|
Görüyorsunuz. Benim değil artık hepimizin
sağlığı aynı. Süreçle bağlantılıdır. Yine her
şey döndü dolaştı buraya geldi. Her şey yine
buradan bekleniyor değil mi? Çok zorlanıyorum
burada. Buraya gelmeden önce arkadaşlarla da
görüştüm. Bu konuyla ilgili açıklamalarım
olacak. Önce varsa aktarımlarınız, hızlı hızlı
alayım.
KCK çatışmasızlık süreci için yaptığımız çağrıya
uyacaklarını, ancak iki önemli hususun yerine
getirilmesi gerektiğini belirtmiş. İlk koşul
meclisin Kürt sorununu çözmek için bana çağrı
yapması ve buna uygun koşulların yaratılması.
İkinci olarak da başbakan veyahut hükümet adına
yetkili bir kişinin Kürt sorununun çözümünde
imha ve tasfiye değil diyalog ve barışçıl
yolların esas alınacağını ve operasyonların
durdurulacağı yönünde kamuoyuna açıklama yapması
olduğu belirtiliyor. Bundan haberim oldu, tamam.
AİHM savunmamın 5. Cildiyle ilgili Türk Hükümeti
savunmanın verilmemesi yönünde tedbir talep
etmiş. Savunmamın ya avukatlara verilmemesi ya
da verilecekse kısmen verilmesi, yani bazı
bölümlerin çıkarılması kaydıyla verilmesi
talebinde bulunmuş denilmektedir.
Olur mu öyle şey. O benim savunmam. Hem
kendileri istiyor hem de kısıtlama gibi hakları
var mı? Tabi ki hiçbir kısıtlamanın olmaması
gerekir. Araştırılmalı bu konu. Üzerinde
durulmalı. Gerekli olan şeyleri yapmak
gerekiyor.
DTK toplantısından, milletvekillerin meclise
gitmemesinden basın yoluyla haberim oldu.
Mehmet Ali Birand iki önemli yazı yazmış. Ayrıca
aynı çerçevede basında birçok yazar Kürt
sorununun Kürtler muhatap alınarak çözülmesi
gerektiğini ve biran önce çözüm yoluna girilmesi
gerektiğini belirtiyorlar. İhsan Dağı, Ahmet
İnsel, Nuray Mert'in benzer yazıları çıkmış.
36 milletvekilinin seçilmesini, Öcalan-PKK
ekseninin meclise taşınmış bir irade beyanı
olarak okunması gerektiğini yazıyorlarmış.
Ahmet Altan ve Yasemin Çongar selam
göndermişler. Ben de onları selamlıyorum. Ahmet
Altan'ın yazılarını okuyorum. Özgürlükçü yanının
güçlü olduğunu biliyorum. Onların Taraf
gazetesiyle önemli bir özgürsel yol açtığını
biliyorum. Bunu çok değerli ve önemli buluyorum.
En değme solcudan daha yararlı ve cesur
buluyorum. Taraf gazetesinin Türkiye'deki
hegemonik yapıya eleştiriler yaparak özgürlüksel
bir duruş sergilediler. Benim Taraf gazetesine
eleştirilerim de var. Onları zaman zaman
eleştirdim de. Ama benim bu eleştirilerim
onların bu değerli, özgürsel yanını ortadan
kaldırmaz. Eleştirilerim var ama bunu da
anlasınlar. Zaten Kürt sorununa toplumsal
konularda da eleştirisel yaklaşmak gerekir.
Yasemin Çongar'ın da yazılarını aynı çerçevede
buluyorum. Değerlidir, özgürlük yanı
gelişkindir. Onun edebi yanı da, yönü de var,
gelişmiştir. Daha önce edebiyat üzerine yazdığı
yazıları okuyordum. Son zamanlarda yazmıyor ya
da ben alamıyorum. Ona da selamlarımı
iletirsiniz. Tekrar ikisini de selamlıyorum.
Cengiz Çandar’a da selamlarımı iletirsiniz.
Başbakanın Kürt sorunu konusunda zihniyetinin
dar olduğunu ancak çevresinde Kürt sorununu
demokratik yollarla çözmek isteyenlerin de
bulunduğunu, iç ve dış koşulların başbakanı
çözüme mecbur kıldığını belirtiyor. Tespitleri
iyi. Ayrıca Hasan Cemal’e de selamlarımı
iletiyorum.
Sivas’ın İmranlı ilçesinde geçen hafta yapılan
operasyonda üç gerillanın yaşamını yitirdiğinden
haberim var. Yine dün Dersim'de bomba patlaması
sonucu iki polis de yaşamını yitirmiş.
KCK seçimle ilgili oluşturulan demokratik bloğun
sırf seçime endeksli ve taktiksel olmadığını,
demokratik güçlerle ortaklaşmanın bu dönemin en
önemli olumlu gelişmesi olduğunu, seçim
sonuçlarının elimi güçlendirdiğini, Dersim,
İzmir, Erzurum, Adıyaman, Antep gibi yerlerde
yaşanan başarısızlıkların örgütsel çalışma tarzı
ve zayıflıktan kaynaklandığını belirtiyormuş.
Bundan böyle daha sorumlu bir duruşla bu
eksikliklerini gideceklerini söylemişler. Tamam.
Blok önemli tabi.
İzmir'de ne kadar oy alındı? 1. Bölge’de 60 bin
civarında alınmış diyorlar. Kazanması için 15
bin oy daha gerekliymiş ama burada 26 bin oy
geçersiz sayılmış. Burada iptal edilen oyların
çoğu bizimdir yüksek ihtimalle. Peki, neden
böyle oldu? Adayın çok sinerji yaratamaması ve
biraz da örgütsel eksiklikler nedeniyle olduğu
belirtiliyor. Örgütsel sorunlar da eklendi tabi.
Bu konuda daha önce uyarı yapmıştım.
Başka bir şey var mı? Avrupa'dan yeni bir şey
var mı? Herhalde bir şey yok.
HAK-PAR açıklama yapmış herhalde. Biliyorsunuz
ben HAK-PAR adayının da bu blokta yer almasını
istiyordum. Sayı çok önemli değil. Bir kişiyle
de olsa temsiliyet önemliydi. Genel başkanları
olabilirdi. Ya da onların kendi içlerinden biri
olabilirdi. Ama olmadı. Bundan dolayı kusura
bakmasınlar. İttifak çalışmalarında yer
alsınlar. Özellikle Kürdistan ulusal
konferansında bulunsunlar, yer alsınlar. Bu
ittifak son derece önemlidir, tüm Kürtlerin
yararınadır. Tüm Kürtlerin bu mücadelede yer
almaları önemlidir. Kim bu mücadeleyi iyi
yaparsa onu destekleyelim. Geçmiş önemli değil.
Bundan sonra ulusal konferans ve Kürtlerin diğer
çalışmalarında yer almak önemlidir. Bu konuda
kendilerine daha önce dile getirdiğim dört ilke
üç pratik öneriyi sunuyorum. Bu çerçevede
çalışmalarını yapabilirler. Kendileriyle
görüşmek gerekiyor. Selamlarımı iletiyorum.
Bolu Cezaevi’ndeki arkadaşlar selam
göndermişler. Ben de onlara selamlarımı
gönderiyorum.
KJB 5. Kurultayını gerçekleştirmiş. Mektupları
elime ulaştı. KJB Kurultayı'nda alınan en önemli
kararlar, cinsiyet mücadelesinde kopuş
teorisinin esas alındığı, dünya kadın
kurultayının yapılması yönünde hedeflerinin
olduğu, 12 Haziran seçimindeki kadın başarısını
önemli bulduklarını, yüzde 30 gibi bir kadın
temsiliyetinin sağlandığını belirtiyorlar.
Sema Yüce için Tutak’ta mezarı başında anma
yapılmış. Tabi, yapmalılar. Önemli bu tür
şeyler. Cezaevinden bana gelen mektuplarda da bu
konulara değiniliyor. Cezaevinden bana bir
mektup gelmiş. İsmi ... Zengok'tanmış.
Sakıkların köyü. Yoğunlaştığını söylüyor. Ona
önerim bol bol Hegel'i okusun. Hegel'i tam
anlasın. Malatya Cezaevi'nden mektup var yine.
Bakırköy'den ... mektup göndermiş. Bu cezaevi
ile görüşülürse oradaki tüm kadın
arkadaşlarımıza selamlarımı iletiyorum. Hamili
Yıldırım da Maraş Cezaevi'nden mektup göndermiş.
Kadın konusu önemli ve tarihi bir konudur. Benim
de en çok üzerinde durduğum konulardan birisi
kadın konusu olmuştur. Kadın Özgürlüğü konusunda
bugüne kadar çok ciddi çalışmalarımız oldu,
bundan sonra da bu çalışmalarımız devam
edecektir. Kadın konusunda bizim yapmaya
çalıştığımız iki şey var ve bunlar çok
önemlidir. Birincisi kadının ideolojik fikir
olarak özgürleşmesi ve güç kazanmasıdır. Kadının
ideolojik olarak çok yetkin hale gelmesidir.
İkincisi kadının kendi örgütlülüğünü
oluşturması, kendi örgütlülüğüne kavuşması,
kendi örgütlenmesini yapacak düzeye, hale
gelmesidir. Kadın bu iki konuda yol alabilirse
ancak özgürleşme alanında da önemli adımlar
atmış olacaktır.
Kadın özgürleşmesi olmadan toplumun devrim
yapması, özgürleşmesi mümkün değil bana göre.
Kadının özgürleşmesi, verili kültüre karşı
özgürleşebilmesi yoğun bir gelenek
eleştirisiyle, mevcut gelenek eleştirisiyle
mümkün olabilir. Bu da çok zordur. Bunun çok zor
olduğunu biliyorum. Mevcut ilişkiler büyük
oranda tecavüzler, kadının bedeni üzerinde
tecavüzler üzerine kurulur. Mevcut kültürde
erkek, kadını, üzerinde tecavüz edebildiği bir
beden olarak görme eğilimindedir. Bir erkeğin
mevcut şartlarda kendisini bundan arındırması,
bu anlayıştan kurtarması çok zordur. Kadın
özgürleşmedikçe erkek de bu durumundan
kurtulamayacaktır.
Kadın erkek ilişkisi biyolojik falan değil.
Tamamen iktidar eksenli ve siyasaldır. Beş bin
yıllık tarihi de eklediğinizde kadının
iktidarsızlaştırılmasıdır. Bu bilimsel açıdan da
böyledir. Kadın konusunu çok önemsiyorum. Kadın
köleliği, özgürleşmesi toplumdaki en önemli
sorundur. Kadının mevcut durumdaki köleliği bana
göre toplumdaki köleliğin en alasıdır. Verili
kültürde kadının kendini özgürleştirmesi çok
zordur, zor bir olaydır. Ben bunu kendimden de
biliyorum. Benim, küçüklüğümden beri boyunduruk
altına girmeme, özgür olma, her şeyden azat olma
gibi bir yanım, tarafım var. Halen de öyleyim.
Buna rağmen her gün kendimi özgürleştirme
yönünde korumaya çalışıyorum. Kaldı ki bir
kadının kendini özgürleştirmesi, özgürlüğünü
koruması çok daha zordur. Neredeyse imkansızdır.
Çünkü kapitalist moderniteyle birlikte beş bin
yıllık uygarlıkta kadının düşüşü o kadar büyük
ki ayağa kalkması özgürleşmesi çok zordur.
Tabi ben kadın özgürleşemez, direnemez
demiyorum. Fakat kadının özgürlüğü, özgürleşmesi
bu mevcut köle gibi yaşamı, düşüşü kırmasıyla
bağlantılıdır. Kadının her zaman direnen bir
tarafı var. Kadının erkekte bulunmayan bir çöz
özelliği bulunmaktadır. Bazı konularda
erkeklerden daha gelişkindir. Kadının
özgürleşebilmesi için ilk önce kendisini
tanıması lazım. Düşüş ne kadar derinse
özgürleşmek için direniş de o kadar derin ve
büyük olmalıdır.
Hem kadın hem erkek geleneksel yönlerini
aşamıyorlar. Bu çok zor ve çok derindir. Yani
kadın geleneksel kadınlığı aşmalıdır. Kendi
özgürlük çizgisinde devam etmelidir. Geleneksel
kadınsılığa ve yaşamına ilgi duymamalı, tamah
etmemelidir. Ve çok da önemsememelidir. Gündem
gazetesinde Nesrin Akgül diye birisi yazmış.
Orada Roma Devleti tarafından asılarak öldürülen
bir kadın filozofun, Hypatia'nın bir sözünü
aktarıyor. O cümleyi tam olarak hatırlayanınız
var mı? Hypatia “Siz erkekler benim
bedenimden-cinselliğimden başka hiç birşey
göremiyorsunuz, anlamıyorsunuz” diyor. Hypatia
dördüncü yüzyılda yaşamış, Yunan felsefesinin
son kültürünü temsil ediyor, Romalılar
tarafından İskenderiye'de idam edilmiştir.
Oysaki kadının bedeninden başka paylaşılacak çok
yanı ve özelliği var. Çünkü kadın erkekten
özünde daha gelişkin ve ileridir. Verili
kültürün etkisiyle kadın kendini tecavüz
kültüründen kurtaramıyor. Çünkü bunu
içselleştirmiştir. Kapitalist uygarlıkta
kadın-erkek ilişkisi en basit biyolojik istem
olan cinselliğe dayanır. Bu kadar basit bir
yaklaşımdır. Oysa bu kısa süreli biyolojik,
basit bir süreçtir. En benim diyen kadın dahi
kendini bu tecavüzden kurtaramamaktadır. Sema
Yüce bunu kabul etmeyenlerden. Ve kabul etmediği
için böylesi bir eylemi gerçekleştirdi. Ve bu
şekilde de Sema Yüce'yi anmış olalım. Bu
konuşmayı onun anısına atfedelim. Bu temelde
arkadaşların çalışmalarını önemsiyorum. O zor
koşullarda, dağda yaşıyorlar, biliyorum. Ama
mücadeleleri çok değerlidir ve önemlidir. Devam
etsinler. Başarılar diliyorum.
Dünya Süryaniler Birliği BDP ve Erol Dora'ya
mektup göndererek onları kutlamışlar,
teşekkürlerini bildirmişler. Bir Süryani’nin
mecliste yer almasının bir ilk ve çok önemli
olduğunu belirtmişler. Doğrudur, tabi ki çok
önemlidir.
Ben sadece Hatip'le ilgili değil de bir bütün
olarak ele alıyorum meseleyi. Yani basit tek bir
konu değil de konuya bir bütün olarak
yaklaşıyorum. Bu konu ile ilgili çok
yoğunlaştım, düşündüm. 15 Haziran'daki
açıklamamamın bazı dayanakları vardı. Fakat
eksik bıraktığım konular var. Onları da şimdi
tamamlayacağım. Benimle 15 Haziran'dan bir gün
önce yapılan görüşmede birçok konuyu konuştuk.
Bazı esaslar üzerine ortaklaşma sağladık. Bugün
bazı konuları açıklamayı yararlı görüyorum. O
heyetin fikrini de almam gerekiyordu. Onlarla
konuşmadan, onlara danışmadan bunları açıklamam
çok doğru değil. Ancak bunları açıklamakta fayda
görüyorum. Konuştuğumuz esaslara da uygundur. Bu
nedenle 15 Haziran'da eksik bıraktığım,
açıklamadığım yerleri şimdi açıklıyorum. CHP de
merak ediyor, Öcalan'la ne konuşuluyor, ne
görüşülüyor, bilmek istiyoruz diyorlar. Kamuoyu
da, MHP de merak ediyor. Burada konuşulanların
bilinmesi açık şekilde yürütülmesi önemlidir.
Devlet çözüme giderken ya Kandil'i ya BDP'yi ya
da beni muhatap alır. Sanırım beni daha uygun
buluyorlar. Burada yaptığımız görüşmeler
önemlidir, ciddidir. Belli bir aşamaya da
gelmiştir. Burada yaptığımız görüşmeler artık
bir görüşmeyi aşmıştır, bir ortaklaşma, sözleşme
düzeyine gelmektedir. Bu husus çok ciddidir.
Belki Kürt tarihinde ilk kez böyle bir sözleşme
düzeyine geliniyor. Şimdi ben 15 Haziran'da
demokratik anayasal çözümün gelişmesi için
fırsat tanırken, çatışmasızlığın devamını talep
ederken tartışılmış protokollere dayanarak
yaptım. Bu önemli bir konudur. İki-üç sayfadan
oluşan üç ayrı protokol heyete sunulmuştur.
Birinci protokol 8 temel ilkeden oluşuyor.
İkinci protokol de 8 ilke içeriyor. Üçüncü
protokol de muhataplık konusunu içeriyor. Bu
protokoller devletle yaptığımız 18 yıllık
görüşmelerin bir sonucudur, ürünüdür. 18 yıldır
barış için mücadele ediyorum. KCK de bana
ilettiği mesajında bu protokolleri oldukça
anlamlı ve doyurucu bulduklarını söylüyorlar. Bu
protokolleri onayladıklarını belirtiyorlar.
Şimdi, bu protokollerle artık konuşma, anlaşma,
tartışma aşamasını bitirmiş olduk.
Tartışacağımız bir konu kalmadı. Benimle
görüşenler devlet adına görüştüler. Şimdi bundan
sonra burada tartışılan, devletle yapılan bu
protokollerin Hükümet tarafından onaylanması
lazım. Geçen hafta meclise çağrı yapmamın nedeni
de buydu. Meclis bu protokolleri görüşüp
onaylamalıdır. Bu protokoller onaylanırsa artık
tamamen pratik bir aşamaya geçeceğiz. 15
Haziran'da çağrı yaptım. Fakat bu süresiz bir
tarih değildir. Hükümet kuruluncaya kadar,
meclis toplanıncaya kadardır. Bu da en fazla 15
günü alır. Bu nedenle 15 Temmuz tarihine kadar
yapılan protokoller onaylanmalıdır. Hükümet
kurulunca derhal bunu ele almalıdır. Ancak
kurulmasını beklemeye gerek yok. Eski hükümet de
yapar. Çünkü burada esas olan devlettir. Kalıcı
ve süreklilik arz eden devlettir. Önceki hükümet
ile yeni kurulacak hükümet arasında bu açıdan
bir fark yok. Her ikisi de bunu ele alıp
onaylayabilir. Geçen hafta da söyledim. Meclis
tatile girmemelidir. Tarihi süreçlerden
geçiyoruz. Toplanıp bu protokolleri onaylamalı.
1920'de kurucu meclis ara tatil vermeden
çalışmıştı. Şimdiki süreç o günlerden daha
tarihi süreçtir.
Şimdi devletle yapılan bu protokoller hükümet
tarafından, meclis tarafından onaylanmalıdır.
Onaylanmazsa ne olur? Hükümet tanımazsa ya da
devlet ona onaylatamazsa, bu onayı ona
yaptıramazsa kriz doğar. Demek ki bugüne kadar
yapılan görüşmelerin oyalama amaçlı olduğu
ortaya çıkar. Meclis onaylamaz ise kriz daha da
büyür, daha da büyük bir kriz doğar. Bu nedenle
15 Haziran'da meclise çağrıda bulundum. Meclisin
önemli olduğunu vurguladım.
15 Temmuz'a kadar benimle tekrar görüşmeye
gelecekler. Bu görüşmede bana “protokolleri
hükümet tanımıyor” ya da “meclis onaylamıyor”,
derlerse yani pratiğe geçiremeyeceklerini beyan
ederlerse ondan sonrası devrimci halk savaşı
devreye girer. Fakat 15 Temmuz'a kadar benimle
görüşüp biz bunları onaylatacağız, hükümet bu
protokolleri tanıyacak, demokratik çözüm
gelişecek derlerse o zaman ben de devreye tekrar
girerim. O zaman da demokratik anayasal çözüm
gelişiyor.
Bu nedenle şimdi önümüzde iki yol var.
Demokratik anayasal çözüm ile devrimci halk
savaşı. Birinci seçenekte yani demokratik
anayasal çözümde şu var: Yapılan bu
protokollerin hepsi pratiğe geçecek zaten bu
protokoller çok somut şeyler, açık şeyler, ön
açıcı şeyler. Bu protokollerin bir ruhu var,
esasları var. Hükümet bu protokolleri olduğu
gibi ya da bu esaslar, ilkeler üzerine
yapabileceklerini belirler ve bunları hayata
geçirir. İkinci seçenekte ise çözüm gelişmezse
devrimci halk savaşı başlar. O zaman üç bin kişi
değil 300 bin kişi tutuklanır. 50 bin kişi değil
de 500 bin kişi ölür. KCK de her türlü olasılığa
hazır olduklarını, devrimci halk savaşı
yürütebileceklerini ve demokratik özerkliği ilan
edebileceklerini söylüyor. Demokratik çözümün
sekiz boyutu var. Demokratik özerklik bunlardan
sadece biridir. Eğer demokratik anayasal çözüm
gelişmezse diğer yedi boyutu da demokratik
özerklikle birlikte hayata geçirilir.
Hatip Dicle'ye yapılan büyük bir siyasi
komplodur. Karanlık ve alçakça bir komplodur. 80
bin kişinin oyuyla Diyarbakır'da seçilmesine
rağmen Hatip'e yapılan aslında sadece Hatip'e
değil Hatip'in şahsında Diyarbakır'a
yapılmıştır. Diyarbakır da semboliktir. Bütün
Kürtlere yapılmıştır. Burada yapılmak istenen
bir siyasi irade kırmadır. Hatip'e yapılan daha
doğrusu Diyarbakır'a yapılan siyasi fahişe
dayatmasıdır. Kusura bakmayın, fahişe kavramını
kullandığım için. Ama biliyorsunuz fahişelik
iradenin kırılması, iradenin tamamen teslim
alınmasıdır. İstediğini, yaptırmak istenen her
şeyin ona yaptırılmasıdır. Kadın için kullanılan
fahişelik kavramında erkek kadının iradesini
kırıp onu onursuzlaştırdıktan sonra her
istediğini yaptırır ona. Siyasi fahişelikte de
siyasi iktidar halkın iradesini kırıp
onursuzlaştırdıktan sonra ona her istediğini
yaptırmak istiyor. Burada da Hatip şahsında
yaptırılmak istenen siyasi fahişeliktir.
Diyarbakır'a yaptırılmak istenen siyasi
fahişeliktir. Tüm Kürt toplumuna yaptırılmak
istenen siyasi fahişeliktir. Siyasi fahişelikle
onların iradesi kırılmak isteniyor. İradesi
kırılan bir kimseye, bir topluma da artık ona
her şeyi yaptırabilirsiniz. Fakat ben biliyorum,
Diyarbakır onuruna düşkündür, onurunu korur.
Hatip de bu durumu kabul etmez. Hatip, değerli
saygıdeğer birisidir. Ne Hatip bunu kabul eder,
ne de Diyarbakır bunu kabul eder. Kürtler de bu
durumu kabul etmez. Diyarbakır'ın yarısı
toprağın altına da girse kendisine dayatılan bu
siyasi fahişeliği asla kabul etmez. Bu, AKP'nin
de içinde olduğu büyük bir karanlık komplodur.
Biliyorum, AKP de içindedir.
Zaten AKP Grup Başkanvekili Haluk İpek Hatip
Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesi için YSK’ye
dilekçe vermiş. Bu bilinçli olarak
yaptırılmaktadır. Amaç onların iradelerini
kırmak, onları iradesizleştirmektir. AKP içinde
Kürtler var, Başbakan onlara her istediğini
yaptırabilir. Bu onun hakkıdır. Fakat biz özgür
Kürtler, özgürlük hareketine bağlı Kürtler bu
siyasi fahişeliği bu irade kırmayı asla kabul
etmeyeceğiz. 5 milyon kişi de ölse biz bu
teslimiyeti asla kabul etmeyiz.
BDP, demokratik blok meclise gitmeyeceği
kararını almış. Onların kararına saygı
duyuyorum. Meclise gitmelerine gerek yok. Kendi
halkının içinde mücadelelerini yürütürler. Bu
kararları oldukça haklı ve onurludur,
demokratiktir, hukukidir. Eğer onların mecliste
bulunmaları isteniyorsa bu ancak bir protokol
dahilinde gerçekleşebilir. Hükümetle, hangi
esaslar çerçevesinde meclise gireceklerine
ilişkin bir protokol hazırlayabilirler. Bu
protokol bağlamında ancak meclise girmeleri
doğru olur. Bu protokol de yazılı olmalıdır.
Yazılı bir protokol olmadan adım atmayabilirler.
BDP, hükümet söz versin yeter diyor. Hayır
yetmez. Mutlaka yazılı bir protokol olmalıdır.
Bundan sonra herhangi bir konuda protokol
olmadan adım atılmamalı.
Bu protokol bizim yaptığımız üç protokol
çerçevesinde olabilir. Bu üç protokol esas
alınarak, bu çerçevede BDP benzer bir protokol
yapabilir. Birebir aynısı olmasa da o
protokollerin bir ruhu ve esasları var. Bunlar
esas alınarak hazırlanabilir. Bu protokollere de
Blok öncülük etmeli. Yapılacak protokollere blok
olarak ve blok halinde öncülük yapabilirler.
Bunun için BDP hemen o protokollerin birer
örneğini alabilirse iyi olur. Blok da her şeyden
haberdar edilmelidir. Hükümetle görüşüp protokol
imzalanırsa BDP kendi özgün koşullarını da o
protokollere ekleyebilir. Seçim barajı, anadille
ilgili talepleri, hangi koşullarda mecliste
bulunabileceklerine dair koşulları
ekleyebilirler. Protokol metinlerinin
düzenlenmesinde kendilerine yardımcı
olunabilinir.
15 Temmuz tarihi 15 Haziran'dan da önemlidir.
Artık “başbakan ya da yetkili birisinin çözüme
dönük açıklama yapması yetmez. Devletle yapılan
bu protokollerin tanınıp hayata geçirilmesi
gerekir. Her şey bundan sonra yazılı olarak
yapılmalıdır. Yazılı olmayan hiçbir şeyin, sözün
bir değeri, önemi, anlamı yoktur. 15 Temmuz'a
kadar bu protokollerin onaylanması ya da
onaylanacağı belirtilmelidir. 15 Temmuz
itibariyle de KCK davalarının da derhal tasfiye
edilmesi, lağvedilmesi gerekir. Bu taahhüt de
daha önce verilmişti.
Seçimden hemen sonra siyasi operasyonlar devam
etti. Yani öyle gözüküyor ki hükümet pek çözüme
yanaşmıyor. Bilmiyorum ne olur? Devlet kendi
başına hareket edebilir mi? Devletin tek başına
yapacağı şeyler, atacağı adımlar da var.
Yüzleşme komisyonu kurulacaktı. Barış için
demokratik çözüm, hakikat komisyonları
kurulacaktı. Artık 15 Temmuz'dan önce heyetle
yapacağım görüşmede somut adımlar bekleyeceğim.
Buna göre hareket edeceğim.
Demokratik çözüm gelişmezse, hükümet çözüme
yanaşmazsa, BDP ile protokol imzalamazsa Blok da
meclise gitmez. Herkes seçim bölgesinde,
oydaşlarıyla bir araya gelir. Halkın içinde
demokratik siyasetlerini yürütürler,
geliştirirler. Bu durumda gerekli tedbirlerini,
öz savunmalarını da alırlar. Şimdiden almaya
başlarlar. BDP-Blok kendi öz savunmasını
şimdiden alır, yerel yönetimler, sivil toplum
kuruluşları kendi öz savunmalarını alırlar.
Mesela her bir milletvekili çevresinde kendisine
oy veren 80 binden 10 bini etrafında
toplayabilir, öz savunmalarını geliştirebilir.
Her mahalle komitelerini şimdiden oluşturabilir.
Köyler de aynı şekilde. Öz savunmalarını
geliştirirler, yaparlar. Her türlü tedbirlerini,
öz savunmalarını almalıdırlar. Ben şimdiden
söylüyorum; 15 Temmuz'dan sonra her şey
gelişebilir.
15 Temmuz'dan sonra eğer çözüm gelişmezse
devrimci halk savaşı gelişir. Devrimci halk
savaşının esasları bellidir. KCK bunu
yapabileceğini söylüyor. Eğer böyle bir savaş
gelişirse büyük bir savaş ve kaos ortamı doğar.
KCK bunu yapamayacaksa onları da
eleştirmeyeceğim, 30 yıldır eleştiriyorum. Yeter
artık, onları da suçlayacağım. AKP ile aynı
konuma düşerler. 30 yıldır gerillacılığı
öğrenemediler. Bir gerilla nasıl konumlanır,
nasıl gerillacılık yapılır bu saatten sonra bunu
artık öğretemem, KCK silahlıdır, savaşmayı
bilir. Dağınık durmasınlar, kendi güvenliklerini
alsınlar.
AKP çözüme yanaşmıyor. Hükümet Kürtlere karşı
çok acımasızca hukuku, kanunları devreye koyarak
onları tasfiye etmeye çalışıyor. Bu çok
tehlikeli bir durumdur. Sayın Erdoğan, bugünkü
haliniz Saddam'ın Kuveyt'e saldırdığı anki
haline benziyor. Amerika daha doğrusu İngiltere
nasıl ki Saddam'ı İran'a sonra da Kuveyt'e
saldırttıysa şimdi de seni Libya'ya gönderiyor,
Suriye'ye gönderiyor. Kürtlerin üzerine
gönderiyor. Saddam da kendi Kürtlerinin üzerine
gitti, kendi Kürtleriyle savaştı. Şimdi de siz
arkanızda Amerika gücüyle Kürtlere karşı
savaşıyorsunuz. Aslında bu büyük bir tuzaktır.
Bu tuzak size karşı da kurulmuş bir tuzaktır.
Tıpkı Saddam gibi. Saddam'ı tuzağa düşürdüler.
Burada size açık çağrı yapıyorum. Benim size
aynı zamanda açık mektubumdur. Bu oyuna
gelmeyin. Derhal buna bir son verin. Demokratik
anayasal çözüme yönelin.
Demokratik çözüm gelişmezse geriye savaş kalır.
O zaman da seve seve savaşacağız.
Geldiğiniz yerlerdeki halkımıza selamlarımı
iletiyorum. Siirt halkımıza, İzmir'deki
halkımıza, dostlarımıza selamlarımı iletiyorum.
24.06.2011
|