanda da bu çok
açıktır. Kadın erkek çatışmasını dile getiriyor. Ben
Sümerlerin kurnaz tanrısı Enki ve İnanna kitaplarını da
okudum. Bu kitap ve Muazzez İlmiye Çığın kitabını
kadınlar da okuyabilir. Uruk Tanrıçası İnanna, Eridu
Kralı Enkiye; bizim 104 icat ve sanatımızı bizden
çaldınız, bizi bunlardan yoksun bıraktınız diyor ve
destan böyle devam ediyor, okurlar. Babil döneminde de
çatışıyorlar. Burada kadın ve erkek çatışıyor. Tabi
Babil döneminde kadın egemenliğini tamamen kaybetmiştir.
Kadınlar bir tanrıça gibi hareket edebilirler.
Biliyorsunuz Sümerlerde kadın tapınakları vardı. Bu
tapınaklar kadınların inşa ettiği ve onların kutsal
mekânıydı. Onların önemli bir kazanımıydı. Bu
tapınaklarda kadınlar, eğitimlerini sürdürüyorlardı, her
türlü eğitimlerini alıyor, sanat ve güzelliklerini de
sergiliyorlardı. Hatta erkekler gelip onları
seyrediyorlardı. Daha sonraları erkekler, buraları
genelevine çevirdiler. O tarihten sonra da kadınlar
tapınaklara tanrıça olarak giriyor, fahişe olarak
çıkıyorlardı. Kadının tüm meziyetleri elinden alındı.
Musa, kadına bir şey vermedi. İsada Ana Meryemin
durumunu biliyorsunuz. Hz. Muhammedde Ayşenin durumu
ortadadır. Hz. Ayşe, erkek iktidarını derinlemesine
anladıktan sonra keşke kadın olarak doğacağıma taş
olarak doğsaydım diyor. Kapitalizm de kadına yeni
hiçbir şey vermemiştir. Kadını her yönüyle daha da
kuşatmaya almıştır. Fatmagül Berktay, bunu biraz
anlamış, Tarihin Cinsiyeti kitabında. Okunabilir.
CHP çarşaf
açılımını yapıyor, tam bir rezalet. Kadını çarşafa
büründürüyorlar. Kadının ihtiyacı olan özgürleşmedir.
Önemli olan kadının üzerindeki egemenliği kaldırmaktır,
kadını serbest bırakmaktır. Mustafa Kemal bunu biraz
anlamış, o dönemde kadının önünü biraz açmıştır.
Kadınlar
bir tanrıça edasıyla, ruhuyla kendilerini
özgürleştirebilirler. Nasıl ki din, bir inançla bir
şeylere inanıyor ve yapıyorsa kadınlar da bir tanrıça
gibi hareket edebilirler özgürlükleri için. Evet, evet.
Bir din gibi. Nasıl ki din bir inançsa, kadınlar da
özgürlüklerini bir inanç gibi, din gibi sağlayabilirler,
buna inanabilirler, bunun için çalışabilirler. Belediye
Başkanlığı için seçilen kadınlar var. Bu kadınlar çok
özel çaba sarf etmeliler. Kentleri yeni bir ruhla inşa
edebilirler. Kent nasıl kurulur, nasıl
demokratikleştirilir, nasıl güzelleştirilir, bu kadar
işsizlik ve yoksulluğa nasıl çare bulunabilir, bu
konularda yoğun çaba harcamalıdırlar. Kız çocuklarını
aileler büyütemeyebilirler, yetiştiremeyebilirler. Kız
çocuklarının eğitimi ve gelişimi için özel yerler
açabilirler. Yoksul kız çocuklarını eğitebilmelidirler.
Biliyorsunuz tanrıça demek, iktidar olmak değildir. Bazı
kentleri örnek kentler olarak inşa edebilirler. Mesela
Nusaybin örnek kent olarak inşa edilebilir. Cizre örnek
kent olarak inşa edilebilir. Cizre çok önemlidir, güzel
bir kent. Kadınlar burayı büyük ve güzel bir kent olarak
inşa edebilirler. Bu şekilde kadın özgürleşecek,
kendini daha da güzelleştirecek, işini güzel yapacak,
meslek sahibi olacak, ekonomiyi iyi idare edecek,
çocuğunu güzel yetiştirecektir. Kadınların özgürleşmesi
toplumun özgürleşmesidir. Kadının özgürleşmesi
çocukların, kız çocuklarının özgürleşmesidir. Kadın
özgürleşirse bunların hepsi gelişir ve özgürleşir.
Kadın ruhunu, bedenini ve bilincini bir tanrıça
kıskançlılığıyla korumalıdır. Kentleri de bu
anlayışla yeniden inşa edebilirler.
Dünyadaki
sol kesim de kadın sorununa çözüm üretemedi. Hatta
Ortadoğuda kadının özgürlüğü konusunda tarihten gelen
daha özgürlükçü, daha derin bir miras, bir gelenek var.
Biz bu geleneğimize dayanalım diyorum.
Ben
bunları dile getirirken aşk olmasın demiyorum. Aşk
önemli bir olaydır. Ben kendi tecrübemden de biliyorum.
Ama aşkın kanunları vardır. Burada önemli olan kadın
üzerindeki egemenliğin kaldırılmasıdır, olmamasıdır. Aşk
sadece cinsellik değildir. Cinsellik, aşk için olabilir
hiç olmayabilir de. Burada önemli olan kadının üzerinde
egemenliğin kurulmamasıdır, birlikte eşitçe yan yana
hareket edebilmektir. Ortaçağda Ortadoğudaki
Ferhat-Şirin destanında da Şirinin Ferhata bir şartı
var; Sen İrandaki halk üzerindeki egemenliği
kırmadıkça benimle birlikte olamazsın, bana ulaşamazsın
diyor. Şirin, burada özgürlük için egemenliğin kırılması
gerektiğini anlamış, dile getiriyor. Şirinin Ermeni
kızı olduğu söyleniyor, kökeni önemli değil, söylediği
önemli. Kadınlar için şimdi mücadele zemini de vardır.
Kapitalizm
beşyüz yıldır kadından çevreye kadar her yere kadar
büyük bir tahribat oluşturdu. Bir milyar insanın telef
olmasına sebebiyet verdi. Bütün sosyalistlerin anlaması
gereken nokta şudur; KAPİTALİZM SOSYAL OLAMAZ,
KAPİTALİZM İNSANİ OLAMAZ. Herkesin bunu böyle anlaması
gerekiyor. Kapitalizmin her kesimi Marksizmi dâhil
herkesi nasıl kullandığını da ben biliyorum. Üzerimdeki
kuşatmadan da kapitalizmin insanı nasıl kuşattığını
biliyorum. Şimdi de Londrada G-20 zirvesiyle
toplanacaklar. Toplanıp bazı şeyleri düzelteceklerini
belirtiyorlar. Hayır, hiçbir şey düzeltemeyecekler, daha
da kötüleştirecekler. Sömürüyü daha da
derinleştirecekler. Kapitalizmin kendisi bir kriz
sistemidir. Ben bunu savunmalarımda çok geniş belirttim.
Kapitalizmde kriz bir istisna hali değil, kapitalizmin
bir gereğidir. Kriz, kapitalizmin doğasıdır. Kendini bir
maaşa teslim etmeyen bir işçi var mıdır? Yoktur. Ben
biliyorum. Kapitalizm, herkesi kuşatıyor ve herkesi
satın alıyor.
Marksı
nasıl çarpıttıklarını biliyorum. Bunu İngiltere bilinçli
olarak çarpıtarak verdi, dünyaya böyle yaydı. Lenini de
aynı şekilde nasıl çarpıttıklarını biliyorum. Marks,
kapitalizmi çözmedi demiyorum, çok iyi çözdü, çok iyi
tahlil etti. Ancak Marksın kapitalizme karşı nasıl
mücadele edileceğine ilişkin bir politik stratejisi,
mücadele metodolojisi, siyaseti yoktur. Bunu
oluşturmamıştır. Bazıları Marks politik stratejiyi
sonradan yazacaktı, ömrü yetmedi diyor. Yazacak mıydı
bilemiyorum ama yazmadı. Ben olsaydım önce ilkeleri,
politik stratejiyi, mücadeleyi, politikayı belirler
yazar, sonra kapitale geçerdim. Ancak Marks bunu
yapmadı. Marks sonrasındakiler de bunu geliştirmediler.
Gramsci bu eksikliği fark etmiş, çözmüş. O da benim gibi
hapisteydi. Politik mücadele stratejisinin eksikliğini
tahlil ediyor. Bu olmadan mücadelenin başarılamayacağını
anlamış. Lenin de iktidarı ele alıyor. Ancak hepsi
olayın bir tarafını aydınlatıyor. O da eksik. Burada
hepsi her alan iktidar, politik mücadele, ekonomi,
kadın, çevre, sistem hepsi birbirleriyle et tırnak gibi
bağlıdır. Birini yok sayamazsınız. Sosyalistlerin
anlamadıkları şey budur. Bunların özel hayatları başka,
ekonomileri başka, politik mücadeleleri başka işliyor.
Eğer siz
bütün bunları anlayamazsanız, sosyalistler bütün bunları
anlayamazsa bu kuşatmaların nasıl gerçekleştiğini, nasıl
yapıldığını bilmezlerse mücadele başarılamaz. Hepsi
farkında bile olmadan kullanılır, kullanılmaktan da
kurtulamaz. Hobsbawn tarihe ilişkin, tarihte bunların
nasıl işlediğine ilişkin, bu sistemlerin nasıl
örüldüğüne ilişkin önemli açıklamalar yapıyor ancak
eksik. Bunları okusanız da tam anlayamazsınız. Arada
önemli cümleler var. Bazı önemli noktalar, tespitler
var. Tarihte bunlar bilinemezse yapılan
mücadelede de başarılı olunamaz.
Amerika-İngiltere beni de kuşatmaya aldılar. Sonra
buraya da getirdiler. Beni 90larda kuşatmaya aldılar
hatta ondan önce ta baştan beri kuşatmaya aldılar. Beni
kuşatmaya alma İngiliz politikasıyla bağlantılıdır.
Mahir onlar da kuşatmanın İngiltere kaynaklı olduğunu
biliyorlardı. İngiliz askerlerini esir almaları da bu
nedenleydi. İngilizlere karşı savaştığını da biliyordu.
Ancak bu kuşatmadan kurtulamadılar, ömürleri ve güçleri
yetmedi. Beni de İngilterenin kuşatmaya aldığını
biliyorum. 90larda Güreş, İngiltere bize yeşil ışık
yaktı diyordu. Bu, İngilizlerin bize karşı olan
politikasının sonucuydu. Talabani daha önce bana bunu
biraz hissettirmişti. Ben, bütün bunları anlamış
durumdayım. Beni ilk kuşatmaya aldıklarından beri bu
kuşatmayı aşmaya çalışıyorum. Kendimi öyle çok başarılı,
dahi, çok şeyi başarmış gibi addetmiyorum. Daha çok
sezgilerimle, çok çabalayarak bunları aşmaya çalıştım ve
bugüne kadar geldim.
İngiltere
ve Amerika dünya üzerindeki bu politik hegemonyasını
NATOdaki Gladio aracılığıyla yürüttü. Avrupada özel
harekât kuruluşunu Helmut Kohl, Helmut Schmidt,
Thatcher, Cossiganın da içinde bulunduğu beş kişi
yapıyor. Türkiyedeki Gladio ise İsrail faktöründen
dolayı biraz daha özerk yapıda. Nur Batunun
röportajında Cossiga bunları belirtiyor. Türkiyedeki
Gladio-özel harekât bize karşı kullanıldı.
Dünyadaki
bu ideolojik ve savaş kuşatması bu yeni dönemde kırıldı.
Amerika yeni yöntemler deneyecektir. Savaş kuşatmasını
geri çekti. Türkiyede de Gladio-özel harekâta olan
desteğini geri çekti.
Burada
anlaşılması gereken şudur. Artık Gladio-özel harekâtın
arkasında Amerika yok. Amerikanın desteği olmadan da
sürdürülemez. Ben bunu Veli Küçükün bir cümlesinden
çıkardım. Veli Küçük, 5 Kasım Erdoğan-Bush görüşmesinde
tasfiyemize karar verildi diyor. Bu bir cümle ama
önemli bir tespittir. Türkiyedeki özel harekât yeniden
şekilleniyor, ona yeni bir şekil veriliyor. Özel harekât
hiçbir zaman bitmez, bitirmezler de. 5 Kasım
Erdoğan-Bush görüşmesinde Bush, ayakta PKK ortak
düşmanımızdır dedi ancak yargısız infazları da
desteklemeyeceklerini belirtti. Bu nedenle artık
yargısız infazların olmadığı bir döneme giriyoruz.
Herkesin bu dönemde daha çok çalışması gerektiğini
belirtiyorum. Bu Kürtler üzerindeki kuşatmanın
kaldırılması demek; yargısız infaz döneminin bittiği,
Ergenekonun tasfiyesiyle birlikte artık yargısız
infazların yapılmayacağı, daha demokratik ve hukuka
bağlı bir devletin oluşacağı yönünde bir izlenimdir.
Bunu değerlendirmek gerekir. Yargısız infazların
olmadığı bir dönemde demokratik çalışma ve örgütlenme
daha kolaydır.
Tarihte
toplumlar için 1789 Fransız Devrimi neyse, 1917 Ekim
Devrimi ne anlam ifade ediyorsa bugün de bu anlamları
ifade edebilecek yeni bir aşamaya girdik. Zemin buna
müsaittir. Anadolu ve Ortadoğu buna kaynaklık edebilir.
Bundan
sonra Türkiyede iki siyaset rol oynayacaktır.
Ergenekonun sivil uzantıları olan siyaset. Bahçeli ve
Baykal bu eski örgütlenmenin devamıdırlar. Ergenekonun
sivil uzantılarıdır. Hepsi bu örgütlenmenin
içerisindedirler. Bir de özel yeni tür siyaset anlayışı
şekillenecek.Bu,Türkiyede yeni bir organize halidir.
Yeni yöntemlerle şekillendirilecektir. Özel harekât da
yeni bir tarz örgütlenmeye kavuşturulacaktır. AKP de bu
seçim sonrası sanıyorum panik içindedir. AKP bundan
sonra daha da çözülecektir, hızlı bir çözülmeye de
uğrayabilir. Yalçın Küçükün bir cümlesi vardı.
Erdoğanın Diyarbakır surlarının önündeki yenilgisi,
Napolyonun Moskova önlerindeki yenilgisine benziyor
diyor. Doğrudur. Yalçın Küçük zeki bir adamdır. Onun
söylediklerine dikkat edin. Politik olarak doğru bir
yerde olmayabilir ama yaptığı bazı tespitleri önemlidir.
Ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum, halen de
anlayamadım. Politikası epey karışıktır. Amerika bu
dönemde Ilımlı İslamı da bırakacaktır. Ilımlı İslamdan
vazgeçecektir. Türkiyede artık eski rantçı, hukuksuz
hareket eden yapılar tasfiye edilecek ve uzman ve
bilirkişilerden oluşacak, sadece yol gösteren bir
organizasyona bürünecek devlet. Büyük ihtimalle tam AB
gibi değil ama ona benzer, AB benzeri bir şeyler
olabilir. Ancak Türkiyede biraz daha farklı bir şekil
alacak. Bu nedenle Kürtlerin, sosyalistlerin de
kendilerini buna göre hazırlık yaparak örgütlenmeleri
gerekir.
Eğer Çatı
Partisi olmuyorsa farklı bir örgütlenmeye de
gidilebilir. Türkiyenin zemini şu anda buna çok
müsaittir. Halklar arası demokratik bir örgütlenme
gerçekleştirilebilir. Türkiyedeki ve Ortadoğudaki
halkları bir araya getirebilecek çok geniş bir
örgütlenmeye gidilebilir. Bunun için oluşacak platform,
Kafkasyayı ve Ortadoğuyu hepsini hedeflemelidir.
Türkiye bunun için uygun bir yerdir. Anadolu bu oluşum
için merkez olabilir. Sadece Anadolu da demiyorum, bu
topraklar merkez rolünü oynayabilir.
Urfayı
alabildiniz mi, Urfadaki kuşatmayı kırabildiniz mi?
Malatyayı alabildiniz mi? Neden alamıyorsunuz?
Biraz
emekten yana, hak-adaletten yana, demokrasi ve
özgürlüklerden yana her kesim, bu dönemde demokratik
mücadelede muazzam bir çabayla yer almalıdır. Herkesi,
her kesimi bu ilkeler çerçevesinde bir araya gelmeye
çağırıyorum. Bunu başarabilirlerse demokrasinin önü daha
da açılır. Mahir, Deniz onlar çok temizdiler. Dün
Mahirin ölümünün yıldönümüydü. Ben açıkça söyleyeyim;
ben onlardan esinlendim. Ve o gün ahdettim, bunların
kanı yerde kalmayacak diye.
Bana
Barzani gibi devlet kurma fırsatı verseler bile ben
devlet kurmam. Biz Türkiyede federal sistemi de
istemiyoruz. Bizim istediğimiz Türkiyede demokrasinin
inşasıdır. Her ulusa, halka lazım olan demokratik toplum
ve özgürlüktür. Ben bunları savunmamda çok geniş
belirttim. Bir toplumun özgürlüğü, ahlaki ve politik
toplum olmasına bağlıdır. Ahlaki ve politik toplum ancak
özgürleşebilir. Politik toplum demokratik toplumdur,
demokratik toplum ahlaki toplumdur, ahlaki toplum özgür
toplumdur. Biz Türkiyede ayrılmayı değil, birlikte
yaşamayı savunuyoruz. Halkların boğazlaşmasını
istemiyoruz. Biz Türkiyedeki durumun Filistin-İsrail
gibi olmasını istemiyoruz. Türkiye, hukuka bağlı,
sosyal, demokratik bir devlete evrilirse biz de DTPden
kaynaklanan etnik milliyetçilik olursa bunu da biz
frenleriz. Bunu da biz durdururuz.
Türkiyede
başta DTP olmak üzere Kürtler bu yeni dönemi demokratik
açılımlarla iyi değerlendirmelidir. Türkiyedeki
sosyalistler de bu dönemi iyi değerlendirmelidir. Her
yerde toplantılar, tartışmalar yapabilir. Bunu sadece
teorik açıdan söylemiyorum pratik örgütlenmeler ve
önlemler de alınmalıdır. Ben tarihte iktidarı atardamara
benzetiyorum. Bir yerinde en ufak bir boşluk kabul
etmez. Boşluk olursa hayat biter. Toplumlarda da iktidar
boşluğu hemen doldurulur. Eğer Türkiyedeki bu boşluk
Kürtler ve demokratik güçler tarafından iyi
değerlendirilmezse eski Ergenekoncular olan CHP ve MHP
bu boşluğu dolduracaktır.
Muhsin
Yazıcıoğlu için de bir şey söyleyemem. Durum tam olarak
nedir bilemiyorum. Öldü mü yoksa öldürüldü mü tam bir
şey söyleyemem. O bazı şeylerin farkına varmıştı. Çatlı
ve diğerleri gibi o da bir dönem kullanılmıştı ama o
bunun biraz farkına vardı ve bunlardan uzak durdu. Bunun
acısını da kendisi çektiği için farkına vardı. Abdullah
Çatlıyı da uyarmaya çalıştı ama Abdullah Çatlı onu
dinlememiş. Yazıcıoğlu, sanıyorum önce tereddüt geçirdi,
nerede yer alacağını önce kestiremedi. Daha sonra
Ergenekon bu kanadının tasfiye edilmesini onayladı. Ve
AKPnin kanatlarının altında, yeniden örgütlenmeye
çalıştı. Bu nedenle onu affetmediler. Devlet erkanı
sanıyorum bunu bildikleri için hepsi bir bütün olarak
cenazesine katıldılar ve ona devlet töreni yaptılar. Bir
gazetenin iki satırlık bir haberinde belirtiyordu:
Abdullah Çatlı, Pasaportunda 1982de iki kez Amerikaya
girip çıktığını yazıyor. Biliyorsunuz Florida,
Gladio-özel harekâtın eğitim merkezidir. Çatlı, Amerika
Floridada görüşmeler yapmış ve Ağca onlarla birlikte
bir ağın içerisindeydiler. O tarihten sonra Ağca,
Papaya suikast düzenliyor.
Gladio
sağı da solu da her kesimi de kullanmıştır. Sol
kesiminin önemli bir kısmını kontrol altına alıp
yönlendirmiştir. 9 Mart ve 12 Martla birlikte sol
grupların önemli bir kısmı Gladionun denetimine girdi.
Objektif olarak Dev-solun bir kesimi ve sol grupların
bir çoğu Amerikaya hizmet etmiştir. Bunlar bazen
farkında olmadan bile NATO-Gladioya hizmet etmektedir.
Doğu Perinçek Amerikaya hizmet ettiğinin farkında bile
değildi.
Tolon,
Gladionun içindeydi, burayı da kontrolden sorumlu olan
kişidir. Hatta bir ara burada sesini bile duydum.
Mustafa Kemal de biraz özgürlükçüydü. Mustafa Kemalin
ant-i emperyalist ve özgürlükçü yanı bizi
ilgilendiriyor. Biz bu yönünü günceleştirelim diyoruz.
Mustafa Kemalin bu yönünü sağcılara, Türkiyenin diğer
kesimlerine bırakmayalım diyorum.
Radyodan
dinledim DTP, Obama ile görüşecek. Daha önceki mektubum
Obamaya gönderildi herhalde. Ahmet Türk bu görüşmede
benim görüşlerimi de yazılı bir şekilde Obamaya
bildirsin. Önceki mektubumu yeniden güncelleyerek hatta
yeniden yazılırsa daha iyi olur. Obamaya verilebilir.
Benim yakalanışımla ilgili bölümü de yazılabilir.
Sanıyorum Hürriyet Gazetesi de benim buraya
getirilişimle ilgili yazı dizisi yazmış. Mektupta
Türkiyeye getiriliş sürecimi de içine alacak bir
şekilde dört beş sayfa halinde Hürriyetin bilgilerinden
de yararlanılarak yazılabilir. Amerikanın vasıtasıyla
kendisinin de doğduğu ülkeye götürüldüm. Kenyada ABD
tarafından Türkiyeye teslim edildim. Obamaya bizim
adımıza şu söylenebilir: Sayın Obama, elli yıldır
Kürtler üzerindeki ağır kuşatmayı lütfen artık
kaldırınız. Bu demokratik çözüm ve siyaset için
gereklidir. Amerikanın bizimle ilgili bugüne kadarki
politikalarına son verilmelidir. Yeni bir sayfa
açılabilir. Bizim de demokratik barışçıl bir çözümden
yana olduğumuz, çözüm önerilerimiz kendisine
belirtilebilir. Kendisinin görüşmesi önemlidir. Bunun
barışa çevrilmesini diliyoruz. Bütün bunları kendisine
bir mektupla Ahmet Türk verebilir.
Kürt
Konferansıyla ilgili tarih Nisanın sonu olabilir. Daha
önce de bu Konferansla ilgili belirtmiştim beş ilke dört
pratik öneri demiştim. Bu çerçevede gelişir. Bundan önce
hemen geniş katılımlı bir şekilde Demokratik Toplum
Kongresinin Diyarbakırda toplanır. Yeni seçilen
belediye başkanları da bu kongreye katılmalı. Bu konuda
gerekli hazırlık yapılır ve bir heyet oluşturularak
etkili bir şekilde katılım sağlanır.
Seçim
sonuçları buraya da yansır, yansıyabilir. Bundan sonra
beni burada bu şekilde tutamazlar. Ya imha edecekler ya
da bir müddet sonra bırakacaklar. Seçim sonuçları
önemlidir, önemli bir başarıdır ancak sınırlı-zayıf bir
başarıdır. Demokratik mücadele zemini açıktır. AKPnin
bölgedeki gücünü ancak DTPnin direnişi kırabilirdi.
Bunu daha önce de dile getirmiştim. Sonuçlar da bununla
bağlantılıdır. DTPnin bundan sonra belediye
çalışmalarına ağırlık vermesi gerekiyor. Türkiyeden,
Avrupadan birçok uzman, mühendis, çalışmalarda gerekli
olan birçok alandaki uzmanlar belediyelere getirtilip
çalıştırılabilir. Örnek kentler inşa edebilir. Mesela
Varto örnek bir kent olarak inşa edilebilir. Türkiye
sosyalistleri de Kürdistana gidip belediyelerde yer
alabilirler. Belediyelerin demokratikleşmesi için
çalışabilirler. Onlardan birçok mühendis var, bunlar
belediyelerde yer alabilirler. Gerekli katkıyı
sağlasınlar. Tüm belediyeler kentlerin nasıl kurulacağı,
büyük projelerle nasıl geliştirileceği hakkında büyük
çalışmalar yapmalıdırlar. Ben bundan sonra demokratik
belediyecilik üzerinde duracağım. Zaman zaman bu konuda
açıklamalar yapacağım. Belediyelerde çok başarılı
olunmalıdır. Belediyelerde başarılı olmak yeni
gelişmelere yol açacaktır.
Bundan
sonra eğer benimle diyalog kurulursa ısrarla devlete
şunu önereceğim/dayatacağım. Demokratik Cumhuriyet
temelinde sorunu çözmek istiyorlarsa bunu
tartışabiliriz. Ama devletin kendini hukuka bağlı,
sosyal, demokratik bir şekilde organize etmesi
gerekiyor. Büyük ihtimalle de bu yöne evirilecektir
bundan sonra. Devlet küçük olacak, akıllı uzman
kişilerden oluşacak. Devlet sadece koordinasyon ve
organize rolünü üstlenecek. Eğer böyle olursa, biz
sınırlara dokunmuyoruz. Herkesin, bütün halkların
kendini özgürce ifade edebileceği, özgürce demokratik
örgütlenmesini yapabileceği bir sisteme evrilmelidir.
Eğer
PKKyi siyasal bir zemine çekmek istiyorsak, bu yönlü
adımların atılması gerektiğini söylüyorum ve söylemeye
devam edeceğim. Ya PKKyi siyasal zemine çekeceksiniz,
bunun önünü açacaksınız ya da DTP, halk dâhil PKK, bir
bütün olarak savaş çok tırmanır. PKKnin hazırlıkları da
vardır, buna gücü de vardır, bunu yapacak güçtedir de.
PKK, öyle teslim olmaz. Diğer güçler de destek verir ve
savaş daha da çok tırmanır. Bu kadar işsizlik, kriz,
ekonomik, sosyal kriz, savaşı daha da
derinleştirecektir. Amerikaya da şunu söylüyorum; savaş
tırmanırsa Talibandan on kat daha zora girersiniz,
altından kalkamazsınız. İşte açıklamalarım bunlardır.
Kutlamaya
katılacak herkesi selamlıyorum. 60. Yıl için ağaç
dikilebilir. Amara ve Cudide ağaçlandırma yapılabilir,
orman oluşturulabilir. Her yerde, her köyde ağaç
dikilebilir. Kutlamaya katılanlara şunları belirtiyorum;
bu onların da yani Mahir, Denizin de 60. Yıldönümüdür.
Onların ölmediklerinin kanıtıdır. Onların yaşadıklarının
kanıtıdır. Kürt halkı özgürlük mücadelesinde önemli bir
noktaya gelmiştir. Hepsini selamlıyorum.
Fransa-Paristen gönderilen kadın ve çocukların
mektupları bana vermediler, vermezler de. Hepsine
selamlarımı iletiyorum. Avrupadaki halkımıza ve
dostlarımıza selamlarımı iletiyorum. Filiz Koçaliye
selamlarımı iletiyorum, bu çalışmalarda yer alsın.
Halkımızı
selamlıyorum.
İyi
günler.
01
NİSAN 2009
.
.
Genel
olarak ne oranda nerde oy aldılar , Botanda serhatta ne
kadar oy aldılar. Kuzey batıda ne kadar oy alındı.
Urfada ne kadar alındı. sandık başında görevliler yok
muydu. Kuzey-batı hatı neden zayıf? Orda çalışma
yapılmıyor mu? Bingöldeki tempo devam ettirilmeli bu
mevzi verilmemeli. Eğer buradan çekilirse eski duruma
dönebilir. Diğer zayıf illerde de çalışma yürütülmeli.
Emek verilirse değişir. Kuzey batı illerinin geçmişten
beri özgün bir yapısı var biliyorum. Eğer parti buralara
ağırlık verirse buraları değiştirebilir. Herhalde belli
yerlere ağırlık veriliyor. Bölgenin özgün yapısından da
kaynaklanıyor ama buralarda çalışılmıyor. Eğer
çalışılırsa burası da değiştirilebilir.
Daha fazla
çalışılsaydı daha fazla belediye alınabilirdi. Bu kadar
alınmış artı diyeceğimiz yok. Bundan sonra yapılacak
olan belediyeleri güçlendirmek halka güzel şekilde
hizmet vermek. Zaten belediyeler için iş bundan sonra
başlıyor. Halk kendi iradeleri ile belediye başkalarını
getirdi eğer güzel hizmet verilmezse bunun yan etkileri
görülür. Bu partiye de özgürlük hareketine de zarar
verilir. Belediyelerde hizmet verecek eleman
danışmanlarla teknik elemanlara ekip olarak hizmet
verilmelidir. Bir kişiyle olacak değil. Belediye
alanları içinde aç insanlar varsa belediye bunların
karnını doyurmalı. Bütün belediye başkanlarını
kutluyorum başarılar diliyorum. Kazanmayanlara da geçmiş
olsun diyorum. Kazananlara başarılar iyi hizmetler
bekliyoruz. Seçimde tüm çalışanlara katkı sunanlar ve
tüm halkımıza selamlarımı söylüyorum. 4 Nisan içinde
şunu söylüyorum bazı yerlerde ağaçlar dikebilirler.
Halfeti ve diğer iller ve ilçelerde de olabilir. Doğum
yıl dönümü kutlayanlara saygı ve selam söylüyorum.
Avukatlarım bir mesaj hazırlayıp orda okuyabilirler.
|