Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
  ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER VE MİSKET BOMBALARI  

 

ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER VE MİSKET BOMBALARI

22.07.2008

 Çayan AMED 


Uluslar arası sözleşmeler gereği yasak olan misket bombaları, Türkiye,İsrail ve ABD gibi ülkeler tarafından uluslar arası hukuk dünya kamuoyunun gözü önünde birkez daha çiğnenmektedir. Misket bombalarının yasaklanması sözleşmesi olarak bilinen  Oslo süreci; Bu sözleşmeyi  destekleyen ülkeler 2008 yılında, sivillere büyük zararlar veren misket bombalarını büyük ölçüde yasaklayan, ülkelerin elinde bulunan misket stoklarının imha edilmesi koşulunu getiren ve misket bombalarından etkilenen sivil halka yardım edilmesini ve misket bombalarının atıldığı alanların temizlenmesini hedefleyen bir sözleşmenin imzalanmasını sağlayacakları sözünü vermişler(di)dir(…). Şimdiye kadar oslo sürecine 84 ülke katılmıştır. Katılan ülkelerin içinde Türkiye’de bulunmaktadır. Misket bombaları; karadan obüs toplarından, havadan ise uçaklardan atılabilir özellige sahiptir. Bu bombalar atıldıklarında bazı kapsülleri atılınca hemen patlar. Patlamayanlar ise atıldıkları arazide kalır, uzun yıllar herhangi fiziksel bir etkiye uğramadıklarında patlamazlar ve öylece uzun yıllar oldukları gibi kalırlar. Misket bombaları küçük ve ilgi çekici şekillerinden kaynaklı başta çocuklar olmak üzere, kurbanlarının çoğunluğunu siviller oluşturmaktadır. Misket bombaları atıldıklarında yaklaşık yüzde 30’u patlamadan kalabilir. Sivil yerleşim yerlerinde ve yakınlarında kullanıldıklarında bir çok insanın ölmesine veya yaralanmasına neden olurlar. ABD’nin Vietnam savaşında kullandığı misket bombaları, günümüzde hala can almaya devam etmektedir. İsrail ise kısa bir süre önce, Lübnan’a yalnızca üç gün içinde yaklaşık 4 milyon misket bombacığı attı.  İsrail Lübnan ile 33 gün süren savaş sırasında kullandığı misket bombalarının 1milyondan fazlası Güney Lübnan’da patlamamış durumdadır.  Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 70’den fazla ülkenin stoklarında kullanıma hazır milyarlarca misket bombası bulunuyor. Türkiye bundan bir kaç ay önce medya savunma alanlarına ve bu alanlara yakın köylere yaptığı hava saldırılarında, kullandığı misket bombalarından kaynaklı, sivil halk köylerini terk etmek zorunda kalmış ve bir okadarıda hava saldırısından kurtulan hayvanlarını misket bombaları korkusundan araziye çıkaramamaktadır.                                                                                                              
Türkiye uluslar arası sözleşmelere uygun olarak elinde bulunan misket stoklarını Kürdistan dağlarına serperek, hem var olan misket stoklarının boşa gitmemesini hemde Kürdistan dağlarını insansızlaştırmanın farklı bir yöntemi uygulamıştır. Türkiye’deki  sivil-asker yönetici bürokrasinin asıl niyetide budur zaten!


Türkiye için genelde uluslar arası sözleşmelerin hiçbir Kıymet-i Harbiyesi yoktur. Aşağıdaki tobloya baktığımız zaman Türkiye’nin 10 yıllık toblosuyla ne kadar çeliştiğini göreceksiniz.                                                          

1998    Mayın kullanımını yasakladı.
1999    Taraf Devletler’in İlk Toplantısı’na katıldı.
2000    “Mevcut koşullar aksine gelişmediği takdirde" Anlaşma'ya katılım öngörüsünde bulundu.
2001    Silahsızlanma Konferansı (Mayıs 2001)
2002    BM Genel Kurulu’nda (Ekim 2002) Anlaşma'yı destekleyen açıklamalar yaptı.
2003    TBMM, Mayın Yasaklama Anlaşması’na katılım için gerekli yasal düzenlemeyi onayladı.
2003    Mayın Yasaklama Anlaşması’na Taraf Devlet olmak üzere BM’ye başvuruda bulundu.
2004    Mayın Yasaklama Anlaşması’na Taraf Devlet oldu.


Bu tablo Türkiye’nin melez teorilerin yeni bir versiyonu olmaktan öte bir şey değildir. Çünkü askeri endüstriyel faaliyetler neredeyse Türkiye ekonomisinin rotasını belirlemektedir. Savunma harcamalarının sanayi kesimine akmasının bir temel sonucu, “ekonominin askerileşmesi”dir. Bir anlamda, “savunma-dışı sanayi yoktur”. Foyası artık iyice ortaya çıkan AKP, kuyrukçu çizgisini saklayamayacak kadar deşifre olmuştur.

Türkiye’nin kamu bütçesi göstergelerine baktığımızda (GSMH’ya oran olarak) Sağlık Harcamalarına (3.6) Eğitim Harcamalarına (3.5) Askeri Harcamalara ise (4.9) luk gibi büyük bir bütçe ayırmaktadır. Nesnel ölçülere vurulduğunda, Türkiyenin yukardaki tablosu büyük bir yalanın yazılı hale getirilmesinden ibarettir.


 Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa , o ülke batar.    (Monteskiyo)

 

 

                                                                                                                

                                                                                                                 


 

 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com