|
Yeniden yargılamayı AİHM ret etti. Bana özel
hukuk uygulanıyor. Hukuksuzluğa hukuksuzlukla
cevap veriyorlar. Bunlar zaten Kenya'daki komplo
ve kaçırılmayı da otaya çıkarmadılar. Bir dönüm
noktası olabilirdi.
Ya bu komployu açığa çıkarıp beyaz bir sayfa
açabilirler, ya da hukuksuzluğa devam ederler.
İdam cezasının ağırlaştırılmış müebbete
dönüştürülmesi ile ilgili dosya önemlidir. Bize,
yargılandığımız zaman olmayan bir cezayı
verdiler. AİHM eğer kendilerine ulaşması
konusunda garanti verirse savunmamın beşinci
cildini de yazarım. Çünkü bu son savunma
önemlidir, sorunun çözümüne dair somut durum ile
ilgilidir, somut şeyler düşünüyorum. Verirler mi
bilemiyorum. Mahkeme buradaki şartlara ilişkin
gelip inceleme yapabilirler. 24 saat burada
kalsınlar. Ben burada nefes almak için kafamı
pencereye dayıyorum. Öyle ancak zar-zor nefes
alabiliyorum. Bu şartlar altında ben savunmayı
yıl sonuna doğru hazırlayabilirim. Ek süre
istenebilir. Kendilerine ulaşmasını
sağlayacaklarsa, ben savunmayı hazırlarım.
Söylediğim gibi burada bana özel hukuk
uygulanıyor, kişiye özel hukuk uygulanıyor,
AİHM'in bunu görmesi gerekiyor.
Karadeniz'de HPG'nin güçleri var mı? Yani orada
TİKKO falan, o tür örgütler var mı? Yani ta
oralara kadar yayılmışlar öyle mi, güçleri ne
kadar acaba? Amanoslar da falan da varlar
sanırım.
Bu İnegöl ve Dörtyol'daki olaylar nedir, açığa
çıktı mı? Bu MHP'li JİTEM üyesinin çelişkili
açıklamaları vardı. Bakan Amanosları temizleyin
demişti, ne oldu, şu anda oradalar mı? Devlet
çok yöneldi mi oraya?
Hakkari'de dört gerilla hayatını kaybetti,
bunların üçünün sağ yaklandıktan sonra infaz
edildiği belirtiliyor.Halkın arasına mı
karışmışlar bunlar?Bu olaydan sonra halktan çok
kişinin yakalandığı söyleniyordu. İnfaz
edilenler onların arasından mı?
Beşiri'de de HPG'nin beş kaybı var. Cenazeler
teşhis edilemiyor, deniliyor. Nasıl olmuş, orada
ne işleri varmış? Orası çok dağlık bir yer değil
galiba.
Bu Batman meselesi nedir? Tamam, kim olduklarını
biliyorum. Bunlar o gece evden niye çıkmışlar,
telefon falan mı gelmiş? Karanlık bir olaya
benziyor. BDP'lilere de kızıyorum. Gidip orada
ağlıyorlar, sanki bu olayı PKK yapmış gibi,
siyaset böyle yapılmaz, bunlar çok mu saftırlar!
Nedir öyle oradaki halleri!
Karanlık bir olaya benziyor. BDP'lileri
de eleştirmek gerekiyor. Gidip orada ağlıyorlar.
Sanki bu olayı PKK yapmış gibi, siyaset böyle
yapılmaz, bunlar çok mu saftırlar! Nedir o
aileden birisi midir konuşuyor, PKK'nin üzerine
yıkmaya çalışıyorlar, Ailedekiler de
konuşmalarına dikkat etsinler, uyarılsınlar.
Böyle olmaz.
Bakın uyarıyorum. Bu çok önemlidir. Musa Anter
ve Vedat Aydın olayı da böyle başlamıştı. Bu da
yeni bir faili meçhullerin başlangıcı
yapılabilir. Bu nedenle olayı çok yönlü
araştırmak lazımdır. Bu olayın bir komplo olup
olmadığını araştırmak lazım. İyi soruşturmak
gerekiyor. aşiret dengelerinin ve başka
çevrelerin etkisi var mı yok mu ona da bakmak
gerekiyor. PKK’nin içine sızmış kişilerin bu
olayda rolünün olup-olmadığını da araştırmak
lazım. Daha önce de defalarca anlattım bu
olayları. Geçmişte içimize nasıl sızdıklarını,
iktidarı ele geçirmek için nasıl gözü dönmüş
şekilde komplolar kurduklarını anlattım. Beni
bile öldürmeye çalıştılar, PKK'yi ele geçirmek
için. Ölümden döndüm.
Yeni bir faili meçhul süreç de başlayabilir.
Ben bunun için özsavunma diyorum, kendinizi
koruyun diyorum ama bundan bile acizler. İşte
neydi o, Sevahir'in bacağını kırmışlardı.
Çevrenizde binlerce kişi var, kendinizi
örgütleyemiyor musunuz, koruyamıyor musunuz? Ben
bunları duydukça çok öfkeleniyorum, kızıyorum.
Bu olayda özellikle o arkadaşların evden çıkış
gerekçesi ortaya çıkarılmalıdır,
araştırılmalıdır. Daha önce de söylemiştim;
tanınan şahsiyetler geceleri zorunlu olmadıkça
dışarı çıkmamalı, tek başına dolaşmamalı. Vedat
Aydın da, Musa Anter de benzer şekillerde
öldürülmüştü.
DTK toplandı. İyi tartışmışlar mı? Kaç delege
katılmış? Altan mı katılmış? 800 delege mi
katılmış, iyi. Öyle uygun bir salonları var öyle
mi? Bol bol tartışmışlardır herhalde. Çalışma
yürütmek için komisyonlar ve daimi bir organ
oluşturuldu mu? Sonuç bildirgesi açıklandı mı,
nerede açıklandı? Aram Tigran'ın anmasında mı
açıklandı? Sanatçılar var mıydı?
Aram Tigran için Diyarbakır'da bir müze
açılabilir. Hatta sanatçılar müzesi ya da sanat
evi adıyla açılabilir, burada Aram Tigran'a bir
oda ayrılır. Onun dışında önemli Kürt sanatçı ve
şahsiyetlerinin hatıralarına yer verilir. Ayrım
yapılmadan, örneğin Celal Güzelses gibi
kendilerine mal etmeye çalıştıkları sanatçılar
da sahiplenilir.
Demokratik özerklik meselesi de sanırım
tartışılıyor. Biz bu öneriyi Kürt meselesinin
demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi
için en uygun yol olduğu için önerdik.
Taha Akyol anlamıyor. Bunların kafaları devletçi
ideolojilerle dolu. Ama bu şekilde olması da
normaldir. Çünkü insanlar yüzyıllardır
kapitalizmin yoğun bombardımanı altında.
Basmakalıp düşünce biçimleriyle yetişmişler.
Sosyal bilimler ve üniversiteler de kapitalizme
hizmet etmişlerdir. Bu yüzden farklı bir çözüm
modeli olabileceğini anlamakta güçlük çekiyor,
bunu tasavvur edemiyor, bu düşünce kalıplarının
dışına çıkamıyorlar. Ben bu değerlendirmeleri
yaparken hem kendi düşüncelerimden hareket
ediyorum, hem siz de biliyorsunuz bir çok
kapitalist düşüncenin dışına çıkabilmiş
yazarların kitaplarından, fikirlerinden de
yararlanıyorum. Ama söylediğim gibi, buradaki
arkadaşlara bile anlatmakta bazen güçlük
çekiyorum. Biz devlete, devletçi çözüm yollarına
inanmıyoruz. Bunu yıllardır söylüyoruz. Bu arada
ben tam anarşist düşünürler gibi de
düşünmüyorum. Sadece devletin, ırkçı-faşist
yapılanmalarından, bakış açısından
arındırılmasını istiyoruz. Bizim için asıl olan,
toplumun demokratizasyonudur. Halkın gerçek
anlamda demokrasiyi içselleştirmesidir. Bu
sistemde önemli olan halkın örgütlenerek
bilinçlendirilmesidir. Devletten bağımsız ve
ondan beklentide olmadan bu yapılabilir. Bu
nedenle yüzlerce sivil toplum örgütünün,
meclislerin kurulmasını önerdim.
Devletçi bir çözümün çözüm olmayacağı, işleri
daha da kötü bir noktaya getireceği açıktır.
Burası için federasyon çözümünü savunan Elçi
gibi isimler de var. Ama böyle bir modelin
sorunu çözmeyeceği ve Filistin sorunu gibi belki
de kangrenleşerek yüz yıl sürecek bir kaosa
neden olacağı açıktır. İşte biz, bütün bunların
önüne geçmeye çalışıyoruz. Güney'de de aslında
bu tuzağa düşülmüştür. Bu, emperyalizmin bir
tuzağıdır, tıpkı Filistin gibi. İşte
Filistin'de emperyalizmin oyuncağı bir devlet
kurdurup, oraya istedikleri gibi müdahale
ettiler. Ne İsral'e ne Filistin'e bu nedenle
barış geliyor. Aslında Güney'deki Kürdistan
oluşumuyla da yapılmak istenen budur. En azından
bu görülüp, bu tuzağa düşülmemelidir.
Bakın, ben bu demokratik özerklik meselesini
savunmalarım da, özellikle “Özgürlük
Sosyolojisi”nde ayrıntılı bir şekilde anlattım.
Demokratik özerkliğin anlaşılması için bu
kitapların yoğun şekilde okunup, tartışılması
gerekiyor. Dipnot dergisi de tam düşündüğümüz
gibi olmadı. Bu konuları iyi işleyip
anlatmıyor.
O zaman BDP hemen yetkili kurullarını toplayıp
tartışsınlar. Tartışıp, ulaştıkları sonuçları ve
görüşlerini bildirsinler.
Muzaffer oradadır herhalde, o ne yapıyor? Ona
büyük sorumluluk düşüyor bu süreçte. O
tecrübelidir, geçmiş tecrübelerini de gözönünde
bulundurur, bu tür süreçleri iyi bilir.
Kendisine selamlarımı iletiyorum, gidilip
görüşülür. Başka kimler var Avrupa'da? Remzi,
Zübeyr arkadaşlar oradadır herhalde.
Benim asıl söylemek istediğim şeyler bu konuyla
ilgiliydi. Ben PKK'nin aldığı bu kararı
onaylıyorum. Zaten daha önce benim de bu yönlü
çağrılarım olmuştu.Basına ve kamuoyuna PKK'nin
bu kararını desteklediğimi açıklabilir.
Arkadaşlara, özellikle dağdakilere bu konuda çok
teşekkür ediyorum. Herhalde bu referandumun
sonuna kadar olacak. Bana kalsa 35 gün de yeter,
referanduma kadar sürmesi kafiydi, yani 13-14
Eylül'e kadar yeterdi. Ama çok da önemli değil.
Önemli olan bu sürecin iyi değerlendirilmesidir.
Gerilla bu süreçte karakol saldırılarından uzak
duracaktır. Ayrıca kendilerini korumak durumunda
kalmadıkları müddetçe kesinlikle mayınlı saldırı
da yapmayacaklar. Ama söylediğim gibi eğer imha
amaçlı geliyorlarsa ve başka çare kalmamışsa,
kesinlikle kendilerini korumak için herşeyi
yapabilirler. Örneğin Cudi'de bir bölgede
kuşatılmışlarsa ve üzerlerine geliniyorsa,
kendilerini savunmak için her yolu
deneyebilirler. Yani kısacası meşru
savunmalarını yapabilirler.
Bu süreçte tüm kesimler her zamankinden çok
çalışmalıdır. Öyle rehavete kapılıp bu sorun
zaten zamanla kendiliğinden çözülür diye
düşünülürse, bu çok büyük bir hata olur. Çünkü
bu süreç hem büyük bir barışın vesilesi
olabilir, demokratik çözüm doğurabilir; hem de
tam tersi, istemediğimiz, çok büyük ölçüde bir
savaş da gelişebilir. Ben gerçekten tedirgin
oluyorum. Ergenekonvari savaş lobileri tekrar
devreye girebilir.
Bu vesileyle Salih Özdemir ve diğer hayatını
kaybedenleri de saygıyla anıyorum. Barışın ve
savaşın koşulları at başı gidiyor. Bunu
gerillalar da iyi anlamalıdır. Bu eylemsizlik
kararının çok zor alındığını, ikna konusunda
zorluklar yaşandığını, özellikle gerillanın çok
öfkeli olduğunu tahmin ediyorum. Ben bunu gayet
iyi anlıyorum. Süreç hem barışa hem savaşa gebe
bir süreçtir. Bütün gerilla alanlarında benim
adıma bu belirttiğim hususlar çerçevesinde
konuşmalar yapılmalı ve hepsine tek tek teşekkür
ettiğim belirtilmelidir.
Söylediğim gibi referanduma kadar bekleyeceğiz
ve hükümetin tavrına bakacağız. Bu eylemsizlik
süreci AKP'nin ne kadar samimi olup-olmadığını
açığa çıkaracak. Eylemsizliğe karşı ordunun
tavrı da belli olacak. Bu sürenin sonuna doğru
gelişmeleri izleyip yeni bir değerlendirme
yapacağım. Bundan sonra oyalama kabul
etmeyeceğiz. Ben daha önce çekiliyorum derken de
bu oyalamalar yüzünden devletin, hükümetin ciddi
bir yaklaşımı olmadığı sonucuna vararak öyle bir
karar almıştım. Bundan sonra da oyalamaya
çalışırlarsa, ben artık bir şey yapamam.
Bu süreçte bütün sivil toplum örgütleri,
aydınlar, yazarlar, sosyalistler, demokratlar,
bu sorunun demokratik ve barışçıl yoldan
çözümünü isteyen herkes sürecin kalıcı bir
çözüme dönüşmesi için ellerinden gelen katkıları
yapmalıdırlar. Bu ateşkes dönemi siyasetin
rolünü oynaması gereken bir dönemdir, siyaset ön
plana çıkarılmalıdır. BDP adeta bu dönemi
politik hamle dönemi olarak kabul etmelidir.
Bir kere şunun netleştirilmesi lazım. Biz
Kürtler neden bu cumhuriyette yokuz. Madem asli
kurucu unsuruz, bu cumhuriyetin kuruluş
aşamasında Kürtler de yer aldı, neden yok
sayılacak bir hale geldik. Bu sorunun yoğun bir
şekilde tartışılması gerekir. İşin püf noktası
burasıdır; biz nasıl bu kadar iradesizleştik?
Osmanlı'da Kürtlerin özerk bir pozisyonu vardı.
M. Kemal bile cumhuriyetin kuruluş yıllarında
Kürtlerle birlikte hareket etmiştir ve
özerklikten de söz etmiştir. Ama düşünebiliyor
musunuz, bu konudaki sözleri “Nutuk”ta bile
sansürlenmiş, hem de M. Kemal hayatta iken.
Ahmet Özer'in “Türkler ve Kürtler” kitabında da
bu konular yer alıyor. Türkiyeli demokratların
da konuya bu açıdan yaklaşmaları gerekiyor.
İşte bu ateşkes çağrısında bulunanlar bu süreci
iyi değerlendirmelidirler. Mahir Sayınlar ve
hani bir dergi çevresi vardı, onlarla da
görüşülebilir. Yeni bir evreye geçme ihtimali
bulunduğunu, onların da bu sürecin bir
tarafından tutmaları gerektiği iletilebilir.
Taraf gazetesiyle de görüşülebilir, Ahmet ve
Yasemin'e de, “ben onların ne yapmaya
çalıştığını anlıyorum, fakat öyle ucuz Öcalan
eleştirileri yapmaktan vazgeçsinler. Bu sürece
destek versinler, bilsinler ki bu süreç
devletten bağımsız değildir.” Söylemek lazım.
Ben eleştiriye karşı değilim. Düzeyli bir
şekilde her türlü eleştiriyi de yapabilirler.
Değinmek istediğim bir diğer konu da referandum
meselesidir. Bilindiği gibi bu anayasa paketinde
Kürtleri doğrudan ilgilendiren bir husus yoktur;
Kürt meselesi adeta yok sayılmıştır. Halkımız da
konuyu her türlü tartışmada serbesttir. Bu
düzenlemeler AKP'nin kendi hegemonyasını
kurabilme ihtimalinin önünü açıyor. Bunu görüp
bu tuzağa da düşmemek gerekiyor. Halkımız da
son güne kadar tartışsın, gözlem yapsın. Buna
göre kendi kararlarını versin, eğilimlerini
olgunlaştırsın. Biz biliyoruz ki, “evet” diyen
taraf islamcı milliyetçi kesimdir. Ama
karşılarındakiler de ulusalcı milliyetçilerdir.
Ama biz bu demokratik gelişmelere göre
demokratik bir tavır almalıyız.
İran ve Irak'ta durumlar nasıl? Gerillanın
buralarda durumu nasıl? İran'da da
Türkiye'dekine benzer bir ateşkes süreci
yaşanmıyor mu? Irak'la ilgili gelişmeler var mı?
Daha açılmamış mı? Kimin olacağı belli oldu mu?
Bir temsilci de DTK adına orada bulunur. Başka,
selam gönderenler var mı?
Söylediğim gibi, Muzaffer’e selamlarımı
iletiyorum. Onun da yapması gereken şeyler var.
Herbiji’ye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Evet, sanırım o şiir yazıyordu.
Tamam. Gelen mektuplar var. Diyarbakır'dan
Bağlar 5 Nisan mahallesinden gelen bir mektup
var. Mecit daha önce de birkaç mektup
yollamıştı, özellikle ulaşıp-ulaşmadığını
soruyordu, selamlarımı söylüyorum. Taylan Çintay
cezaevinden yazmış, kendisi zaten hasta, bu
çalışmalarına devam etsin ve ondan düşüncelerini
kitap haline getirmesini istiyorum. Kendisine
geçmiş olsun dileklerimi de iletiyorum. Şadiye
Manap'ın mektubu var. İnci Roj'a da
söylenebilir, mektuplarını artık vermiyorlar,
durumu bilsin, yazmasa da olur.
Batman halkına özel selamlarımı iletiyorum.
Herkese selamlar.
İyi günler.
14 Ağustos 2010
|