Zozan Gül
Önderliği ilk görmeye gittiğimdeki
duygularımın, düşüncelerimin anlatılması oldukça zordur.
Birçok önyargıyı nasıl taşıdığımı önderliği gördükten
sonra anlayacaktım. Her şeyden önce önderliği
dokunulmaz ve ulaşılmaz biri olarak gördüğüm için onun
yanına gitmeyi de kendime hak olarak göremiyordum. Bu
konuda arkadaşlar beni ikna etmeye çalışıyorlardı.
Gitmemi; önderliği görmemenin, orada eğitim almanın
insanı daha çok geliştireceğini, kendini ve mücadeleyi
daha farklı açılardan ele alarak ufkumun gelişeceğini
söylüyorlardı. Ben ise sürekli önderliği görmeyi kendime
hak olarak göremiyordum. Önderliği görmesi gereken
insanların çok gelişkin ve dört dörtlük olması
gerektiğini düşünüyordum.
1996 yıllarının sonlarında zağros
alanında çıkan bir operasyonda yaşanılan bir çatışmada
yaralandım. Daha sonra arkadaşlar beni Önderlik sahasına
gönderdiler. Böylesi duygularla gittim. Bir yandan
yaralı gitmek zoruma gidiyordu., diğer yandan da
Önderliği görmenin heyecanını ve merakını son derecede
yaşıyordum. Benimle birlikte dört yaralı arkadaş; üç
erkek ve ben kampa girdik. Bizden önce de gruplar kampa
gitmişti ama henüz Önderliği görmemiştiler. Biz kampın
bir kapısından içeri girerken, diğer kapıdan da Önderlik
içeri giriyordu. Arkadaşların birden telaşlanmasını ve
işlere koşuşturmasını anlayamamıştım. Sordum. Ne oldu?
Arkadaşlar neden böyle harekete geçmiş. Yönetimden bir
arkadaş Önderlik gelmiş deyince. Ben hemen ayağa kalkıp
ben de gideceğim dedim. Bana şimdi gitmeyin, dinlenin
gazi arkadaşlar sonra gitsin dedilerse de, dinlemedim.
Hayır, gideceğim dedim. Önderliği görme konusundaki
ısrarımı görünce, git dediler. Ben salonda erkek
arkadaşların yanında arkada kaldım. Önderlik oturun
dedi. Bayan arkadaşlar öndeydi. Önderliğin giydiği bir
kazak vardı. Aynı elbise ile okula asılmış bir resim de
vardı. Ben iki saat boyunca dersi anlatan Önderliği bir
de duvarda asılı duran Önderliğin resmine bakıp
duruyordum. Gözlerim Zik zak gibi bir resme bir
Önderliğe bakıp; o mu yoksa o mu Önderliktir diye kendi
kendime soruyordum, Önderliğin arkadaşlar içerisinde
gidip gelmesine ve o kadar arkadaşlara yakın olmasına
inanmıyordum.
Ders bittikten sonra yaralı
arkadaşları kendi dinlenme odasına çağırdı. Bizler
giderken daha kapıda iken, birden Önderlik hemen
yanımıza gelip siz mi dağdan gelen arkadaşlarsınız diye
bize sarılıp öptü. O zaman bir daha şaşırdım. Sanki
hayaller âlemindeydim. Önderliği görmek, insanlara bu
kadar yakın ve mütevazı olmasının şokunu mutlu bir
heyecanla yaşıyordum. Genel arkadaş grubuyla
selamlaştıktan sonra ben önderlikle yalnız kaldım. İki
saat boyunca Önderlik, savaş sahasının durumunu sordu.
Arkadaşların yaralanmasını, yine şehitleri nasıl
kaldırdığımızı her şeyi ince ayrıntısına kadar
soruyordu. Önderlik genelde insanlara ama özelde de
yaralı arkadaşlara çok önem veriyordu. Onları
iyileştirmek için manevi ve maddi olarak ne gerekiyorsa
yapmak istiyordu. Bu konuda insana verdiği değeri
karşısındakine hissettiriyordu. İlginç olan ve
şaşırdığım şey Önderlik karşısında hiç konuşamam
diyordum. Ama o zaman sorulara çok sakin ve rahat cevap
verdim. Kendimin de bu kadar rahat olmasına ben de
şaşırdım.
En çok etkilendiğim bir diğer
nokta ise önderliğin insanları çok erken tanımasıdır.
İlk gördüğü bir insanın yüzüne bakınca sanki onun içini
okuyordu. Ne yaşıyor? Neler hissediyor hepsini bir bir
anlatmasına insanları bu kadar erken insanları
tanımasına da çok şaşırmıştım. Zilan arkadaşın eylemi ve
kadının gücü üzerine çok çözümleme yapıyordu. Dağda
bayan arkadaşların yaşadığı zorlanmaları önderlik sanki
yanımızda bizimle yaşamış gibi biliyordu. Bu durumdan
çok etkilendim. Yaşadığımız sorunları, zorlanmaları
sanki bizimle kendisi de yaşamış gibi biliyordu. Bu
nedenle o anda kendime söz verdim. Mücadeleye
bağlılığımı daha da güçlendireceğime dair güçlü bir
kararlılığın içine girdim.
Daha sonra aşağıya yemeğe indik.
Birçok masa vardı. Önderlik beni kendi masasına davet
etti. Nasıl yemek yiyeceğim diyordum. Heyecandan ve
sevinçten açlığım hiç aklıma gelmiyordu. Birden kendimi
hiç aç hissetmiyordum. Önderliğin verdiği ilgi de çok
etkiliyordu. Sürekli yaran ağrıyor mu, yemek ye vb.
konulardaki ilgisi bana çok güç veriyordu. Bir anda her
şeyi unutmuş gibiydi. Bir saat Önderliği görmenin bende
bu kadar yarattığı etkiye ben de şaşırmıştım. Sanki bir
sihir gibi düşüncelerim ve ön yargılarım gitmişti. Öyle
ki bir an önce iyileşip aktif mücadele sahasına gitmek
istiyordum.
Zozan
Gül
|