Ana Sayfa

     
 
   


  ÖNDERLİKLE İLK KARŞILAŞMA

 

07.06.2008


 

   Zozan  Gül

  

   Önderliği ilk görmeye gittiğimdeki duygularımın, düşüncelerimin anlatılması oldukça zordur. Birçok önyargıyı nasıl taşıdığımı önderliği gördükten sonra anlayacaktım.  Her şeyden önce önderliği dokunulmaz ve ulaşılmaz biri olarak gördüğüm için onun yanına gitmeyi de kendime hak olarak göremiyordum. Bu konuda arkadaşlar beni ikna etmeye çalışıyorlardı. Gitmemi; önderliği görmemenin, orada eğitim almanın insanı daha çok geliştireceğini, kendini ve mücadeleyi daha farklı açılardan ele alarak ufkumun gelişeceğini söylüyorlardı. Ben ise sürekli önderliği görmeyi kendime hak olarak göremiyordum. Önderliği görmesi gereken insanların çok gelişkin ve dört dörtlük olması gerektiğini düşünüyordum.

    1996 yıllarının sonlarında zağros alanında çıkan bir operasyonda yaşanılan bir  çatışmada yaralandım. Daha sonra arkadaşlar beni Önderlik sahasına gönderdiler. Böylesi duygularla gittim. Bir yandan yaralı gitmek zoruma gidiyordu., diğer yandan da Önderliği görmenin heyecanını ve merakını son derecede yaşıyordum. Benimle birlikte dört yaralı arkadaş; üç erkek ve ben kampa girdik. Bizden önce de gruplar kampa gitmişti ama henüz Önderliği görmemiştiler. Biz kampın bir kapısından içeri girerken, diğer kapıdan da Önderlik içeri giriyordu. Arkadaşların birden telaşlanmasını ve işlere koşuşturmasını anlayamamıştım. Sordum. Ne oldu?  Arkadaşlar neden böyle harekete geçmiş. Yönetimden bir arkadaş Önderlik gelmiş deyince. Ben hemen ayağa kalkıp ben de gideceğim dedim. Bana şimdi gitmeyin, dinlenin gazi arkadaşlar sonra gitsin dedilerse de, dinlemedim. Hayır, gideceğim dedim. Önderliği görme konusundaki ısrarımı görünce, git dediler. Ben salonda erkek arkadaşların yanında arkada kaldım.  Önderlik oturun dedi. Bayan arkadaşlar öndeydi. Önderliğin giydiği bir kazak vardı. Aynı elbise ile okula asılmış bir resim de vardı. Ben iki saat boyunca dersi anlatan Önderliği bir de duvarda asılı duran Önderliğin resmine bakıp duruyordum. Gözlerim Zik zak gibi bir resme bir Önderliğe bakıp; o mu yoksa o mu Önderliktir diye kendi kendime soruyordum, Önderliğin arkadaşlar içerisinde gidip gelmesine ve o kadar arkadaşlara yakın olmasına inanmıyordum.

         Ders bittikten sonra yaralı arkadaşları kendi dinlenme odasına çağırdı. Bizler giderken daha kapıda iken, birden Önderlik hemen yanımıza gelip siz mi dağdan gelen arkadaşlarsınız diye bize sarılıp öptü. O zaman bir daha şaşırdım. Sanki hayaller âlemindeydim. Önderliği görmek, insanlara bu kadar yakın ve mütevazı olmasının şokunu mutlu bir heyecanla yaşıyordum. Genel arkadaş grubuyla selamlaştıktan sonra ben önderlikle yalnız kaldım. İki saat boyunca Önderlik, savaş sahasının durumunu sordu. Arkadaşların yaralanmasını, yine şehitleri nasıl kaldırdığımızı her şeyi ince ayrıntısına kadar soruyordu. Önderlik genelde insanlara ama özelde de yaralı arkadaşlara çok önem veriyordu. Onları iyileştirmek için manevi ve maddi olarak ne gerekiyorsa yapmak istiyordu. Bu konuda insana verdiği değeri karşısındakine hissettiriyordu.  İlginç olan ve şaşırdığım şey Önderlik karşısında hiç konuşamam diyordum. Ama o zaman sorulara çok sakin ve rahat cevap verdim. Kendimin de bu kadar rahat olmasına ben de şaşırdım.

      En çok etkilendiğim bir diğer nokta ise önderliğin insanları çok erken tanımasıdır. İlk gördüğü bir insanın yüzüne bakınca sanki onun içini okuyordu. Ne yaşıyor? Neler hissediyor hepsini bir bir anlatmasına insanları bu kadar erken insanları tanımasına da çok şaşırmıştım. Zilan arkadaşın eylemi ve kadının gücü üzerine çok çözümleme yapıyordu. Dağda bayan arkadaşların yaşadığı zorlanmaları önderlik sanki yanımızda bizimle yaşamış gibi biliyordu. Bu durumdan çok etkilendim. Yaşadığımız sorunları, zorlanmaları sanki bizimle kendisi de yaşamış gibi biliyordu. Bu nedenle o anda kendime söz verdim. Mücadeleye bağlılığımı daha da güçlendireceğime dair güçlü bir kararlılığın içine girdim.

    Daha sonra aşağıya yemeğe indik. Birçok masa vardı. Önderlik beni kendi masasına davet etti. Nasıl yemek yiyeceğim diyordum.  Heyecandan ve sevinçten açlığım hiç aklıma gelmiyordu. Birden kendimi hiç aç hissetmiyordum. Önderliğin verdiği ilgi de çok etkiliyordu. Sürekli yaran ağrıyor mu, yemek ye vb. konulardaki ilgisi bana çok güç veriyordu. Bir anda her şeyi unutmuş gibiydi. Bir saat Önderliği görmenin bende bu kadar yarattığı etkiye ben de şaşırmıştım. Sanki bir sihir gibi düşüncelerim ve ön yargılarım gitmişti.  Öyle ki bir an önce iyileşip aktif mücadele sahasına gitmek istiyordum.

                       

                                                                                                            Zozan  Gül

 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com