PKK İnsanlık Tarihinin Yeniden yaratılması
Çağdaşlaştırılmasının Kendisidir.



Aradan 32 yıl geçti. Bu yüz-ikiyüz ile çarpılırsa ilk insan profilinin başlangıcı sayılır. O tarihe uzanılmadan PKK’nin anlaşılması ve günümüze yansımalarının tanımlanması mümkün değildir. Araştırmalar komünal toplumsal özellikler olarak ifade etme ve bundan hareketle doğa ve insanı tanımlamayı daha da kolaylaştırmaktadır. Yeni ve çağdaş bir hareketin gelişimi olarak tanımlanan bir başlangıç sayılır. Diğer bir adıyla yeni insanın adı demektir. Bu ilk insanın şekillenmesinin de günümüzde canlandırılmasının kendisi olmaktadır.

Tarihte birçok halkın kendisini çağa taşırmanın bir aracı olarak gelişen partilerden daha farklı olarak gelişen bir hareket olarak tanımlanabilir. Çıkışından günümüze kadarki gerçekliği tanımlandığında bunu daha derinliğine bir tanımı hak ettiğini günümüzde herkesin teslim ettiği bir gerçeklik durumundadır.

Çıkış yıllarında bu halk adına yola çıkanlar tamamıyla tarih boyunca hegemonik sistemlerin Kürt halkı için öngördüğü bir tarih olmadan başka bir şey değildi. Hâlbuki tarih boyunca insanlık için ana rolündeki bir halkın adeta silgi çekildiği ve katillerin kendilerini buna inandırdıkları bir gerçeklikten başka bir şey değildi. Sosyalizm adına hareket eden ve halkların kendi kaderlerini belirleme de ısrarlı olan değerli yapılanma kendisini o dönemin koşullarına uygun bir yapılanma gücü gösterememeleri, daha sağlıklı bir çıkış ve anılarını yeniden, bu kez de bir daha yenilmemecesine örülmesine vesile edilir. Dolayısıyla Rêber APO’nun başlattığı devrimci mücadele Mahir, Deniz ve İbrahimleri de canlandırılmasını, hayallerinin gerçekleştirilmesinin kendisi olmaktadır.

Tıpta olduğu gibi doğru teşhis, tedavinin yarı yarıya gerçekleşmesidir. Tedavi yöntemi tamamlayıcı olanıdır. Ve eğer hastanın kendisinde yaşam emareleri bulunuyor ve kendisi için öngörülen tedavinin gereklerine göre hareket ederse yeniden kendisine gelmemesi için bir neden olamaz. Sözkonusu hasta tarihin komunal değerlerden itibaren kendisine yapılan aşı 20.yüzyılın başlangıcına kadar neredeyse kendisi olmaktan tamamıyla uzaklaşmanın eşiğine gelmişti. Kürt halkı olarak kendisine ait ne varsa başkasının bütünüyle yaşam kaynağı olarak değerlendirmesinin yürütüldüğü tarihi araştırmaların teslim ettiği diğer bir gerçeklik durumundadır. Rêber APO, Kürt halkının yaşadığı bu ana ve ona müdehalenin tanımını “ kaya da yeşertilen bir gül” olarak tanımlamaktadır.

Tarihin gelişmesinde belirleyici etkiye sahip olan Kişiliklerin bir toplamı düzeyinde davanın geliştirilmesinin ele alınması, tarihin toplamı biçiminde düğümlendirilen sorunun kendi gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Herhangi bir ülke ve o an sınıf mücadelesi biçiminde tanımlanan bir tanımla ele alınamayacağını daha başlangıçta bunun bilinci ve sırının kavranması temelinde geliştirilmesi temelinde ele alınmıştır. Daha başlangıçta insanı esas alan bir yaklaşım içindedir. Daha sonraki süreçlerde gösterecektir ki bu tespit gelişmenin temel anahtarı olarak rol oynar. Ancak insani tüm yeteneklerin açığa çıkarılması ve insanlığın hizmetine sunulmasına vesile olur. Tarih boyunca sistemlerin kendi egemenliklerini ebedileştirme çabaları de böylesi bir gerçekliğe dayandırılması biçiminde seyretmiştir.  Bir bütün olarak bilincinin çarpıtılarak veya bilimi-insani yetenekleri kendileri için envayi yöntemler ile işleteterek, büyük bir tarihi saptırma ile birlikte amaçlarına hizmet ettikleri iyi bilinir. İlk kez Buna Kürt ve Türk halklarının en dinamik yapılarının doğru bir bilinç, kültür ve yaşam gerçeğinin kazandırılması temelinde insanlık ve halklara hizmet ettirilmesi bir başka gerçekliğinin tanımı olmaktadır. Çıkış ve gelişme en karma bir ortam ve her şeyin adeta yer değiştirdiği bir ortamda gerçekleşmesi tamamıyla, yeni insan gerçeğine dayanması biçiminde tanımlanabilir. Kaynağa dönüşün gerçekleştirildiği 1977 newroz’u ve akabinde Önderliğin geliştirdiği Amed’ten başlayan ve ülkeyi boydan boya kapsayan toplantılar ile birlikte özgürlük tohumlarının giderek yeşerdiği ve bunun halka yansıma ile birlikte toplumsal alanda kısa bir süre içinde karşılık bulması, Kürt halkının yaşam emarelerinin gerçekleştirilmesi biçiminde tanımlanmıştır. M. Hayri Durmuş arkadaşın bir keresinde misafir olduğu bir ailenin ferdinin rahatsızlığını farkeder. Rahatsızlığını sıralarken kullandığı ilaca bakar. Hastalığında teşhisi ve kullanacağı ilaçları kendisine belirtir. Evin ferdi kendi kendisine, bu kadar doktora gitmeme rağmen iyileşmediysem bu kâğıt üzerinde yazılan ilaç mı? İyileştirir diye kendi kendine kaygılarını hiç yansıtmadan söylenir. Ulaştığı sonuç, bu kadar ilaç aldım. Masraflarım da oldu. Yine de bu ilacı da alayım der. Kullandıktan kısa bir süre sonra giderek iyileştiğini görür. Bu aslında Kürt halkı için de hastalığın teşhisi ve ilaç diye belledikleri, onun giderek hastalığı içinde kıvrılması, kısa bir tabirle kendisinin yaşadığını bir kader olarak benimsetildiği dikkate alınırsa ulusal-toplumsal kurtuluş mücadelesinin artık olmazsa olmaz düzeyinde bir benimseme durumunu çok kısa bir sürede benimser. Kaygıları olsa da karşılaştığı gerçekler bir başkasının belirtiklerine benzemediği, çok ciddi ve artık kuşkulara yer vermeyecek denli pratik bir olgu haline gelmesine tanıklık eder. İnsanların bazen-yaşadığı acı gerçeklerin bir sonucu olarak aklı gözlerindedir misali artık görmek isteyenin gerekçelerini tamamen kaldırıldığı bir gerçek yaratılır. Kısacası, halk tarafından karşılık görür. Buna inanır ve saf tutmaya başlar. Umudu gelişir, kendisine güveni artar, yanı başında ve onu temsilen altın değerindeki evlatlarını kucaklamaya başlar. Çoğu kez özgürlük mücadelesi ve onu temsil eden öncülerini normal bir tabirden ziyade daha farklı değerlendirmeleri geliştirmeye başlar. Bu sadece bir söylem değil, bilinci, duruşu, olay-olgulara yaklaşımı ile gerçeğinin-o anki koşullara göre-tanımını en iyi geliştiren, saldırılara karşı tamamıyla “insanlık tarihini arkalarına alan, tarihin gerçek evlatları olarak” karşılamaları biçiminde şekilendiren kişiliği, bir başka büyüklüğün tanımını Rêber APO’nun oluşturduğu arkadaşlığın bir diğer tanımı olmaktadır. Bir diğer tanımla insan gerçeğinin insanlık ve halklar lehine değerlendirilmesi durumunda nelere kadir olduğunu gösteren bir hakikatın adı durumundadır. APOCU bilinç, kültür, yaşam ve ruh’un bir gerçeklik olarak geliştirilmesi olmaktadır. Mazlum Doğan arkadaşın “hepimiz birer PKK’liyiz diyebilirsiniz. Ama ben APOCU’yum"demesi yaratılan bu gerçeğe dayanmaktadır.

Kürdistan devriminin Önderliksel bir hareket olması farklı diğer bir karekteri olmaktadır. Kürdistan halkının sökülmemecesine tarihte sahip olduğu neolotik devrim ve süreklilik arzeden direngen özelliğine rağmen o dönem itibariyle ulusal ve toplumsal alanda kendini tanımlayamacak denli güçten düşmüş olması gibi nedenlerle böylesine bir Önderlik ile kendisini yeniden diriltme tarihinin bir gerçeği olmak durumunda. Bu nedenle Uluslararası komplo sürecinde yüzlere varan arkadaşın fedai tarzındaki eyleminde, Önderlik ile buluşma ve Kürt halkının o an için kendilerinde abideleştirmelerinde görüldüğü gibi “Bê Serok Jiyan Nabê”gerçeğin tanımı niteliğindedir. “Güneşimizi Karartamazsınız” Önderliğin içinde bulunduğu yaşam koşullarında umut olarak bildiği ve “Önderliksiz yaşama asla” tanımlaması bu gerçeğin diğer bir ifadesi niteliğindedir. Her şehit arkadaşın en son telefüz ettiği cümle “Bijî Serok APO” söylemi, Önderlik ile yaşamın gerçek adı olmuştur. Tarih boyunca Kürt halkının doğası ve insan potansiyeli ile kendisi için değerlendiren uygarlık sisteminden bunun alınarak tarih ve insanlığın temel halkası haline getirilmesi biçiminde tanımlanabilir. Yani PKK eger Önderliğin bir kurumlaşması olduğuna göre, halkın da ideolojik-felsefik biçimde toplumsal alanda yeniden örülmesinde bir akla duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Bu aynı zamanda toplumsal alanda kendini bilmelerin de anahtarı durumundadır. Her bir Millitanın olduğu alanda kendisinde Önderliği temsil ettiği oranda, Önderliğin birer yaşam düzeyinde tutulması da olmaktadır. Ve bunun gerçekleştirildiği ortamda gelişmenin kesin derecesinde seyrettiği de Şehitler gerçeğinde kendisini ispatlamış bulunmaktadır. Dönemlerin değişik biçimlerde kazanılması ve bunun günümüzde PKK’yi bir tarih ve yaşam kaynağı halinde tanımlamasına Amed zindan direnişi “miladi direniş” olarak tanımlaması bu nedenlerle olmaktadır. Miladi gelişmelerin tanımı doğru temsili gerçekler ile ifade edilebilir. Bu nedenle gelişmelerin ölçüsü Önderliğin taktik alanda temsili, yaşamsallaştırılması ile olur. Her alanda gelişmelerin düzeyi temsilin termometresi durumundadır. Dönemleri kazandıran ve mücadeleye ivme kazandıran bu temsil Haki Karer, Mazlum Doğan, Kemal Pir, Mahsum Korkmaz, Rehşan, Zilan, Beritan, Nuda, Adil, Kurtay, Mazlum arkadaşların şahsında bunun yaşam düzeyine çıkarılmaları bir gerçek durumundadır.

Bütünüyle ele alındığında diriliş süreci, insanlığı bir tepeden tırnağa kaplayan egemen sistemin bütün ögeleri ile kuşatılmış dünya, ortadoğu ve Kürdistan gerçeğinde bunun gerçekleştirilmesi sadece PKK’ye nasib kılınmıştır. Bu tamamıyla Önderliğin kurumsal düzeydeki yapılanması ile tanımlanabilir. Ve ilk kez evrensel düzeyde bir Önderliğin gerçekleştirilmesi olarak tanımlanabilir. Dünyadaki gelişmelere paralel ve günlük olarak gerçekleştirilen bir yenilenme temelinde bunun geliştirilmesi diğer bir hususu oluşturmaktadır. 90’lı yıllar ile birlikte dünya ve bölgedeki dengelerin tamamıyla değişerek kapitalist modernitenin hâkimiyeti ile sonuçlanması, söz konusu bu yenilenmeyi tetiklemekten başka bir fonksiyonu bırakılmamaktadır. Ortadoğudaki bir ara dönem olarak da tabir edilebilecek dengelerin merkezi hegemonik sistemin giderek kendi lehine dönüşmesi gerçekleşir. 20 yıllık bir süreçte ortadoğu da halkların sözcüsü durumunda gelişimini sürdüren Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin tarih ve halkların öz gücünü esas alarak varlığını sürdürmesinin sırrı yine temel dinamiklere dayanmasından kaynaklanmıştır. Bir yandan gelişimini sürdürürken, gelişmelere göre varlık göstermesi, yine Önderliksel gerçeklikle bağlantılı olmaktaydı. Tüm bu tarihi süreçte kesintiler daha çok taktik düzeyde yaşanan eksiklik ve yetmezliklerden kaynaklanmaktaydı. Bilim ve tekniğin gelişimi ve buna uygun bir yenilenmenin etkileri de eklenebilir. Gelişmeler, oluşan yeni dengeler, iki kutuplu olarak tanımlanan sistemlerin giderek aşılmasına ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda Önderliğin Kaos aralığı biçiminde ifade edilen bir durumun ortaya çıkmasına neden olur. Kapitalist sistem bunu aşmanın alanı olarak belirlediği Ortadoğu da en dinamik ve kendisi için başa aldığı Önderliğin olması belirtilen nedenlere dayanır.

Uluslararası Komplo, bölgesel bir müdehalenin başlangıcı olduğu kadar, egemen sistemin kendileri için en tehlikeli gördüğü Önderliğin tasfiyesi hedeflenir. İçinde bulundukları kaos’u aşmanın anahtarı olarak gördüğü bölgesel müdehale, tarihsel olarak bölgenin stratejik gücü olmasını engelleme, gelecekte de benzer bir durumun yaşatılması olarak gerçekleştirilir. Temelinde ise kendisini her koşulda yenileyebilen ve karşıt çabalar ne denli kapsamlı da olsa yeniden bir gelişmenin yaratılabileceğini de iyi bilmektedirler. Rêber APO’nun “Bir değişimi tekrarlamak durumundayım. Öyle anlar var ki, tarih bir kişilikte, kişilik bir tarihte gizlidir”. Çok acılı da geçse, bu kişilik onurunu kısmen paylaştığım inkâra gelmez der. İmralı süreci ile birlikte gerçekleştirilen yeni paradigma ile komplo boşa çıkarıldığı gibi yeniden kendisini üreten bir Önderlik gerçeği yaratılır. Tarih boyunca egemen güçlerin en son örneği olan merkezi uygarlık sistemi alternatifsiz bir yapı yaratmaya çalışırken, Rêber APO’nun “bu savunmaya temel teşkil eden fikirler, demoktatik uygarlığın mirasını esas almaktadır. Buna büyük tutkuyla bağlıyım. Yapabileceğim bu mirasa deryada katran misali küçük bir katkı sunabilmektir. Kaynağımın ana bölümünü bu insanlık abideleri teşkil eder. Fakat onların da temelinde rol oynayan beş bin yıllık Doğu gelenekli bilgelik ve demokratik duruşlar esas tarihsel zemindir. Bu zemin düşünülmeden evrensel insanlık tarihi yazılamayacağı gibi, günümüzün anlamlı bir değerlendirilmesi de yapılamaz”. “Benim farkım şuradadır ki; ben trajik tarihin bir ‘kader kurbanı’ olmanın da ötesinde rol oynamak istediğim içinde, bu dolapların başıma çevrildiğini çok iyi biliyorum. Onun için bu davamın sloganını ‘ÖZGÜRLÜK KAZANACAKTIR’ biçiminde belirledim”. diyor.

Altın harflerle yazılan bir tarihin demokratik uygarlıkla taçlandırılması özgürlük haraketinin evrensel gerçeğini ifade etmektedir. O nedenle Önderlikte somutlaşan ve en değerli yaşamlarıyla buna eşlik eden şehitlerin ve temel bir parçası durumundaki Gazilik kurumunun oluşturduğu haraketin adıdır PKK. Daha başlangıçta Haki Karer arkadaşın şehadetiyle başlayan ve giderek işbirlikçi-ihanetçi çetelere karşı direnişte esir düşen Cuma Tak arkadaşın duruşu nedeniyle en son haykırdığı slogan “işbirlikçilik ve ihanet kaybedecek, Kürdistan halkı kazanacaktır. Şiarı ile en son Colemerg’te en son kurşunu kendileri için kullanan Mazlum arkadaşların direnişinin adıdır PKK. Bunun aynı zamanda millitanlığın kadar düşmanın artık sonuç alamayacağının itirafına ve özgürlük davasının bir başka zaferi ile taçlandırılmasını da ifadesidir. Bu tarihsel mücadele de neredeyse tarihin en çetin zorluklarına direnerek yeni insan ve toplum olmayı hak eden SERKEFTİN HALKI olmayı bilen Kürdistan halkı için selama duruşu gerektirmektedir.

Bijî Rêber APO !

     Bijî PKK !   
Cemal Mardin arkadaş



 

 

 
 
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com