![]() |
||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||
Abdullah Öcalan : Bir Halkı Savunmak
|
Sağlığım önceki haftalarda söylediğim gibidir. Gözlerdeki yaşarma devam ediyor. Her ikisi de. Neden kaynaklanıyor olabilir, doktorlar ne diyor ? Küçük bir operasyon gerekebilir herhalde. Siyasi alan, Kürt siyasetçiler bir siyasi alan açamadılar. Bu konuda çok ilerleme kaydedemediler. Kandil de savaşı iyi yürütemedi. DTK bir çatı örgütü olarak mücadeleye öncülük edebilir. Kendi kararlarını vermeleri lazım. Kendi Önderlerini oluşturmalılar. Tasfiye ediliyorlar. Kürtlere yönelik büyük bir tasfiye durumu var. Kararlarını alsınlar. Doğru karar vermeleri önemlidir. Bu süreç hata kabul etmez. Kesinlikle hata kabul etmez. Bu baskılara karşı nasıl tavır alacaklarını belirlemelidirler. Benim burada yapabileceğim fazla bir şey yok. Önümüzde bir, bir buçuk ay kaldı. Heyetle bir-iki görüşmemiz daha olabilir. Ama Hükümetin mevcut tavrı sürerken benim ve heyetin yapabileceği fazla bir şey olmaz. Heyetle belki en fazla bir iki görüşme daha olabilir. Sonrasında da yapabileceğim bir şey kalmaz. Sanıyorum YSK kararından bu yana toplam gözaltına alınanların sayısı 1000'e yakın olmuştur. 200'e yakın kişi de tutuklanmıştır. Halkın tepkisi ne, halk bu gözaltılara, siyasi operasyonlara karşı direniyor mu, direnme gücü var mı? Öyle anlaşılıyor ki, halk her yerde direniyor. Demokratik çözüm çadırlarına karşı da sürekli baskılar ve gözaltılar var, çadırları kaldırıyorlar fakat halk yeniden bu çadırları kuruyor. Sahip çıkıyorlar. Dicle'de 33 köylü gözaltına alınmış. Haa, köylere kadar inmiş gözaltılar. Hakkari oralar nasıl, çok tutuklanma var mı? Asker çok var mı, yüz bin var mı? Buna karşı halk direniyor mu, Hakkari'de halkın örgütlülük durumu nasıl, halk örgütlü mü? Siyasi alan da diğerleri de bir alan açamadılar, başarısız oldular. Demokratik siyaseti geliştiremiyorlar. Bu zayıf kişiliklerden dolayı yol katedilemiyor, ilerlenemiyor. Demokratik siyaset anlaşılmıyor ve yapılamıyor. Biraz demokratik siyaset anlaşılsaydı, halkın içinde, örgütlerde çalışılırdı, yanlış durumlarla karşılaşılmazdı. Vekil olarak onore edilmek istenenlerin de yapması gereken buydu. Yoksa atama usulüyle vekil olunmaz. Bu anlamda dillere destan bir küçük burjuvalık söz konusudur. Demokratik siyasetin kanallarını sonuna kadar açtığımız halde bu durum halk için değerlendirilemiyor. Tamam avukatlık yapılır da ama anlaşılmıyor, soykırım kıskacında hukuk olmaz. Soykırım kıskacındayken hukuk olmaz, avukatlıkta layıkıyla yapılamaz. Türkiye'de doğru-dürüst avukatlık yapmanın zemini yok. Türkiye'de önce bir hukuk zemininin olması lazım, Türkiye'de hukuk yok. Demokratik zemin olmadan hiçbir şeyi doğru dürüst yapamazsınız, avukatlığı da tam yapamazsınız. Size demokratik siyasetin kanallarını sonuna kadar açtığımız halde halk için bunu değerlendiremiyorsunuz. Demokratik ulus bloku projesini 2001'de hayata geçirmek istedik. O zaman anlamadılar, dar kaldılar. Beni anlamadığınız gibi önüme çeşitli engeller koydunuz, dar yaklaşımlarınıza beni de ikna etmeye çalıştınız. Eğer o zaman anlamış olsalardı bugün sorunun çözümünde daha etkin olacaklardı, yüzde yirmi-otuzluk bir oyla-potansiyelle bugün iktidarın büyük kanadı olabilirdiniz. Böyle bir demokratik bloklaşmanın baraj sorunu olmazdı, baraj da aşılırdı. Bu da sadece baraj, seçim değil, Türkiye'nin barışına katkı sunacaktı. Mücadele bir sürü olanak yarattığı, demokratik siyasetin kanallarını sonuna kadar açtığımız halde bu kanalda yürümeyi bilmiyorlar. Demokratik siyaset nasıl yapılır bilinmiyor. AKP gece gündüz çalışıyor, kendini bütünüyle bu işe veriyor. CHP bile artık bir şeyler yapmaya başlamış, kendine bir alan açmaya çalışıyor. Blok 35-37 milletvekili çıkarılabilir mi? Urfa'da rahat üç tane çıkarılır değil mi? Demokratik siyasetin doğru temelde yürütülmesi halinde daha büyük gelişmeler olacağını düşünüyorum. Orada diğer bağımsız adaylardan gruba dahil edebileceğimiz, bu temelde destekleyebileceğimiz kimse var mı? İzol ile görüşülebilir mi, olumlu olan kimse var mı? Bari oylarını artırsınlar. Bu sefer önceki gibi birini kaybetmesinler. Ama onlarla ilişkilenip onların gruba dahil edilmesi önemli. Bu temelde anlaşılabilir onlarla, anlaşılabilecek kimseler bulunabilir. Bu önemli, bunu geçmemelidirler,doğru dürüst yapmalılar. Başka yerlerde de diğer bağımsız adaylarla konuşulabilir, desteklenebilecekler varsa desteklenir, gruba dahil olması sağlanır. AKP'deki kopuşlar birçok yerde bize katılabilirler. Urfa'da potansiyelimiz var. Urfa'nın yarısı eskiden bizimleydi. Fazla bir şey yapmanıza da gerek yok, sadece yoksul halka demokratik siyaset kanallarını açmak, örgütlemek yeterlidir. Hakkari'de üç aday çıkarılabilir mi? Bölme işlemi ilkokul 3 de öğretiliyor. Bunu da yapamıyorlarsa sert eleştiririm. Bir önceki gibi olmasın. Orada Zeydanların durumu nedir, parçalıdırlar değil mi? Bir kısmı bizimledir değil mi? Kars'taki aday Mülkiye Birtane kimdir, buradaki arkadaşlar da tanımadı. Mesleği nedir? Yerelden mi isteniyor, çıkarılabilir mi? Kars'ta potansiyelimiz var, bir milletvekili çıkarabilecek kadar vardır. Başbakan'ın açıklamalarından haberim var. Hepsinden haberim var. Burdaki arkadaşlar aktarıyor bu haberleri. M.Ali Birand başbakanın bu ve son dönemdeki açıklamalarıyla ilgili olarak bir yazı yazmış, bu söylemlerin eski söylemler olduğunu, otuz yıldır, bu metodun ve söylemlerin denendiğini, kanlı sonuçları olduğunu, bundan vazgeçilmesi gerektiğini, bu açıklamaların seçime yönelik olduğunu düşündüğünü, seçimden sonra bunları tekrarlamayacağını umduğunu belirtiyor. Zaten olursa tufan olur, felaket olur. Diyanet İşleri bölgeye iki yüz kadın vaiz atamış. Dini kullanma politikalarını daha fazla devreye koymuşlar, daha önce vardı, derinleştiriyorlar. Daha da artırabilirler. AKP burada dini kullanarak politika yürütüyor. Bunların yaptıkları Muaviye dinidir, Ladin dinidir, sonunu da gördük. Bunların yaptıkları Muhammedi din değildir. Bunların amacı Kürtleri kendi politikalarına ikna etmektir. Dünya tv, TRT-6 bunların hepsi onların politikalarının bir parçası. Bunların dini Muaviye'nin dinidir, Ladin'in dinidir, iktidara bulaşmıştır, iktidar dinidir. Gerçek dinle, Muhammedi dinle hiçbir alakaları yoktur. Bunların yaptıkları, bunların politikaları tekçi-faşisttir. Halkın sivil cuma namazları İslam'ın ta kendisidir. KCK yaptığı açıklamada AKP'nin seçim öncesi sürekli provokasyon yaptığını, Kürtlere sürekli baskı ve tutuklama uyguladığını belirtmiş.Tamam ama bu tutuklamalara karşı ne diyorlar, söyledikleri yeni bir şey var mı? Dersim-Pülümür'de 7 gerilla yaşamını yitirdiği söyleniyor. Bu haber doğru mu? Nasıl olmuş? Erzurum gücünün orada ne işi var? Bir şey için mi oraya gitmişler? Hatay'daki yedi gerilla gibi imha mı olmuşlar? Kimlikleri açıklandı mı? Herhalde yeni katılımlardı. Silahsızlardı herhalde, silahları gösterilmemiş deniliyor. Suriye'deki protesto-ayaklanmalar devam ediyor. Müslüman Kardeşler Örgütü de yaptığı açıklamada protestolara katılım çağrısı yapmış. Avrupa'da son bir hafta on gündür Suriye konusu sürekli tartışılıyor. Anlaşıldı, çözülmezse bir müdahale düşünüyorlar. Kürtler de protestolara katılıyor mu, nasıl? Bir uzlaşma durumu olabilir. Bu yönde ilişkileri olmalıdır. Gidilir, konuşulur. Esad'a “Müslüman Kardeşler örgütünün iktidara gelmesi halinde bize karşı katliam yapacaklar, bu nedenle özsavunma birliklerimizi oluşturacağız” denilir. Esad'la demokratik zeminde uzlaşılabilir. Bu anlamda ilişkilenilmelidir. Özsavunma birliklerini kurmalılar. Alman basınında Türkiye'nin Esad rejiminin devrilmemesi için çaba sarf edeceği, Esad rejiminin yıkılması halinde Kürtlerin otonomi elde edeceği, PKK'nin orada daha da güçleneceği, bu nedenle Türkiye'nin bu yönde korkusu olduğu tartışılıyormuş. Evet, doğrudur. Orada Kürtlerin örgütlülüğü nasıl, gücü var mı, birlik mi? Birlikte hareket etmeleri gerekir. PYD'nin durumu nasıl, ne yapıyorlar? Oradaki halkımızı hızla örgütlemeliler. Ben daha önce Ortadoğu halklarının baharı demiştim. Bu kavramı ne zaman kullanmıştım? Daha önce de kullanmıştım. 2003'te sanırım kullanmıştım. Şimdi gazeteler yazıyor, “Arap Baharı” deniliyor ya. Arap baharı değil, halkların baharıdır, merkezi Kürdistan'dır. Ortadoğu'da halkların, mezheplerin diğer farklılıkların bir arada konfederal temelde bir araya gelebilir, ilişkilenebilir, örgütlenebilirler. Ben buna demokratik konfederalizm demiştim. O zaman Kürtlere hem kendi aranızda hem de Ortadoğu halklarıyla bu temelde birarada örgütlenebilirsiniz demiştim. Kürtlere, “Ortadoğu'da böyle bir örgütlenmenin zemini var, Kürtlerin de bunlara öncülük yapabilecek konumları var, Kürtlerin böyle merkezi bir rolü var, eğer bu rolünü oynarlarsa Ortadoğu'da demokratik bir birliktelik doğabilir, halkların baharı gelişebilir” demiştim. Benim projelerimi biraz AKP-Ahmet Davutoğlu hayata geçirmeye çalışıyor o da içini boşaltarak yapıyor. Onlar asla başarılı olamaz. İlk olarak hemen Suriye, Irak, Türkiye arasında bir su birliği projesi hayata geçirilebilir. Daha önce de söylemiştim. Evet Su ve Tarım birliği. Bu, Avrupa'da daha önce kurulan kömür-çelik birliği projesine benziyor ancak bu kömür-çelik projesi kapitalist temeldeydi, bizimkisi ise demokratik bir temelde kurulacak. Biz heyetle görüşmelere başlarken “ölümler, tutuklanmalar olmayacak” diye anlaşmıştık. Ölüm de olmayacaktı, operasyonlar, tutuklanmalar da olmayacaktı, taş da atılmayacaktı. Ancak bunlara uyulmadı. Hükümet bu kadar gözaltı, operasyonlar yapıyor. Bunun hesabı hükümetten mutlaka sorulacaktır. Benim buradaki koşullarım biliniyor. Mandela “ben özgür olmadan bir tek sağlam adım atamam” demişti. Mandela'nın bu tavrı doğruydu. Ama ben bazı şeyleri yapmasam bu işi çözebilecek, yapabilecek kimse yok. Devlet kimseyi dikkate almıyor. 2005-2006'da ben çekilecektim ancak sizlerin talepleri ve diyalog kurma talepleriniz oldu. Bu nedenle ben de sizleri dikkate aldım. Ancak sizler kendiniz bir şey yapamıyorsunuz, benim burada söylediklerimi de uygulamıyorsunuz. Ortada bir kafa karışıklığı var, bu nedenle devlet de onları ciddiye almıyor, onları bastırma yönüne gidiyor. Otuz yıldır Kandil beni uğraştırdı, uğraştırıyor. Otuz yıldır bir gerilla tarzını oluşturamadılar, benim bu yönde söylediklerimi uygulamadılar. Pasif savunma da aktif savunma da Kandil'in icadıdır, tarzıdır. Bunların gerillacılığını onaylamıyorum. Gerillacılıkları da siyasi alandaki şeyleri de benim tarzım da değil, onayladığım şeyler de değil. Benim tarzım olsaydı Dersim coğrafyasında bu şekilde gerilla kayıpları yaşanmazdı. Bunlar savaşmayı da bilmiyorlar barışmayı da bilmiyorlar. Otuz yıldır bütün meseleyi benim sırtıma yüklemişler. Bunların yaptıkları sadece özentidir. Gerillacılıkları da özentidir, siyasi alanı da özentidir. Bununla ilgili hesap verebiliyor mu, siyasi alan hesap verebiliyor mu, Kandil hesap verebiliyor mu? Veremiyorlar. Yani bu işi ciddiye alan kimse yok. Böyle giderse onları burada ağır eleştireceğim, bundan sonra da ağır eleştireceğim. Kendileri yapamıyorlar, beni de dinlemiyorlar, uygulayamıyorlar. Taktik ve pratik önderlik yapamıyorlar. Buyrun yapın diyorum, söylediklerimi yapmıyorlar ondan sonra bizi kimse dinlemiyor, ciddiye almıyor diyorlar. Onların siyasetlerini de gerillacılıklarını da onaylamıyorum. Neden yapamıyorlar? Bunun hesabını verebiliyorlar mı? Burada görüşmeler yaptık, sizlere zaman kazandırdık, alın işte size zaman kazandırdık, önünüzü açtık, siz de yürütün. Ama yapamıyorsunuz. Yaptıklarınız da kimse tarafından onaylanmıyor, ciddiye alınmıyor. Benim söylediklerimi de yapmıyorsunuz. Kandil, bana, buraya sürekli mektup yazıyor. Mektup gönderiyor. Birçok şey söylüyor. Önderimizsiniz, bizi temsil ediyorsun diyorlar bana, temsilcimizsiniz diyorlar ama bunun gereklerini de yerine getirmiyorlar. Mustafa Malçok, 17 yaşında bir genç. Dicle kenarında kendini yakıyor, elleri zafer işaretiyle havada, bu durumdayken bile yanındaki suya tenezzül etmiyor. İşte Kürtlerin karar gücü budur. Kürtlerin gerçek karar ve düzen gücü budur. Bunun dışında hiçbir kararı hiçbir gücü tanımıyorum. İşte onurlu Kürdün tavrı budur. Benim tarzım böyle onurlu bir duruştur. Aynı şekilde Kandil'de kendini yakan dört gerillanın tavrı da böyle anlamlıdır. Bu sorunu çok ciddiyetle ele almak lazım. Ciddi bir karar, onur oldu mu bu iş yürür. Tunus'ta bir kişi kendini yaktı, hükümet devrildi. Kürtlerde de bu işi ciddiyetle ele alan olursa sonuç alınabilir. Belki “Kürtler çok düşürülmüş, zihinleri-kişilikleri parçalanmış, tamam Kürtlerle çok oynanmış, kafaları karışmış” diyebilirsiniz. Doğrudur. Kürtlerle çok oynanmış, çok düşürülmüş ama sizler Kürtleri ayağa kaldırabilirsiniz. Bu durumu değiştirebilirsiniz. Otuz yıldır gelişen bir mücadele de var, değişen şeyler var. Sizler Kürtleri ayağa kaldırabilirsiniz. Ben 2005-2006'da çekilecektim. Ama Kürt siyasetçilerin bana bir çağrısı olmuştu, diyalogları vardı. Kandil ile de görüşüyorlardı. Siz de tanıksınız. O dönem gelip gidiyordunuz. Benim çok aklıma yatmamıştı ama yine de bir şans tanımak istedim. Fakat o siyasi girişimleri de başarılı olmadı. Batı'daki Türkiye kamuoyundaki çalışmaların yapılması, geliştirilmesi önemlidir. Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü ve diğerlerine selamlarımı söylüyorum. Bu konuda onlara önemli sorumluluklar düşüyor. Bunun farkında olsunlar, çalışmalarını genişletsinler, birliği sağlasınlar. Ertuğrul Kürkçü'ye özel selamlarımı söylüyorum. Bu tarihi sorumluluktur. Bu onlar için de iyi bir fırsattır, tarihi rollerini oynasınlar. 15 Nisan'da Moskova'da “Kürt sorununun demokratik çözümü ve Ortadoğu, Kafkasya'ya Etkileri” konulu bir Konferans düzenlenmiş. Katılım yoğun muydu? Konferansa Mitrafanov da katılmış deniliyor. Öyle mi, beni takip ediyor mu, edebiliyor mu? Ben kendisinin evinde kalmıştım. Halen milletvekili mi? Jirinovski'nin partisinden ayrılmış mı, ayrı bir partide mi? Kendisi istiyorsa, yapabiliyorsa benim orada özel temsilcim olabilir, benim adıma orada çalışmalar yürütebilir. Ona kısaca benim adıma şu iletilebilir: Kendisi aslen Yahudidir, elinden geleni yaptı, ben Rusya'dayken. İyiniyetliydi fakat o dönem Rusya'da olan biteni o da anlayamadı. Fakat o dönem Rusya pek etik bir durum sergileyemedi, Yeltsin dönemiydi. Farklı menfaatleri, çıkarları sözkonusuydu Rusya'nın, bizi sattı diyebilirim. Benim fikirlerim, geliştirdiğim teoriler Kafkasya için de geçerlidir. Kafkasya'nın durumuna da çare olabilir. Tabi onlar ilgi gösterebilirler, kitaplarım aynı zamanda reel sosyalizme de eleştiri niteliğindedir. Benim savunma kitaplarım, Libya'nın şu anki durumuna birebir cevaptır. Libya'yı ancak benim teorilerim, felsefem kurtarır. Ben Ermeni milliyetçiliğini, soykırıma neden teşkil ettiğini söylüyorum. En az onu da ittihat terakki milliyetçiliği kadar tehlikeli buluyorum. Ermeni milliyetçiliğinde Kilise etkisi ve milliyetçiliğini tehlikeli buluyorum. Etnik milliyetçiliği doğru bulmuyorum. Benim söylediklerimi doğru anlamalıdırlar. Burada bana eleştiri sunacaklarına kendi milliyetçilikleriyle ilgili, tarihleriyle ilgili bir özeleştiri vermeliler. Ben böyle yaptım. Kendilerine selamlarımı iletiyorum. Halk benim fotoğrafımı istiyor. Devlet buna izin vermiyor, vermez. Bu siyasi bir şey. Bu ancak devlet iznini gerektirir o da vermez. Van ve Muş cezaevindeki arkadaşlara selamlarımı iletiyorum. Cezaevlerinden epey mektup alıyorum, onlarda önemli teorik gelişme görüyorum. Bu çalışmalarını devam ettirsinler. Sadece buraya değil, birbirlerine de teorik mektuplar yazsınlar, bu konuda iletişimleri olsun. Kırıkkale'den Serhat Çetiner, Siverekli, bir mektup yazmış. Mektubunu önemli, derinlikli buldum. İki konuda da eleştirisi var bana. Birisi merkezi uygarlığın bir kolu olan Çin uygarlığının rolünü az değindiğimi belirtiyor. Doğrudur. Bu eleştiriyi kabul ediyorum. Bu konuda bir de kendisine bir öneride bulunuyorum. Bu konuyu kendisi yazsın, yoğunlaşıp yazabilirse iyi olur. İkinci eleştirisi de Avrupa uygarlığının 16 ile 18. yüzyılda hegemonik olmadığını, hegemonyanın Doğu'da daha çok da Çin ve Hint uygarlıklarında olduğunu belirtiyor. Bu eleştiri doğru değil. Belki ekonomik anlamda o zaman Doğu ileride olabilir fakat felsefik, bilimsel, edebi yönde Avrupa büyük hegemonik ilerleme kaydetmiş, kendi büyük hegemonyasını inşa etmiştir o dönemde. Doğu'nun çok ilerisindedir. Arkadaş daha çok inceleyebilir o dönemi. Kendisine selamlarımı iletiyorum. Adıyaman Cezaevi'nden Veysel Avcı, feminizm konusuyla özel olarak ilgileniyor. Feminizmle ilgili daktilo edilmiş 300 sayfalık bir yazı göndermiş. Pek inceleme fırsatım olmadı ama sanırım epey üzerinde durmuş, önemli tespitleri var. Bu çalışmalarını devam ettirsinler. Selamlarımı söylüyorum. Adıyaman cezaevinde Serdar Aslan'ın bir mektubunu aldım. Adıyaman'ın yerel siyaseti üzerine yazmış. Besnilidir. Teoriden çok bu görüşlerini yerel siyasette pratikleştirebilir. Selamlarımı iletiyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Adana-Karataş cezaevinden Ayfer Ayçiçek bir mektup yazmış. Ben bu arkadaşın çok geliştiğini, kişiliğinin de çok değiştiğini, geliştiğini, özde çok pozitif geliştiğini görüyorum. Başarılar diliyorum. Çalışmalarını değerli buluyorum. Selamlarımı iletiyorum. Bir arkadaş da yazdığı bir mektupta dilimin pozitivist olduğunu belirtmiş. Arkadaş anlamamış. Aslında kendilerinin dilleri positivist ama kavramamış. Benim dilim pozitivist değil. Benim felsefi düşüncem, fikirlerim pozitivizmi kat kat aşan düzeydedir. Muazzamdır. Bu yönde çok büyük gelişmeler kaydettim. Biliyorsunuz pozitivizmi ilk aşan benim. Bu arkadaşlar dergiye yazabilirler, makalelelerini burda yayınlayabilirler. Demokratik Modernite dergisini ise vermediler. Bakırköy cezaevinden gelen mektuplar var. Meltem Yağmur'dan bir mektup aldım, mektubunu değerli buluyorum, derinlikli buluyorum. Kimlik, siyaset gibi konularda çalışmalar yapıyormuş. Beni birkaç noktadan yakaladığını söylüyor. Anneannesinin Kürt olduğunu, kendisinin Muğla'lı, balkan göçmeni olduğunu, Kürtleri anneannesinden dolayı tanıdığını, kimliğe de bu nedenle ilgi duyduğunu belirtmiş. Çalışmalarını derinleştirsin. Selamlarımı iletiyorum. Yine orada arkadaşımız Hediye'nin bir mektubunu aldım. Kendisi âma, selamlarımı iletiyorum. Gönül Erdoğan'dan da mektup aldım. Ona da ve Bakırköy'deki tüm arkadaşlara selamlarımı söylüyorum. Bazen bir mektup gönderiliyor, içinde üç mektup çıkıyor. Hepsini tek tek okuyorum, çok değerli buluyorum. Gülbahar Gebze'den mi? Ondan mektup aldım. Daha önce de ondan mektup almıştım. Bir kadın arkadaş da mektubunda Özgür Kadın'dan, kadının özgür kılınmasından bahsediyor. Önemli ama özgür kadın yaratıldı, yaratılıyor. Bu konuda çok yol katettiler kadınlar. Benim için kadın özgürlüğü herşeyden önce gelir. Çok önemlidir. Benim için kadın özgürlüğü bütün özgürlüklerden, ulusal kurtuluştan, emeğin kurtuluşundan önce gelir. Kadın özgürlüğü olmadan diğer özgürlükler sağlanamaz. Yeni yüzyılda, yeni dönemde bütün gelişmeler kadın özgürlüğü ekseninde gelişecektir. Siirt, Bitlis, Midyat, Ankara cezaevlerinden kadın arkadaşlardan gruplar halinde mektuplar alıyorum. Hepsine selamlarımı iletiyorum. Cezaevlerinden gelen mektuplardan kadın özgürlüğü konusunun anlaşıldığını, anlaşılmaya başlandığını görüyorum. Cezaevlerinden epey gelen mektuplar var. Hepsine tek tek cevap yazamıyorum, ancak buradan hepsine tek tek mümkün olduğunca cevap vermeye çalışıyorum. Cezaevlerindeki arkadaşlar bu teorik çalışmalarını pratikleştirsinler, hayata geçirsinler. Şerko Mearifi cesaretini ve onurunu korusun. İran devletide idamlara yönelmemelidir. Bu tür uygulamalardan vazgeçmelidir. Savunmam AİHM'e ulaşmış mı? Avukatlarım başvuru yaparak almaya çalışmalı ve bu işlemler hızlandırılmalı. Son olarak şunları ifade etmek istiyorum. 15 Haziran son tarihtir. 15 Haziran'dan sonra ya anlamlı bir müzakere dönemi başlar ya da büyük bir savaş başlar, kıyamet kopar. Her ikisi de çok büyük olur. Müzakere olursa büyük ve anlamlı bir müzakere olur, savaş olursa da büyük bir savaş olur. Her ikisi de büyüktür, anlamlıdır ve kutsaldır. Cezaevlerindeki arkadaşları tekrar selamlıyorum. Urfa'daki halkımızı selamlıyorum. Hakkari'ye özel selamlarımı iletiyorum. Süleymaniye’deki halkımızı da selamlıyorum. Demokratik modernite dergisi yasaklanmış. Eğer burada çıkaramayacaklarsa başka yerde, Avrupa'da derinleştirilerek çıkarılabilir. Ben seçimle ilgili ve diğer konularla ilgili eleştirilerimi, ağır eleştirilerimi, asıl değerlendirmelerimi seçim sonrasına bırakıyorum. Seçim sonrasında bu konularda geniş açıklamalarda bulunacağım. Suriye'yle ilgili Esad'la görüşmeler yapılabilir, demokratik zeminde bir uzlaşma sağlanabilir. Benim adıma bir mesaj yayınlanabilir. Talabani ve Barzani'ye benim adıma bir mektup yazabilirler. Nasıl yazacaklarını onlar belirlerler. Avrupa da o hantal yapısını aşsınlar, Roj Tv'dekiler daha canlı olsunlar. Hepsine selamlarımı iletiyorum. İyi günler.
4 Mayıs 2011
|
|||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||