YALANLAR ÜZERİNE SİYASET
 

İktidarlar, iktidarlarını yürütebilme ve sürdürebilmeleri için yalanları çokça kullanırlar. Yalan kelimesi: “Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz, kıtır, ya da gerçek olmayan, asılsız, uydurma” anlamında kullanılıyor.

Biz iktidarların yalan söylemelerini çokta garipsemiyoruz. Ne de olsa iktidarların oluşumu birazda yalanlar üzerinde inşaa edilmiştir. Başka da insanların emekleri gasp edildiğinde ya da emekleri çalındığında veyahut düpedüz el konulduğunda neden insanlar refleks göstermesinler ki? Onca alın teri, onca emeği, onca çabanın ürünlerini neden başkalarına bırakılsın ki?

Denilecek ki iktidarlar esasta zoraki bu ürünlere el koymuşlardır, talan etmişlerdir, kılıç zoruyla yani katletmelerle biriktirmeleri, bu artı ürünleri sağlamışlarıdır. Hiç şüphe yok bunlar da doğrudur. Lakin hiçbir güç bu kadar yıl sadece çıplak “kılıç” zoruyla insan emeğini bu kadar sömüremez.

İnsan emeğinin bu denli sömürülmesine dünyanın cümle cemaat zor güçleri de bir araya gelse bunu sağlayamazlar. İşte bu zorun yanında en ileri düzeyde kullandıkları yolları yalanlar üzerine oluşturdukları siyasetleridir. Yalan derken bizim köylerde söylenipte akşam henüz gün batmadan açığa çıkan türden yalanlardan bahsetmiyoruz. Bu türlü yalanlara köylü kurnazlığı ya da kasaba politikacılığı deniliyor. Bizim söz ettiğimiz yalanlar daha başka büyük yalanlardır. İdeolojik yalanlardır. İnsanların duygularını manipüle ederek sarf edilen yalanlardır. İnsanları insanlara rağmen yönlendirebilen yalanlardır. İnsanları kandıra bilen, insanların kendilerinde çalan yalanlardır.

İktidarlar bunu nasıl yapıyor sorusuna cevap vermek için hiç uzağa gitmeden bizim yanı başımızda hemen duran büyük yalan makinesine bakmamız yeterlidir.

Erdoğan ve sahte Müslümanlar partisi AKP yalanları topluma kabul ettirmede, onlarda tepki uyandırmadan empoze ettirmede üstüne yoktur. Birde öyle ustalar ki, insan toplumunda yalanlar söylendiğinde, ya da aldatmalar söz konusu olduğunda, insanın yüzü kızarır, rengi sararır, hal hareketleri değişir, tuhaf yaklaşımlar sergilenir. Bu garip davranışlar esasta halen insan olmanın emareleridir, belirtileridir. Buna benzer davranışları biz hayvanlar aleminde bile görüyoruz. Yanı başınızda büyüttüğünüz kediniz, köpeğiniz, keçiniz, sincap’ınız ne bilelim her hangi türden beslediğiniz ve çok sevdiğiniz hayvanınız size ait olan bir şeye ters yaklaşmışsa orada o hayvanda bile farklı davranışları gözetlersiniz. Bir nevi gösterilen bu kadar şefkate bir nankörlük yapıldığına hayvanlar aleminde bile utangaç ve çekingen yaklaşımları gözlemleye biliyorsunuz.

Ancak sahte Müslümanlar partisi olan AKP ve onun başbakanından, yöneticilerinden siz bu normal olan insan davranışını göremezsiniz, görmüyorsunuz. İşte bu normal insani olan bir duyguyu sözde insan olanlarda görmemeniz belki de dünyanın en büyük tehlikesi ve iğrençliği olduğunu söylememiz gerekiyor.

Denilecek ki böyle içi ile dışı bir olmayan bir durumu sözde insan olarak kabul ettiklerimiz nasıl yapıyorlar? Bu soruya verilecek tek bir cevap vardır o da: yalanlarla.

Sözde parti başkanı ve Türkiye başbakanı Almanya’ya gider orada ki Türkler için Türkçeyle anadil eğitiminden söz eder, asimilasyonun ne kadar büyük bir insanlık suçu olduğunu söyler ancak Türkiye’ye döndüğünde Kürtlerin anadil istemlerini neredeyse terörizm olarak niteler. Bir şiir için 3 ay yattığını her daim söyler ama Kürt halkının seçilmişlerini uyduruk gerekçelerle aylarca zindanlara tıkamalara kulak kapatır. Kürdistan’da yüz binlerce askeri, binlerce polisi, binlerce ajanı, yine binlerce jitemcisi bulunmasına rağmen, toplam birkaç bini bulmayan gerilla güçlerini siyasetin nasıl zor gücüyle yönlendirdiğini ve Kürt halkının iradesine ipotek koyduğunu hiç utanmadan ekranlara bakarak söyler.

Sahte Müslümanların, başbakanlarının, bakanlarının yalanlarını dizmeye kalkışsanız dünyayı birkaç kez dönmeniz gerekecektir. Yalanları o kadar çok ki, hem de utanmadan, sıkılmadan, renk vermeden bunu yapıyorlar.

Bu kadar yalanın başarılı olmasının bir nedeni ise sözlerin gücüne dayalı olarak herkesin ağzına bal sürmesini bilmeleridir. Bin yıllardır sürüp giden iktidar geleneğini belki de söylem bazında en iyi çözerek toplumları yönlendirme sanatını uygulayan güçlerin başında AKP gelmektedir. İsrail ile ekonomik olarak tüm hışmıyla bir ilişki içerisinde olmasına rağmen, “ONE MİNUTE” palavrasını atarak neredeyse dünyanın her yerinde ki haksızlığa uğramış insanları bir anda yanına çekmesini nasılda biliyorlar. İsrail’in örneğin Filistin halkına fosfor gazı kullanmasını biliyorsan ilk yapacağın iş İsrail ile ilişkilerini kesmendir. İlişkileri dondurmandır. İsrail’e karşı her cephe de tavır almandır. Ancak bunları hiç birini yapmamasına rağmen, söylemlerle toplumların gönlünü çalarak, ağızlarına bal sürerek bu yeteneği yani mahareti göstermek sadece ve sadece yalanlar üzerine siyasete bu kadar hakim olan sahte Müslümanlara mahsustur.

Sahte Müslümanların yalanlar üzerine siyasetini çözmenin tek bir yolu vardır o da: söyledikleriyle yaptıkları arasındaki uyumsuzluktur. Söz ile eylemin çelişik duruşudur. Söz ile pratiğini farklı oluşudur.

Bir yerde söz varsa ve pratik farklı ise bilin ki orada bir yalan, aldatma, manipülasyon vardır. Böyle yerlerde ve anlarda yapacağımız ya da yapacağınız duygularımızı yalanlara kapatmamızdır.
                                                            KASIM ENGİN

 

                  

 
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com