|
RUBAR AMED

T.C sopa
politikasından sonuç alamayayınca, bu defada zehirli
havuç politikasını devreye soktu. Klasik sömürgecilik
korku ve açlık iç güdüleri üzerinde baskı kurarak sömürü
sistemini kurar. Dünyadaki bütün sömürü sisteminin
mantığında ekonomik sömürü yaklaşımı esas alınmaktadır,
oysa barbar T.C yöneticilerinin yaklaşımı kendi tarihsel
karekterlerine uygun olarak halklara ait ne varsa
hepsini yok ederek sistemini geliştirdiler, onun için bu
tür sömürgeciliğe; vahşi,aç ve
barbar sömürgecilik demek yanlış olmaz diye
düşünüyorum. T.C nin
kuruluşundan günümüze değin sömürünün her türlü barbar
ve vahşi yöntemlerini halkımız üzerinde uygulayan bu
rejim, halkımızın kahraman evlatlarının geliştirdiği,
kahramanca direniş sayesinde politika değişikliğine
gitmek zorunda kaldılar,eskiden zorla yapamadıklarını bu
defa açlık iç güdüsünü tatmin ederek yapmaya
çalışıyorlar, ancak zihniyet değişmemiş, önce korkuyla
asimile etmek istediler, başaramayınca şimdide doyurarak
asimile etmek istiyorlar. Bu yaklaşım klasik şark
kurnazlığıdır, siyasetin seyislikten türeme olduğunu göz
önüne getirdiğimizde, bunlar halkımızı hala insan
görmemekte, hayvan terbiye siyaseti halkımız üzerinde
uygulanmaktadır. Önder APO nun
aydınlatıcı felsefesiyle aydınlanan halkımızın, bu
politakalarıda boşa çıkaracağına kuşku yoktur, tarih
boyunca halkımızın iradesini dikkate almayan egemen
güçlerin bölge politikaları hepsi boşa çıkmıştır. Bu
İskenderden tutalımda Pers,
Roma, Bizans, Arap ve Osmanlı sömürgeciliğide
görülmektedir. T.C bu geçeği dikkate almadığı için
kuruluşundan günümüze kadar korkuyla yatıp kalkmakta,
birkaç defa askeri başarı sağlamasına rağmen nihai
zaferi yakalayamamıştır.Bu politikada ısrar, türk
sömürgeci devletini çözülüşe götürecektir, iç dinamikler
ve uluslararası sistem buna açıktır, ya halkımızın özgür
iradesine saygılı olursun yada bu topraklardan çekip
gidersin.
Yeni
politakanın yürütücüsü konumundaki erdoğan ise,
ihanetçi bir kişiliğe dönüşmüş durumda, onun için bu
kadar biçimsizleşmiş durumda, insanı insan yapan
ilkeler, insanın inandığı gibi yapmasıdır. T.C devleti
kurulduktan sonra heterojen olan Anadolu toplum yapısını
homojenleştirme çabası içerisine girildi, toplumun
doğasına müdahale edildi, bütün farklılıklar yok
sayılarak, tek dil, tek din, tek millet ve tek bayrak
şiarıyla tek tipleştirme, topluma dayatıldı. Korkunç bir
şekilde zor metodu kullanıldı,cellad kutsallaştrıldı.
Bu baskı rejimene farklılıklar, kimi pasif, kimi aktif
bir direnç içine girdi, Kürtler, İslamcılar, Aleviler,
Lazlar v.b.
Erdoğan,
baskı altında olupta pasif muhalif olan İslami çevrenin
temsilcisi olarak iktidara geldi. Halkta siyasal
sorunların çözümü için erdoğana bu kadar destek verdi,
çünkü aydınlanan Anadolu halkları demokrasiye ihtiyaç
duymaktaydı. Erdoğan bütün bu istemleri dillendirerek
iktidara geldi, ancak iktidara geldikten sonra önce
inancından taviz verdi, İslam dini barış dinidir,
Erdoğan göreceli kemalistlere yaranmak için Kürtlere
karşı savaş politikasını benimsedi, bu ilkesel bir
tavizdi, geçenlerde AKP tanışma partisinde çok
biçimsizce içkiye tapan bir gösteri yapıldı, bu da
ilkesel bir tavizdi bu şu anlama geliyor, iktidar için
veremeyeceğim taviz, yapamayacağım ilkesizlik yoktur
anlamına geliyor, bu düşürülmüş bir insanın veya
topluluğundavranış biçimidir. Hainlerin piskolojisini,
biz Kürtlerden daha iyi bilen bir toplum yoktur,
dünyada erdoğanı en iyi anlayan yine Kürtler olmakta.
Kurt ile köpek aynı cinstendir, köpek evcil yani özüne
ihanet etmiş, kurt ise yabani, yani özgürdür, onun için
köpek kurda düşmandır, çünkü kurt evcilleşirse köpeğe
ekmek kalmaz, yine kürt tarihinde enkidu ile hunva olayı
bilinmekte. Enkidu gılgamiş tarafından evcilleştirilmiş
kendi kabilesine karşı savaştırılmış, hunbaba kabile
şefidir, enkidudan daha
güçlüdür, hunbaba esir düşünce gılgamiş onu kazanmak
istemekte ancak, enkidu kendisine rakip olur
düşüncesiyle onu öldürtür.
Onun için hainler ilkesizdir egemenine yaranmak
için yapamayacakları çirkinlik yoktur. Erdoğan mağdur
olarak başa geldi, yapması gereken bütün mağdurların
sorunlarını çözme çabası içine girmesi
idi.
Ancak bunun yerine en mağduruna karşı, içerde bölgede ve
uluslararası alanda konsesüs sağlayarak, vahşice mazlum
kürt halkına karşı bir saldırı içine girdi. Kürtlerin
tasfiyesi üzerinde iktidarını sağlama alma çabası
içerisine girdi, onun için Erdoğan tarihe düşürülmüş bir
kişilik olarak geçecektir, Anadolu halklarının yaşamında
gerici bir rol oynamakta, aşınması gereken bir fazlalık
konumundadır.
Tarih
boyunca nasılki bütün sömürücü politikalar Kürdistanın
geçit vermeyen dağlarına çarpıp kendi sahibini yok
etmişse, erdoğanın oluşturduğu konsesüste kürdistanın
dağlarına çarpıp kendi sahibini yok etme sürecine
girmiştir. İçerdeki konsesüs dağıldı uluslararası
konsesüs dağılmak üzere mücadele ilerledikçe bölge
konsesüsüde dağılacak, bölge halkımızın istemlerinin
yaşam bulduğu bir biçimde yeniden dizayn olacak.Yeni
hegemonyanın dört ayağından ikisi gerillanın ve
halkımızın kahramanca direnişi karşısında kırılmış
durumda, diğer iki ayağıda kırılmak üzere. Uyanmış
iradeleşmiş halkımızı hiçbir gücün artık
sömüremeyeceğini anlamak zorundadır. Kürdistanda
özgürlük artık ütopya değil gerçeğe dünüşmekte, halkımız
yeni hegemonik zihniyete karşı duyarlı olmalı bütün
alanlarda mücadele derinleştirilmeli, özgüce dayalı
ayakta kalma esas alınmalıdır.
|