|
IŞIK OLMAK
Belli ki karanlıkların aydınlanmasıyla veya çözümü bekleyen kutsallık
mertebesinde ki toplumsal sorunların tarihsel-toplumsal perspektif
ışığında çağa uygun bir biçimde çözümü anlamına geliyor ışık olmak.
Tabii ki Demokratik Özerkliğin ahlaki-politik toplumun inşa
sorunlarındandır bahissimiz.

Toplumsal sorunların çözümü ve çözüm yöntemi başta zihniyetin beyin ve
yürekte besleneceğinde önemlidir. Aslında maddi-manevi değerler ve
moralleri yaratan gelenek ve toplumsal hafızanın yaratmış olduğu
toplumsallığın nehir akışkanlığının “tarih şimdidir” belirlemesinde
zamanın ruhuna denk ele alış ve çözüm yoluna koyuştur. Ve bu geleneğin
üzeri ne kadar tamamlanır ve geliştirilirse o kadar anlamlı olur. Bu
aslında “Aydınlama” veya “Rönesans” çalışmasıdır. Ve Mezopotamya ve
Anadolu topraklarında yeniden esas kökleri üzerimde bahar sevincinden
filize durması ve evrene ışık olmasıdır. Tıpkı ilk kutsal emeğin
toplumsallaşmadaki yaratılışın ışık misali gibi.
Bu makalemde
yine ekonomi ve zihniyet edinmenin bazı yönlerine değineceğim. Bundan
önce yazılıp-söylenildiği gibi, bundan sonrada daha çok söylenecek ve
yazılacaktır. Yukarıda da belirtmeye çalıştım, kominal yaşamda
ihtiyaçlar eksininde teorik-pratik tespitler önem arz eder. Bir işe
başlanıldığında veya koyulduğunda başta eldeki mevcut potansiyel doğru
tespit edilir. Bunun yeterlilik derecesine bakılır ve kadrosu
hazırlanır. Ondan sonra da aşk derecesinde ve tutku derecesinde
yaşamsallaşmasına çalışılır. Bütün bunlar elbette ki çağa uygun ve
Paradigmasal bir zihniyet edinme ve kendimizi verilen sistemden
kurtarmakla mümkündür.
Elbette ki her yeni işe başlanıldığında zorluk ve sıkıntıları vardır.
Her ne kadar verili sistem kendine göre bir şekillenme ve halklardan,
emekçilerden bir yabancılaşma; yani özlerden bir “sapma” yaratmışsa da,
tarih ve insanlık erdemleri şahittir ki esas kök hücreler hiç bir zaman
kaybolmadı. Belki bazen sesiz kaldı, belki bazen üstü kapatıldı, belki
bazen yok sayıldı.
Halklar ve emekçiler olarak bizim coğrafik, tarihsel-toplumsal, kültürel
ve çok yönlü bir mücadele geleneğimiz vardır. Bunun yanında paha
biçilmez birikim ve tecrübelerimizde var. Bizim sadece yapacağımız
kendimizi aşk ve imanla, yani “idealistçe” yatırmadır. Bunların yanında
belki yazıma gereği konuları ayrı, ayrı ele alıyoruz. Fakat Demokratik
uygarlığın zihniyetini ve erkek egemenlikli sistemin zihniyetini bir
bütün olarak ele aldığımız için parçayı bütünden koparmadan
değerlendirmeyi hep esas almak en doğrusudur. Parçalara bölmek ve
parçalar üzerinde değerlendirmeler yapmak, sanki esas ana gövde yokmuş
gibi hareket etmek çok tehlikelidir. Bunun için demokratik özerklik
tartışmaları Mehmetçik basında esas özünden saptırılarak tartışılıyor.
Bu egemenlerin zihniyet gereğidir. Amaçları eskiyi yani esası yok sayıp
her şeyi kendileriyle başlatmak ve merkezine almaktır. Biz bütünü esas
alarak parçayı değerlendiririz. Çünkü parçalar bir birine bağlıdır.
Ayrı, ayrı ele alınsa da bütünden kopuk ele alınamazlar.
Bir önceki makalemde kooperatif çalışmalarında küçük toprak parçaların
nasıl birleştirilmesine yönelik kısaca bazı şeyleri belirtmiştim. Başta
kominal yaşam temelinde zihniyet edinmenin yoğun teorik-pratik
eğitiminin yapılması şart. Ortak yaşamın yaratılması için ihtiyaçlar
tespit edilir. Ortak üretime kim neyiyle katılacaksa katılımı
sağlanılmaya çalışılır. Ve üretilen üründen elde edilen ürünün paylaşımı
da katılıma göre yapılır. Bu tabii ki öyle basit değil. Ancak
yaşamımızda da öyle uzak şeylerde değil. Halkımızın yaşamı ağırlıklı
kominaldır. Yapılan ekonomi çalışmaları bundan sonra daha somut ve
uygulanır bir biçimde yoğunlaşma ve kararlara ulaşır kanısındayım.
Bu
hassas bir konudur da. Nedeni ise hemen baştan tüm parçalı toprakları
birleştiremeyiz. İstesek de istemesek de bazı engellerle karşı karşıya
geliriz. Çünkü demokratik özerk inşa sürecinde belli bir zaman diliminde
mülk sahipleri olacaktır. İnançlı, sabırlı ve alternatif yaşamın amacına
bağlı olmanın ısrarı hâkim olursa gerisi kendiliğinden gelir. Bu anlamda
ışık olmada ısrarlı olan ve yapılan tüm demokratik özerklik
çalışmalarının emek sahiplerini selamlıyorum.
Deniz Karer
23.12.2010
|