Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
     

ÖNDERLİKTE İNSANA İLGİ

KASIM ENGİN

 

Başkanı tanımak için başkanla kalmış olmak gerekiyor. Onun gösterdiği inceliği anlamadan bazı gerçekleri anlamak zor oluyor.

“Bizim felsefemiz bir atın gözlerindeki anlamı sezmekten tutalım, bir kuşun sesindeki anlamı çözmeye kadar yaşamı bir bütün olarak algılar. Yaşlı bilgeye büyük saygıdan başlayıp bir ceylan kadar ürkek genç kızın gözlerindeki arayışa yanıt olmaya kadar anlam yüklüdür” der Başkan Apo.

İşte bu inceliği görmeden inanmak ya da görmeden anlamlandırmak zor oluyor. Belki önderliği okuyup ta o düzeyde tanıma ve anlama gücü gösteren insanlarda vardır. Bunu yadsımamak gerekir. Kapasite ve incelik ve ilgili olmayla alakalı bir durumdur bu. Derin entelektüel birikimin ve derin tarihi anlayışın ve kavrayışın varsa belki bu yöntemde anlamlı olabilmektedir.

Ben kendim bu kategoride olan biri değildim ve halen de değilim. Görmeden bazı şeyleri anlamlandırmak halen zor geliyor. Denilecek ki bu tipik bir Kürt özelliğidir. Ne yapalım bizim kişiliğimiz de böyle diyeceğim. Ama buruk bir ne yapalımdır bu. Çünkü bu pozisyonda olmak ya da yıllar sonra halen o pozisyonda kalmak bir övünme meselesin değil biz özeleştiri meselesidir.

Ben önderliğin insana yaklaşımlarından hep etkilendim. Benimle konuşurken insan diyor ki “en çok sevdiği insan benim” ve gerçekten buna inanıyor insan. Ama bu duygu onunla yani önderlikle ilişkilenen her insan için böyledir. Herkes biraz da önderliği kendi önderliği bilir. Belki bunun için bencilce kendisinin olmasını ister.

Önderlik çözümlemelerini okurken-ki o zaman daha önderliği görmemişim-yaşadığım duygu yine aynısıdır. “önderlik sanki beni yazmış, beni dile getirmiş” gibi bir kanı insanda gelişiyor. Ve yoldaşlarla derin tartışabilme zemini yakalandığında aslında her yoldaş için böyle olduğu ortaya çıkıyor.

Önderlik bunu nasıl yapıyor, nasıl bunu insanların içerisinde başarıyor diye kendime çok sorular sordum. Ama bir türlü o sırrın ne demek olduğunu çözemedim. Çünkü bizim insanlarla olan ilişkilerimizde pürüz çok. Hâlbuki insan ister ki karşındakinin kalbine derinden nüfus etsin. İnsan ister ki derin izler bıraksın. Ama maalesef çoğu kez yaşadığım gibi derin iz bırakmışız ancak negatif olarak. İnsanları kırarak, dökerek, tepkilendirerek ve daraltarak.

Hâlbuki önderlikle bir kez ilişkilenmişsen o sende artık bir anıdır. O artık sende bir milattır. Ve sende artık unutulmayacak bir mirastır.

Örneğin önderlikle sen bir kez şöyle ya da böyle mektupla, raporla, cihaz konuşmasıyla ya da direk ilişkilenmişsen arada yıllar da geçse ilk merhabalaşmasında ismiyle anar seni. O kadar bireyle ilgilidir. Ve o dönemin konuşmasını sana hatırlatır. Yine varsa devrim içerisinde akrabaların bir de bakmışsın onlara sana anlatmış.

Evet, bu insana olan ilgidir. Kendimiz yıllarca birlikte kaldığımız yoldaşları eğer bir müddet bizden ayrılmışlarsa isimlerini, simalarını ve belki de anılarını unutuvermişiz. Düşünün sizin ismini unuttuğunuz yoldaş size ilişkin düşünceleri ne olacaktır. Herhalde çok sıcak ve içten olmayacaktır. Çünkü siz onu unutuvermişsiniz. Yani başka bir kavramlaştırmayla siz onu kendinize yakın görmemişsiniz ve by pas etmişsinizdir. Bunu karşıdaki anlayacak. Belki de siz gerçekten öyle yaklaşmak istememişsiniz. Ama eğer unutuvermişseniz orada bir ilgisizliğin olduğu kesin değil midir?

Önderlik sahasında bir Rüstem yoldaş vardı. Bize göre biraz kaçık yani yarı deliydi. O yoldaş sonra Cudi’de şehit düşecekti. Önderlik onunla sohbet ederken insan hayret ediyordu. Hepimizi bıraktı ve Rüstem yoldaşa “söyle bakayım, herkes seni deli görüyor. Ve zaten toplumda beni deli biliyor. Ama ben ve sen deli değiliz. Belki de en akılları biziz. Söyle bakayım kampta neler var?” evet, aynen böyle. Bir daha bu arkadaş önderlikte kopabilir mi?

Örneğin ben önderlikle bir ara ilişkilenme durumum olmuştu akademide. Ancak yarım günlük bir şeydi. Arada epey zaman geçmişti. Bir gün önderlik dolaşırken benimle basının bulunduğu yerde karşılaştı. Kıştı hava soğuktu. Benim üzerimde sadece bir gömlek vardı. Bu durumu gören önderlik “üşüyorsundur. Birde Avrupa’dan geldin. Hasta düşeceksin. Hemen sana bir elbise verelim. Kazak almalısın.” Ben ne kadar ret etsem de ısrar ederek görevli arkadaşları da çağırarak bana elbise vermelerini söylemişti. Birde ismimi söyleyerek dile getirmişti tüm bunları. Çok etkilenmiştim. Düşünün kampta 400 arkadaş var ve sizi sadece bir kez görmüş ve bu kadar ilgi gösteriyor. Siz bir daha bu insanı unutuverebilir misin? Unutabilmek için manda derili olmak gerekmez mi?

Dediğim gibi müthiş bir ilgi var önderlikte. Ve herkese dönük bu böyledir.

Başka bir sefer önderliği Şam da 1994 yılında görecektim. Bir Avusturyalı diplomat gelmişti. Beni önderlik tercümanlık için çağırmıştı. Önderlikle çok geniş bir tartışma yürütüldü. Özelde TC devletinin konsolosluk elemanlarının çok aktif oldukları ve buna karşı barış söylemlerini fazla dile getirmek gerektiği derken yabancı diplomatın hem bizim Avusturya da ki yoldaşların iyi yönlerini hem de zayıf yönlerini geniş izah etti. Özcesi eleştirileri vardı. Önderlik epey dinledikten sonra “size katılıyoruz, arkadaşlarımızın tecrübesi az olabilir. Bunun için yetmezliklerde yaşanmış olabilir. Siz orada ne yapılması gerekiyorsa yapın. Siz yazıda yazabilirsiniz. Ve hatta bildirilerde yazabilirsiniz ve benim imzamı atabilirsiniz. Yani siz nasıl uygun görüyorsanız biz öyle yaparız. Ve yoldaşlarımıza da yardımcı olabilirsiniz” dedikten sonra “isterseniz bizim temsilcimiz gibi yaklaşabilirsiniz” sözlerini ekledi. Diplomat çok etkilenmişti. Ancak diplomattan çok ben etkilenmiştim. Çünkü önderlik karşısında duran yabancı bir diplomatta olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren sözler sarf etmişti.

Şimdi bu yabancı diplomat bir daha önderlikten kopabilir mi sizce? Kopamaz. Kopamaz, çünkü önderlik onun derdine derman gibi merhem oluyor.

Evet, yukarıda belirttiğim gibi önderlik insanların gönlüne nasıl taht kuruyor tam anlamamış olsam da insana olan yakın ilgiliği, sıcaklığı ve dostane ilişkisi insanı kendisine çektiği kesindir.

 


 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com