TÜM BASINA VE KAMUOYUNA
 

Özgürlük hareketi olarak her zamankinden daha fazla kritik ve olağanüstü bir süreçten geçmekteyiz. Bu süreç savaş-barış, çözüm-çözümsüzlük ikileminin aşıldığı daha keskin bir aşamaya doğru evrilmektedir. Halkların özgürlük mücadelesi açısından bu tür süreçler mücadelenin daha keskin ve radikal yürütüldüğü süreçlerdir. Hatta bu tür süreçlerde mücadele tarihi boyunca ödenen bedellerden çok daha ağır bedeller ödenmekte ve tarihte eşi benzeri görülmeyen emsalsiz kahramanlıklar açığa çıkmaktadır. Kürdistan özgürlük mücadelesi de böylesi bir mücadele süreci içerisine girmiş bulunmaktadır. Önderliğimizin tüm iyiniyetli çabalarına ve akan kanı durdurmaya yönelik çözüm girişimlerine rağmen Türk devletinin imha ve inkar politikası böylesi bir sürecin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Hem hareketimiz hem Kürt halkı açısından mücadelemizin Dördüncü Aşaması olarak tanımladığımız bu süreç zafer aşamasına gerilla güçlerimizin soylu direnişleri ve yiğit halkımızın direnişiyle ulaşacaktır. Zafer kahraman gerilla ve yiğit halkımızın ortaklaşan emeğiyle yaratılacaktır.

Başlatılan bu zafer hamlesine gerilla güçlerimiz kanlarının son damlasına kadar direnerek erdemli bir biçimde cevap olurken, özgürlüğe yürüyen halkımızda hiçbir bedeli ödemekten çekinmeyerek meydanlarda Önderliğimizin ve şehitlerimizin adını haykırmıştır. Bu görkemli direniş ve halklaşan mücadele gerçekliği karşısında çılgına dönen düşman güçleri her türlü vahşi yöntemi uygulamışlardır. Kendine güvenen, başarıyı yakalayacağına inanan bir güç çirkin uygulamalara başvurmaz. Böylesi bir vahşeti ancak köşeye sıkışan, ne yapacağını bilemeyen bir güç geliştirir. Özünde bu da en büyük güçsüzlük ve korkaklıktır. Aynı zamanda çaresizliğin de göstergesidir. Tecavüzcü kültürün gerilla cenazeleri karşısında tüm çirkinliğiyle açığa çıkmasıdır. Bir özel savaş yöntemi olarak gencecik bedenleri parçalayıp halkımızı sindirmeyi amaçlayan Türk ordu güçleri şunu unutmamalıdır ki Kürt halkı ve özgürlük savaşçıları için uygulanan bu vahşet savaş ve yaşam gerekçesidir. Şu ana kadar gerilla güçlerimizi kontrolde tutan ve savaşın acımasızlaşmasının önüne geçen Önderliğimizdi. Ancak düşmanın yönelimleri karşısında Önderliğimiz aradan çekildiğini açıkladı. Önderliğimizin aradan çekildiği bir savaş tarzı çok daha intikamcı, dişe diş ve kana kan olacaktır. Bu yönüyle Türk hükümetini ve ordu güçlerini yine özel savaş kliklerini uyarıyoruz. Gerilla cenazelerine uzanan elleri kırmak onların yoldaşı olan bizler için onur borcudur. Bu tür uygulamalar amaçlandığı gibi bizleri geriye çekmekten ziyade düşmana olan kinimizi ve öfkemizi bilemektedir. Bizler özgürlük amaçlarımız uğruna ölüme gülerek gitmeyi şehitlerimizin gerçeğinden öğrendik. Bu dünde böyleydi, bugünde böyledir ve bundan sonra da böyle devam edecektir. Türk devletinin yaşadığı büyük bir gaflet hatta ihanettir. Kendi insanlığına ihanettir, halkına ihanettir. Bile bile kendini ateşin içerisine atmaktır. Dördüncü hamle sürecini başlattığımız günden bu yana şehit düşen tüm arkadaşlarımız ve

En son Pervari ve Şemzinan’da şehit düşen gencecik yoldaşlarımız Önderliğimize, özgürlüğümüze ve onurumuza olan bağlılığımızdan asla vazgeçmeyeceğimizin somutlaşan ifadesi olmuşlardır. Şehit düşen tüm arkadaşlarımızın Önderliğe olan bağlılığını, düşman karşısındaki keskin vuruş tarzlarını, direnişlerini ve cesaretlerini asla unutmayacak ve kendimize yaşam manifestosu olarak kabul edeceğiz. Onlar Önderliğimizi, halkımızı ve yoldaşlarını ölüme gözlerini kırpmadan gidecek kadar seviyorlardı.

Halkımızın ve gerilla güçlerimizin de şehit düşen arkadaşlarımızın anısına bağlılığın gereği olarak mücadeleyi yükseltmeleri, caydırıcı tavırlar ve radikal eylemliliklerde bulunmaları her zamankinden daha fazla kendini dayatmaktadır. Her zamankinden daha fazla Önderliğe ve şehitlerimize olan bağlılığımızı ispatlama günüdür. Halkımız dost düşman herkese gerilla güçlerimize ve şehitlerimizin cenazelerine böyle yaklaşamayacaklarını göstermelidir. Demokratik özerk Kürdistan’ın kurucu gücü olan şehitlerimize bağlılığın gereği olarak halkımızın eylemliliklerini süreklileşen yaşam tarzına dönüştürmesi gerekmektedir. Özelikle gençler bu ateşin onları da yakacağını geliştirdikleri radikal eylemliliklerle göstermelidirler. Gençler eylemcidir. Söz söylemekten ziyade eylemlerde öncüdür ve sürükleyicidir. Şehit düşen gerillalarımızın büyük bir kısmı gençti ve olmaları gereken yerdeydiler. Onlar özgür ve yaşanılası bir dünya için kendilerini feda ettiler.

Bu yoldaşlarımız Önderliği bir kez olsun görme, Önderliğe bir kez olsun sarılma hayalleri uğruna yaşadılar ve savaştılar. Bu yüzden bu kadar çıkarsız ve kaygısızdılar. Bağlılıklarından dolayı bu kadar cesurdular. Biz özgürlük gerillaları olarak arkadaşlarımızın yarım kalan hayallerini gerçekleştireceğimizin sözünü bir kez daha yineliyoruz. Başta şehit düşen arkadaşlarımızın ailelerine ve tüm halkımıza baş sağlığı ve metanet diliyoruz.

Halkımızın da şehit arkadaşlarımızın hayallerini gerçekleştirmek için mücadeleyi derinleştireceklerine, süreklileştireceklerine ve hep birlikte zafere yürüyeceğimize inanıyoruz.

Gün düşmana Kürt halkının onuruna ne kadar bağlı olduğunu gösterme günüdür.

Gün şehidine ve davana sahip çıkma günüdür.

Gün ZAFER günüdür.

 

Devrimci selam ve saygılar.

KCK ŞEHİT AİLELERİ İLE DAYANIŞMA KOMİTESİ

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com