|
Gördüğünüz gibiyim. Televizyon verilmedi.
Eşitlik ve Demokrasi Partisinde kimler var?
Kimler çekildi, aynı gün mü çekildiler! Genel
Başkan kim oldu? Hangisi daha iyi olurdu? Son
zamanlarda Sol’da kayda değer gelişme bu olsa
gerek. Bunların bu haliyle yüzde 1-2 gibi bir oy
alabilirler. Ama iyi çalışır ve ittifak
yaparlarsa bu oranlarını yükseltebilirler.
Avrupa’daki operasyonları biliyorum.
Baskında Roj Tv’ye maddi olarak büyük zarar
verildi deniyor öyle mi? Roj Tv yayın yapıyor
mu? Bu operasyonlar hakkında ne diyorlar?
KCK’nin, Karayılan’ın perde arkasında
ABD’nin olduğu, bu kararın üçlü mekanizma
çerçevesinde alındığı ve Avrupa’da uygulandığı,
Türkiye’deki Kürt siyasetçilerin tasfiyesinin
Avrupa’daki devamı olduğu yönünde açıklamaları
olmuş. Evet, öyle görünüyor. Tasfiyenin
devamıdır bu. Bu konuya değineceğim.
Filiz Koçaliye selamlarımı iletiyorum.
Benim savunmalarımı okuyordur herhalde. Bizim
demokratik komünalizme ilişkin görüşlerimizi
alıp farklı çevrelerle tartışabilir. Benim
Marksizme ilişkin yaptığım eleştiriler iyi
anlaşılmalıdır. Marksizm karşısında değiliz,
sadece yapıcı eleştiriler yapıyoruz. Marks da
gençlik yıllarında komünalizme ilişkin fikirlere
sahipti. Biliniyor, Paris Komününden
etkilenmişti, ilk gençlik yıllarında bu komün
meselesi üzerine düşünceler üretmişti. Bizim
demokratik komünalizm etrafında binlerce genç
örgütlenebilir. Çalışmalarında başarılar
diliyorum. Ama bu birlikteliğin daha da
genişletilmesi gerekiyor. Sadece onlar değil,
diğer çevreler de BDP içinde ya da dışında ama
bir şekilde ittifak yaparak bu birlikteliğe
dahil olmalıdırlar. BDP bir barış projesine
dönüşebilir. Ertuğrul onlarla tekrar
görüşülebilir. Mahir Sayın da Sosyalist
Parti’deydi sanırım. Celal Beşiktepe ne yapıyor,
o bir partide yer alıyor mu? Hepsiyle tekrar
görüşülebilir, selamlarımı söylüyorum. Mihri
Belli’nin sağlık durumu nasıl? Kendisiyle
görüşülmüş mü hiç?
O bir dergide soyismi Belli olan biri
vardı, Mihri Belli’nin oğlu muydu? Gidilip Mihri
Belli ile görüşülebilir, selamlarım iletiyorum.
Umarım kısa sürede sağlığına kavuşur. Sevim
Belli ne yapıyor acaba? Ona da selamlarımı
söylüyorum. Kendisine, onların ideallerinin
bizim ideallerimiz olduğunu ve hep
yaşatacağımızı söylemek lazım. Solda duranlar
artık daha geniş düşünmeliler. Eski sol dili
biliyorum, Reel Sosyalizm dilidir. Bu dil
yenilmiştir. Bu dili artık terk etmeleri
gerekiyor. Sol kendini yenilemelidir. Buradaki
arkadaşla da bu konuları tartışıyoruz. Filiz’e
de söylenmeli, ortak paydalar etrafında bir
araya gelinmelidir. Görüştüğümüz ortaklaşmaya
çalıştığımız bütün sol demokrat çevreler
ayrılıkçı olmadığımızı bu konuda samimi
olduğumuzu iyi bilmeliler. Biz halkların
demokratik birlikteliğine önem veriyoruz. Bu
nedenle demokratik vatan, demokratik ulus,
demokratik cumhuriyet ve demokratik anayasa
çerçevesinde birlikte yaşamı savunuyoruz. Bu
Türkiye için hayatidir. Yeni kurulan parti de
var, onlarla da görüşülür. Bunların hepsi bir
çatı altında birleşebilirler. BDP bu çalışmalara
ciddi yaklaşmalıdır.
Eğer bu birliktelik sağlanırsa yüzde on
barajı rahatlıkla geçilebilir. Bu baraj bir kere
aşılırsa muazzam bir güç ortaya çıkar, taşar,
bütün anti- demokratik yasaları, kurumları,
uygulamaları süpürür. Geniş çerçevede bir araya
gelinirse bu yüzde on barajının aşılacağına buna
ortamın müsait olduğuna inanıyorum. AKP yüzde on
barajını kaldırmak istemiyor, çünkü onun da
işine geliyor. Bu baraj AKP’nin anti- demokratik
yüzünü net ortaya koyuyor, bu demokrasiye
barajdır. Bu, küresel sermayenin talebidir. AKP
de bunların politikalarını uyguladığı için
barajı indirmeye kolay kolay yanaşmaz. Bir de
Türkiye milletvekilliği politikası var, BDP buna
karşı çıkmalıdır, zaten karşı çıkıyor, kendi
taleplerini açıklamışlar. Türkiye
milletvekilliği tasfiye politikasının bir başka
yönüdür. BDP buna karşı çok net durmalı, karşı
koymalıdır, bu tuzaktır.
Mustafa Sarıgül’ün hareketi ne durumda?
Son anketler ne diyor? BDP’nin oyu ne görünüyor?
Bu doğru değil, esas ne kadar? AKP, diğer
partiler nasıl görünüyor? Tam öyle değil,
kararsızları dağıtarak mı söylemişler?
Günlük Gazetesi var Yorum ne? Yedekte bir
gazete yani. Gazetede yeterince Kürt yazar yok
diye eleştiriler var ama bu eleştiri önemli
değil, önemli olan gazetenin içeriğidir.
Gazetenin dağıtımcılarına ve bütün çalışanlarına
selamlarımı iletiyorum.
PAJK 8 Mart vesilesiyle Dünya Kadın
Kurultayı yapmayı hedeflediklerini belirtmişler.
Olabilir ama önce kendi sorunlarını halletmeli,
kendilerini yetkin hale getirmeliler. Kadın
Anayasası değil de Kadının Toplum Sözleşmesi
şeklinde ifade edilebilir. Böyle olması
gerekiyor. Anlaşıldı mı, Kadının Toplum
Sözleşmesi. Kadın arkadaşlara özel selamlarımı
iletiyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Kadınlara ilişkin 1992 mi ’98 demecim mi
yayınlandı, görüntülü mü?
Çocuklarla ilgili bir yasa değişikliği
tartışmasından haberim var. Burada amaç
çocukların cezaevlerinde militanlaşmasını
engellemek yoksa çözüme dönük bir adım değil.
Biliyorum, arkadaşlar da söyledi, onlar tv
izleyebiliyor, onlardan dolayı haberim var.
Elazığ’da deprem oldu. Üzüntü verici.
Yaşamını yitirenlerin ailelerine ve halkımıza
başsağlığı diliyorum.
Şemdinli’deki patlama ve askerlerin
yaşamını yitirmesi haberini dinledim, haberim
var.
Arkadaşlar tv’de dinlemiş, Murat
Karayılan’ın en son bir açıklaması olmuş.
Karayılan dışında başka arkadaşların açıklaması
oldu mu? Çözümü mü dayatacaklar, nasıl yani?
Savaşa da barışa da hazır mıyız demek
istiyorlar. Ben o konuya geleceğim, çözüme dönük
açıklamalarım olacak.
Sanatçılardan kimler var, eskiler duruyor
mu, kim ön plana çıkıyor? Bese var mıydı, ne
yapıyor, duruyor mu hala? Nasıl yani, müzik
çalışmalarından mı ayrılmış tamamen mi ayrılmış?
Sanat çalışmalarını kimler yönetiyor? Seyithan
halen duruyor değil mi? Başka kim vardı, Cömert
var mıydı? Kadınlardan kim vardı? Zarife ne
yapıyor, duruyor mu hala? Hepsine selamlarımı
iletiyorum.
DTK çalışıyor mu? Yeni bir çalışmaları var
mı? Yüksel ne yapıyor? Bu çalışmalara kapsamlı
cevap olabiliyor mu? Hatip onlar ne yapıyor?
Selam söylüyorum. Ahmet ile Aysel ne yapıyor,
Diyarbakırdalar mı?Aysel avukatlık yapabiliyor
mu? Ahmet’le Aysel’in yasağı sivil toplum
örgütlerinde çalışmayı kapsamıyor değil mi? O
tür çalışmaları yapmalarına engel yoktur
herhalde. Daha önce de belirttiğim gibi DTK
çalışmaları güçlendirilmelidir, bu konuda herkes
kendisine düşen özveriyi göstermelidir. KCK
operasyonlarında toplam kaç tutuklu var? 1500
civarında olması lazım.
Ben bu yüzden Siyaset Akademileri üzerinde
ısrarla duruyorum. Demokratik siyasetin önemini
yeterince kavrayamadılar. AKP bu işi iyi
yapıyor, onlar iyi anlıyor. O yüzden birçok
siyaset akademisi açtılar, binlerce kadro
buradan yetiştirdiler. Tutuklananlar arasında
demokratik siyaset akademisinde eğitmenlik
yapanlarda varmış deniliyor. Yaaaa, işte bunun
farkındalar. Demokratik siyasetten korktukları
için bu tutuklamaları gerçekleştiriyorlar. Bunun
öneminin farkında oldukları için bu şekilde
önüne geçmeye çalışıyorlar. Bu yüzden biz de
ısrarla demokratik siyaset akademilerini hızla
yaygınlaştırmalıyız. AKP demokratik siyaseti
tasfiye edip kendi anlayışlarına hizmet edenleri
öne çıkarıyor.
Kılıçdaroğlu’nun Batman’daki ve sonraki
açıklamasını biliyorum. Geçin.
Irak seçimleri oldu.Dinledim, daha kesin
sonuçlar yok. Bize en yakın olanı hangisi
bunlardan? Hangilerine destek verildi? Bu
seçimlerde önemli bir farklılık, öne çıkan bir
gelişme var mı?
Goran zihniyet açısından, feodal, aşiretçi
yapının değişmesi açısından biraz diğerlerinden
farklı. İran’da durum nasıl, idamlar yapılmıyor
değil mi? Yapılanlar siyasi değil herhalde değil
mi? Ancak bizim arkadaşlardan idam cezası alıp
da hala bekleyenler var değil mi? Bu arkadaşlara
çok selamlarımı iletiyorum. Onlara sabır
diliyorum. Dayanmaları gerekiyor. İran idamları
yapmamalı, yapması halinde sorun daha da
derinleşir. İran’daki tutuklu arkadaşlar
arasında Zeynep Celaliyan adlı bir arkadaş var.
Ona özel selamlarımı iletiyorum. Kadınlar ona
sahip çıksınlar. Suriye’deki durumlar nasıl,
baskılar eskisi kadar çok değil herhalde.
Suriye’deki partinin halk üzerinde etkisi
güçlüdür. Qamişlo katliamının yıldönümü
nedeniyle Suriye’deki halkımıza tekrar
başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Örgütlülüklerini güçlendirsinler.
Newroz kaç yerde, nerelerde olacak? Newroz
vesilesiyle buradan bütün halkımıza, Suriye,
İran, Irak, Avrupa’daki bütün halkımıza çağrım
şudur. Daha önceki savunmalarımda da belirttiğim
gibi beş ilke dört pratik öneri çerçevesinde
Ulusal Konferansı toplayıp ulusal bir Kongre
oluşturulmalıdır. Bu kongre tüm Kürtler için
ortak politikalar belirlemelidir. Ortak savunma
hattı örülmeli ve savunma güçleri
ortaklaştırılmalıdır. Kürt halkına yönelim
tehlikesi her zaman mevcuttur. Biliniyor ABD
Irak’tan çekiliyor. Arap devletleri Güney’deki
Kürt federe oluşumunu boğabilirler. Bunların da
bu tehlikeyi bilmesi gerekir. Son büyük bir
saldırı tehlikesi vardır, uyarıyorum.
Halepçenin on katı katliamlara yönelebilirler.
Federe Kürt yapısını tasfiye etmeye yönelik
müdahaleler olabilir. Barzani ve Talabani’ye bu
durumun ciddiyeti iletilmelidir. Kürtlerin
Ermeni ve Rum halkının düştüğü duruma düşmemesi
için birliklerini sağlamaları gerekir.
Söylediğim gibi birincisi ortak ulusal bir
kongre ve meclis yapılanmasına gidilmelidir.
İkinci olarak Kürtleri bekleyen tehlikelere
karşı savunma güçleri ortaklaştırılmalı. Üçüncü
olarak da FKÖ tarzı ulusal bir ortak yürütme
organı oluşturulmalıdır. İmha ve kapsamlı
tutuklamalara karşı halkımızın özellikle
gençlerin Zağros ve Toros dağ silsilesinde
çekilip kendi demokratik komünal yaşamlarını
sürdürmeleri gerekir. Her türlü savunma
tedbirlerini almaları gerekir. Bu dağlar beş bin
yıl boyunca her türlü baskı ve yönelimlere karşı
Kürtlerin korunakları olmuştur, bundan sonra da
olacaktır. Bu anlattıklarım önceki
söylediklerimle beş ilke dört pratik öneri
çerçevesinde Newroz mesajı olarak güzelce
düzenlenebilir. Ayrıca önemli bir noktayı da
söyleyeyim. Newroz vesilesiyle bir şekilde
hareketten ayrı düşmüş, sonra bunun pişmanlığını
yaşayanlara, zamanında hareketle çelişkileri
olmuş olsa dahi çağrı yapılabilir. Tekrar örgüt
saflarına katılabilirler. Maxmur’a gelip burada
da görev alabilirler. Legal sahada da bir
biçimde küsmüş, ayrı düşmüş herkese bu çağrı
yapılmalı, kapılar açılmalıdır. Bu önemlidir, bu
çağrı mutlaka Newroz vesilesiyle yapılmalı,
unutulmamalıdır.
Biz demokratik çözüm ve barıştan yanayız.
Bu konudaki çabalarımız devam ediyor ama çözüm
bir türlü gelişmiyor. Şunu belirtmek istiyorum.
Ben PKK’ye de devlete de çözüme yönelik
görüşlerimi içeren mektuplar gönderdim. Cevap
bekliyorum. Bakalım gelecek cevapları göreceğiz.
Bu husus böyledir. Diğer arkadaşlar tv’den
izlemişler. Mahir Kaynak bizim çözümden yana
olduğumuzu söylüyormuş. Bu Avrupa’daki
operasyonlar da söylediğim gibi Türkiye’deki
tasfiye amacının bir devamıdır. Arkasında ABD
olduğu da doğrudur. Bu bir ABD-İngiliz
siyasetidir. Daha öncede söylediğim gibi AKP’nin
arkasında anglo-saksonların siyaseti vardır.
Londra merkezlidir. Ben çatı partisi
değerlendirmelerini yaparken de hep, CHP-MHP
çizgisini Beyaz Türkçülük-faşizm olarak
nitelemiştim. Bunların Kürt sorununa bakış açısı
inkar ve imhadır, bu nettir. Ama AKP’nin yaptığı
da Yeşil Türkçülük-faşizmdir. CHP-MHP çizgisi
Beyaz Türkçülük İttihat Terakki geleneğidir ta
1906’lara kadar götürülebilir. Arkasında Alman
faşizmi anlayışı vardır. İlk defa İttihat
Terakki ile birlikte faşizm kurumsal olarak
ideoloji ve iktidar alanında yer etmiştir. Bu
tespit önemlidir. Benim faşizm tahlillerim bu
yönlüdür, gidip Ertuğrullara da söylenebilir.
Enver paşa gibi ittihatçıların çoğunda bu
zihniyet egemendir. Cumhuriyetin kuruluşuna
kadar Alman destekli bu ittihatçı zihniyet
tamamen etkilidir. Biliniyor İsveç de bu Ermeni
Soykırım yasasını kabul etti. Basında Deniz
Baykal “bu cumhuriyete bir saldırıdır” dedi. O
biliyor. Bu, ittihat Terakki’nin cumhuriyete
hakim olan ideolojik ve iktidara dayalı kurumsal
faşizmini günümüzde de CHP ile devam
ettirildiğini gösteriyor. Baykal bu anlayışla
“cumhuriyete saldırıdır” diyor. Ancak Mustafa
Kemal Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren biraz
bağımsız kalmaya çalışmıştır. Ama daha sonra
ittihatçılar İngilizler tarafından
desteklenmiştir. İşte İngiliz yanlıları olan
İsmet Paşa Fevzi Çakmak gibi ittihatçı kadrolar
tarafından Mustafa Kemal’in etrafı kuşatılmış ve
etkisiz hale getirilmiştir. Bundan dolayı
Mustafa Kemal İngilizlere yakınmış gibi görünmek
zorunda kalmıştır bu dönem. Hatta bence Mustafa
Kemal’in ölümü bile şüphelidir.
Bugüne geldiğimizde ise ABD ve İngiltere
bu ittihatçılardan desteğini çekmiş görünüyor.
Artık AKP politikalarını destekliyor.
Ilımlı İslam denilen politika budur. AKP’nin
yaptığı şu nedenle yeşil Türkçülük-faşizmdir.
Bunlar çözümden ziyade çözüyormuş gibi görünüp
tasfiyeyi örüyorlar, yürütüyorlar. Bu nedenle bu
politika çok daha tehlikelidir. Bu İngiliz
siyasetidir. Kökenleri ta 1550’lere kadar
gidiyor. İspanya’ya bu politikayla müdahale
ettiler, önce Portekiz’i kopardılar. Basklıların
durumu da bunun sonucudur. Avusturya ve
Macaristan imparatorluğunu da Prusya’yı
kullanarak zayıflatıp çökerttiler. Yine
Osmanlı İmparatorluğu’nu bu politikalarla
dağıttılar. İşte Kıbrıs’ta, Ermenistan’da,
Yunanistan’da yaptıkları gibi küçük bir Kıbrıs,
küçük bir Yunanistan, küçük bir Ermenistan
yaratarak bu halkları kendilerine bağladılar.
Bunun benzeri Kürtler üzerinde de deneniyor.
İşte Güney Kürdistan’da Barzani ve Talabani
üzerinden kendi kontrollerinde küçük bir Kürt
ulus-devletçiği yaratıp, bütün Kürtleri oraya
bağlamayı ve oradan kontrol ederek kendi
politikalarının hizmetine
koşturmayı amaçlıyorlar. Bunu Diyarbakır’a da
oturtmak istiyorlar. Bunun için de Barzani ve
Talabani’yi yanlarına alarak bağımsız duruşu
olan ve özgür iradeli Kürdü temsil eden Özgürlük
Hareketi’ni tasfiye etmeyi hedefliyorlar. AKP de
içine aldığı Kürtler eliyle bu
politikayı yürütmeye çalışıyor. Aslında açılım
denilen proje de bu politikaların yürürlüğe
konulmasıdır. Küresel sermaye AKP’ye bu
rolü biçmiştir. ‘30’lu yıllardaki
politikaları CHP yanlısı bir burjuva
sınıfı yaratmaktı. İşte Vehbi Koç Ankara’da
küçük bir dükkandan devasa bir küresel holdinge
bu politikalar sayesinde gelmişti. Normal
koşullarda bu mümkün müdür? Bunlar hep o küresel
politikaların gereği olarak yapılmıştır.
Şimdi ise AKP yanlısı bir sınıf
yaratılmaya çalışılıyor, yeşil sermaye deniliyor
buna. Aynı şekilde AKP eliyle işbirlikçi bir
Kürt burjuva sınıfını yaratmaya çalışıyorlar.
Zaten Güney’de bu iş halledilmiş sayılır.
Aynısını Diyarbakıra da taşırmak istiyorlar.
Ama AKP’nin hepsi böyledir demek yanlış
olabilir. İşte Arınç biraz daha ılımlı ve
diyaloga açık görünüyor, onu da suikastle
korkutmaya çalıştılar, belki bu yüzden biraz
geri çekilmiş de olabilir. Erdoğan için de net
bir şey söylemek zor. Onun hakkında soru
işaretlerim var. Gerçekten çözümü istiyor da
gücü mü yetmiyor! Bunu bilemiyorum, gücü
yetmeyebilir. Bu benim için soru işaretidir.
Özal olayı var. Özal gerçekten samimiydi,
Anadolu çocuğuydu. Bu İngiliz-ABD siyasetinin
dışına çıkmak istedi biraz. Gerçekten barış
istiyordu, o yüzden Özal’ı ortadan kaldırdılar.
Beni de CIA ve MOSSAD Türkiye’ye teslim etti.
Ecevit de biraz böyleydi, o yüzden Eceviti de
felç ettiler, tasfiye ettiler. Bütün bunları iyi
anlamak lazım.
Ben size bundan daha büyüğünü söylüyorum.
Heronların verilmesi, bunlar basit şeyler
bunlara takılmayın. Biraz politik olun. Politik
olmazsanız sizi uçururlar.
Cezaevlerinden gelen mektuplar var. Bingöl
cezaevinden ……. Kılıçdoğan adlı Ermeni bir
arkadaş demokratik komünalizm üzerine bir mektup
göndermiş. Güzel yazmış, çalışmalarını
sürdürmelidir. Yine Rize, Siirt, Erzurum
cezaevlerinden gelen mektuplar var. Midyat
cezaevinden Şadiye Manap’tan mektup aldım. İzmir
Kırıklar ve diğer bütün cezaevindeki arkadaşlara
özel selamlarımı iletiyorum.
Bana iletişim yayınlarından çıkan
Kürtlerle ilgili yayınları getirebilirsiniz.
Artık bu kitaplara sorun çıkarmazlar herhalde.
Newroz mesajında af meselesini unutmayın.
İzmir’deki halkımıza selamlarımı iletiyorum.
Iyi günler.
Herkese selamlar.
12 Mart 2010
|