| |
Spor
ve iktidar ilişkisi?
Xecé şemal
Spor ve iktidar birbirine karşıt iki farklı
olgu olarak değerlendirilebilir. Neden sorusuna ise şöyle bir yanıt vermek
kaçınılmazdır. Biri yaşamın canlılığını, renkliliğini yansıtır temsil eder.
İnsanların her yaştan kendisini katabileceği, bedensel, fiziksel, ruhsal,
düşünsel anlamda sağlıklı yaşam olanağı sağlayarak topluma hizmet eden
özellikleri taşıyor. Toplumun barış ve sükûnet içinde sağlıklı yaşamasına
katkıda bulunurken toplumda
yaşamsal olan ve varlığı gerekli, bu esaslarda olmazsa olmaz olandır. Ya
iktidar, iktidarın toplumsal yaşamda değeri nedir. Halka hizmet anlayışı
varmıdır. Ne kadar kapsayıcıdır, toplumdan her kesim insanı, yaşlıyı, çocuğu,
genci, kadını kapsıyormu. Tam tersi iki karşıt olgular olduğu anlaşılması güç
olmasa gerek. Biri topluma hizmet diğeri gasp, talan, zorla el koymaya dayalı
işlevler görüyor. Biri komünal, her kesime hitap eden diğeri bireyciliğe, sadece
üsten elit bir kesime ait. Bu anlamda birmiş gibi göstermek, aynılaştırmak,
aradaki farkı görmeden değerlendirmek tarihsel ve olgusal ironi olsa gerek.
İktidar kendisini süreklilik
içerisinde gerçekleştirmek, kendisini toplumsal ve doğal bir olgu olarak
yansıtmak amaçlı toplumun farklı olgularını kullanmaktan çekinmeyen
pervasız bir yaratımdır. Yaratımdır çünkü insan eliyle ve aklıyla
yaratılmıştır. Uygarlık tarihiyle birlikte iktidar, güçlü, kurnaz ve
yalancı erkek eliyle ve aklıyla şekillenir ve devlet, yetki, iktidar
modeli doğar. İktidar toplumun değer yargılarına el koyarak, kendi
zihniyetine göre şekillendirerek ve bu anlamda toplumun tüm
gözeneklerine sinerek kendisini kabullendirir ve içselleştirir. Kendi
tekelci, iktidarcı anlam gücü üzerinden hâkimiyet ve iktidar düzenini
kurar. Ve günümüze kadarda büyüyerek, kendisini katlayarak gelir.
Günümüze kadarda Kapitalist zihniyetin iktidar yapısı ile bütünleşerek,
yenilenerek, kurumsal niteliğini derinleştirerek gelmektedir. “ Kişiye
bağlanmış iktidardan iktidara bağlanmış kişiler, partiler, hatta
toplumlar sistemine geçilmiştir. İktidarın görünmez, soyut niteliği
geliştirilmiştir.” Bununla anlıyoruz ki iktidar özünde halklara hizmet
etmez. Halkın temel yaşamsal dinamiklerini kendi zihniyetine kurban
ederek, içini boşaltarak kendi çıkarına göre kullanır ama karakteri
gereği halka hizmet anlayışından uzaktır. Spor ve spor gibi birçok
olguyu toplum yaşamında işlevsel olan, yaşamsal, ahlaki ve kültürel
değerlerin içini boşaltarak tersine işlev görmesine ön açmıştır. Toplumu
uyuşturan, yozlaştıran ahlaki ve kültürel değerlerinden koparan,
duyarsız, tortu bir gerçeklik bırakmıştır geriye. Hâkim, egemen sistem
gerçeği halk üzerine yeni sistem oluşturma, var olan sistemi bastırma,
maddi imkânlarla irade kırma, satın alam bütün bunlar olmadımı kendi
koşullarını yaratarak uzlaşma yoluna girme kurnazlıkları yaygındır.
Kendi güçlerine güvenirler çünkü halk kesimine nazaran daha bilgili,
ordu ve iktidar donatımlı ve tecrübe sahibidirler. Ellerinde halkın
emeğinden hırsızlanmış kullanıma hazır büyük miktarda ve servet
niteliğinde maddi imkânlar vardır. Sorun bu anlamda toplumsal değer
ifade eden, yaşamsal birikim ve deneyimlerle kazanılmış yapılara karşı
saldırı gerçeğidir. Bugün sanat, spor, din, cinsellik gibi alanların
kullanımı toplumu felç etmek amaçlı geliştirilmiştir iktidar tarafından.
Ve bu alanları iktidar kendi mekanizmasının ayrılmaz parçası olarak
geliştirip şekillendirmiştir. Bu temel yaşamsal alanlar insanı körelten
alanlar olarak kullanmasını iyi bilmiştir sistem. Üç “S” denen ve esas
kapitalist, tekelci, iktidarcı sistem yaratımı olan olgu bireyi ve
toplumu tüketen, içini boşaltan, “at gözlülüğü, teneke yürekliliği”
geliştirmekten öteye bir şey anlam ifade etmemiştir. Yaşamı bütün olarak
bu olularla ilişkiselliğinden koparıp, kategorileştiren, kendi
zihniyetiyle tanımlayan bir yaklaşımla tahakküm uygulamıştır. Yaşamın
bütün renkliliğini, devingenliğini kendi çıkarları temelinde
biçimlendirmek ve toplumu bu temelde yönetmek, yasalar koymak, buyruklar
vermek istemiş kendi iktidarını bu anlamda sarsılmaz kılmıştır. Kendi
sistemini temellendirmek için çelişkiler yaratarak ve varlığı
olgusallığından kopartarak her zaman ikinci kategoriler oluşturmakta
iktidarın diğer gizli niteliklerindendir. Halkı yöneten, tahakkümü
altına alan, kendisine özne halkı nesne olarak ele alma iktidar doğasına
has bir olgudur. Yönete her şey olunca, öznellik konumunda olunca doğal
olarak yönetilen nesnelleşir. “Nesne olmak eşyalaşmak, eşya gibi
yönetilmektir. Eşya, dolayısıyla doğa olarak nesne, öznenin dilediği
gibi yönetme erki haline gelişinin yöntemsel ifadesidir.” Bu anlamda
başta spor alanı olmak üzere yaşamsal anlam ve değer taşıyan kültürel,
sosyal aktiviteleri iktidar olgusuyla ele almak, yaklaşmak,
aynılaştırmak tarihsel yanlışlıklardan olacaktır. Bu yanlışla bin
yıllardır yaşamış. Bizim yürüteceğimiz mücadele bu yanlışı düzelmek
mücadelesi olacaktır. Spor, sanat, din ve bu gibi sosyal içerikli
toplumsal çalışmaların daha doğrusu yaşamsal alanın yeniden inşa
çalışmalarının kapsamlı yürütülmeye ihtiyacı vardır. Yaşanan yanlışı
düzelmek yerine yenisini inşa etek temel görevlerden olduğu gibi bu
çalışmaların geliştireceği sistemin de halkçı, demokratik ve özgürlükçü
bir sistem olmasını gerektiriyor. Bu anlamda demokratik özerklik projesi
ilaç niteliğinde, derde derman gibi sahiplenilmeli. Sistemin
geliştirilmesi, oturtulması için bu alternatif arayışı içindeki güçler
aşkla, inanarak çalışmalara yüklenmeli. İnanç çok şeydir hatta her
şeydir. Bu anlamda demokratik özerk sistemi geliştirmek için çalışmak ve
sahiplenmek gerekmektedir. Ancak bu sistem içerisinde yaşamsal olgular
anlam bulur ve yaşam yaşanmaya değer olur.
|
|