Ana Sayfa

 

www.ygk-info.com

 
 
  ZİLAN  

ZİLAN

06.29.2008

Mizgin Gulan

 

Yine Haziran ayının sarı sıcaklarıyla ve her güne farklı tonlarda sinmiş yaşamın sıra dışılıkları ile sarmalanmış anıları, günceli iç içe geçiriyoruz. Bizim yaşam gerçekliğimizde birçok olay ve olguda olduğu gibi anılar ve güncel gerçeklik kopmaz bağlarla birbirine bağlıdır. Özellikle Kürdistan özgürlük mücadelesiyle başlayan süreçle birlikte her bir yılımız her bir ayımız farklılıkları kadar benzerlikleriyle de sıkı dokunmuş benzersiz bir kilim gibidir. Her yıla her aya sinmiş direniş gerçekliğinin etrafında gelişen olağanüstü olaylar, yaşamlar son 30 yıla damgasını vurmuştur. Bu 30 yıl boyunca her ayı, her günü onurlu bir tarihe dönüştürmek amacıyla binlerce bedel verilmiş ve her bedelle birlikte bir halk kahramanlığı ortaya çıkarılmıştır. Bu kahramanlıklardan bazıları da Haziran ayı içinde gerçekleşmiştir. Hepsini anlatabilmek çok farklı bir çalışmayı, araştırmayı ve zamanı gerektirir. Burada, sizinle paylaşmak istediğim Zilan arkadaşın eylemi ve ortaya çıkardığı bazı gerçekliklerdir.

1995 yılı sonunda Önderlik eğitimi almak için bir grup arkadaş Dersim eyaleti Batı karargâhından yola çıktık. Grubumuza Doğu karargâhından da bazı arkadaşlar katılacaklardı. Bu nedenle önce Doğu karargâhına ulaştık ve grubun tamamlanması için diğer arkadaşların gelişini beklemeye başladık. Ancak daha bir gün bile geçmeden düşman güçlerinin alanda operasyona başladığı bilgisi geldi. Ekim ayı başlarıydı ve çok yüksek tepelerin zirveleri kar tutmaya başlamıştı. Havalar genelde yağışlı ve hareket için epeyce zorlayıcıydı. Ayrıca Doğu karargâhında epeyce yeni katılan arkadaşlar ( bir iki arkadaş üniversiteden gelmişti, bir iki arkadaş da daha 13-16 yaşlarında olmalarına rağmen aileleri göndermişti) bulunuyordu. Yeni arkadaşların içinde Zilan arkadaş da vardı. Ancak gerilla yaşamında bizim ‘portatifler’ dediğimiz genç arkadaşlar her zaman ilgi odağı olmuşlardır. Özellikle operasyon vb. süreçlerde her şeyden, herkesten, kendimizden de çok daha fazla bizim portatif yoldaşlarla ilgilenirdik. Durum böyle olunca kısa bir süre içinde olsa tanıştığım Zilan arkadaşı çok fazla tanıma imkânı olmadı. Ancak aylar geçtikten ve eylemini öğrendikten sonra yaşadıklarıma yeniden dönüp bakmaya çalıştım.

Zilan arkadaşın eyleminden yaklaşık dört ay sonra Önderlik eğitimi için sahaya gittiğimde, daha ilk tanışma yemeğinde; Dersim’den geldiğimi öğrenen Önderlik ‘Zilan arkadaşı tanıdın mı?’ diye sormuştu. Bende tanıştığımı ancak süreç, çok kısa bir birliktelik, koşullar ve özellikle portatif arkadaşlara olan yaklaşımlarımızı belirtip, tanışmamıza rağmen yeterince tanıma fırsatımın olmadığını ifade etmiştim. ‘portatifler’ kavramına Önderlik gülmüş ve hazır olan 16 yaşındaki genç bir arkadaşı ( söz konusu arkadaşın annesi-babası gerilla olduğu için Önderliğin yanında kalıyordu) göstererek ‘şimdi bu portatif mi oluyor?’ demiş ve ‘portatifler’ için kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra Zilan arkadaşa yönelik kapsamlı bir değerlendirme yapmıştı.

 Aynı süreçte Önderliği ziyarete gelen bir yurtsever ‘Zilan kızımın fotoğrafını odama asmışım ve her sabah kalktığımda önüne gidiyor ve bir gün utanmadan sana bakabilecek miyim diye kendime soruyorum’ diyerek etkilenme düzeyini ortaya koymuştu.

Zilan arkadaşın eylemiyle birlikte ideolojik, örgütsel, sosyal, kültürel ve bir kadın gerillanın yapabilecekleri konusunda tüm bilinen değer yargıları yeniden ele alınmış, gözden geçirilmiş ve yepyeni bir bakış açısı, yaklaşım, ifade tarzı geliştirilmiştir. Zilan arkadaşın eylemi; başta Önderlik olmak üzere, eylemin ideolojik, askeri taktik yanı, gerillada henüz çok yeni olan bir kadın yoldaşın yapmış olması vb. çok kapsamlı değerlendirmelere konu oldu ve önemli sonuçlar yarattı. Bunların her yoldaş tarafında birçok kere ele alındığına ve bundan sonrada bu yönlü değerlendirmelerin süreceğine; her yoldaş açısından yeni sorgulamaların, yeni gelişmelerin yaşanacağına inanıyorum. Bu nedenle benim açımdan önemli olan bir yanını paylaşmak istiyorum.

Her şahadet kendisiyle birlikte ideolojik, örgütsel ve pratik yaşam katılımı gibi temel konularda çok yönlü sorgulamaları geliştirir. Ancak bazı şahadetlerin yarattığı etkiler ve sorgulama düzeyi, kendisiyle birlikte yeni tanımlamalar, yeni yapılanmalar yaratırlar. Öyle ki sadece birey açısından değil, örgüt geneli açısından da birçok yenilenme yaratırlar. Bu anlamda Zilan arkadaşın gerçekleştirdiği eylemle birlikte, birey olarak, bir yoldaş, bir kadın yoldaş olarak yaşadıklarımı birçok açıdan yeniden gözden geçirmeme ve her yıl dönümlerinde kendimi yeni sorgulamalarla ele almama neden olmuştur. Özellikle sadece mücadeleyi değil, yaşamı bütün yönleri ile paylaştığımız yoldaşlarımızla birlikteliğimiz üzerinde çok düşündüm, yoğunlaştım. Önceleri genel olarak ‘portatifler’ dediğimiz genç arkadaşlar, yaralı yoldaşlar vb. başta olmak üzere belli gruplara yerleştirdiğimiz arkadaşlarla daha çok ilgilenmeye, yardımcı olmaya ve zaman ayırmaya çalışırdım ve bunun çok doğru bir yaklaşım olduğuna inanıyordum.

 Ancak Zilan arkadaşın eylemiyle birlikte bu yaklaşımımın yanlış olmasa da eksik, yetersiz bir tutum olduğuna ikna oldum. Çünkü birçok süreci, pratiği birlikte yaşadığım arkadaşları yeterince tanıyamadığımı, koşullar ne olursa olsun sadece mücadele gerçekliğini değil, tüm yönleri ile paylaştığım yaşamın zorluklarını aşıp, yoldaşlarımı tüm güzellikleriyle keşfedemediğimi, kucaklayamadığımı fark ettim. Öyle ki geriye dönüp baktığımda bir günü bile romanlara, filmlere konu olabilecek olağanüstü olayları, süreçleri birlikte yaşadığımız, paylaştığımız yoldaşlarla deyim yerindeyse koşulların yarattığı zorunlulukları aşıp birbirimizi yeterince tanıyamıyoruz. Aynı yaşam birlikteliğinde ama birbirimize adeta teğet geçerek geçip gidiyoruz. Bu teğet geçişler ise yoldaşlarımızla yakalayabileceğimiz güzelliklerin, paylaşabileceğimiz sıcaklığın, paylaşımın, güvenin de yitip kaybolmasına neden oluyor. Oysa yoldaşlık ilişkisinin en anlamlı özelliklerinden birisi yoldaşına duyduğun güvendir. İnsan yoldaşına karşı duyduğu güven sayesinde başarılı ve huzurlu bir mücadele yürütebilir. Dışarıdan bakıldığında bu çok sıradan ve basit bir konu gibi gelebilir. Ancak işin gerçeği, yoldaşlığın en güzel yanı güvenin olmazsa olmaz bir ilke olduğunun gizeminde saklıdır. Çünkü yoldaşlık ilişkisi,  normal koşullarda yaşayan insanın her açıdan anlayabileceği bir ilişki değildir. Yoldaşlık, ancak yoldaşlık yapabilen insanların tüm yönleri ile anlayabileceği, derinliğine varabileceği bir paylaşımdır. Özellikle Kürdistan’da gerilla olmak, bu zeminde yoldaşlığı paylaşmak; mevcut koşulların özgünlüğünden dolayı çok farklı anlamlara sahiptir.

Söz konusu farklılık, kendine ve yoldaşlarına duyduğu derin güven sonucu Zilan arkadaş mücadele tarihimizin gidişatını birçok açıdan etkileyen görkemli eylemini gerçekleştirmiştir. Bu eylemle birlikte her yoldaş kendini gözden geçirmiş ve bir gerillanın yapabileceklerine olan bakış açısı, güveni büyük bir yenilenmeyi yaşamıştır. Onca yıllık mücadele gerçekliğimizde ki topyekûn saldırılara rağmen gerillanın ortaya koyduğu direniş çizgisinin önemli ivmelerinden biri Zilan arkadaşın eylemi olmuştur.

‘Zilanlaşmak’ sadece gerilla direniş çizgisinin değil halkımızın da bir yurtseverin ifade ettiği gibi ‘ bir gün utanmadan sana bakabilecek miyim?’ düzeyinde ki sorgulamaları, kendini yeniden ele almayı sağlayan ve başarı dışında seçenek kabul etmeyen gelişmelerin yaratılmasının önemli kararlaşmalarını ortaya çıkarmıştır.

 

 

 

 

 


 


 

 
 

    kurdistan.gaziler@googlemail.com