|
HAYDİ!
Sözün
aslı, aslında haydi değil sadece.
Bu sözün
aslı “haydi heval”dir.
Haydi
heval!
Bu söz,
anlamı kendinden büyük olan, anlamı bedeninden taşan sözcüklerdendir.
Belki de her söz gibi, kendinden daha fazladır, hep fazladır. Sözün,
kendinden fazla olan aslına ulaşma çabasıdır bu satırlar. Bir tamamlanma
özlemine yöneliştir.
Haydi
heval!
Düşünün ki
bir gerillasınız, bir gece yürüyüşündesiniz. Gecenin tam ortasında,
zifiri karanlığın kalbindesiniz. Serin bir esinti terli yüzünüzü okşayıp
geçiyor arada bir. Gecenin karanlığı korkutmaz sizi böyle zamanlarda.
Aksine gözlerin dinlendiği, rahatladığı, ışıkla birlikte işlevli olan
gözlerin görevini ayakların üstlendiği saatlerdir gece yürüyüşleri.
Çünkü gerilla, gece yürüyüşlerinde bastığı yeri görerek atmaz
adımlarını. Hissederek adımını atar, toprağı taşı duyumsayarak ilerler.
Tüm toplanmış olan yorgunluğunuzun her adımda duyduğunuz esintiyle
hafifleyişi karşılıklı, samimi bir ilişkiyi anlatır doğayla.
Yorgunlukları bir nebze giderir gerillanın terli alnına değen rüzgâr.
Birkaç
saat yürüyüp de ayaklar yorgunluk belirtisi göstermeye başladığında “em
navbereki kurt bidin” (kısa bir ara verelim) sözüyle verilen her mola,
bir keşif gibidir. Kendinde ve doğada bir keşiftir her mola. Bedeni
tanımanın en doğru ve keskin yöntemi, bedeni suskunken dinlemeye
çalışmak değildir. Önce bedeni konuşturmak gerekir. Konuşturmak ve sonra
dinlemek… İşte bu uzun zorlu gece yürüyüşlerinde bol bol konuşur
bedenler.
Bedenlerini oldukça fazla dinlemiş ve beden dilini oldukça öğrenmiş olan
gerillalar bilirler vücutlarının hangi parçasının neye-ne kadar
dayanabildiğini, ne kadar daha direnebileceğini, bedenlerinin o kısmını
nasıl rahatlatabileceklerini, nasıl olağan durumuna getireceklerini ve
bedene ilişkin daha birçok boyut. Ve ona göre yöntemleri uygulayarak
bedenleriyle aralarında güçlü bir uyum sağlarlar.
Kiminde
incecik bir yazmayla karşılar bedenin istemlerini gerillalar. Alır
yazmasını, rüzgâr değdiğinde ağrıyan başına bağlar. Ya da çok
terlediğinde terli boynuna dolayıverir pamuktan dokumanın şanslı
ilmeklerini. Eğer böyle durumlar yoksa, yazmasını beline ya da omzuna
çapraz bağlar ve yoluna devam eder. Bu ve bunun gibi birçok derman,
birçok derde deva olur gerillada. Bir parça tuz gibi mesela.
Yolculuklarda aşırı terlemeyle oluşan tansiyon sorunlarında başvurulan
ekşi tuzlu sudan birkaç yudum içtikten sonra yoluna devam eder gerilla.
Kendini
duyma zamanlarıdır molalar.
Kendisi
kadar evreni dinleme zamanlarıdır ayrıca.
Ve bu
küçük aralara yerleşen binlerce ayrıntının ortasındayken o büyülü sözcük
gelir yerleşir kulağa:
“Haydi
heval!”
Bu sözcük
yaşamı anlatır.
Bu sözcük
bir şeylerin devam ettiğini söyler.
Her şeyin
olduğundan daha fazlası olduğunu, ve daha da sürdüğünü dile getirir.
Bu söz
dizisi, süreğenliğe katılma çağrısıdır.
Ömrümüzü
baştanbaşa kaplayan hüzün tablosunun henüz tamamlanmadığının ve atılacak
yeni adımların her birinin ışıklı bir renk katış olduğunun işaretidir.
Akıştır
“haydi heval.” İlerleyiştir.
Zamana
yerleşmektir. Zamanın ve mekânın içinden geçerek, gecenin içinden,
inceden, kendine doğru yürümenin başlangıç parolasıdır.
Haydi
heval!
Haydi’si
bir giysidir heval’ine. Birleştikleri zamanlarda oluşan anlam ise,
kucaklaşarak yaşama akmaktadır.
Heval
sözcüğü, altın hilaldeki gerillacılığın gerçek rengini tek başına
anlatabilen nadide sözcüklerdendir. Gencecik ömürlerinden taşan
yaşamları yüklenen altın hilaldeki altın yürekli genç kızların ve
oğulların, özgürlük arayışının dağlarında ülkeleştirdikleri, kendi
kalplerinden damla damla süzerek zamanın kalbine kattıkları ömürlerinin
tamamına yayılan ana renktir. Anadır kiminde, kimi zaman kızkardeş,
arkadaş, öğretmen, doktor, hemşire, cankurtaran, tamirci, teknikçi...
Özünde her şeydir. Onlarla varoluşun tamamlandığı yaşamın bütünü
anlamına gelen her şey.
Anlamların
buluşup birleştiği her şeyde vardır heval. Bir tamamlanma çağrısıdır.
Ömürleri kendi bedeninde toplayan bu sözcüğün haydi’si bu tamamlanışın
henüz bitmediğini, bedenine özgürlüğün nakşedildiği tablonun henüz
tamamlanmadığını, akışın derinliğini, sürekliliğini anlatır. Bu sözcük
kulaklarınızdaysa eğer henüz son nokta konulmamış demektir. Ve
yaşanılası güzel zamanlar henüz bitmemiş demektir. Her mevsimde yeni
baharlara yürümedir. Daha iyi bir zamana daha güzel bir renkle nokta
koyma şansı henüz kaybedilmemiş demektir. Yapılmış olanlardan daha fazla
yapılacak olanların varlığına işarettir bu sözcüklerin kucaklaşması.
Yeni
anlamlara doğru yola çıkışın parolasıdır.
Haydi
heval!
Dilzar
Dîlok
|