|
CIGER MARDİN
Önder APOyu görmek ve onunla yaşamak
her yoldaşın ve yurtsever insanın hayali ve özlemiydi.
Bunun nedeni kuşkusuz Önder APOyu
özgürlüğün ve kurtuluşun umudu ve teminatı olarak
görmekti. Çünkü Önder APO ölüm döşeğindeki Kürt halkını
yeninden diriltti ve ona özgürlük bilincini kazandırdı.
Baş aşağı giden Kürdün tarihini durdurup
tersine çevirdi. Önder APO Kürt halkını diliyle,
kültürüyle ve kimliğiyle tanıştırdı. Kendi gerçeğinden
utanarak kaçan bir halk olmaktan çıkarıp kendi gerçeğine
ve davasına sahip çıkılır bir duruma götürdü.
Binlerce kahraman yoldaşımız Önder
APOyu görme hasretiyle şehit düştüler. Bu arkadaşlar
fiziki olarak Önder APOyu görmemelerine rağmen ruhta
düşüncede ve yaşamda sürekli Önder APOyla beraber
yaşadılar. Ve Önderlik çizgisinin takipçisi oldular.
Zaten Önder APOnun dediği gibi fiziki olarak görüp
görmeme o kadar önemli değildir. Önemli olan Önder
APOyu ruhta ve düşüncede yaşamak ve uygulamaktır. Eğer
ben ve yüzlerce arkadaş mayına basarak sakatlanmasaydık
belki bizde binlerce yoldaş gibi Önderliği fiziki olarak
görmeyebilirdik. Bu noktada şanslı çıktık.
1994 onuncu ayında ilk sefer Önder
APOyu gördüm. Gece Şamdaki Türkçe kampına gittik.
Önderlik sabah geldi, çözümleme yaptı, o günlerde Garzan
eyaletinde bazı arkadaşlar şehit düşmüştü. Önderlik çok
kızmıştı. Çözümleme dört saat sürdü ondan sonra Önderlik
dedi hem ülkeye hemde kitle faaliyetlerine gidecek olan
arkadaşlar ayrılsın ayrıldık ve Önderlikle yemek yemeye
gittik. Yemek masasının bir ucunda Önderlik diğer ucunda
ise Abbas arkadaş oturuyordu. Bende Önderliğe yakındım.
Abbas arkadaş yemeği bıraktı. Bende bırakmak istedim.
Önderlik Abbas arkadaşa bakarak Abbas yemeği ye deyince
bende tekrar yemeğe devam ettim. Yemek üstünde bile
Önderlik konuşuyordu. Yemekten sonra top sahasına gittik
ve tek tek söz verdik. Ve çalışma alanlarımıza gittik.
8 ay kitle faaliyetlerinde kaldım. Ondan
sonra eğitim için Kürtçe kampına gittim. 9 ay kampta
kaldım. Önderlik Türkçe kampına sık sık gidiyordu ancak
Kürtçe kampına fazla gelmiyordu. Haftada bir bazen on
günde bir geliyordu. Önder APO hem kadro eğitimiyle
uğraşıyordu hemde halk eğitimiyle uğraşıyordu. Öyle bir
çalışma tarzı vardı ki insanı hayretler içinde
bırakıyordu. Bir yandan parti yapısına gündelik
çözümleme yapıyordu bir yandan halk toplantıları
yapıyordu. Bir yandan televizyon programına katılıyordu.
Bir yandan da ülkedeki savaşı ve yurt dışı çalışmaları
koordine ediyordu. Muazzam bir temposu vardı Önderliğin.
Çalışma tarzında ve temposunda kopukluk
ve sistemsizlik yoktu. Yorulmak nedir bilmiyordu. Önder
APOyu görmek ve anlatmak sanıldığından çok çok zordur.
Ancak benim Önder APOda gördüğüm özellikler; Önder APO
insanı her şeyin merkezine koyuyordu ve insanlara büyük
bir değer veriyordu her yaştan insanlarla çok rahatça
alıp verebiliyordu. İnsan olarak yaş farkı gözetmeksizin
tüm insanlara aynı değer ve saygıyı veriyordu. Ve eşit
mesafede yaklaşıyordu. Her şeyle insanları
etkileyebiliyordu.ç ayrıca Önderliğin doğal bir
otoritesi vardı. Ve çok heybetliydi. 1996da Suriye
askerleri Kürtçe kampına baskın yaptılar. Önderlik sabah
geldi, yeni çözümlemeye başlamıştı, baktık bir gürültü
geldi. Damda nöbet tutan arkadaşlardan biri silahla
okulun içine girdi. Bir anda baktık kampın avlusu Suriye
askerleriyle doldu. Arkadaşlar ve askerler birbirine
karşı mevzi aldılar. Önderlik tam okulun kapısında
dışarıda olanları seyretti. Tabi biz çok korkmuştuk.
Önderliğe bir şey olacak diye arkadaşlar kamerayla çekim
yaptılar. Önderlik Arapça bilen bir arkadaşı çağırdı,
onların yanına gönderdi daha sonra onların sorumlusu
okulun içinde geldi, elini Önderliğin omzuna koydu daha
sonra Önderlik dışarıya çıktı. Durumu yatıştırdı.
Kamplar hakkında devletin resmi bilgisi vardı. Güya
orada uyuşturucu üretiyormuşuz gerekçesiyle baskın
yapmışlardı. Önderlik çok soğukkanlı davrandı, özür
dilediler daha sonra baskın yapanlar hakkında parti
tarafından soruşturma başlatıldı. Daha sonra bir akşam
iki general geldiler. Önderlikle görüşme yaptılar ve
sorun giderildi. O dönemde birkaç farklı olay daha
yaşandı yine bir gün Önderlik çözümlemeye başlar
başlamaz baktık nizamiye kapısından arkadaşlar bir kızı
içeri aldılar.Bir genç onu kaçırmıştı, ailesi onları
kovalamışlardı arkadaşlar genci geri çevirdiler. Kızı da
mutfağa koydular Önderliği görmesin diye. Daha sonra
kızı bıraktılar. Bir gün yemek yiyorduk. O esnada
Önderlik geldi, yemekleri karıştırmıştık. Önderlik dedi
tamam madem karıştırmışsınız tabakların dibinde bir şey
kalmamalı. Yine bir gün avlunun içinde dağınık haldeyken
bir anda baktık Önderlik geldi. Hiç kimsenin haberi
olmadan ardından apar topar Cuma arkadaş geldi. Önderlik
kampın yönetiminde yer alan Hozan arkadaştan yapının
sayısını sordu. Arkadaşa tam olarak bilemedi. Dedi bir
çoban sürüsünün kaç tane olduğunu bilmelidir.
Önder APOda büyük bir çekici güç vardı.
Her şeyiyle insanları kendine çekiyordu. İnsan sürekli
onunla kalmak ve onunla yaşamak isterdi. Üst üste
saatlerce çözümleme yapıyordu. Hiç sıkılmıyorduk. Hep
dinlemek isterdik. Çözümleme gücün çok yüksekti.
Anlattıklarıyla insanları derin düşüncelere ve
yoğunlaşma içine çekiyordu. Önderlik çözümleme yaparken
insan kendini boy aynasında görür gibi kendi kişiliğini
hata ve eksikliklerini ve tüm yetersizliklerini
çözümlemelerde görüyordu. Önder APO salt çözümlemeyle
kalmıyordu. Aynı zamanda çözümün yol ve yöntemlerini de
sunuyordu. Her şeyin alternatifini ortaya koyuyordu.
Bireysel olarak Önder APOyla fazla anılarım olmadı.
Önder APOnun kişiliğine ve
özelliklerine ilişkin söylenecek ve yazılacak bir çok
anı vardı. Başta da söylediğim gibi yamak ve anlatmak
kolay değil. Herkesinde yapabileceği bir şey değil genel
gözlemlerime göre kısaca bunları belirtebilirim.
|