YENİ EKONOMİ ANLAYIŞTA DEĞERLER VE MODELLER(2) 

Bask halkı, iç savaşta faşist diktatör birliklerine karşı yenildi, katliamlardan geçirildi. 15 bin direnişçi öldürüldü, 30 bin kişi tutuklandı, yaklaşık 200 bin Basklı ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Franco rejimi, Bask ulusunun belkemiğini kırmak için, bu ulusu var eden olgulara yöneldi. Bırakalım Bask dilinde eğitim, Baskça’nın günlük yaşamdaki kullanımı bile yasaklandı. Bölgenin kontrolü İspanyol ordusu ve polisinin eline geçti. Yerel idarelerde çalışan memurlar işten çıkarıldı, yerlerine İspanyollar getirildi. Kitaplar, dergiler ve gazeteler yasaklandı, enstitü ve akademiler kapatıldı, anıtlar yakıldı, sokak ve yer adları İspanyolcalaştırıldı. Bask ülkesi aynı zamanda savaş sonrası kamu hizmetlerinden mahrum edildi, işsizlik oranı yükseldi ve insanlar iş bulmak için kendi topraklarını daha fazla terk etmek zorunda kaldılar.

Jose Maria Arizmendiaretta, halkının böylesi bir inkâr ve imha politikası ile karşı karşıya kaldığı ağır bir dönemde Bask halkının ancak dayanışmacı bir ekonomi geliştirmesi durumunda kimlik olarak ayakta kalabileceği düşüncesine vardı.  İlk başta gençlerin çoğunun mesleksiz olması nedeniyle halkın yardımıyla 1943’te bugünkü adı Mondragon Eskola Politeknikoa olan, bir politeknik okul kurarak, yörede mesleki eğimi başlattı. Daha sonra zamanla iki yüksekokulu ve idarecilik akademisine dönüştürülen bu okul, Mondragon kooperatifçilik deneyiminin doğuşu ve gelişmesinde önemli rol oynadı. Bu okullar 1997 yıllında da birleştirildiğinde Mondragon Üniversitesi kuruldu. Öğrenciler, üniversiteye bağlı bir işletmehanede günde dört saat çalışarak, okul masraflarını kazanma imkânına sahip oldu. Ancak işsizlik sorunu bu şekilde çözülemedi, çünkü meslek sahibi olan gençler bu kez çalışacak bir yer bulamadılar. Dolayısıyla iş imkânları yaratmak gerekiyordu.

J.M. Arizmendiaretta, bunun üzerine  mezun olan bir gurup öğrenciyi   üretim kooperatifini kurmaya ikna etti. 1952 yıllında mezun olan beş genç mühendis, Bask ülkesinin ilk ve en büyük endüstriyel kooperatifini 1956 yılında kurarak, Mondragon İşçi Üretim Kooperatifçiliği’nin temellerini attılar. İlk etapta ocakların ve sobaların üretildiği ufak bir fabrika satın alındı. Fabrika için gereken masraflar köy halkı tarafından karşılandı. Bugünkü adıyla FAGOR adını taşıyan ve yirmi dört işçi tarafından kuruluşu gerçekleştirilen bu ilk endüstriyel kooperatif, zamanla gaz sobaları ve bütangaz üretimine geçti. FAGOR’un ortak sayısı 1958 yılında büyük bir artış kaydederek 158’e yükseldi. Bugün yaklaşık 4 bin işçiye sahip FAGOR’a bağlı bölümler zaman içinde fabrikadan ayrılıp, ayrı bir kooperatif olarak belli ürünler çıkarmaya yoğunlaştılar. Ancak bütün bu kooperatifler birbirine bağlı kalmaya devam ettiler. Mondragon Kooperatif Hareketi’nin sanayi bölümünde günümüzde 26 binden fazla insan çalışıyor.

         1959 yılında  Çalışan Halkın Bankası isimli kooperatif bankası kuruldu. Bu banka, kooperatif hareketinin sonraki gelişimi açısından belirleyici rol oynadı. Çok sayıda şubeye sahip bankada günümüzde 2 bin 100 kişi çalışıyor. Banka yeni kurulan işhanelerini destekliyor ve resesyon(durgun) dönemlerinde iş yerlerinin iflas etmesini engelliyor.

 

Ayrıca Franco dönemindeki yasalara dayalı olarak kooperatif üyeleri devletin sosyal sigorta sisteminden atılıyordu. Basklı kooperatifçiler bu nedenle ayrı bir sağlık ve sigorta sistemini oluşturma zorunluluğu ile karşı karşıya kaldılar. Sonuç olarak 1959 senesinde ‘Lagun-Aro’ isimli bir sigorta şirketi kuruldu. Bask ülkesinde bulunan ufak dükkânlar birleşip, ülkenin en büyük süpermarket zincirinin temelleri attılar. 25 binden fazla çalışma ve iş imkânının kapılarını açan bu kooperatiflerin üyelerinin yarısı tüketicilerden, yarısı da çiftçilerden oluşuyor. Ayrıca IKERLAN isimli araştırma enstitüsü ve inceleme-araştırma merkezi olan OTALORA merkezi kurularak bütün bu başarıların temelinde eğitimin olduğunu da kanıtlar.

Sonuç olarak; J.M. ne kapitalizm ne de merkezi sosyalizm yerine üçüncü bir yol olarak kooperatifler hareketini geliştirerek Franco rejiminin adeta yıktığı Bask ülkesini yeniden onardığını görmek gerekir. Kürt ve Türk emekçileri olarak,  demokratik paradigma ekseninde yeni yaratacağımız model için araştırmaya değer bir deneyimdir.

                                                                                             Deniz Karer

                        

 

       

 

 
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com