Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
     


Asıl Ergenekon Tasfiye Edilmiyor, Tasfiye edilen Veli Küçük’ün JİTEM’idir




03.09.2008

 

Sağlık sorunumla ilgili doktor geldi, kan ve idrar örneklerini aldılar. Henüz sonucu tarafıma iletilmiş değil, sanırım bir iki gün içinde gelir. Testis ve yumurtalıklarda şişme meydana geliyor. Geceleri bir veya iki defa WC’ye gitme durumu oluyor. Daha önceki uykusuzluk hali bundan kaynaklanıyor olabilir. Zaten yaşımız da ilerlemiş. Doktorlar, yaşa bağlı olarak, bu tür sorunların yaşanabileceğini söyledi. Sanırım prostat başlangıcı olabilir. Bir Üroloji uzmanına danışılabilir. Ama sanırım prostat kanseri değil, yaşa bağlı. Daha önceki deride dökülme, mantar sorunu geçmekte şu anda. Boğaz akıntısı sorunu devam ediyor. Bunun dışında önceki şikâyetlere ilave bir husus yok.

Siyonizmle ilgili kitabı istemiştim, dikkat edilsin, aynı kitaplardan olmasın. Daha önce aynı kitaptan iki tane getirilmişti. Amerikan İmparatorluğu’nun Yükselişi Çöküşü isimli iki ciltlik miydi, Paul Kennedy’nin bir kitabı var, getirilebilir. Şah İsmail ile ilgili iki tane kitap olacak, bulunursa getirilebilir. Bir de Ermenilerle ilgili varsa kitaplar olabilir. Yayınları takip eder, ilginç-güzel bulunulan kitaplar getirilebilir. Siyonizm kitabını şunun için istiyorum. Siyonizm hakkında iki-üç kitap daha okumak gerekliliğini hissediyorum. ‘Tarih Nedir?’ kitabında çok önemli bir cümle var. ‘Milliyetçilik yapanlar, iktidarın kendilerine tanrı tarafından verildiğini düşünürler’ şeklinde olması lazım, önemli bir cümledir. Hitler’i yaratan, Hitleri Hitler yapan Yahudilerdi. Alman ordusunun önemli kademelerinde Yahudiler vardı ama ilginçtir ki, Yahudileri katleden de Hitler’dir. Yine Araplar’daki özellikle Saddam’daki- BAAS milliyetçiliği, Yahudi karşıtlığı gibi görünse de bizzat kendisi de bir çeşit Arap Siyonizmidir, Yahudi Siyonizminin tersyüz edilmiş halidir. Yine Şia faşizmi, Yahudi karşıtı görünüyor ama kendisi de bir faşizmdir ve tehlikelidir.

 Ergenekon iddianamesi, Hükümetin AİHM sunumu, buna karşı avukatlarımın cevapları ve savunmamın daktilo halini henüz alamadım. Savunmamın üçüncü cildi alındı mı? Takip edilsin.

Kerkük çok önemli bir konu. Kerkük’le ilgili görüşlerimi daha önce söylemiştim, bu görüşlerim biliniyor. Diyala’da da belli peşmerge gücü var. Görünen o ki, Irak’ta artık tek devlet olmayacak, üç ulus-devlet olacak. Bunun önü alınamaz artık. Bugünlerde Abhazya, Osetya devletlerinden, bağımsızlığından bahsediliyor. Bunlar çözüm değildir. ABD oyunlarıyla bu hale gelindi. Rusya da ABD’den farklı değildir. Ulus-devlet çözüm değildir. Yine Kıbrıs’ta iki devlet iki devlet diye tutturuluyor. Kosova’da aynı şekilde ulus-devletten bahsediliyor. Bunların hiç biri çözüm değil. İki yüz ulus-devlet varsa iki yüz milliyetçilik vardır. Kürdistan ulus-devleti de çözüm değildir. Çözümün ne olduğunu savunmalarımda konuşmalarımda defalarca belirttim.

Buradan Ergenekon’a ilişkin daha önce de açıklamıştım. Gazetelerden anladığım kadarıyla Savcı, cesurca birçok konuya değinmiş.  Ancak önce şunu belirtmek istiyorum. Bana gelen gazetelerde özellikle son Yeni Şafak gazetesinde bu konuyla ilgili yazı ve yorumlar kesilmişti. Dişe dokunur bir şey bırakılmamıştı.  Yine de kısaca değineceğim. Türkiye’nin Ergenekon’la geçmişi 1946’da gelişen ABD ilişkilerine kadar dayanıyor. Ergenekon’la ’80 öncesinde Türk Solu’nu önce çatıştırdılar sonra da bitirdiler. Bunda Ergenekon’un rolü büyüktür. Dev-Yol vardı. O dönemde aşırı milliyetçi Prof. Taner Akçam vardı. Onların içinden bir grup şüphelidir benim için. Halen de kendi içinde devrimci olanları tasfiye etmeye çalışmaktadırlar.  Şimdi bu ilişkiler daha iyi anlaşılıyor. Bunlar o dönemde Kürt Hareketi’yle de ilgilendiler. Bu Ergenekon’un PKK ile ilişkisi olduğu söyleniyor. PKK’ye sızan ajanlar üzerinden ilişki kurarak PKK’yi denetime almak istemişlerdir. Veli Küçük, bu kişileri kastederek, ‘örgüte hâkim olduğu ve kendi denetimlerinde olduğu’ yönünde beyanlarda bulunmuştur.  Bunlardan önce MİT eliyle harekete sızıp denetim altına almak istediler, Pilot Necati, Kesire gibi. Pilot Necati öldü mü yaşadı mı, uçak kazasında öldüğünü duymuştum, ben öldüğünü biliyorum, bu konuda farklı bir bilgi var mı, bilmiyorum. Ağrılı avukattan sorulabilir, aynı aşiretten olabilir.

Kesire MİT’ten mi tam bilemiyorum ama babası Ali Yıldırım onlarla bağlantılı. Kesire daha sonra biriyle anlaşıp gitti, bize karşı hareket etti. Yine o dönemde Av. Hüseyin Yıldırım geldi, konuştu, bir şeyler geveledi. Bunlar adına hareket ediyordu. Örgütü ele geçirmek için akla hayale sığmayacak yol ve yöntemler denediler. Hatta kadınları erkeklerle, erkekleri de kadınlarla düşürmeye çalıştılar, bunda bir miktar da başarılı oldular. Esas hedefleri örgütü tam anlamıyla ele geçirmekti. O dönem PKK’ye karşı mücadele yürüten bazı örgütler vardı. İşte KUK, KAWA, STERKA SOR gibi örgütler vardı. Bu örgütler üzerinden PKK’ye hâkim olmaya çalışıyorlardı. Haki Karer’i Alaattin Kapan eliyle şehit ettiler. Bu olaydan sonra bu adamı takip ettirdim. Onlarla bağlantılı çalıştığı sonucuna vardım.

Planlarının başında beni tasfiye etmek geliyordu. Ancak Suriye güvenlik sisteminin olmasının yanında benim çok dikkatli ve disiplinli hareket etmem de bu durumu engellemiştir. Beni öldürseler bile örgüte tam hâkim olamayacaklarını anladıkları için beni etkisizleştirip etrafımdaki bana bağlı dürüst kadroları tasfiyeye yöneldiler. Tuncay Güney, bir itirafçının ifadesine dayanarak ‘biz o dönemde Öcalan’ı öldürebilirdik ancak örgüte tam anlamıyla hâkim olamayacağımız için bunu yapmadık’ demiş. Bu doğru olabilir. Benim çevremdeki çok değerli kadroları infaz ettiler. Mahsun Korkmaz çatışmada asker kurşunuyla öldürülmüş değildir, işte yanındakinin kurşunuyla şehit edilmiş olabilir. Yine Hasan Bindal, biliniyor, çocukluk arkadaşımdı, Şahin Baliç(Metin) eliyle onu da infaz ettiler.

Daha sonra ‘90’ların başında planlamadığım, benim aklıma gelmeyecek,  talimatım dışında ve bizi çok zor durumda bırakmak için bu kamuoyuna yansıyan çoluk çocuk, kadın-yaşlıların öldürüldüğü bir dizi eylemlere giriştiler. Bu tür eylemler Muşlu Hogir vb gibi kişilerin eliyle yapıldı. Bu eylemlerin amacı bizi halkın gözünden düşürmekti. Önceleri bize yakın, şimdi bize düşman olan Hakkârili bir aşiret vardı, bunların en değerli oğlunu çağırtıp öldürüyorlar. Aşiret bize cephe aldı. Bununla beraber korkunç vahşi birçok cinayetler işlediler.  Yine bunların uzantıları benzer eylemler yaptılar. Bunlar ‘gördüğünüzü vurun’ talimatı almışlardı. Sonrasında Hizbullah eliyle bu cinayetleri devam ettirdiler. Hatta bu örgüt mensupları kendi içlerinde bile birbirlerini öldürdüler. Tabi Adıyaman’daki Menzil oradan geçti zaten. Binlerce dürüst insan öldürüldü. Vedat Aydın, Musa Anter, Behçet Cantürk cinayetleri bunların eliyle yaptırılmıştır.

İşte Sait Çürükkaya Adana sokaklarında elini kolunu sallayarak bombayla dolaşıyor. Kimse kendisine bir şey yapmıyor. Ben bunu duyunca inanamadım, belli ki sınırsız yetkilerle donatılmışlardı. Şemdin, Sait Çürükkayaların etkin olduğu dönemde Bingöl, Muş, Diyarbakır üçgeninde birçok cinayetler işlendi. Diyarbakır’da birçok hain ve işbirlikçi bulmak da mümkündür.   Aysel denilen boktan bir kadın vardı. Daha sonra eşi olan Selimle kaçtı. Yurtdışında, Almanya’da bize ‘bay muhalif’ adıyla durmadan  ‘eleştiriler’ yolluyorlardı. Almanya 15 Ağustos atılımından sonra örgüte yönelik politikalar geliştirmeye başladı. Amacı örgütü kendi denetimi altına almaya çalışmaktı. Yine Katılım partisi, Hak par gibi partiler Avrupa’da karar verilip oluşturulan partilerdir. Yerimize doğacak boşlukta kullanılmak üzere hazır edilmişlerdir. Biliniyor Hak-Par Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmadı, bu manidardır.   

Barzani ve Talabani’nin de benzer şekilde örgütü denetimine alma girişimleri oluşmuştur. Her fırsattan istifade etmeye çalışmışlardır. Barzani’nin bunlarla 1946’ya kadar giden ilişkileri var. Talabani daha sonradır, 1970’lerden sonra etkili olmaya başlamıştır. Sami Abdurrahman da var.  Talabani öyle söylendiği gibi büyük bir politikacı değildir. PKK’nin 20-30 yıllık mücadelesinin ortaya çıkardığı değerler üzerinden kendilerine çıkar sağlıyorlar. Erbil’de sağlığım üzerine Konferans yapılmasına izin verilmemiş, vermezler tabi. Orada bize hayat hakkı tanımazlar.

Hareketi denetime alma önce MİT eliyle yürütüldü, MİT başarılı olamadı daha sonra JİTEM’i devreye soktular. Kendi iç çatışmalarından dolayı Ersever’i öldürdüler. Eşref Bitlis cinayeti de bununla bağlantılıdır. JİTEM’den sonra Ergenekon’u devreye soktular. Bunlar başarılı olmayınca daha sonra CİA ve MOSSAD devreye girerek İmralı’ya getirildim. ‘99’ların sonu ve 2000’lerin başlarında benim İmralı’ya getirilmemle bunların işi bitti. Tuncay Güney’in ifadelerinde, Veli Küçük’ün ben İmralı’ya getirildiğimde üzüldüğünü belirtiyor. Çünkü kendisine artık ihtiyaç duyulmayacaktı, İmralı’yla birlikte artık yetki ve karar CİA-MOSSAD-MİT’e geçmişti. ABD, komplo sürecinde Avrupa ve Yunanistan’ın yanında Rusya’yı da satın almıştı. Karşılığında da halen tartışılıyor Mavi Akım projesi, İMF kredileri verilmişti.  

Şu anki Ergenekon tutukluları işi bitmiş, deşifre olmuş olanlardır. Elbette devlet bu örgütün yerine yeni bir yapı oluşturacaktır. Bu nispeten hukuka bağlı bir yapı olacak. Çünkü Ergenekon da sınırsız yetki ve hukuk tanımazlık vardı. Tasfiye edilmeye çalışılan Veli Küçük’ün JİTEM’idir, asıl Ergenekon duruyor, yeni bir yapılanma geliştiriliyor.

Ancak şunu da belirtmek istiyorum; Ergenekoncularla Hükümetin anlaşabileceğine dair emareler var ancak henüz netleşmiş değil. Kısa bir süre sonra bunlar açığa çıkabilir. Çok fazla içeride kalacaklarını zannetmiyorum. Ergenekon’a yapılan müdahale bir demokrasi hareketi değildir. Yerine yeni bir yapı oluşturularak sonlandırılacak bir süreçtir. Eğer bir demokrasi hareketi olsaydı, benim buradaki durumumda da bir değişiklik olacaktı. Şu anda benim buradaki durumumda bir değişiklik yoktur. Devletle herhangi bir anlaşma ya da uzlaşmam yoktur. Herkes, halkım bunu böyle bilsin. Herkes, bildiği şekilde mücadelesine devam etmelidir. Bu konuda ben de üstüme düşeni yaparım.  

AKP, şu an iktidar değil, iradesi yok, isterlerse AKP’ye 24 saat içinde müdahale edebilirler. AKP, tüccar mantığıyla hareket etmeye devam ediyor. Deveyi hamuduyla yutmaya çalışıyor. Süreci de yuvarlanarak götürmeye, göstermelik paketlerle ömrünü uzatmaya çalışıyor.  Holdinglerin başlarındaki kişiler özel olarak seçilmiş kişilerdir, aynı zamanda birbirleriyle irtibatlıdırlar ve tabana karşı dini kullanmaktadırlar. Cemaatler ve tarikatlar şeklinde örgütleniyorlar. Cemaat derken sadece dini cemaatleri kastetmiyorum. Eski ülkü ocağı gibi yapılanmalar da söz konusu. Halkın da bütün bu olan bitenden ne yazık ki haberi yok. Kürtleri sosyal yardım, mikro-makro kredilerlerle kandırarak denetiminde tutmaya çalışıyor. Ben kredi almayın demiyorum ama halkın asgari ve temel haklarını, demokratik taleplerini göz ardı etmesinler.  

ABD, 1946 yılına kadar laik-milliyetçiliği kullanarak denetimini sürdürdü.  ‘46’dan sonra ise İslam milliyetçiliğini destekledi. Yanlış anlaşılmasın halkın geleneksel İslam anlayışına, inancına ve laikliğe saygılıyım ama laik-faşizme ve siyasal İslam’a karşıyım, siyasal İslam faşizmdir. Yeşil Kuşak ABD projesidir; Afganistan, El Kaide ve Ilımlı İslam ABD  politikalarının ürünüdür.

Finans Kapital anlayışı, çok tehlikeli bir anlayıştır. Üç ayaklıdır; Talan, Tekel başta gelenidir. Bu anlayış yer, kurutur, tüketir, soyup, soğana çevirir. Yeraltı yer üstü kaynaklarını yok ettiler, doğayı tahrip ettiler, çevreyi yok ettiler, yerin altını üstüne getirdiler. Bu iğrenç bir anlayıştır. Bu anlayışa karşı çıkmak elbette mümkün. Bu sömürü sistemi son altmış yıldır hatta bin yıldır devam ediyor. Bu anlayışın panzehiri savunmalarımda yer alıyor, savunmalarımda bu konudaki somut önerilerimi sunmuştum.

Savunmamın dördüncü cildini yazmaya henüz başlamadım. Üçüncüsü bir eleştirilsin, değerlendirilsin. Ben bu üçüncü cildi çok önemli buluyorum, kendim de çok beğendim. Dördüncüsü Ortadoğu ve Türkiye’ye ilişkin olacak, özellikle Türkiye önemli yer alacak.  Bundan sonra iki kitap daha olacak işte. Birinci cilt okundu mu? Tartışılıyor mu, okunuyor mu?

 Çatı partisinin olması önemlidir. DTP’nin Sol’la, demokratik çevrelerle bir araya gelmesi önemlidir. Bütünlük kurmaları gereklidir. Bu, ekmek ve su kadar gereklidir. Nasıl susuz yaşanmıyorsa demokrasisiz de yaşanmaz. Bunun için bir araya gelmeleri şarttır. Asgari müştereklerde birleşmeleri önemlidir. Barış önemli. Bunun için de herkes üstüne düşen görevleri yapmalı.

 Mutki deki 12 kişinin durumu nedir? Fırat Haber ne diyor?

İran’daki idamlar uygulandı mı? Herhalde bu idamlara karşı İran Cezaevlerinde süresiz açlık grevleri başlatılmış. Bu arkadaşları destekliyorum. Yanlarındayım. İdam olsa bile bunu metanetle karşılamalılar. İran da bu tür politikalarına devam ederse kendi sonunu hazırlayacak, sonunu getirecek. Bu İran’ın sonu olur. Ahmedinejad, politikalarıyla Amerika’ya hizmet ediyor.  O bölgede yaşayan halkımızın hayati tehlikesi olanlar Irak sınırına yakın Bradost bölgesine yerleşebilirler. Bu durum Irak-Şengal’deki Ezidiler için de geçerlidir. Yanlış anlaşılmasın bir bütün olarak yerlerini yurtlarını terk etsinler demiyorum, durumu kritik olanlar gidebilirler. Diğerleri de gerekli savunma tedbirlerini alıp, geliştirebilirler. Daha önce Ezidilerin bir katliamla karşılaşabileceklerini  belirtmiştim, bu tür durumlara karşı tedbirli olsunlar.

 Demokratik Toplum Kongresi’ne ilişkin daha önce açıklamalarım olmuştu. Ben Demokratik Kongre Partisini de yine bununla ilgili önermiştim.  Birçok alanda çalışma, faaliyet yürütmeleri mümkün, yapmalıdırlar. Kültür, sanat, spor, eğitim faaliyetlerinden tutalım, diğer alanlara, Türkiye’nin sorunlarına kadar çalışma yürütmeliler. Tabi ben bunu önerirken illegal bir şey önermiyorum. Koşullara göre dernek tarzında olabileceği gibi, bilebildiğim kadarıyla siyasi partiler yasasına göre siyasi partiler bünyesinde veya yan kuruluşu olarak da yapılabilmesi mümkündür. Büyük bir mekânda, büyük bir binada, büyük faaliyetlerde de bulunabilirler. İhtiyaca göre onlarca komisyon kurabilirler.  Sol ve demokratik tüm güçlerin DTP ile bir araya gelip birlik kurması çok önemlidir, hayati değerdedir. Bu, şu aşamada Türklükten de Kürtlükten de önemlidir, ekmek su kadar önemlidir. Nasıl ki havasız susuz yaşanmıyorsa, demokratik birliksiz de yaşanmaz.

Benim Çatı Partisi ve birlik önerilerim ile diğer önerilerim Afrika ve Latin Amerika ve dünyanın her yeri için de geçerlidir, uygulanabilir. Ben bütün kültürlere saygılıyım. Türk kültürüne de Kürt kültürüne ve diğer tüm kültürlere saygılıyım. Bu kültürler demokratik ilkeler etrafında bir araya gelmelidir. Diyarbakır’a çok önemli bir rol düşüyor. Birliğini bütünlüğünü açıkça ortaya koymalıdır. Diyarbakır halkına bu vesileyle selamlarımı iletiyorum.

Ben devlet yetkililerine sesleniyorum, umarım aklı selim davranırlar, diyalog ve demokratik çözümü geliştirirler.  Eğer demokratik çözüm gelişmezse bugüne kadar akmış kan, bundan sonra akacak kanın yanında devede kulak kalır, oluk oluk kan akar. Bunun sorumlusu ben değilim. Ben çözüm için elimden geleni yaptım yapmaya çalışacağım. Ama ben buradayım bu nedenle  hareket kabiliyetim kısıtlı, buna rağmen elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Cezaevinden birçok arkadaşın mektubu var, hepsine selamlarımı iletiyorum. Birkaç ismi burada okumak istiyorum. Gaziantep, Siirt, Diyarbakır ve Kırıkkale  Cezaevlerinden İbrahim Doğan, Zerrin Gümüş, Diyadin, Mustafa Karataş ve Soydan soyadlı arkadaşların mektuplarını okudum. Yoldaşlık ilişkisi üzerine, Selanik üzerine, aşk ilişkisi üzerine, Sabetaylık ve Yahudilik üzerine bir de Mustafa Kemal üzerine yazdıkları yazılar var. Beğendim, çalışmalarını devam ettirsinler. Kendilerine başarı diliyorum, selamlarımı iletiyorum. Zerin Gümüş, yoldaş olmak istediğini belirtmiş, olabilirse ne mutlu ona. Yoldaşlık önemlidir. Bu tür kavramları basit bir şekilde de kullanmamak gerekiyor. Aşk üzerine yazan arkadaş ise sözlüm! demiş. Konuyu adeta mülkiyet gibi ele almış, dikkat etsin. Mustafa Kemal üzerine araştırma önemlidir, bu konuyla ilgili araştırma yapan arkadaş çalışmalarına devam etsin. Gebze cezaevinde bulunan arkadaşlara selam söylüyorum, özellikle Dilek Öz’e selamlarımı iletiyorum. Saçını kazıtmış, buna gerek yok artık, sağlıklarına dikkat etsinler.

   Bana mektup gönderenlerin hepsine selamlarımı iletiyorum.

  İyi günler diliyorum.

 

 

 

 

                                                                                                                

                                                                                                                 


 

 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com