SENİN RÜYAN BİZİM RÜYAMIZ
GERÇEĞİN RÜYASI

Dilzar Dîlok
15.02.2009

      Rüyalar, bilinçte ifade bulamayan bilinçaltı yaşantıların kişiye uyku halinde görünmesidir. Özlemler, istemler, korkular, endişeler, beklentiler eğer bilincin uyanık olduğu günlük yaşamın akışında ifade bulmuyorsa ya da gerçekleşmiyorsa, bilincin yorgun düştüğü zamanlara kayar. Günümüz kapitalist modernitenin görünür görünmez zincirlerinin arasındaki insan, yaşadığı tutukluluğun çoğu zaman farkına dahi varamaz. Sistem ağlarını öyle örmüştür ki, bazan kimi iplerin ucu kişinin kendisinde, elindedir. Tahakkümcü sistem, kendi yarattığı insanı, kendi üzerinde sistem hegemonyasını sürdürebilecek kadar düşürür ve bunu başardığı oranda da kendi eserine güvenir. Yani insan, kendi elleriyle kendi köleliğinin zincirlerini hazırlar. Organik yaşamdan oldukça uzaklaşılmıştır. Modernist hegemonyanın kendi yaratımına güvenebileceği kadar uzaklaşmıştır bugünün homo sapiensi doğal toplumdan. Sezgiselliği öldürülmüş, yerine sahte gelecek okuyucuları, medyumlar, büyücüler türemiştir. Empati, gerçekliğinden koparılarak bir kullanım malzemesi haline getirilmiştir. Duygusal zekanın organik toplumdaki özüyle bütünleşmesinden uzaklaştırılan empati, insanlara daha iyi ve fazla satış yapmak, insanları daha çok kandırmak ve mülkiyet ilişkilerine bağımlı kılmak için bir araç haline getirilmiştir. İnsanların özlemleri, istemleri, beğeni ve sevgileri basit ve anlık birer tatmine dönüştürülmüş, bu konuda giderek doyumsuzlaşan bir tüketim kültürü oluşturularak sistemin arz-talep dengesini koruma amaçlanmaktadır. Ki bu, büyük oranda gerçekleştirilmiştir de. Hegemon sistem, insanları bu kültürle düşürmekte, insanlar habire tüketmekte ve habire istemekte, sistem de habire kendini çoğaltıp sunmaktadır. Sistemin bu kendini üretmesi insanlık değerleri üzerindendir ki burada esas tüketilen, insan olmanın koşullarıdır. İnsan özü, toplumsallaşmanın koşulu olan farklılıkların biraradalığı toplumun ana kök hücresidir ve bu öz, modernitenin ahlaksızlık üreten değirmenlerinde hergün öğütülmektedir. Özden uzaklaştırılan bilinç, rüyalarda kendini yansıtmakta, bilincin yarı ölü anlarındaki, uykudaki saniyelere sıkışıp kalmaktadır. İnsan basitleştikçe özlemler, istemler, korkular vesaire de basitleşmektedir. Kimisi kavuşamadığı sevgilisiyle rüyalarda buluşur, kimileri rüyalarında karanlık sulara düşer, kimisi bitimsiz koşuların aktörüdür rüyalarında, hep koşar. Kimileri rüyada ağlar, kimisi güler. Kimisiyse bilincin uyanık olduğu zamanlarda haykıramadığını uykuda haykırır, rüyası kabus olur. Bunlar sistem içinde küçülen, basitleşen ve  benzeşen insanın yansımasıdır.

    Bir bütün olarak hegemonik sistem, insani öze ilişkin bilinçaltını hergün ezmekte, kendini bilince enjekte etmektedir. İnsan belleği bu paradoksun günlük kurbanıdır. Bilinç-bilinçaltı arasında oluşturulan paradoks, insanın uçurumudur. Hegemon sistem içinde bir bütün tabi olarak yaşayan insan, içindeki dipsiz uçurumla yaşamaya mecbur olan insandır.

    Önderliğimiz “İnsan,uçurumun kenarında kanatlanır” diyor. Uçurumun kenarında uçmayı düşünmek, uçurumu bilmek, düşüşü anlayabilmek, uçma şansını yaratır. Ama, uçurum kenarındaki her duruş, kanatlanmayla sonuçlanmayabilir. Kimisi uçurumun kenarında, bırakır kendini sonsuz düşüşlere. Sistem, katliamcı yüzünü burada da gösterirken öyle profesyoneldir ki kişi bunun farkına dahi varmayabilir çoğunda. Bilinç ve bilinçaltı arasındaki uçurumun farkında olmak, paradoksu ortadan kaldırmak, ancak tahakkümcü sistemin binlerce yıl öncesinden başlayarak insan zihniyetinde açtığı uçurumları anlayarak, bilince çıkararak aşmakla mümkündür.

    Önderliğimiz, bilinç ve bilinçaltını birleştiren bir insanlık örneğidir. Bu durum birçok sosyolojik araştırmacıya da konu olmuş ve bir insanlık devrimi olarak nitelendirilmiştir. Özgürlük arayışçılığına yönelen her bireyin özü-sözü bir kılma çabası da bu devrimi gerçekleştirme istemindendir. Evliyaların “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” telkinleri de bu paradoksu ortadan kaldırmaya yönelik bir durumdur.

    Önderliğimizin İmralı adasında 11 yıla sığdırdığı çalışmalar insanlık tarihi açısından devrimsel niteliktedir. Kendinde yarattığı yeniden doğuş, konfederalizm projesi ve bir bütün olarak İmralı sistemi dediğimiz işkence sistemini beyinsel ve bedensel olarak yenmesi olağanüstüdür ama gerçektir. Önderliğimiz bu koşullarda barış için çalışma yürütmektedir. Ve son dönemlerde bahar sürecine ilişkin her türlü olasılığı dile getirmekle birlikte umutlu olduğunu belirtmiştir. İstemek, gerçekleştirmenin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Beyinle ve yürekle istemek ise büyük bir güçtür. Bu gücü büyütmek Apocu militanlar, gençler ve kadınlar, bir bütün halkımız açısından en ağır savaş ortamına hazır olmakla birlikte, yürekten ve beyinden özgürlük umutlarını hissetmekle, anlamakla ve istemekle mümkündür. Önderliğimiz bu istemlerini her fırsatta dile getirmiş ve  bu umutların gerçeğini yaşadığı gibi rüyasını da görmüştür. Bu anlamda Önderlik kişiliğinde bilinç ve bilinçaltının, öz ve biçimin eşitlendiğini, kapitalist modernitenin yenildiğini görmek zor değildir. Bir halkın umutlarını yeşertmek, bu umutları gerçeğe yakınlaştırmaktır Önderliğimizin biyografisi. Bir halkın yüreğinin O’nun yüreğinde yaşam bulmasıdır. Önderliğimizin görüşmelerinde bizlerle paylaştığı rüyası hepimizin rüyasıdır. Tüm yetmezliklerimize rağmen bizde yeşeren Önderlik filizlerinin esintisidir. Önderlikteki özgür gelecektir.

    “Kamptan ayrılmıştım, yolumu şaşırmıştım, kendimi Diyarbakır Surlarının üzerinde buldum. Surlardan aşağı inmek istiyordum ama ayağımda ayakkabı yoktu, inemiyordum. O sırada etrafımı çocuklar sardı. Benden bahşiş istediler. Elimi cebime attım, para yoktu. Cebimi karıştırdım, on kuruş vardı, bunu versem yetmez, diye düşünüyordum. Birisi bana;  ‘onu onlara ver, o altındır, hepsine yeter’ dedi. Verdim. O sırada uyandım. Bu rüyam gerçekleşebilir, umutluyum.”

    Önderliğimizin bu rüyasını okurken ya da dinlerken hepimiz gülümsüyoruz. Hepimizin yüreğini, huzurlu, umutlu bir gülümseme kaplıyor.

Çünkü Önderliğimizin rüyası hepimizin rüyası…

Gerçeğin rüyası…

Devrimci Selam ve Saygılar

  

 
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com