Birkaç yıldır insanlık yeni bir yüzyıla tanıklık ediyor. Kapitalist modernite artık deşifre olmuştur. Kendisini eskisi gibi kamufle edemeyecek durumu dünyadaki olup bitenlere bakılırsa rahatlıkla anlaşılır. Fakat uzaklara gitmeden yakın çevremize, Ortadoğu bölgesine bakılırsa yeterlidir.
        Başta ABD olmak üzere ve diğer uluslar arası sermaye güçlerinin Ortadoğu’ya gelişleri ve uygulamaları var olan sorunları daha da arttırmış ve karmaşıklaştırmıştır. Sözüm onlara “bölgeye refah, demokrasi getireceklerini” söyleyenlerdir. Pratikte yaşananlar ne kadar yalan olduğunu da ispatlamaktadır. Keşke güzelim Ortadoğu coğrafyasının dili olsa ve konuşsa da patlatılan bombalar, tank ve uçak bombardımanların ne kadar da tahribatlara yol açtığını söylese. Doğa harikaları, manzaralar darmadağın ediliyor, şelaleler yok ediliyor, Ormanlar yakılıyor. Verimli bağ ve bahçeler bozuluyor. Verimli tarlalara kimyasal silah kokuları siniyor. Kuşlar ve diğer bin bir türlü canlılar, yabani hayvanlar ölüyor. Sağ kalanlar bu diyarlardan kaçmak, göç etmek zorunda bırakılıyor.

        Doğa üzerinde bunlar yaşanırken, peki insan doğası üzerinde yarattığı etki ve tahribatları nasıl anlatmalı? Toplumların doğal kültür değerleri ya yok ediliyor ya da  kirletiliyor. Toplum bireyinin ahlaki ve vicdanıyla oynanmakta ve birey öz gerçeğiyle çelişir duruma getirilmektedir.

        Bu tablonun sonuçları ise be türden bir doğa kirletilmesinin ortaya çıkışıdır. Aynı zamanda birey ve toplumun  da ne kadar hakikatten uzaklaştırılmak istenildiğini gösteriyor. Artık kapitalist modernite temsilcileri zihniyetlerinin ve sitemlerinin sonuçlarını görmelidir. Kendisini sorgulayan, eğiten, örgütleyen ve pratikleştiren birey ve toplumlar kapitalist modernitenin tersyüz edilmiş şifrelerini çözmüştür. Bunu çözen insanlık yeni gelişmelerin müjdesini şimdiden vermeye başlamıştır.

        ABD müttefikleri ve çıkarları örtüşen diğer dünya devletleri bugünkü yaptıkları uygulamalarla sorunları çözmeleri şurada kalsın, var olan sorunları daha da derinleştirmiş olacaklar. Bir günlük Irak, Afganistan, Filistin-İsrail ve Kürdistan pratiğine bakılırsa anlaşılması  için yeterlidir. Bu sonuçlardan Ortadoğu’daki gerici, despot, inkarcı ve sömürgeci devletlerinin payını da bir o kadar görmek gerekir. Bölgede yaşanan yoksulluk, acı, kahır, umutsuzluk ve trajedilerden bir o kadar da bölge devletleri sorumludur.

        Kürt bireyi, Kürt toplumu ve Kürdistan ülkesi her saniye, dakika, saat ve gün içerisinde yukarıda dile getirilmeye çalışılanları yaşıyor ya da hissediyor. Gerici, inkarcı bir zihniyet ile kirli politikalar vicdani ve ahlaki değerlerden uzak uygulamalara maruz kalan bir halk gerçekliğimiz var. Bunları fark eden, anlayan birey ve toplumlar varlığına ve özgürlüğüne de bağlı olurlar. Kapitalist moderniteye ve bölgedeki sömürgeci güçlere karşı duruşumuz ve özgücüne dayalı özgürlük mücadelemizin umut vaat eden özelliği bu hakikatin içinde gizlidir.

Bu çerçeve ve içerikle son siyasal gelişmelere bir bakış açısı sağlamaya çalışılmıştır. Geçmişte yaşananlar, bugün tanık olduğumuz ve yarın yaşanacakları ön görmek ve aralarındaki bağlantılarını kurmak büyük önem taşımaktadır. Sonuçların nedenlerini de açığa çıkartmak öğretici olacaktır. O zaman dış güçlerin özelde ise Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin ülkemiz Kürdistan üzerinde yürüttükleri strateji ve taktikleri anlaşılmış olacaktır. O zaman anlamanın anlamı da olacaktır. Büyük umut, büyük karar, büyük pratik olacaktır. Ve bu da özgürlük demektir. Önder APO “özgürlük kazanacak” diyor. Evet özgürlük kazanacaktır. Bunu bölge ve tüm dünya duymalı, görmeli ve anlamalıdır. İşte şimdi İsa’nın havarileri gibi ve APO’cu tarzla pratikleştirmenin zamanıdır.                             

 mahsum arkadaş

 

            

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com