Yeniden Dirilen Ortulu Bir Toplum 
     
Bedran  Amed

  Uzun uzadiye yazilip çizilen tarihimizin tüm yariklarina  sızmış toplumu müritleştiren   bir  uygarlığı nasıl tanımlayacagız. Egemen  sistemin hakim kıldığı  köle effendi dualizmi tarih  boyunca doğal bir karekteristlik zihniyle kendi yürürlüğünü gerçeklestirmistir. Toplumlar   düşünmeyecek bir kuyuya alınmış bilinçten yoksun bırakılmıstır. Bilinçten yoksun yatan bu  toplum  egemenliğin sunduğu çirkin yapay inançlar üzerinden  yönetilmeye  alınmıştır.

   Dünümüz neydi bugüne nasil geldik yarınlarımıza nereden başlıyacağız. Ölenle  ölünmüş  ağlayanla ağlanılmış köleyle çaresizliğin sonsuz uykusuna bırakılmıştık. Bir daha asla yeşeremeyen bir filiz gibi susuzluğa terk edilmistik. Tarihin  tüm keskin kıllıçları boynumuza dayandırılmıstı. Zamanın keskin bıçağıyla ölüp yavaş yavaş toprağa gömülecektik. Tarihin en kadim olan kürt halki, güneşsizligin ve susuzluğun kutusunda yer yüzünde en silik bir halk olarak yaşayacaktı. Bu kürt halkının resmi bir ideolojik kimliği olarak, kalacaktı. Yani en iyi kürt ölü bir kürt olacaktı. Böylesi trajedilerin mahkumu olmak için köleliğe aşık olmak gerekirdi. Yer yüzüne inen tanrı devlet halkların  en büyük secdesi haline dönüşür. Böylece köleliğe sevdalı tanrı devlete tapılacak ana kültürüne ait tüm özgürlüklerimiz elit sıfatın çöplüğüne atılacaktı. En iyi köle efendisine hizmete kusursuzca çalışanı oluyordu. Dünyanın gelmiş geçmiş tüm imparatorluklar kendi kılıcını kürde sallayip geçmistir. Yine de her şeye rağmen  kendi toprağının kokusunu alabilecek ana çeşmesinden bir taş  suyuna hasret kalıp, bu kılıçlara karşı özgürlügünü haykıran birileri çıkacaktı. Bu haykırışların somut adımları 28, isyanın gerçekleşmesi olmuştur. Bu tarihin en önemli yapısı isyanların bastırılması olmayıp tersine varlığını korumanın özgürlügüne  olan düşkünlügünü yeniden canlandırmanın adı olmaktadır. Kürt  halkının susuz bırakılan filizlerinin kök hücreleri kurumamıştı. 1978 yılının 27 kasımında bir damla suyla tarihin en görkemli çıkışı yaşanmıştır.

        Şimdiye dek emsali görülmemiş tüm zamanların gericiliklerini yüreklerinin orta yerinde vurup tüm egemen hakim sınıflarının beyinlerini felce ugratmıştır. Önder APO öncülügün de kürt halkı gömülü olan hayali kürdistanı yeniden kucaklamıştır. 27, kasım gerçekliği  igneyle kuyu kazarcasına  karanlık bir dünyanın yeniden gün ışınlarıyla dogan hakikatin  diriliş semboludur. Artık yer yüzünde ki tüm çirkinliklere karşı koyan kendini geriliklerden arındıran bir halk gerçekliği bulunuyordu. PKK, etrafinda kenetlenen kürt halkı her geçen günle beraber daha da büyüyen ulusal özgürlük mücadelesin de  güc kazanan yolları kat ediyordu. Aslında PKK bir kürt hareketi olmanın ötesin de köklerini tüm dünyaya salan yüzyılların beklenen çıkışı oluyordu. Yani  tüm insanlığa armağan olacak bir özgürlük metodudur. İnsanlığın  yeniden kullerinden yaratılışıdır. Bir  gök kuşagı gibi güzelligin rengiyle topluma sarılıp serpillen dogal yasamın kaynagıdır. Artık kendi dünyasına kapalı köleliğin simgeleri yakılıp yok ediliyordu. Dünya halklarıyla zincirleşen ulusal mücadeleler her alan da boy gösteriyordu. PKK’nin olduğu her sahada  kaybeden bir düşman gerçekliği yaşanırken PKK hiç bir siper tanımaksızın dalgalanıyordu. Önder  APO ve hareketimizın  doğuşu insanlığın kendini tanıma anıdır. Kendini kişisel ve toplumsal cehaletin ceheneminden berak bir su gibi özgürlüğe sonsuzca bırakmakdır. PKK doğuşu demek özcesi demokratik kominal toplumun yeniden kuruluşu demektır. Ahlaki ve politik toplumunun uzerindeki örtüyü kaldırıp yeniden canlandıran emperyalist  güclere  en büyük yumrugu vurmuştur.Uygarlığın köleci sıfatını bir kurşun gibi delen, yalancı ve zalim tanrılara baş kaldırmıştır. İktidarın göklere çıkışını koridorda eteklerinden yakalayan, ulusçuluk ve devlet arasındaki sır perdelerini yok etmiştir. Kapitalizmin kan emici zihniyetinin vahşiliğini çözen,tanrıça sembolini yitirmiş metalaşmış kadının gerçek yüzünü açmıştır. Yer yüzünde tanrı yürüyüşü yapan devletin geriye dönük hiç bir şey bırakmayıp, yıkıp yok eden militarist zora dayalı ,toplumun muhendisliğini yapan anti sivil zihniyetinin tüm çıplaklıgını yere serpmiştir. Devlet fenomeni olan militarist düşünce  toplumu ahlak dışı eden savaşa süren  en çirkin olan bir aygıt olmaktadır. Önderlik gerçekliğiyle yeni bir toplum yeni bir birey yeni bir tarih yazılmıştır. 27 kasım atılımı güneşin tekrardan yakıcılığını gösterme günüdür. Kürt halkının başarma günüdür.Sınıflı toplumun çıkısıyla birlikte kürdistan coğrafyasında yaratılan neololotik insani değerlere darbe vurarak gerilleten  egemen kültüre baş kaldırarak zaferi garantiye almanın andıdır. 27 kasım PKK’nin kuruluşu.

 

                                                                                                                                

                     

 

 

 

 
    ygk_unur@hotmail.com