|
KATİLLERİN
İMPARTORLUĞU İRAN DEVLETİ
İkinci dünya savaşsında öncesinde orta doğuda batılı ülkeler özelde de
İngilizler orta doğuda hakimlerin sağlamak için diplomasi kullanarak
baskı kurarken yanı zamanında da devletlerin içindeki etnik, dinin ve
mezhepsel farlılıkları kollanarak bir çok orta doğu ülkesinin kendi
egemenliğine almıştır.
İkinci dünya savaşında sonra batıl ülkeler orta
doğuda çekilirken kendi sömürgeci politikaların davam ettire bilmek için
özelliklede orta doğuyu denetleme görevini İngintereye en bağlı olan
İran şah yönetimine vermektedir şüphesiz pehlewi rejiminin uygulandığı
baskı politikaların bu eksende uygulana politikalar hiç şüphesiz dış
devletler eksenli olarak yürütülüyordu. Bu süreçlerde iş başına gelen
şah Rıza pehlewi hükümeti İran devlet gerçeği çok kültürlü, çok dil
birden faz halktan olaşmasına rağmen, İran devlet gerçeğini
homojenleştirerek hata daha da ötesine geçerek tek dil, tek bayrak, tek
Milet ve tek din propagandasıyla ünü ter yapı örgütlenmesine gidiyordu.
Öncesinde objektif olarak eyalet şeklindeki ayrı üzgün bölgeleri tam
olarak merkezi hükümetine alıp baskın uygulamaktadır. Öncesinde çok
köklü bir birliktelikleri bir birine yakın kültür yakınlıklar ve tarih
ortalıkları olan haklar bu baskı politikalarıyla ayrımcılığa tabii
tutulunca İran bir iç savaş sürüklemekteydi.
Baskı politikaları daha fazla artınca İran da
yaşayan bütün halk kesimleri isyanın ederek devletin baskısına direnip
özgürlük, eşitlik, bağımsızlık şiyarıyla ayağa kalkan halklar 1979 da
devrim gerçekleştirdiler. halkların yaptığı devrimi fırsat olarak
kullanan xumeyni kendi iktidarın gerçekleştirip devlet sistemi aynen
devam ettirince, Halklardan bir hayal kırklığına yol açmıştır.
İktidarını iyice pekiştiren xumeyni 1980 de çıkarttığı fetvalarla kendi
dışın da bütün siyasi faaliyetlere yasak getirmiştir. O süreçte
özelliklede Kürt halkına karşı katliam eksenli fetvaları yaşama geçirip
Kürt halkına yöneldi.
80 ler sürecinde İran, Irak savaşı olmasaydı
büyük ihtimale İran parçalanan bilirdi. İran, Irak savaşıla birlikte
İran içindeki muhalif eğilimleri Xumeyni ustaca bir politikayla dışa
yöneltip içteki çelişkileri dondurmayı başarmıştır. Bun propagandasını
da din ve inanç yolluyla gerçekleştiriyordu. Hata kendinin tanrın elçisi
olarak gösterip siyaseti bir tek kendisi ve kendisine bağlı mollaların
yapa bileceğini belirtiyordu. Bu politikaların askeri ayağında kendisine
bağlı devrim muhafızları yolluyla halka baskı ver züllümü empoze
ediyordu. Kendi dışında siyasete mayili kesimleri fuhuş, uyuşturucu ve
diğer özel savaş yöntemlerini kullanarak tasfiye etmekteydi bu özel
savaş yöntemlerinin labalatuvar görevini üstlenen yerlerde zindanlar
olmaktaydı. Bu zindanlara düşüncelerinde dolayı giren kişiler % 99
muhtat( uyuşturucu bağımlısı) olarak topluma geri iade ediliyordu. Bu
yaklaşımda toplumda siyasetin yozlaşması izlenimini uyandırılıyordu.
Zaten İran devlet gücüleri de böylece amaçlarına ulaşıyorlardı.
Bu politikalarla bu güne gelen İran devleti son
seçimlerde rejime muhalefet eden halk kesimlerini zindan atıklarına
tecavüz ten tutalım her türlü onur kırıcı yöntemleri kullanıp toplumu
karılaştırmak istemektedir. Xumeyninin zindanlara ilişkin yaptığı bir
belirleme çok çarpıcıdır. “biz zindanları üniversitelere çeviriyoruz”
derken bu gün ki zindanda ki insanlık dışı yöntemlerle insanları
bittiren zindan gerçeğinden bas etiğinin anlamak lazım. Bütün bu
uygulamalara rağmen yalnızca onurluca direnen Kürtler olunca, İran
rejimim saldırı politikaların en üst doruğa çıkartıp Roma arenaları
misali insanları bir araya toplayıp gencecik Kürt kızları ve oğullarını
dünyanın gözlerinin önünde Orta Çağ yöntemleriyle idam etmektedir. Şunu
her kes bilmelidir ki İran rejimi içteki muhaliflerden korktuğu kadar
dış düşmanlarında korkmamaktadır.İran devleti içindeki muhaliflerin her
an bir saldırıya geçip devleti ele geçire bileceklerin düşünüp kendini
daha da katlaştırmaktadır bu gerçekleştirilen idamların bir amacıda
Türkiye’nin Kürt özgürlük hareketine karşı başlatmış olduğu
operasyonlara destek niteliğindedir. Çünkü İran iyi bilmektedir ki kuzey
Kürdistan da gerçekleştirecek bir çözüm İran’ın doğu Kürdistan da ki
baskı ve züllümü ne son verecektir.
Şimdi İran halkların özgürlük, eşitlik hayal ve
isteklerine en güçlü öncülük eden Kürt halkı olmaktadır. Her türlü
pervasız saldırıyla Kürt halkına yönelen faşist İran devletini hesaba
katamadığı bir durum vardır. Bu gün evin zindanı da uygulandığı insanlık
dışı yöntemlerinin daha önce 1980 ‘ de Diyarbakır zindanı da uygulandığı
gerçeğidir. İnsanlık dışı uygulamalara, Diyarbakır zindanı da kendinin
yakarak cevap veren Mazlum Doğan nasıl ki Türk faşist rejimini yenilgiye
uğrattı ise. Bu gün de dar ağacına gözün kırpmadan yürüyen Doğu
Kürdistanlı kızlar ve erkekler İran faşist devletini yendiklerinin ilan
etmişlerdir.
“ HER YIDIZIN GİDİŞİ YENİDEN GÜNEŞİN DOĞUŞUNUNU
MÜJDELEYENDIR” (FERZAT KEMANGER)
Mazlum Maku
|