|
KASIM ENGİN
Tarihte olayların
tekerrür etmediği söylenir. Bu doğru bir tespittir. Ancak
tarihte olup bitenler bugünün içerisinde şöyle ya da böyle
saklıdır.
Ergenekon olayı çok
tartışılıyor. Ve daha çokta tartışılacaktır.
Tartışılmalıdır.
Bir kesim hem de keli
felli isimleri de içeren Ergenekoncular yakalandı. Kimisi
tutuklandı. Bunların içerisinde emekli orgeneraller de var.
Kara kuvvet komutanlarından Jandarma komutanlarına. Bir
dönem devletçe itiraf edilmeyen JİTEM kurucularından basının
provakatif elemanlarından oldum olası kuşkulu siyasetçilere
kadar uzanan bir liste.
Görünümün yanıltıcı
olma ihtimali her zaman vardır. Öyle bir dünya ki hilesi,
yalanı, dolanı, ikiyüzlülüğü sahtekârlığı bol.
Biz Kürdistan
gerillaları olarak her şeyin görünmediği gibi olduğunu
yaşadıklarımızla öğrendik. Sana dost olanlar sana çıkarları
gereği düşman olabiliyorlar. Seninle olanlar sana karşı
savaşa biliyorlar. Seninle hiçbir alakası olmayanlar bir de
bakmışsın sana arkadan hançeri saplayı vermişler.
Biz önderliğimizin
vahşiyane korsanca salyalı terörist devlete teslim
edilmesinde bunların hepsini yaşadık. Önderliğimiz buna
sahte dostlar ile yetersiz yoldaşlık olarak isimlendirmişti.
Dost olan sattı, seninle ilişkisi olmayan hatta tanımayan
yamyam memleketliler birde yamyam kesili verdiler ve sözde
insan hakları savunucuları olanlar kapılarını kapatarak Kürt
halkının başına gelebilecek en acımasız senaryoya böylelikle
eşlik ettiler.
Dediğim gibi biz
yaşayarak öğreniyoruz. Tarihi salt okuyarak değil tecrübe
ederek anlamaya çalışıyoruz.
Şimdiye kadar açığa
çıkan verileri ile Ergenekon örgütü devletin dışında olmayan
bir oluşum. Kuruluş tarihi 1950lere kadar takip edilebilir.
NATO bünyesinde adeta her ülke koşullarına göre ince ayrım
farklılıkları içerse de Komünizm tehlikesine karşı
oluşturulmuş vurucu bir güç. Amerika da biz bunları Mc.
Cartney olaylarında aforoz edilen, şikane edilen binlerce
aydın, siyasetçi, sanatçı, düşünür adamı derken adeta
sisteme tehlikeli olabilecek herkes hedeflendi.
İşte NATO bu
politikasını resmi hale getirdi. Bunun Türkiye ayağına Özel
Harp dairesi denildi. Ve bu daire giderek kendi şartlarını
gözeterek kendisini örgütledi. Zaman ilerledikçe yer yer
isim değiştirse de asıl ismini korudu. Ancak dönemin
ihtiyaçlarını karşılayacak örgütleri de her zaman kurmayı
ihmal etmedi.
Dediğimiz gibi kendisi
öyle örgütleyecek ki sisteme tehlike olabilecek her gücü
anında müdahale edebilsin. Elbette her zaman kılıfına denk
hareket etmesi olamazdı. İşte bunun için de rutin dışına
çıkabilmek için herkesin bileceği bir örgüt olamazdı. Gizli
olmalıydı. Ve o kadar gizli olmalıydı ki sözde devletin
idaresine gelenler dahi bilmemeliydi. Bilenler oldu mu da
hemen gitmeliydiler. Ya da susmasını bilmeliydiler.
Susmasını bilmeyenler Ruhül Kudüs olmalıydılar. Ve nitekim
ne kadarı böyle yapıldı.
Bu çekirdek örgütleme
demektir. Yani en güvenilir olanlar burada yer alabilirler.
Başka da asla. Ve bunun için bunlar özenle seçilerek
alınmışlardır. Ve eğer siz bir sistemin güvenliğini sağlamak
istiyorsanız o zaman bu sistemin tüm damarlarına
sızmalısınız. Daha doğrusu sistemin kendisini içerisinde
örgütlediği topluma hâkim olmalısınız. Bunu nasıl
yapacaksınız? Öncelikle en tırnak içinde gözü pek olanları
yanınıza alacaksınız. Ve tüm nefes alıp verme kanallarını
ele geçireceksiniz. Hem de en tepede ki temsilcileriyle bunu
yapacaksınız.
Siz Ergenekon kimdir
diye soracak olursanız size en tepede kendisini her kurum ve
kuruluşta, resmi ya da gayri yapılarda gizli örgütlemiş yapı
derim. Yani adeta her şeyi Büyük Kardeş gibi kontrol
etmesini becerebilecek olan bir yapı.
Tabiatı gereği bu yapı
gizlidir. Ve tabiatı gereği bu yapı gizli iş yapacak. Ve
tabiatı gereği bu yapı bilinen yol yöntemlerin dışında gayri
resmi eylemlerini ortaya koyacaktır. Tehlike mi var o zaman
rutinin dışında oluşmuş bu yapı rutinin dışına çıkarak o
tehlikeyi bertaraf edecektir.
Ve biz de biliriz ki
onlarca suikast, faili meçhul, komplo, darbeler, tehditler,
işkenceler hep bu yapı tarafından yapılır. Uygulanır. Derin
devletin bir nevi emniyet sübabıdır. O olmazsa devlet ayakta
duramaz.
Alın size Kürdistan da
ki icraatlarını. Ne zaman ki Kürt Özgürlük Hareketi tehlike
olmaya başladı, resmi ordunun dışında önce çeteler devreye
konuldu, sonra Hizbul kontralar, sonra JİTEM diye tabir
edilen çete ve itirafçılardan oluşmuş yapılar derken
devlette görevi resmi olarak bitmiş ancak gayri resmi olarak
görevleri devam eden sözde emekliler ordusuyla bu kirli
işler yürütülmüştür.
Tüm bunlar yapılırken
bilen yok mudur? Elbette de vardır. Bu işin koordinesini
oluşturan ya da uyumu sağlayan yapılar bunda salt haberdar
değil aynı zamanda örgütleyenlerdir de. Bunlar kimdir?
Bunlar bu yapıları ta ilk günden bugüne kadar örgütleyen
kurumların en önemli olanlardır. Somut ise bu kurum ordudur.
Daha doğrusu genelkurmaylıktır. Tüm bu kirli işlerin
koordinasyonunu sağlayan genelkurmaylıktır.
Türk ordusu paralı bir
ordu. Biz son yıllarda tartışılan profesyonelleşecek paralı
Lejyonerlerden bahsetmiyoruz. Ciddi ciddi Türk silahlı
kuvvetleri olan TSK dan bahsediyoruz. NATO bünyesinde ne
kadar para alıyorlar bir açıklasınlar bakayım.
Toparlarsak tüm bu
kirli oyunları yapan ve planlayan genelkurmaylık. Ergenekon
örgütünün merkezi genelkurmaylıktır. Ona bağlı direk
çalışmaktadır. Dediğimiz gibi bu örgüt kendisini toplumun
tüm sahalarına yayarak örgütlemiştir.
Rutinin dışına çıkmak
çoğu zaman kendi örgütünde dışına çıkmak olduğunu biz
yaşayarak biliyoruz. PKK içerisinde vuku bulan dörtlü
çetelerle, Çürükkaya kardeşler derken en son ihanetçi
işbirlikçi çeteci diye tabir ettiğimiz Botan ve Ferhat
unsurları rutinin dışına çıktıkça örgütün de dışına
çıkmışlardır.
Çünkü rutinin dışına
çıkılan işlerin çoğu da bireysel menfaati oluşturmanın yolu
her zaman mevcuttur. Birde sözde bu Ergenekoncular en zorlu
olan bir mücadele yürütmüşlerdir. Ve çoğu kez onlarcası da
öldürülmüştür. Yani özcesi ölümün imbiğinden geçmişlerdir.
Ve işlerin pratiğini onlar yapmışlardır.
İşte böylesine yapılar
her zaman tarihte görüldüğü gibi hızla farklı boyutlara
kayma potansiyelini objektif yaşadıklarından dolayı kendi
mayalarında taşırlar. Ve hızla ne oldum delisi olarak daha
fazla isteyeceklerdir. Buraya akan paranın dışında, mafya,
silah ticareti, fuhuş derken en çok nemalanacak bir saha
olması da cabası! Düşüncede kopuk bir iş bir eylem genel
olarak lümpenleştirir. Asalaklaştırır. Hele hele bu her bir
eylem için milyonlar alınıyorsa bu lümpenleşme süreci daha
da hızlanacaktır. Ve giderek raydan çıkacaklardır. Hatta
çoğu kez görüleceği gibi onları yönetenleri dahi tehlikeli
olabilirler. Ve yer yer kendi sorumlularını tasfiye ederek
onların yerine geçmişlerdir. Ama bu kez çok sonra da görme
aç köpekler gibi.
Sahibini ısıran köpek
tehlike demektir. Birde yıllarca yapılan rutinin dışına
çıkılarak yapılan işlerin bir de dökümü ve belgeleri
yanlarında varsa tamda bir tehdit unsuru olurlar. Ve ara
sıra daha fazla yetki, daha fazla maddi imkân, daha fazla
yaşam güvencesi için basına sızdırılacak olan kimi veri ve
belge tehlikenin boyutunu gösterecektir.
İşte rutin dışının
varacağı yer; Lümpenlik!
Bu noktaya gelindikten
sonra yapılacak olan iş bunları tümden tasfiye etmektir.
Ancak bunlarda epey güç elde etmişlerdir. Bilmemeleri
gereken birçok şeyi bilmektedirler. Savaş başlayacaktır.
Kılıçlar bir çekilmeyi görsün yer yerinde oynayacaktır.
Hatırlayan vardır.
Mehmet Ağar konuşursam tuğla üzerine tuğla kalmaz demişti
değil mi? Mehmet Ağar fazladan büyük lokma olduğu için fazla
o zaman üzerine gidilmedi. Birde bu rutin dışına çıkan ekip
fazla güçlüydü. Doğan Güreş, Tansu Çiller ve Mehmet Ağar.
Hepside kaymak tabaka
Şimdilerde eski
Erkenekoncular fazla tehlikeli oldular ve temizlenmeye
başlandılar. Hatta kimi tepe adamı da alındı. Ancak
unutmayalım bu bir yeniden örgütlenmedir. Bu yeniden bir
reorganizasyondur. Yeni ekip kendisinin o eski kirli
işlerden arındıracak. Yani ellerini temizleyecek. Ancak
temizlenmek için temizlenmeyecek. Sadece o eski deşifre
olmuş, herkesin bildiği kirli çamaşırlardan arınacak ve
bunları gerçekten bunları yapanların başına yığacaktır. Daha
fazla kirlilik için önce biraz temiz olmalısınız ki bunu
yapabilesiniz.
Ve işte yapılan şimdi
budur. Çamaşırları aşırı kirlenen ve bunun dışında tehlike
olabilecek, kendi başına buyruk olmuş tiplere karşı
yürütülen bir operasyondur bu. Ve adım adım kendi Ergenekon
örgütün ayıklayacaklardır. Ve belki de yeniden eleman alarak
yetiştireceklerdir. Buna ABDnin onayı ve sahte İslamcıların
güçlenmelerinin payları da elbette unutulmamalıdır. Ama
unutmayalım yine Genelkurmaylığın bünyesinde bunlar
olacaktır.
En son 30 ağustos 2008
yılı zafer bayramında yapılan açıklamalar buna fazladan
işarettir. Ergenekon yeniden kendi tepesini oluşturmuştur.
İcratlarını hep birlikte göreceğiz.
|