![]() |
|||||||
|
|
|||||||
|
BOZKURT GÜVENÇ |
|
||||||
|
Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyetine Doğru sakat doğum Ulusların kendi kaderlerini tayin haklarını ettikleri bu yüzyılda T.C, askeri bir diktayla dış güçlere bağımlı şekilde parçalı, milliyetçi, dinci bir zemin üzerinden “bir Türk dünyaya bedeldir” felsefesiyle kutsal devlet, kutsal bayrak ve büyük ulus anlayışıyla kurulmuştur. İçindeki halk ve toplulukları gayri-Müslimleri katliamdan geçirerek, mal varlıklarına el koyarak, din kardeşliği adı altında dinciliği politik olarak kullanarak, halkı bölme, parçalama, yönetme siyasetini uygulamıştır. Tarihi dayanak olarak da burjuvazisini askerden oluşturmuştur. Askeriyeyi her alanda hakim kılmıştır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra çok partili sisteme geçen Cumhuriyet, bu dönemde dışa bağımlı, kendisine özgü, tez-antitez olarak dünyada ne kadar olumsuz denilecek tüm yasaları kendine uyarlayarak, baskıcı, değişime kapalı, muhafazakar, milliyetçi sloganlarla coğrafik olarak, jeostratejik-jeopolitik konumuna dayanarak, kuruluş felsefesi olan Kemalizm’le istediğin de sağcı, istediğinde solcu ve milliyetçi olabilen askeri gücü ve zoru her zaman canlı tutarak, var olabilmeyi başarabilmiştir. Sözde parlamenter, sivil sisteme geçmiş olsa da zaman, zaman askeri darbelerle iç muhalefeti bastırarak, sistemini sürdüre gelmiştir. Anti-Kürt , Anti-Komünist felsefesiyle işgalci inkar ve imha siyaseti kendisine her türlü meşruiyeti kazandırarak (bunu gayri-meşru yollar ve yasalarla) askeri anayasalarla NATO ve Emperyalist bir güce bağlı kılan Türkiye Cumhuriyeti, Orta Doğu ve Asya’ya açılan bir kapı olarak görülmüş ve bu amaç doğrultusunda çeşitli güçlerce yön verilmiş ve içte Kürt inkarını temel politikası olarak belirlemiştir. 1970’lerin başından itibaren halk Önderimiz ÖNDER APO’nun “Kürtler sömürgedir” çözümlemesiyle Kürdistan ve Türkiye için yeni bir dönem başlamıştır. Buna karşı olarak geliştirilecek olan ise özel savaştır. Özel savaş kuralsız ve ahlak dışı bütün yöntemlerin kullanılabileceği bir savaştır. Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri sırasında faşist diktalar halkların iradesini kırmak için özel savaş yürütülmüştür. Kürdistan Özgürlük Mücadelesine karşı en inceltilmiş yöntemlerle baskı, zindanlarda işkence, faili meçhul katliamlar asimile ve yozlaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Amaç nesnelleştirip kendine bağlamaktır. Faşizm milliyetçilik ve dincilikle beslenen bir ideolojidir. Bütün faşist hareketler birbirini tamamla niteliktedir. Hitler, Musollini ve Franko’nun faşizmlerinin tecrübelerini Kürt Özgürlük Mücadelesi karşısında uygulandığını belirtmek yanlış olmaz. Bu sistem 12 Eylül’le zirveye çıkmıştır. Başta Kürt Özgürlük Mücadelesi olmak üzere bir bütün olarak devrimci hareketler sindirme ve teslim alınmaları amacıyla yoğun bir baskı ve işkence yürütülmüştür. Sürgün, zindan, işkence araçlarını sınırsız kullanarak teslim almaya çalışmıştır. Bu sistemi deşifre eden ÖNDER APO, tarihi yeniden yazmanın gereğini ve buna karşı örgütlenmesi ve halkın bilgilendirilmesi ve halkı uyutup,yanlış bilgilendiren T.C’nin iki uluslu bir yapıda olduğunu söylemesi sonrası gelişen Kürt Özgürlük Mücadelesine karşı bütün güçleriyle ellerinde bulunan araçları insanları iradesizleştirmek, insani bütün hak ve özgürlüklerinden alıkoyarak, öldürmeyi ve şiddeti kendine amaç edinerek, yasal ve meşru gösterdikleri asker, polis ve mahkemelerle evrensel etik değerlerin tam tersine kirli ve gayri meşru yollarla toplumun üzerine eroin, fuhuş, insan kaçakçılığını ve tecavüzü adeta yasallaştırarak meşruiyet kazandırmaya çalışmıştır. İnsani olan ne varsa hiçe sayan ve cumhuriyetin yıkılması korkusuyla Kürt Özgürlük Mücadelesinin devam etmesini kendisine tehlike olarak gören karanlık güçler cumhuriyeti kendileri gibi karanlık yöntemlerle korumaya çalışmışlardır. Teşhir olmuş ve açığa çıkmış bu güçlerin günümüzde Kürt Özgürlük Mücadelesi karşısında günbegün eriyerek, teknolojinin geliştiği ve gelişmekte olduğu bir zirvede her çeşit kimyasal ve yasak silahları kullanarak bastırmaya çalışmışlardır. Halen de bu yetmiyormuş gibi yediden yetmişe kadar sokaklarda halkın infaz edilmesi, zindanlara atılması, binlerce devrimcinin zindanlarda tutulması tehdit amaçlı en çirkin politikalarla devrimci önderleri zindanlara atma, teslim alma ve onların şahsında 12 Eylül faşist cuntanın uygulamalarını günümüzde de sürdürmektedirler. Bu felsefeye bakarak Cumhuriyet devletinin cumhuriyetten çok faşist, gayri meşru diktanın eyleminden ve felsefesinden başka bir şeyle karşılamak ve anlamak mümkün değildir. İbrahim Tikab
|
|||||||
|
|||||||