Abdullah Öcalan : Bir Halkı Savunmak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğer Bir Davaya İnanıyor ve Bir Halkın Davasını Yürütecekseniz Bir Öncelik Sıralamanızın Olması Gerekir
 

  Göz meselesi devam ediyor, zorluyor.Yaşarma ve akıntı biraz azaldı ama devam ediyor. Soruldu mu, doktorlar ne diyorlar? Nasıl iyileşecek, damla da kullanıyorum. Buranın hava koşullarının da olumsuz etkisi var. Yine kaldığım hücre kuyu etkisi yapıyor. Sadece gözlerle ilgili değil nefes alma konusunda da çok zorlanıyorum. Ama bunu sorun yapmamaya çalışıyorum.

Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun'un annelerinin  durumları  nasıl? Ali Haydar'ın annesi de mi Avrupa'da? Fuat'ın annesine bir dahaki görüşmede Fuat'ı yaşattığımızı, durumunun iyi olduğunu söylemek lazım. Sevgi, saygı ve selamlarımı söylüyorum. Rıza'nın annesinin sağlık durumu da iyi değilmiş. Söylenenleri anlayabilecek durumda mı? Ona da kısa bir mektup ve fotoğrafım gönderilirse iyi olur. Mektup benim yazacağım şekilde yazılır. Rıza'nın bizimle birlikte olduğunu, durumunun iyi olduğunu, merak etmemesi  söylenir. Mektubu ona okurlar, uygun bir zamanda, belki anlar. Selam, saygı ve sevgilerimi  iletiyorum. KJB’ye ve bütün annelere, kadınlara ve gençlere selamlarımı  söylüyorum.

Avrupa’da Mezopotamya Sosyal Araştırmalar Akademisi açılmış.Bu akademiler önemlidir, daha önce de defalarca vurgulamıştım. Sadece ideolojik-siyasi eğitim değil, ekonomi, sosyal, kültür, tarih konusunda da eğitim verilmelidir. Avrupa'daki gençliğin kendini koruyabilmesi, savrulmaması adına da bu Akademiler yararlı olacaktır. Avrupa'da kapitalizmin, burjuvazinin göbeğinde yaşıyorlar, orada yaşam zordur. Gençlerin özellikle kendilerini iyi korumaları gerekir. Aksi taktirde çok kolay ayakları kayabilir. Ülkeye dönme duygularını hep diri tutsunlar. Hiçbir zaman unutmasınlar, ülkeye bağlılıklarını hep sürdürsünler. Orada sıradan basit hayatlar kurabilirler ama bu onları bitirebilir, benim tarzım bu değildir. Eğer bir davaya inanıyorsanız, bir halkın davasını yürütecekseniz bir öncelik sıralamanızın olması gerekir. Benim için bu böyledir. Ben halkım için herşeyden vazgeçtim, benim için başka hiçbir şeyin önemi yok. Ölünceye kadar Kürt halkının haklı mücadelesi için direneceğim. Benimle birlikte yürüyecek olanlar bunu böyle bilmeliler ve buna göre benimle yürümeliler. Yoksa istiyorlarsa kendi bildikleri yoldan gidebilirler. Ama bu davaya inanmışlarsa, birşeyler yapmak istiyorlarsa, benim peşimden geleceklerse ilkeli bir yaşam sürdürmeliler. Aynı şey avukatlarım için de geçerlidir. Daha önce de söylemiştim evlilik hayatı da eğer sağlıklı bir temele oturtulabilirse anlamlı olabilir, mücadeleyle birlikte yürütülebilir ama ben biliyorum bu çok zordur. Genelde aile hayatı başladı mı öncelikler sırası değişiyor. Ve insanların çoğu bu nedenle savrulup gidiyor. Çünkü bu kapitalist sistem buna göre şekillenmiş, tuzaklarla doludur. Bu nedenle de evliliklerin çoğu  da sahtedir. Ben demokratik moderniteyi bütün bu sorunları görüp aşmak için geliştirdim ve önerdim. İnsanlarımızı kapitalizmin çirkef yaşam biçiminden kurtarmak için bu önerileri getirdim. Belki  içinde olunduğu için farkedilmiyor ama bu kapitalist hayat tarzı kadını da gençliği de yaşamı bir bütün olarak tüketiyor. Bu çerçevede Avrupa'daki gençliğin çok daha dikkatli olması gerekiyor. Hepsine tekrar selam ve sevgilerimi iletiyorum.

HES'lere, barajlara, bir bütün olarak doğa katliamına karşı Ankara'ya kadar yürüyüşler yapılıyor. Bu önemli. Yürüyüşlerini selamlıyorum. Biyolojik olarak “doğa katliamına hayır” çerçevesinde olmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Ve bu doğrultuda desteklediğimi belirtiyorum.

Siyasi ve askeri operasyonlar, tutuklama ve 9 gözaltılar oluyor. Bu Hatay'daki meseleyle ilgili ayrıntılar çıktı mı ortaya? İnfaz mı edilmişler.Asker kaybı hiç yok mu, nasıl oluyor? Suriye'nin istihbaratının da rolü olabilir mi ? Sinop'taki olay nedir, HPG'nin orada güçleri var mı? Basında HPG’nin  bu saldırıyı üstlendiği, misilleme olduğu belirtiliyor. Yani oralarda güçleri var mı, oralara kadar gitmişler mi?

PKK ve PAJK tutukluları cezaevlerinde süresiz dönüşümlü açlık grevi başlatılmış. Yansıdığı kadarıyla cezaevlerindeki baskılar, halkın üzerindeki sindirme politikasına karşı ve bir de burada gerçekleştirilen görüşmelerin müzakereye dönüştürülmesi talep etmişler.Bana cezaevlerinden gelen mektupların çoğunu ne yazık ki vermiyorlar.  Edirne cezaevindeki arkadaşlar ve diğer tüm cezaevlerindeki arkadaşları selamlıyorum. Kanser hastası Ferzande Abi tahliye olmuş. Mehmet Aras'ın durumu nasıl? Daha önce söylediğim temelde cezaevindeki hasta arkadaşlar, Mehmet Aras gibi hepsine selamlarımı iletiyorum.

Suriye'de vatandaşlık hakkı olmayan Kürtlere vatandaşlık hakkı getiren yasanın onaylandığı söyleniyor. Bazı Kürt yurtseverlerin serbest bırakıldığı belirtiliyor. Anlıyorum. Sanırım Suriye biraz çekiniyor. Bu yükselen muhalefetten çekindiği için Kürtleri bunun dışında tutmak için atılmış adımlara benziyor. Biraz durumu dengelemeye çalışıyor. PYD ile görüşüldü mü, PYD öncülük ediyor mu, rolünü oynuyor mu?

Beşar Esad'ın aşiretlerle değil, resmi olarak, siyasi temsilci olarak PYD ile görüşmesi gerekir. Ancak demokratik bir dönüşümü gerçekleştirirlerse Suriye bu süreci atlatabilir. Bu durumda biz de destek sunarız. Suriye yetkilileriyle görüşülüp bizim Türkiye için de önerdiğimiz demokratik özerklik temelinde bir uzlaşma ve çözüm için konuşulmalıdır. Eğer Suriye bunu kabul ederse Kürtler Esad'a destek verecektir. Bu hem oradaki Kürt halkının hem de Arap halklarının kurtuluşu olur. Fakat aksine hareket edip sadece geçici adımlar atıp oyalama tarzı siyaset yürütürlerse o zaman oradaki Kürt halkı da PYD öncülüğünde, oradaki Arap muhalefetiyle demokratik özerklik temelinde birlikte mücadele yürütür. Öyle anlaşılıyor ki Suriye için artık bir demokratikleşme dönemi başlamıştır. Suriye'nin bu süreci sonuna kadar demokratikleşmeyle götürmesi gerekir.

Bilgi Ünüversitesi'nde Barışı Kurmak başlığı altında bir Konferans düzenlenmiş.Biliyorum, haberim var. Bu konferansı Türkiye Barış Meclisi mi organize etti? Güney Afrika'lı temsilci barış sürecinde gözönünde bulunması gereken ilkeleri, güven oluşturma, sahiplenme, yeni anayasa olarak ortaya koymuş. Biliyorum diğer bir ilke de aktörlerin inisiyatif alması, rolünü oynaması gerekir.

KCK yaptığı bir açıklamayla mevcut pozisyonlarını 15 Haziran'a kadar uzattıklarını ilan etmiş. Kendi güçlerine saldırı yapılmadıkça mevcut savunma pozisyonlarını koruyacaklarını belirttiyorlar. Bunları değerlendireceğim.

Bu seçim konusuna gelelim. Listelerde bazı yer değişiklikleri olmuş. Niye böyle yapıyorlar, bunun mantığı ne? Hangi değişiklikler var,  Rıdvan'ın ismi yok galiba. Niye yok? Ben sayı için üç de beş de olabilir demiştim. Ben zorda bırakmamak için doğru dürüst öneri de yapmadım.  Tuncer ve Ayhan Bilgen'in de isimleri vardı, şimdi onlar niye yok? Nedeni ne? bunların cevabı  bana ulaştırılmalı. Liste dışında kalan Nuri Yaman, Salih Yıldız ve diğerleriyle görüşülmeli, DTK'da çalışsınlar. DTK önemsiz değildir. Burada oluşacak bir grup ileride  onları bu diyalog ve çözüm sürecine katacağım, benim adıma rol oynayacaklar. Gidip Ayhan'la ve Tuncer'le de konuşulmalı. Onlara durumu anlatmak lazım. Anlayışla karşılasınlar, bunun benimle alakalı olmadığını bilsinler. Selamlarımı iletiyorum. Bu listelerin değiştirilme şansı var mı, kesin midir?

Siyaset uzun soluklu bir iştir, aday olmayanlar önümüzdeki dönem değerlendirilirler.  Sol güçler, demokratik güçbirliği içinde birarada çalışmalara devam etme konusunda kararlılıklarını sürdürsünler. Biz demokratik siyasette bir hamle yapmaya çalıştık. Ben devletle de bu konuları görüşüyorum. İşte bunlardan dolayı da siyaset akademileri üzerinde o kadar duruyorum. Demokratik siyaset nasıl yapılır, öğretilmesi lazım. Küçük burjuva kişiliklerle halkın davası sağlıklı yürütülemez. Herkesin derdi halk olmalı. Ben burada bu koşullarıma rağmen, bu sağlıksız vücuduma rağmen bütün ruhumla, bütün hücrelerimle kendimi halkıma adamışım.  Ben tek başına kalsam da Kürt halkının hakkını hiç kimseye yedirmeyeceğim. Yine KCK tutuklularından üç kişi yeter demiştim.

Ertuğrul Mersin'den adaydır, gidip onunla da konuşulmalı. Misyonunu iyi oynamalı. Demokrasi güçlerini, solu biraraya getirme konusundaki misyonunu yerine getirmelidir. Kendisi hemen Mersin'de mahallelerde komiteler kurmalıdır. Seçim çalışmalarını komite tarzı örgütlemelerle yapmalıdır. Birlik anlayışımızı, yapmaya çalıştığımızı çok iyi anlatmalıdır. Mersin'den seçilmesi gerekiyor. Bu, vekillik görevi dışında zaten böyle tarihi bir görevi de var. Ancak vekillik sıfatıyla işi daha da kolaylaşacaktır. Mesela HAK-PAR'dan da aday gösterilmesi sözkonusuydu. HAK-PAR'dan da bir aday olacağı söyleniyordu. Onlardan birisine de bir yer vermek önemliydi. İlke sorunu falan değil, yer istiyorlardı, kendilerine yer verilseydi birliktelik açısından iyi olurdu.

İstanbul'da sanırım dört aday gösterilecek. Hangi bölgeden iki aday? Aslında her bölgeden iki aday gösterecek potansiyelimiz olduğuna inanıyorum. 1. Bölge'den de bizim adayın durumunu garanti edecek oylardan artanlar ESP'nin adayına yönlendirilebilir. Gidip kendileriyle görüşülmeli, bu bloğu, bu ittifakı ne kadar önemsediğimizi kendilerine bildirmek lazım. Biz sadece seçim endeksli olarak bakmıyoruz. Bu ittifak demokratik bir Türkiye'nin, demokratik anayasal çözümün önünü açacaktır. Böyle stratejik bakıyoruz. Kürtlerin ve Türkiye halklarının bu birliğe ihtiyacı var. Tabi grup disiplini konusunda onlara da hassasiyetimiz iletilir. Aslında doğru hareket edilseydi, yıllardır söylediğim bu demokrasi bloğu, demokrasi güçlerinin ittifakı hayata geçirilmiş olsaydı, bugün vekil sayısı ikiye de katlanırdı, baraj sorunu falan da olmazdı. Ama bizimkiler hala bunu neden bu kadar önemsediğimi anlamış değiller.

Akın Birdal o  da iyi çalışsın komiteler kursun, Antep'ten seçilme ihtimali var ama  biraz performansını yükseltmelidir. Bir genç gibi çalışmalıdır. Ağırlığını koysun. O Günaltay meselesinde kurşun yedi, ölebilirdi de.  Bu olayı biz açığa çıkarmaya çalışıyoruz.  O kurşunları unutmamalıdır, bu yaşadıklarına iyi cevap olma imkanını sunduk, bunu iyi değerlendirmelidir. Ufuk'un durumu nasıl, küskünlük durumu yoktur değil mi?

Bingöl'deki aday kim, kazanabilir miyiz? Elazığ nasıl? Elazığ'da aslında bizim potansiyelimiz var. Karakoçan mesela yurtesever halkımızın yaşadığı bir yerdir. Mardin'deki Süryani aday tanınıyor mu?

Aydın'da da aslında Kürt potansiyeli var, çıkması lazım. İzmit-Kocaeli'nden belki bir vekil çıkarılabilir, eğer demokrasi bloğunda yer alan sol grup ve partiler destek verirlerse, iyi çalışırlarsa olabilir.

Manisa adayı tanınan birisi mi? Adıyaman'daki aday kimdir? Çıkma potansiyeli var gibi görünüyor. O da iyi çalışsın. Adıyaman'dan bir vekil çıkarmak gerekir. Urfa'daki bağımsız aday sayısı fazla herhalde. Urfa'dan İbrahim Binici ve Ayhan var ama üç de olabilirdi. Bu listelerde değişiklik yapmak mümkün değil demiştiniz değil mi? Kaç tane kadın aday gösterilmiş oldu? On  üç kadın adaydan sözediliyor. Yeterlidir bu sayı. Seçilecek yerlerden mi? Farklı olarak öne çıkan kadın adaylar var mı? Başka farklı, dikkat çekici adaylar var mı?

Malatya'dan Gani Şavata aday gösterilmiş. Malatya'dan bir aday çıkarmak önemli olacaktır. Malatya'nın bir kültürü ve bizim için de önemi vardır. Kendi imkanlarını, aile çevresini de iyi kullanırsa, sol grupların da desteğini sağlarsa Malatya'dan çıkabilir. Ardahan'daki aday galiba Hülya  Avşar'ın akrabası. Seçilebilir mi?

KCK'nin açıklaması biliniyor. 15 Haziran'a kadar uzatmışlar. Ama halkımız şunu bilmelidir ve önemli olan da şudur ki, 15 Haziran'dan sonra herhangi bir erteleme ya da uzatma durumu sözkonusu olmayacaktır. Bu nettir. 15 Haziran son tarihtir. Halkımız bunu böyle bilmelidir. 15 Haziran'a kadar çözüm gelişmezse büyük bir savaş gelişecektir.

Bu noktada büyük ihtimalle AKP'ye yakın medya ve liberal çevreler 12 Haziran ile 15 Haziran arasında sadece 3 gün olduğunu ve hükümettin bu sürede bir şey yapamayacağını, ek süreye ihtiyacı olduğunu ileri sürme şeklinde bazı yaklaşımlar olabilir. Hayır. Böyle bir durum sözkonusu değil, bu, onunla ilgili değil. Sürecin nasıl gideceğini burada yaptığım görüşmeler belirleyecektir. Büyük ihtimalle 15 Haziran'a kadar iki görüşme daha yapacağız. Bu yapacağım görüşmelerden sonra eğer devlet bana hükümetin demokratik çözüm yönünde adım atacağı yani çözüme gideceği konusunda bilgi verirse beni ikna ederse zaten müzakere süreci başlamış olacak. Ve bu şekilde bir çözüm yoluna girmiş olacağız. Bu seçimlerden sonra AKP'nin anayasal bir çözüme, bu yeni anayasa kapsamında çözüme gitme ihtimali var, bunu bana da söylüyorlar, umarım öyle olur. Ama tersi olursa benim yapacağım bir şey kalmaz. Başbakan'ın 2005'te Diyarbakır'da çözüme dönük yaptığı konuşmadan sonra başlatmış olduğu tehlikeli süreç gibi bir süreç başlatırsa, bunun kokusunu alırsak, söylediğim gibi çekileceğim. Halkım böyle bilsin. Ölü veya diri kalmam farketmez, beni artık yok saysınlar. Bana ne yapacakları umurumda değil. Artık halkımız ve hareket kendi bildiğini yapacaktır. Ki muhtemelen topyekün bir savaş gelişecek. Bu savaş kırda da kentte de dağda da ovada da metropolde de her yerde sürecek, savaş sanatının bütün yönleri uygulanacaktır. Ben bunu bir tehdit olarak söylemiyorum, öngörü olarak söylüyorum, olabileceklerden bahsediyorum. Ki KCK yaptığı açıklamalarda da aynen bunları söylüyor. Bunu ben söylemiyorum KCK söylüyor. KCK böyle olacağını söylüyor. Böyle bir savaş gelişirse kan gövdeyi götürür, biz bunu istemiyoruz. Ben 12 yıldır burada sürekli demokratik-barışçıl çözüm için elimden gelen herşeyi yapıyorum. Türkiye kamuoyu da şunu iyi bilmelidir ki önemli bir eşikte bulunuyoruz. Bu Kürt sorununun demokratik yollardan çözülme ihtimali de mevcuttur. Ki böyle olursa, demokratik çözüm gelişirse Türkiye'nin önü ekonomi de dahil her alanda açılacaktır. Ama aksi taktirde istemediğimiz büyük bir savaşın gelişme ihtimali de var. Halkımız bunu böyle bilsin ve hazırlıklarını buna göre yapsın. Ben burada tek başıma barış arayışlarımı sürdürüyorum. KCK'nin, BDP'nin, DTK'nın konumu farklıdır. AKP daha önce de söylediğim gibi polis eliyle bu polis akademisi dediğimiz çevrenin akıl hocalığında halka ve demokrasi güçlerine baskı uyguluyor. İşte binlerce kişi havadan sudan sebeplerle tutuklanıyor. Ama dikkat edin ben emniyet genel müdürlüğü diyorum, MİT'i, yani istihbaratı ve genelkurmayı buna katmıyorum. Bu akademi çevresi ve polis 2002 öncesi JİTEM’in yaptığı görevi üstlenmiş durumda. JİTEM’ in merkezinin Florida olduğunu daha önce söylemiştim. Çiller, Çatlı vb.leri burayla bağlantılıydılar.  Bahsettiğim yeni konseptin uygulayıcısı olan akademi çevresi gibilerinin merkezi ise Amerika Utah'tır. Bugün yaşananların çoğu burada Utah'ta planlanıyor. İşin içinde CIA ve FBI vardır. Amerikan desteği olmadan bunlar bu politikaları burada uygulayamazlar. Söylediğim gibi 15 Haziran'a kadar bu durum netleşecektir. 59 günümüz kaldı. Hem halkımız hem tüm Türkiye kamuoyu bunu böyle bilmelidir. AKP şu anda herşeye hakimdir, bu sorunu çözmeye gücüm yok demeye hakkı yoktur. Artık ordu ve medyada da etkindir. Eğer bu sorunu çözmeye yanaşmazsa Çiller hükümetinden daha tehlikeli olduğunu ilan edeceğim. Zaten uyguladıkları yöntemler de bunu gösteriyor. Bir yandan ordu içinde etkinler demiştim ama öte yandan bu özel okullarla bir sürü imam ordusuyla bölgede halkımızın kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Bu “imamın ordusu” denilen kitapta da sanırım bu hususlara değiniliyor.

Sivil cuma namazlarına ilişkin de şunları belirtmek istiyorum; Bu sivil itaatsizlik eylemlerini destekliyorum ve onları selamlıyorum. Gerçek İslam işte budur. Bu Medine İslam'ıdır. İktidara bulaşmamış Hz. Muhammed'in İslamı budur. Ben de ilkokuldan itibaren Cuma namazlarına gittiğimi iyi biliyorum. İslam'la Selam kelimesinin kökeni aynıdır, barış, huzur, esenlik demektir. Bu sivil cuma namazlarına katılan bütün halkımızı selamlıyorum. Onların, barışı, selam'ı yani İslam'ın da gerçek anlamı olan barışı esenliği getirme yolundaki namazlarının kabulünü diliyorum.  Benim adıma kısa bir mesaj yazıp, benim de onlardan, onların arasından biri olduğumu bilmelerini, öyle farzetmelerini istediğimi aktarmak lazım. Bu barışçıl eylemlerini 15 Haziran'a kadar sürdürmeleri gerekir. Gerçek İslam da bunu gerektiriyor. Devlete, iktidara dayanan imamların değil, çözüm isteyen, barış isteyen halkın gerçek imamlarının arkasında dursunlar. Bu devlet barış, adalet ve demokratik çözümü sağlayana dek bunu yapmaya hakları vardır, İslam'ın adalet anlayışı da bunu gerektiriyor.

Son olarak tekrar söylüyorum, fazla vaktimiz yok, 59 gün kaldı. Savaş gelişirse herkes bundan zarar görür ama kaybedecek şeyi olanlar daha çok zarar görür. AKP'den aday olanlar olabilirler ama AKP'ye demokratik çözüm ve barış şartını dayatmalıdırlar, bu sorumlulukları var, bunun bilincinde olmalılar.

Diyarbakır, Batman halkımıza selamlarımı iletiyorum.

 

Herkese selamlar.

İyi günler.

 

                                                                                                                        13 Nisan 2011