|
Mizgin Gulan
Yine Haziran ayının sarı sıcaklarıyla ve
her güne farklı tonlarda sinmiş yaşamın sıra dışılıkları
ile sarmalanmış anıları, günceli iç içe geçiriyoruz.
Bizim yaşam gerçekliğimizde birçok olay ve olguda olduğu
gibi anılar ve güncel gerçeklik kopmaz bağlarla
birbirine bağlıdır. Özellikle Kürdistan özgürlük
mücadelesiyle başlayan süreçle birlikte her bir yılımız
her bir ayımız farklılıkları kadar benzerlikleriyle de
sıkı dokunmuş benzersiz bir kilim gibidir. Her yıla her
aya sinmiş direniş gerçekliğinin etrafında gelişen
olağanüstü olaylar, yaşamlar son 30 yıla damgasını
vurmuştur. Bu 30 yıl boyunca her ayı, her günü onurlu
bir tarihe dönüştürmek amacıyla binlerce bedel verilmiş
ve her bedelle birlikte bir halk kahramanlığı ortaya
çıkarılmıştır. Bu kahramanlıklardan bazıları da Haziran
ayı içinde gerçekleşmiştir. Hepsini anlatabilmek çok
farklı bir çalışmayı, araştırmayı ve zamanı gerektirir.
Burada, sizinle paylaşmak istediğim Zilan arkadaşın
eylemi ve ortaya çıkardığı bazı gerçekliklerdir.
1995 yılı sonunda Önderlik eğitimi almak
için bir grup arkadaş Dersim eyaleti Batı karargâhından
yola çıktık. Grubumuza Doğu karargâhından da bazı
arkadaşlar katılacaklardı. Bu nedenle önce Doğu
karargâhına ulaştık ve grubun tamamlanması için diğer
arkadaşların gelişini beklemeye başladık. Ancak daha bir
gün bile geçmeden düşman güçlerinin alanda operasyona
başladığı bilgisi geldi. Ekim ayı başlarıydı ve çok
yüksek tepelerin zirveleri kar tutmaya başlamıştı.
Havalar genelde yağışlı ve hareket için epeyce
zorlayıcıydı. Ayrıca Doğu karargâhında epeyce yeni
katılan arkadaşlar ( bir iki arkadaş üniversiteden
gelmişti, bir iki arkadaş da daha 13-16 yaşlarında
olmalarına rağmen aileleri göndermişti) bulunuyordu.
Yeni arkadaşların içinde Zilan arkadaş da vardı. Ancak
gerilla yaşamında bizim portatifler dediğimiz genç
arkadaşlar her zaman ilgi odağı olmuşlardır. Özellikle
operasyon vb. süreçlerde her şeyden, herkesten,
kendimizden de çok daha fazla bizim portatif yoldaşlarla
ilgilenirdik. Durum böyle olunca kısa bir süre içinde
olsa tanıştığım Zilan arkadaşı çok fazla tanıma imkânı
olmadı. Ancak aylar geçtikten ve eylemini öğrendikten
sonra yaşadıklarıma yeniden dönüp bakmaya çalıştım.
Zilan arkadaşın eyleminden yaklaşık dört
ay sonra Önderlik eğitimi için sahaya gittiğimde, daha
ilk tanışma yemeğinde; Dersimden geldiğimi öğrenen
Önderlik Zilan arkadaşı tanıdın mı? diye sormuştu.
Bende tanıştığımı ancak süreç, çok kısa bir birliktelik,
koşullar ve özellikle portatif arkadaşlara olan
yaklaşımlarımızı belirtip, tanışmamıza rağmen yeterince
tanıma fırsatımın olmadığını ifade etmiştim.
portatifler kavramına Önderlik gülmüş ve hazır olan 16
yaşındaki genç bir arkadaşı ( söz konusu arkadaşın
annesi-babası gerilla olduğu için Önderliğin yanında
kalıyordu) göstererek şimdi bu portatif mi oluyor?
demiş ve portatifler için kısa bir değerlendirme
yaptıktan sonra Zilan arkadaşa yönelik kapsamlı bir
değerlendirme yapmıştı.
Aynı süreçte Önderliği ziyarete gelen
bir yurtsever Zilan kızımın fotoğrafını odama asmışım
ve her sabah kalktığımda önüne gidiyor ve bir gün
utanmadan sana bakabilecek miyim diye kendime soruyorum
diyerek etkilenme düzeyini ortaya koymuştu.
Zilan arkadaşın eylemiyle birlikte
ideolojik, örgütsel, sosyal, kültürel ve bir kadın
gerillanın yapabilecekleri konusunda tüm bilinen değer
yargıları yeniden ele alınmış, gözden geçirilmiş ve
yepyeni bir bakış açısı, yaklaşım, ifade tarzı
geliştirilmiştir. Zilan arkadaşın eylemi; başta Önderlik
olmak üzere, eylemin ideolojik, askeri taktik yanı,
gerillada henüz çok yeni olan bir kadın yoldaşın yapmış
olması vb. çok kapsamlı değerlendirmelere konu oldu ve
önemli sonuçlar yarattı. Bunların her yoldaş tarafında
birçok kere ele alındığına ve bundan sonrada bu yönlü
değerlendirmelerin süreceğine; her yoldaş açısından yeni
sorgulamaların, yeni gelişmelerin yaşanacağına
inanıyorum. Bu nedenle benim açımdan önemli olan bir
yanını paylaşmak istiyorum.
Her şahadet kendisiyle birlikte
ideolojik, örgütsel ve pratik yaşam katılımı gibi temel
konularda çok yönlü sorgulamaları geliştirir. Ancak bazı
şahadetlerin yarattığı etkiler ve sorgulama düzeyi,
kendisiyle birlikte yeni tanımlamalar, yeni yapılanmalar
yaratırlar. Öyle ki sadece birey açısından değil, örgüt
geneli açısından da birçok yenilenme yaratırlar. Bu
anlamda Zilan arkadaşın gerçekleştirdiği eylemle
birlikte, birey olarak, bir yoldaş, bir kadın yoldaş
olarak yaşadıklarımı birçok açıdan yeniden gözden
geçirmeme ve her yıl dönümlerinde kendimi yeni
sorgulamalarla ele almama neden olmuştur. Özellikle
sadece mücadeleyi değil, yaşamı bütün yönleri ile
paylaştığımız yoldaşlarımızla birlikteliğimiz üzerinde
çok düşündüm, yoğunlaştım. Önceleri genel olarak
portatifler dediğimiz genç arkadaşlar, yaralı
yoldaşlar vb. başta olmak üzere belli gruplara
yerleştirdiğimiz arkadaşlarla daha çok ilgilenmeye,
yardımcı olmaya ve zaman ayırmaya çalışırdım ve bunun
çok doğru bir yaklaşım olduğuna inanıyordum.
Ancak Zilan arkadaşın eylemiyle
birlikte bu yaklaşımımın yanlış olmasa da eksik,
yetersiz bir tutum olduğuna ikna oldum. Çünkü birçok
süreci, pratiği birlikte yaşadığım arkadaşları yeterince
tanıyamadığımı, koşullar ne olursa olsun sadece mücadele
gerçekliğini değil, tüm yönleri ile paylaştığım yaşamın
zorluklarını aşıp, yoldaşlarımı tüm güzellikleriyle
keşfedemediğimi, kucaklayamadığımı fark ettim. Öyle ki
geriye dönüp baktığımda bir günü bile romanlara,
filmlere konu olabilecek olağanüstü olayları, süreçleri
birlikte yaşadığımız, paylaştığımız yoldaşlarla deyim
yerindeyse koşulların yarattığı zorunlulukları aşıp
birbirimizi yeterince tanıyamıyoruz. Aynı yaşam
birlikteliğinde ama birbirimize adeta teğet geçerek
geçip gidiyoruz. Bu teğet geçişler ise yoldaşlarımızla
yakalayabileceğimiz güzelliklerin, paylaşabileceğimiz
sıcaklığın, paylaşımın, güvenin de yitip kaybolmasına
neden oluyor. Oysa yoldaşlık ilişkisinin en anlamlı
özelliklerinden birisi yoldaşına duyduğun güvendir.
İnsan yoldaşına karşı duyduğu güven sayesinde başarılı
ve huzurlu bir mücadele yürütebilir. Dışarıdan
bakıldığında bu çok sıradan ve basit bir konu gibi
gelebilir. Ancak işin gerçeği, yoldaşlığın en güzel yanı
güvenin olmazsa olmaz bir ilke olduğunun gizeminde
saklıdır. Çünkü yoldaşlık ilişkisi, normal koşullarda
yaşayan insanın her açıdan anlayabileceği bir ilişki
değildir. Yoldaşlık, ancak yoldaşlık yapabilen
insanların tüm yönleri ile anlayabileceği, derinliğine
varabileceği bir paylaşımdır. Özellikle Kürdistanda
gerilla olmak, bu zeminde yoldaşlığı paylaşmak; mevcut
koşulların özgünlüğünden dolayı çok farklı anlamlara
sahiptir.
Söz konusu farklılık, kendine ve
yoldaşlarına duyduğu derin güven sonucu Zilan arkadaş
mücadele tarihimizin gidişatını birçok açıdan etkileyen
görkemli eylemini gerçekleştirmiştir. Bu eylemle
birlikte her yoldaş kendini gözden geçirmiş ve bir
gerillanın yapabileceklerine olan bakış açısı, güveni
büyük bir yenilenmeyi yaşamıştır. Onca yıllık mücadele
gerçekliğimizde ki topyekûn saldırılara rağmen
gerillanın ortaya koyduğu direniş çizgisinin önemli
ivmelerinden biri Zilan arkadaşın eylemi olmuştur.
Zilanlaşmak sadece gerilla direniş
çizgisinin değil halkımızın da bir yurtseverin ifade
ettiği gibi bir gün utanmadan sana bakabilecek miyim?
düzeyinde ki sorgulamaları, kendini yeniden ele almayı
sağlayan ve başarı dışında seçenek kabul etmeyen
gelişmelerin yaratılmasının önemli kararlaşmalarını
ortaya çıkarmıştır.
|