PKK Tarihe Yön Vermenin Adıdır
       Cemal cizîrî

Partimiz PKK’nın 34. kuruluş yıldönümü Rêber APO’ya, diriliş ve kurtuluş mücadelesinin mihenk taşları şehitlerimize, serkeftin halkımıza ve insanlığa kutlu olmasını diliyor, saygılarımızı sunuyoruz.

Yeni bir tarihin geliştirilmesinin eşiğinde bulunmaktayız. Her dönemde gelişen özelliklerden içerik ve sonuçlarının oldukça farklılıklar arzettiği bir dönemden bahsediyoruz. Bir başka tanımla PKK’nın 34. yıldönümüne girilirken, bahsi konusu olan tarihin iyi incelenmesi durumunda tarihin bütün verilerini içinde bulmak olanak dahilindedir. Teşhis ve tedavilerin bütününü içinde barındıran, evrenin oluşum ve çözümleri kapsayan karakterinin yaşamsal kılındığı bir ülke ve onun evrenin cisimleşmiş hali olan toplum ve coğrafyası Kürdistan’dır söz konusu olan.

1970’ler Kürdistan’ı bir ülke ve adı artık anılamaz bir haldedir. Sömürgeciliğin kendi ulus-devlet yapılanması içinde toplumun bütün değerlerini birer hammadde olarak değerlendirerek eritme-özümsemeyi kesinleştirdiğine inandığı ve bunda hayli mesafe aldığı bir dönem olmaktadır. Ötekilerin ise neredeyse bir hiçlik derecesinde, korkulukları andıran, cisim bile demek için bin şahit gerektiren durumu andırmaktaydı. Kendi ismini ve ait olduğu toplum ve ülkeyi anmanın istisna düzeyinde seyrettiği, olsa bile buna cüret etme bir yana “neme lazım” dercesine başı kuma gömmeyi bir marifet olarak bellendiği an. Halklar adına yola çıkanların ise ülkelerinin haksızlığa uğramış, ihmal edilen bir bölgesi biçiminde ele almaları düzeni soldan yamalamadan öte bir içerik taşımayan yaklaşım içinde olunmaktaydı.

Başlangıçta, olanak ve bilgisel anlamda verilerin kıtlığı sorunun anlaşılmasını zorlaştıran hususlardandı. Yaşamın kendisi ve karmaşık düşünce yapılanması içinde şekillenmenin zorlu çıkışın anlamı kadar değerini de ifade etmektedir. Ulus devlet yapılanmasının geliştirdiği birey bazındaki tipleme, insanın kendi yaşamını örmede yalnız bırakılan ufacık kapı aralığı, toplumsal alanda bireyin son derece devlete endekslendiği gerçekliğin bir diğer yanı olmaktadır.

Rêber APO, daha çocuk yaşlarından itibaren şekillenmiş olan aile, birey ve toplumsal yapılanmanın kendisini bir türlü kendisine kabul ettirmeyen, onu da kavrayan, ancak bütünüyle onu aşan ve kendine göre şekillenmeyi esas alan bir yaşam şekillenmesi temel bir olgu niteliğindedir. Devamında izlenen okul ve kısa süren memurluk süreci bunu giderek pekiştiren bir özellik olmaktadır. Metropol yaşamı ve beraberinde okul dönemidir. Erken algı, araştırmasal özellik, bilimle tanışılmasına rağmen düzenin bireye benimsetmek istediği ve kendine ait kılmayı sürekli sorgulayan, karmaşık düşünceleri rafine etme hızı-gücü-becerisi, her şeyi sorgulayarak hakikatlere ulaşmayı temel bir gaye olarak belirleme esas olanıdır. Bilimin arıtılmış hali, gerçekliği ile insana yedirmenin bileşimi veya bütünü ile insani gücü açığa çıkarmanın, kendisini bir hakikat sisteminde vuku bulmasıdır. Oluşum sürecinde çözümleme gücünün büyüklüğü doğruluğu kadar bundaki ısrardır. Deney-tecrübe, bilimin gelişme düzeyi, ortam ve en önemlisi sosyalizm adına geliştirilenlerin önce sosyalist bir düzen ardında insanın gelişimi(özgür bir kişilik) tezlerinin yarattığı karmaşaya rağmen “kendini bil” felsefesinin tanımı olan Özgür insan gerçeğini esas alması önderlik gerçeğin ifadesi ve bunun örgüte dönüşmesinin temel alınmasıdır.

Toplumsal doğanın bir yoğunlaşması olan ilk insanın taşı fırlatması “çığır” açan dönem olarak değerlendirildiği bilinmektedir. Bunun yeni ve Kürdistan koşullarında çağdaş insanlığı ve onun geleceğe taşırılmasının bir “altın köprüsü” olarak adlandırılabilecek, Rêber APO’nun “Kürdistan sömürge”dir söylemi özgürlük mücadelesini aralayan başlangıç olmaktadır. Önderliğin daha başlangıçta bir kurum düzeyinde kendisini gerçekleştirmesi ve akabinde geliştirilen grubu arıtılmış kolektif bir güç olarak şekillendirmesi, mücadele de en sonuç alıcı kılan faktör düzeyinde olmuştur. Dogmatik sosyalizmin ve bilimin saptırıcı etkileri ve bunun bireyin kendini yenileme ve aşmada yarattığı bütün sıkıntılara rağmen diriliş mücadelesi sürecinde varlığı koruma, geliştirmenin yanı sıra kurtuluşa dek ulaşmanın temel anahtarı olarak değerlendirilmesidir. En anlamlı ve esas olanıdır. Grup aşaması ve daha sonraki bütün süreçlerde bireye kudret kazandırma ve rafine kişilik yaklaşımı bu temelde seyrettiğidir.

Rêber APO bu hususta şunları belirtmektedir; “Tarihimiz boyunca, mücadelemizin mayasını oluşturan, özgürlüğümüzün teminatı olan kahramanlıklar bu ruhu taşıdıkları, bu yönlü bilinci oluşturdukları için zamanın ruhunu doğru okuyabilmiş ve çok kritik süreçlerde tarihe insanlık lehine yön vermeyi başarabilmişlerdir. Hiç bir engel ve gerekçe tanımadan yalnızca sürecin gerekliliklerine göre kendilerini örgütleyebilmiş, kendi şahsında militan duruşu zirvede temsil edebilmiş, örgüt duruşumuzun sağlamlaşmasında esas dinamik gücümüzü oluşturmaktadır. Verdikleri mücadele ideolojik esaslara dayandığından, önce kendilerinde yenilenmeyi güçlü başarabilmiş, sonra pratikleşen kişilik gerçeklikleriyle örgüt yaratan, örgüt bilincini ve ruhunu büyüterek mücadeleyi ilerleten belirleyici öncü güç konumuna gelebilmişlerdir. Mücadelenin dayandığı temel ilkelere inanç ve derin anlam yükleme, şüphesiz bu militan duruşun da mayası olmaktadır.” Bu gerçeklikten hareket edilirse;

Birincisi; İnsanlık tarih boyunca amaca uygun yapılanmayı, içinde bulunduğu zaman-mekân koşulların de etkisi ile ciddi uğraşlar gösterilmiştir. Uygarlığın, bunu kimi zaman da geleceği bir sistem dahilinde gerçekleştirmeyi yaşamsal düzeyde kılınması toplumsal bir gerçeklik olarak lanse edilmiştir. Düşünsel veriler ile besleyerek kendi hâkimiyet çabalarını insanlığa nimet diye sunanların kendi becerilerinin bir marifeti gibi lanse edilse de ezilenlerin kendilerini düşünsel, siyasal, örgütsel, pratik olarak örgütleyememelerin payının belirleyici olduğudur. Kürdistan, bu hususta egemen yapılanma son iki yüzyıllık süreçte yaşanan direniş eğer başarı sağlamış olsaydı yine tarih boyunca hegemonik sistemlerin birer parçası biçiminde seyredeceği idi. Farkı, kimlik ve günümüzde sorunun baştan başa bir kaos oluşturan özelliklerden farklı karakterde seyredebileceğidir. Abesin abesi olan Kürt egemen yapılanmasının bu beceriyi de gösterememesidir. Dolayısıyla, bu durum beraberinde Kürt halkının tarih boyunca yaşadığı bütün yaşamsal sorunların kendisini bir kördüğüm halinde modern ulusal demokratik devrimin önüne “olmazsa olmaz” biçiminde kilit bir olgu olarak dayatmış olmasıdır. Neolitik çağ sürecinden günümüze günahı-sevabı ile kendisini gündemleştirmiş bulunmasıdır. Eğer kendi sorunları ile sınırlı olsaydı, kuşkusuz bu denli ağırlaştırılmış bir sorun halinde bulunmayacaktı. Kendi sorununun çözümünün kilit bir halka olarak ele alınarak tarih boyunca insanlığa ait doğa ve toplumsal tüm gerçekliğin çözüm anahtarı, onun günümüzdeki Mezopotamya’nın çözümleyici özelliğinin güncelleştirilmesi biçiminde seyretmesidir.

İkincisi; Ulusal toplumsal kurtuluş mücadelelerinin denilebilir ki hepsinde bir veya iki ülkeye karşı geliştiğini tarih bilenlerin malumudur. Kürdistan devrimi, en başta tarih boyunca düşünsel, sosyal, kültürel ve siyasal alanda bir kötürüm haline gelmiş Kürt gerçeğinin dirilişi kadar yaşam kazandırma savaşımı olduğu mücadele tarihinin açığa çıkardığı bir gerçekliktir. Bunun beraberinde tarih boyunca insanlığın tanık olduğu bütün sistemlerin de sorgulanması ve bunu aşan bir formasyonun kazandırılmasıdır. Rêber APO’nun Kürdistan’da kişilik sorunu ve militanın özellikleri olarak gerçekleştirdiği çözümleme ve devamında bütün yaşamı boyunca o denli derinleştirici, geliştirici formülü esas almıştır. Bunu bütünüyle her şeyin çözümlenmesi ve hakikatın egemen kılınmasına stratejik düzeyde yaklaşımı günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır. O nedenle karşı sistem de bu gerçekliği tespit etmede gecikmediği de diğer bir yönü oluşturmaktadır. Özellikle de dünya da kapitalist modernitenin hâkimiyeti kazanma ve onun devamını sağlama da mesafe aldığı bir süreçte komple bir ortaklıkla Özgürlük mücadelesini hedeflemiştir. Sonuç almak için kendi sistemlerinin bütün zehir kusan silahlarının en gelişkin teknik ile donatarak en etkin bir şekilde kullanmaları, Kürdistan doğası ve toplumu iyi bilmektedir. Buna karşı bir tek ve stratejik düzeyde duruşun temel silahı insan gerçeğidir. Bir örnek; bir Kürt delisi, karşılaştığı bir vatandaşa güvenlik nedir diye soruyor. Vatandaş “delinin” belasından kurtulmak için ne bileyim der. Deli kendi soruna cevap verir, “Akıldır Akıl” der. Kürtlerin delisi böyle ise akıllı Kürdistan’ın nasıl olduğu Erdoğan’a sorulursa….veya neden azap çekiyorsun diye sorulursa…

Üçüncüsü; Günümüzde de bir bütün olarak kapitalist modernite sistem olarak kendisini yeniden restore etme amacındadır. Bu toplumların yeniden hiçleştirilmesinin amaçlandığın de bir ifadesi olarak da değerlendirilebilir. Çağın toplumlardaki aydınlanma ve eskisi gibi idare edilemeyeceğinin bir sonucu olarak halkların baharı biçimindeki gelişmelerin de yaratacağı etki ve kaygılarda taşınmaktadır. Bu nedenle sürecin halklar lehine gelişmesini önleme ve kapitalist modernitenin yeniden tesisini gerçekleştirmek amacı güdülmektedir. Bunda en etkili ve örgütlü gücü olan Kürdistan’daki demokrasi ve özgürlük mücadelesini başat bir tehlike olarak görmektedir.

Rêber APO, Yol haritasında “ Yenilenmiş, demokratik uygarlık açılımlarına hazırlanmış Kürtlerin ve demokratik dönüşümünü sağlamış PKK’nın KCK hamlesi; savaşın değil onurlu barışın ve demokratik siyasetin en uygun aracıdır. Bu temel niteliği demokratik Türkiye’nin sağlam güvencesi olma anlamına da gelmektedir. Anadolu ve Mezopotamya’nın tarihsel ittifakı, günümüzde demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan ittifakı olarak yeniden gerçekleştirilmesinin sancıları yaşanmaktadır. İç ve dış bozgunculara fırsat vermemek için kulağımızı biraz tarihe dayamak yeterlidir. Tarih duymasını bilenler için gerçeğin şaşmaz pusulasıdır. Demokratik ve özgür ülkenin toplumuna halkına dayanmak ise, çalışmasını bilenler için sürekli güç ve ilham kaynağıdır”der.

İnsanlık, Anadolu ve Mezopotamya’nın mihenk taşı Haki Karer arkadaş başta olmak üzere, en son güneşimizi karartamazsınız şiarının özgürlük yürüyüşçüsü Mensur Güzel arkadaşın şahsında bütün şehitleri bir kez daha anıyor, geleceğimizin temel teminatları olduğu bilinciyle selamlıyorum.

Bijî Rêber APO

     Bijî PKK

   

                                                                                                    

 
    ygk_unur@hotmail.com