YOL ARKADAŞLIĞI BİZİM HAKİKATİMİZDİR
Şoreş Tolhildan

Yol arkadaşlığının anlam derinliği, varoluşumuzun mayasında yer almasından, bu mayanın yarattığı ruhla tüm uzaklıkları eritmesinden, tüm zorlukları aştırma gücünü yaratmasından ve kendisini tüm zamanlarda koruyarak büyümesindendir. Ki bizleri var eden hakikatin arkadaşlıklarımız olduğunu bir kez daha anımsayarak, yüreğimizde bu anımsamanın sağlamasını bir kez daha yaparak anlarız bu gerçeği.
Varoluşumuzun her zerresine, yoldaşlarımızın kendi hayatlarından süzülerek bize ait olan tüm yaşamsal atmosfere ab-ı hayat kutsallığında yerleştiğini anlarız. Ve bunun farkında olan her arkadaşımız da, bir bilinmezi keşfetmenin kıvancıyla, bir sırrı açıklar gibi gösterir yaşamının her anında bu yüce gerçeği. Bu gerçeği fark eden her arkadaşımızın gözlerinden zamanı bizden çalmaya çalışanların hiçbir zaman kazanamayacakları duyumsamasını sezinleriz.

Yoldaşlık, mahal verildiğinde bozulması çok kolay ama kurulması ve korunması oldukça zor olan bir ilişki biçimidir. Ve var olduğumuz tek ilişki biçimi… Çoğumuz, neredeyse hepimiz hep kolayı seçeriz ve yıllarca zor bela kurduğumuz belki biraz ilerlettiğimiz yoldaşlığımızın önemsiz ya da çok az önemi olan nedenlerden ötürü bozulmasına göz yumarız. Korumak ve düzeltmek için ise çok az şey yaparız. Hele kendimizden ödün vermek gerekiyorsa, gurumuzun çizdiği sınırları aşma gerekliliği doğmuşsa, iş daha da zordur demektir.

Yoldaşlığın bozulma startı da çoğu zaman anlamsız bireysel nedenlerle verilir. O bana şöyle davrandı, o bana şunu söyledi vb bu tür şahsi sebeplerle bozulan yoldaşlıklar hiç de az değildir. En değme militanımızın, en örgütlü olanımızın yoldaşlık bozma sebebi ise daha bir vahimdir. Bu arkadaş şu yanlışı yaptı, bu arkadaşın şu noksanlığı, zayıflığı var. Şu arkadaş bu yetmezliği yaşıyor türünden bir nedenle yoldaşından uzaklaşan onu yaşadığı hataya zayıflığa mahkûm eden, oradan çekeceğine daha da iten yaklaşımlar normal görülebilecek kadar çok, hatta yer yer en doğur, en örgütsel bir tavır olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu sözümona radikal, örgütsel tavırlar yarattığı sonuç, nitekim kolektifliğe zarar veren olumsuz etkide bulunan bir konumda olmaktan kendini kurtaramamaktadır.

Kolaya kaçma olarak başta nitelediğimiz bu davranış biçiminin karşına koyacağımız yaklaşım “zoru seçmek” olacaktır. Zira çok az değer kolay yollardan elde edilmiştir. Hele de bizde güzel olan her şey emekle, terle, kan ile diş ile tırnak ile kazanılmış yaratılmıştır. Yoldaşlık da bu yüzden zoru seçerek, çabalayarak korunacaktır. Onu doyasıya yaşayarak, tadına vararak, ürkmeden, kaygısızca yaşayarak, dolu dolu yaşayarak korunacak, yüceltilecektir. Annemiz, babamız, kardeşimiz, eş-dostumuz, ev arkadaşımız, okul arkadaşımız, iş ortağımız, meslektaşımız… Kısacası toplumdaki tüm sosyal ilişki biçimlerinin bir sentezi, bileşkesi olan yoldaşımızı sevmekten çekinmeden, saygıda kusur etmeden, ölçülerimizi unutmadan geliştireceğimiz yoldaşlığın özgürlüğe yol açacağı aşikârdır.

Bir şey daha vardır aşikar olan, ki o da yoldaşının sevmeyen kişinin, başka “sevgi arayışı”na yöneleceği gerçeğidir. Yoldaşına saygı duymayan kendine saygısını yitirir. Yoldaşına güvenmeyenini güveni biter, yoldaşıyla paylaşmayan, kendi içine hapsolur, kendi zindanına gömülür. Bizler, yani yoldaşlarından başka kimsesi olmayanların sevincini, hüznünü, acısını her şeyini yoldaşlarıyla paylaşmaktan korkmasına, üşenmesine lüzum yoktur. Bundan çekinenlerin yoldaşlarından başka kimseleri var demektir. Belki yakınlarında, belki uzaklarında, belki de hayallerinde… Ve bundan çekinenlerin başka arayışları olduğundan yoldaşlığı korumak, yüceltmek gibi bir dertleri yoktur.

Yoldaşından başka kimsesi olmayanlar, yoldaşlığı korur ve yüceltir. Yoldaşlığı için emek verir, gerektiğinden kendinden ödün verir. Ve bunu yaptıkça da yoldaşlığı doyasıya yaşar, onun tadına varır. Böylelikle de başka yaşam arayışları, hayalleri olmaz. Yoldaşından başka kimselere ihtiyaç duymaz, başka kimseleri aramaz.

Yeterince yoldaşlıklarımızın ardına düşmediğimizin, yol arkadaşlarımızla yüreğimizin istediği bir ilişkilenmeyi yaratamadığımızın, bunun için fırsat oluşturma çabasında yetersiz kaldığımızın ve bizleri mücadeleyle buluşturan arkadaşlıkların gerektirdiği düzeyi yakalayamamamızın özeleştirisini tüm yoldaşlarımıza vermenin, varoluşumuzun bir şartı olduğunu unutmamalıyız. Çünkü yol arkadaşlığı, bizim hakikatimizi oluşturur. Yol arkadaşlığı, insan olmanın, birlikte yaşama ölçülerinin ve toplumsallaşmanın temel şartıdır. Onu oluşturandır. Yol arkadaşlığımız, bizim ilk toplumsallaşmamızdır. Bizim hakikatimizdir. Çünkü bizler, varolmamızı yürüdüğümüz yola, yolun güzellikleri kadar zorluklarına, bu zorlukları birlikte karşılamaya, birlikte aşmaya ve bu birlikteliği bir onur kaynağı haline getirmemize bağlıyoruz. Varlığımızı oluşturan, bizi zaman ve oluşla buluşturan ve hakikatin tam ortasında, ateşten zamanlarında olan yol arkadaşlarımız-arkadaşlıklarımız vardır. Onlara layık olma çabamız, onlarla birlikte anlamlı bir zaman aralığında yaşama ve onlarla yaşanası-paylaşılası anlar varetme adımlarımızdır. Bu adımlar bizi vareden değerli hakikat parçalarıdır.