20.06.2008
İSTANBUL:19 gündür hücre cezasında tutulan
Öcalan, "Son kara harekâtından sonra Apo'nun tasfiye
edilemeyeceği anlaşılmıştır. Kürt sorununda yeni
durumlar gelişebilir. Kara harekâtından çıkan sonuçlar
olabilir. Uluslar arası güçler daha fazla rol almak
isteyebilir, soruna el atabilir" dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla bir
araya geldi. Edinilen bilgilere göre, Öcalan, görüşmede
hücre cezasının yarın 20. güne gireceğini belirterek,
"Bir gün ara verdikten sonra 10 günlük diğer hücre
cezasını uygulamaya başlayacaklar. İnfaz Hâkimliğine bir
sayfalık itiraz dilekçesi verdim. Sanırım on güne kadar
biter. Esasen verilen ikinci 20 günlük hücre cezası
diğerinin tekrarıdır.
Yani aynı görüşmedeki konuşmadan dolayı iki kez ceza
vermiş oluyorlar" dedi. Savunma yazdığını, savunmanın
200 sayfaya ulaştığını kaydeden Öcalan, "Savunmamı da
yazıyorum. 200 sayfa oldu, bu nedenle bazen geceleri az
bile uyuyorum. Üzerinde epey yoğunlaşıyorum" diye
konuştu.
MARXIN HATALARINI DÜZELTİYORUM
AİHM'e gönderdiği son savunmasına değinen Öcalan,
savunma ile ilgili şu hususların altını çizdi: "Bu son
savunmalarım önemli tartışmalara yol açar diye
düşünüyorum. İmralı sürecinin en önemli kazanımı bu
kitaptır. Düşünce dünyasında önemli bir kazanımdır.
Sanırım düşünce çevrelerinde de çok tartışılır. Marx'ın
eksiklerini tamamlıyorum, hatalarını düzeltiyorum."
AKP KAPATMA İLE BİRLİKTE BÖLÜNEBİLİR
Türkiye'deki siyasal gelişmeleri irdeleyen Öcalan, şöyle
devam etti: "AKP kontrol altına alınmış görünüyor.
AKP'nin temelleri 30 yıl önce İngiltere'de atılmıştır.
Bu biliniyor. Almanlar da daha önce İslami kesimle,
Erbakan'la ilişkilendi. Onlarla politika yürütmeye
çalıştı. Milli Görüş Almanya'da halen de çok güçlüdür.
Amerika, İngiltere politikaları AKP'nin ortaya çıkmasına
ve palazlanmasına neden oldu. Bunu iyi anlamak lazım.
AKP ile Kürtleri kontrol altında tutmak istediler.
Baykal ile de güçlü bir sol demokrat muhalefetin ortaya
çıkmasını engellediler. Kürtler üzerinde zaten ittifak
var. AKP ile diğer politikalarını da uygulamaya
koydular. Ancak bu son gelişmelerle AKP'ye ihtiyaçları
azaldı. AKP misyonunu tamamlamış gibi. Oy oranında bir
düşüş var. daha da düşecektir. DTP'nin de oyları
yükselmiştir herhalde. Daha demokratik, daha iyi bir
siyaset geliştirseler, oyları çok daha fazla artar. AKP
kapatmayla birlikte bölünebilir. Kapatılması halinde AKP
orta burjuva partisi olarak kalabilir ama iktidar şansı
olmaz. Tüccarların bulunduğu bir parti haline
dönüşebilir."
BENİM TASFİYE EDİLMEYECEĞİM ANLAŞILDI
Öcalan, değerlendirmelerini Kürt sorunu bağlamında şu
şekilde sürdürdü: "Bu son kara harekâtından sonra
Apo'nun tasfiye edilemeyeceği de anlaşılmıştır sanırım.
Kürt sorununda yeni gelişmeler olabilir, yeni durumlar
gelişebilir. Kara harekâtından çıkan sonuçlar olabilir.
Uluslar arası güçler, Rusya, Çin, ABD, İngiltere,
Fransa, Avrupa Birliği, daha fazla rol almak
isteyebilir, el atabilir. Türkiye halen İran ve Suriye
ile yapacağı ittifaklardan bir şeyler umuyor. Türkiye'de
son yaşananlar darbe niteliğindedir. Olanlar bir
darbedir. Ergenekon, derin devlet onlar öyle
zannedildiği gibi ABD karşıtı da değillerdir.
ABD IRAKI ÜS OLARAK KULLANIYOR
Eskiden beri tüm Kürtleri Irak Kürtlerine bağlamak gibi
bir plan var. Bu plan üzerinden Kürtleri kontrol
ediyorlar. Benim tasfiye edilme gerekçem de budur. Bunun
temeli ta 1920'lerde Kahire Konferansı'nda atılmıştır.
Bu konferansta çok usta bir şekilde Kürt sorununun
Ortadoğu'da sürekli çözümsüz bırakılması konusunda
anlaşmaya varılmıştır. Kerkük ve Musul'un Irak'a
bağlanması, Kahire Konferansı'nda kararlaştırılmıştı. M.
Kemal'in tüm politik çabalarına rağmen, Kürtler
üzerinden Kerkük ve Musul Türkiye'den koparıldı. Bu plan
halen de devam ediyor. ABD, İngiltere ve İsrail tüm
bölge ülkelerini Kürtlerle hizaya getirmeye ve kontrol
altına almaya çalışıyorlar. Irak'ta Saddam'ı Kürtler
eliyle devirdiler. Şimdi de İran'a karşı Kürtleri
kullanma hazırlığındalar. ABD, bir nevi K. Irak'ı üs
olarak kullanmaktadır."
TÜRKİYEYİ YAHUDİ SERMAYESİ YÖNETİYOR
"ABD, İsrail tüm Kürtleri Irak üzerinden kontrol etmeye
çalışıyorlar" diyen Öcalan, şunları dile getirdi: "Bunda
İsrail sermayesinin rolü çok büyüktür. AKP de onlarla
işbirliği yaparak iktidar oldu. Benim iddiam şu; Yahudi
sermayesinin izni olmadan bir dükkân bile açamazlar.
Aslında Türkiye sermayesi ta 1923 yılında İzmir İktisat
Kongresi ile Yahudi sermayesinin etkisi altına
girmiştir. Bu etkiyle Yahudi sermayesinin desteği ve
izni olmadan bir dükkân bile açamıyorlardı. Koç
Holding'in büyümesi ve palazlanması Yahudi sermayesi
sayesindedir. Yahudi sermayesi onları hep kontrol
etmiştir. 70'lerde de gözlemlemiştim, araştırmıştım,
halen takip ediyorum; 1970'lerde bölgede sadece Doğuş
grubunun sermayesi vardı. Bir dünya markası olan Vestel
de, araştırdım, Citibank ile ilişkileri var. Citibank da
Yahudi sermayesiyle kurulmuştur. Vestel de bu şekilde
kontrol altında tutuluyor, Yahudi sermayesinin ürünüdür.
Urfa topraklarının büyük bir kısmını Yahudiler satın
almıştır. Direkt kendi adlarıyla olmazsa bile çeşitli
şirket isimleriyle satın almışlardır. Ne zamandan beri
bu çalışmalar, planlamalar yapılıyor? Bunun 800 yıllık
bir geçmişi var. Tarsus kökenli Saint Paul'un yine bu
konuda yürüttüğü faaliyetler biliniyor. 1492'den önce ta
1393'ten beri Anadolu'da Yahudi sermayesinin etkinliği
var. 1492'de İspanya'dan da Yahudiler geldiler. II.
Bayezit onları kabul etti. Hafsa Sultan da Yahudi
kökenlidir, yönetimde etkilidir. Mezarı da Manisa'dadır.
Vestel'in de merkezi Manisa'dadır. Hafsa Sultan adına
Manisa'da mesir macunları etkinliği yapılıyor. Manisa
dediğim, İzmir-Manisa hattı boyunca bu etkinlik vardır.
Bu hat Yahudilerin en eski ana yurtlarından biridir. .
II. Selim'i yani Sarı Selim'i tahta geçirmek için
yönetime aday Şehzade Mustafa'yı Babasına boğdurttular.
Y. Küçük'ün de bu konularda ciddi araştırmaları var.
Varlık Vergisi getirilerek, Anadolu'da Hıristiyanların
etkinliği kırılıp, Yahudi etkinliği geliştirilmiştir. M.
Kemal biraz direnmiş ancak onlarla baş edememiş. Mustafa
Kemal bu konuda sanıldığından daha çok yalnızdır.
Mustafa Kemal sadece Cumhuriyeti kurmuştur. Bunu onu
küçümsemek amacıyla söylemiyorum. Buna direnmek o kadar
kolay bir şey değildir. Eskiden mason olmayan yönetime
gelemez diyorlardı. Ben bunu şu şekilde uyarlıyorum;
kapital tekel olmadan, bir dükkân bile açılamaz."
TÜRKÇÜLÜĞÜ YAHUDİLER GELİŞTİRDİ
Yahudilerin Kürt işbirlikçileri ile de işbirliği
yaptığını kaydeden Öcalan, "Kürt işbirlikçilerinin de bu
sermayeyle ilişkileri var. Bunlar neden hep böyleler?
Bunların kendi çıkarları için yapamayacakları şey
yoktur, eskiden beri böyledirler. Ben bunları iyi
tanıyorum. Hep güçlüden ve kendi çıkarlarına uygun
olanlarla birliktedirler. Diyarbakır'da ticaret ve
meslek odaları, iş çevreleri, bu konuda inisiyatif alıp
sorunların çözümüne katkı sunabilirler. Hükümet üzerinde
etkili olabilirler, aktif rol alabilirler. Yahudilerin
sermaye konusunda 800 yıllık çalışmaları var. Bütün
sermaye ve yönetimleri onlar kontrol ediyorlar. Daha
önce onlar Hitler'e milliyetçilik düşüncesini aşılayarak
Hitler'i hazırlamışlardı. Yine daha önce İspanya
Portekiz arasında çekişmenin sebebi de buydu.
Ortadoğu'da da milliyetçiliği yaydılar. Ben bunları
söylerken benim için anti-semitik diyorlar. Bunlar
gerçeği yansıtmıyor. Ben Yahudi halkının ve kültürünün
de Ortadoğu'da yerinin olması gerektiğini her zaman dile
getiriyorum. Onların politikalarını eleştiriyorum.
Türkiye'de de milliyetçiliğin gelişmesini sağladılar.
AKP'yi de onlar hazırladılar. Hatta Hürriyet
gazetesindeki "Türkiye Türklerindir" ve "Bir Türk
dünyaya bedeldir" sözlerinin Türklere ait olmadığı ve
Yahudi kaynaklı olduğu kanaatindeyim. Bütün bunlarla
Türkiye'yi bir noktaya getirecekler ve Türkiye bir şey
yapsa, Türkiye'yi soykırımı kabule mahkûm edecekler. Ve
böylece her şeyi Türkiye'ye mal edecekler. Böyle bir
tehlike var. Saddam'ı da hazırlamışlardı ve ona soykırım
yaptırdılar, Halepçe gibi katliamlar ortada. Sonra da
Saddam'ı Kürtler eliyle devirdiler." ifadelerine yer
verdi.
YAHUDİLER HALKLARI KULLANDI
Öcalan sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben bunları söylerken
K. Irak'ın kazanımlarına karşı değilim ama böyle bir
durum var. Aynı şeyi Türkiye'ye de yapacaklar. Türkiye
sermayenin izni dışında bir şeyler yapmaya kalkarsa
Soykırım iddialarıyla karşı karşıya kalacaktır. Daha
önce 1915 Ermeni soykırımının ABD Senatosuna getirilmesi
gibi. Bu durumda kabul edilip Türkiye'yi
sıkıştırabilirler. İşi ta 1915'lere götürecekler.
Ermenilerin de politikası bu yönlüdür. Daha önce de
1800'lerde İngilizler ve Yahudiler, Rumları kullandılar
ve bu politikalarıyla 3000 yıllık Rum kültürünün sonunu
getirdiler. Ermenileri bu topraklardan sürdüler.
Süryaniler üzerine de Bedirxanileri gönderdiler.
Bedirxan Beye Süryanileri kırdırttılar. 4000 yıllık
Asurî kültürünü yok ettiler. Sonra Osmanlılara da
Bedirxan Beyi ezdirttiler. Bunlar Türk halkına mal
edilemez, Türk halkının bunlardan haberi bile yok. Esas
sorumluları İttihatçı zihniyettir. Bu zihniyet halen de
var."
YAHUDİLER KÜRTLERLE TÜRKLERİ ÇATIŞTIRACAK
Öcalan, Yahudi politikalarının Kürtlerle ilişkisini ise
şu şekilde analiz etti: "Günümüzde Kürtler de böyle bir
tehlikeyle yüzyüzedirler. Çok dikkatli ve birlik
olunmalıdır. Çok dikkatli ve birlik olunmazsa Kürtler
kaybedebilir. K. Irak'ta da böyle bir tehlike var. ABD
çekilirse bir Kürt katliamı gelişir; 24 saat içerisinde
Araplar, Kürtleri silerler, ezerler. İran'da da böyle
bir tehlike var. Türkiye'de de milliyetçilik tehlikesi
var. Ben ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki politikalarına
karşı durdum ve durmaya devam edeceğim. Türkiye'de de
iki milliyetçilik çarpıştırılmak isteniyor. Çatı
partisini önermemin nedeni budur. Demokratik güçler
birleşseler, çok çalışsalar, her türlü katliamın önüne
geçerler. Milliyetçiliğin önüne geçebilmek için yeni
kurulacak çatı partisine önemli görevler düşüyor. Her
kesimden kadroları içine katarak bu milliyetçiliği
engelleyebilirler. Kürtlere ayrılık dayatılsa bile
Kürtler bir arada yaşayacaktır. Kürt birlikteliğine
ihtiyaç var. Kürtler bir araya gelip birlikte hareket
ettiklerini bu dönemde göstermelidirler."
TEHLİKELERE KARŞI SOL ÇATI KURALIM
Öcalan, tehlikelere karşı sol ittifak geliştirilmesi
gerektiğini bir kez daha yineleyerek şöyle konuştu: "Ben
diyorum ki gelin bunun koşullarını tartışalım,
şartlarını yeniden belirleyelim. Ben kendimi Mustafa
Kemal ile kıyaslamak amacıyla söylemiyorum ama Mustafa
Kemal'in 1900'lerde Cumhuriyette ısrarlı olduğu kadar
ben de 2000'lerde Demokraside ısrarlıyım. Bu konuda
iddialıyım. Bu çatı partisi her şehirde ortak
propaganda, ortak çalışma, ortak toplantı yapabilir.
Kent Meclisleri oluşturabilirler. Çatı partisi için
diğer Kürt çevrelerle görüşmek gerekir. Geçen 8 yıllık
süre iyi değerlendirilseydi, şimdi çok daha iyi bir
konuma gelinmiş olurdu. Akademileri de bu amaçla
önermiştim. Kadınlar için Demokratik Siyaset ve Kültür
Akademisi önermiştim. Gençlik için, diğerleri için de
önermiştim. Bütün bunların bir an önce hayata
geçirilmesi gerekiyor. Akademilerde sürekli bir araya
gelip tartışmalar yürütülmeli, hiçbir şey olmazsa bile
zihinleri açılır. Siyasetçiler buralardan çıkar. Akademi
eğitimi normal devlet okullarındaki eğitime benzemez.
Açık Toplum denilen olay da budur. DTP'nin akademileri
olabilmeli, diğer partilerin de var. DTP de sanırım
bundan sonra oylarını artırır, daha iyi çalışır. Siyaset
ciddi bir iştir. Bu işi yapabileceklerine inananlar
yapsınlar. İnanmayan yapmasın, bu işe girmesin. Bu iş o
kadar kolay değil. Çıkıp ben siyasetçiyim diyorlar,
bazen anlamakta güçlük çekiyorum. Süreçler çok iyi
kavranamıyor, Ortadoğu'da bu sorunlara karşı iyi
açılımlar yapılamıyor, bu durum zihin köleliğinden
kaynaklanıyor. Kökeni Sümer rahip devletine dayanır."
Öcalan, sözlerini şöyle tamamladı: "Son dönemde İran
ölüm-kalım savaşındadır, onun için çok tehlikelidir. Göç
etmek zorunda kalanlar güvenli bölgelere
yerleştirilebilir. BM müdahale edip güvenli bölgelerde
yerleştirmeleri sağlanabilir. İran'da idamı bekleyen
arkadaşımıza desteklerimi sunuyorum, selamlarımı
iletiyorum. Cezaevlerindeki arkadaşlara, halkımıza
selamlarımı iletiyorum."
..
ANF NEWS AGENCY |