|
KASIM ENGİN
Başkanı tanımak
için başkanla kalmış olmak gerekiyor. Onun gösterdiği
inceliği anlamadan bazı gerçekleri anlamak zor oluyor.
Bizim felsefemiz
bir atın gözlerindeki anlamı sezmekten tutalım, bir
kuşun sesindeki anlamı çözmeye kadar yaşamı bir bütün
olarak algılar. Yaşlı bilgeye büyük saygıdan başlayıp
bir ceylan kadar ürkek genç kızın gözlerindeki arayışa
yanıt olmaya kadar anlam yüklüdür der Başkan Apo.
İşte bu inceliği
görmeden inanmak ya da görmeden anlamlandırmak zor
oluyor. Belki önderliği okuyup ta o düzeyde tanıma ve
anlama gücü gösteren insanlarda vardır. Bunu yadsımamak
gerekir. Kapasite ve incelik ve ilgili olmayla alakalı
bir durumdur bu. Derin entelektüel birikimin ve derin
tarihi anlayışın ve kavrayışın varsa belki bu yöntemde
anlamlı olabilmektedir.
Ben kendim bu
kategoride olan biri değildim ve halen de değilim.
Görmeden bazı şeyleri anlamlandırmak halen zor geliyor.
Denilecek ki bu tipik bir Kürt özelliğidir. Ne yapalım
bizim kişiliğimiz de böyle diyeceğim. Ama buruk bir ne
yapalımdır bu. Çünkü bu pozisyonda olmak ya da yıllar
sonra halen o pozisyonda kalmak bir övünme meselesin
değil biz özeleştiri meselesidir.
Ben önderliğin
insana yaklaşımlarından hep etkilendim. Benimle
konuşurken insan diyor ki en çok sevdiği insan benim
ve gerçekten buna inanıyor insan. Ama bu duygu onunla
yani önderlikle ilişkilenen her insan için böyledir.
Herkes biraz da önderliği kendi önderliği bilir. Belki
bunun için bencilce kendisinin olmasını ister.
Önderlik
çözümlemelerini okurken-ki o zaman daha önderliği
görmemişim-yaşadığım duygu yine aynısıdır. önderlik
sanki beni yazmış, beni dile getirmiş gibi bir kanı
insanda gelişiyor. Ve yoldaşlarla derin tartışabilme
zemini yakalandığında aslında her yoldaş için böyle
olduğu ortaya çıkıyor.
Önderlik bunu nasıl
yapıyor, nasıl bunu insanların içerisinde başarıyor diye
kendime çok sorular sordum. Ama bir türlü o sırrın ne
demek olduğunu çözemedim. Çünkü bizim insanlarla olan
ilişkilerimizde pürüz çok. Hâlbuki insan ister ki
karşındakinin kalbine derinden nüfus etsin. İnsan ister
ki derin izler bıraksın. Ama maalesef çoğu kez yaşadığım
gibi derin iz bırakmışız ancak negatif olarak. İnsanları
kırarak, dökerek, tepkilendirerek ve daraltarak.
Hâlbuki önderlikle
bir kez ilişkilenmişsen o sende artık bir anıdır. O
artık sende bir milattır. Ve sende artık unutulmayacak
bir mirastır.
Örneğin önderlikle
sen bir kez şöyle ya da böyle mektupla, raporla, cihaz
konuşmasıyla ya da direk ilişkilenmişsen arada yıllar da
geçse ilk merhabalaşmasında ismiyle anar seni. O kadar
bireyle ilgilidir. Ve o dönemin konuşmasını sana
hatırlatır. Yine varsa devrim içerisinde akrabaların bir
de bakmışsın onlara sana anlatmış.
Evet, bu insana
olan ilgidir. Kendimiz yıllarca birlikte kaldığımız
yoldaşları eğer bir müddet bizden ayrılmışlarsa
isimlerini, simalarını ve belki de anılarını
unutuvermişiz. Düşünün sizin ismini unuttuğunuz yoldaş
size ilişkin düşünceleri ne olacaktır. Herhalde çok
sıcak ve içten olmayacaktır. Çünkü siz onu
unutuvermişsiniz. Yani başka bir kavramlaştırmayla siz
onu kendinize yakın görmemişsiniz ve by pas
etmişsinizdir. Bunu karşıdaki anlayacak. Belki de siz
gerçekten öyle yaklaşmak istememişsiniz. Ama eğer
unutuvermişseniz orada bir ilgisizliğin olduğu kesin
değil midir?
Önderlik sahasında
bir Rüstem yoldaş vardı. Bize göre biraz kaçık yani yarı
deliydi. O yoldaş sonra Cudide şehit düşecekti.
Önderlik onunla sohbet ederken insan hayret ediyordu.
Hepimizi bıraktı ve Rüstem yoldaşa söyle bakayım,
herkes seni deli görüyor. Ve zaten toplumda beni deli
biliyor. Ama ben ve sen deli değiliz. Belki de en
akılları biziz. Söyle bakayım kampta neler var? evet,
aynen böyle. Bir daha bu arkadaş önderlikte kopabilir
mi?
Örneğin ben
önderlikle bir ara ilişkilenme durumum olmuştu
akademide. Ancak yarım günlük bir şeydi. Arada epey
zaman geçmişti. Bir gün önderlik dolaşırken benimle
basının bulunduğu yerde karşılaştı. Kıştı hava soğuktu.
Benim üzerimde sadece bir gömlek vardı. Bu durumu gören
önderlik üşüyorsundur. Birde Avrupadan geldin. Hasta
düşeceksin. Hemen sana bir elbise verelim. Kazak
almalısın. Ben ne kadar ret etsem de ısrar ederek
görevli arkadaşları da çağırarak bana elbise vermelerini
söylemişti. Birde ismimi söyleyerek dile getirmişti tüm
bunları. Çok etkilenmiştim. Düşünün kampta 400 arkadaş
var ve sizi sadece bir kez görmüş ve bu kadar ilgi
gösteriyor. Siz bir daha bu insanı unutuverebilir misin?
Unutabilmek için manda derili olmak gerekmez mi?
Dediğim gibi müthiş
bir ilgi var önderlikte. Ve herkese dönük bu böyledir.
Başka bir sefer
önderliği Şam da 1994 yılında görecektim. Bir
Avusturyalı diplomat gelmişti. Beni önderlik tercümanlık
için çağırmıştı. Önderlikle çok geniş bir tartışma
yürütüldü. Özelde TC devletinin konsolosluk
elemanlarının çok aktif oldukları ve buna karşı barış
söylemlerini fazla dile getirmek gerektiği derken
yabancı diplomatın hem bizim Avusturya da ki yoldaşların
iyi yönlerini hem de zayıf yönlerini geniş izah etti.
Özcesi eleştirileri vardı. Önderlik epey dinledikten
sonra size katılıyoruz, arkadaşlarımızın tecrübesi az
olabilir. Bunun için yetmezliklerde yaşanmış olabilir.
Siz orada ne yapılması gerekiyorsa yapın. Siz yazıda
yazabilirsiniz. Ve hatta bildirilerde yazabilirsiniz ve
benim imzamı atabilirsiniz. Yani siz nasıl uygun
görüyorsanız biz öyle yaparız. Ve yoldaşlarımıza da
yardımcı olabilirsiniz dedikten sonra isterseniz bizim
temsilcimiz gibi yaklaşabilirsiniz sözlerini ekledi.
Diplomat çok etkilenmişti. Ancak diplomattan çok ben
etkilenmiştim. Çünkü önderlik karşısında duran yabancı
bir diplomatta olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren
sözler sarf etmişti.
Şimdi bu yabancı
diplomat bir daha önderlikten kopabilir mi sizce?
Kopamaz. Kopamaz, çünkü önderlik onun derdine derman
gibi merhem oluyor.
Evet, yukarıda
belirttiğim gibi önderlik insanların gönlüne nasıl taht
kuruyor tam anlamamış olsam da insana olan yakın
ilgiliği, sıcaklığı ve dostane ilişkisi insanı kendisine
çektiği kesindir.
|