| |
GENÇLİĞİN SİSTEM
TARAFINDAN KULANILMA BİÇİMLERİ VE ARAÇLARI.
Bu yazıda daha çok kapitalist, tekelci modernitenin gençlik ve kadın
üzerinde yürüttüğü politikalarını değerlendirip, yaşanan gerçeğe dikkat
çekmeyi esas alacağım. Toplumun esas kurucu gücü ve sürdürülmesi
açısından dinamik bir yapı özelliği taşıdığından sistemin pervasızca
yöneldiği iki temel olgu gençlik ve kadın. Bu bahsi geçen talana, gaspa
ve insanı uyuşturarak kandırmaya dayanan ve kendisini bu temelsizlik
üzerinden
temellendiren sistem, modernite kılığına girerek en çok kullanım alanı
gördüğü, nesne konumuna indirgediği kadın ve gençliği temel hedefleri
olarak belirledi. Toplumda en dinamik, değişime açık ve daha esnek bir
yapı potansiyeli taşıyan geçlik ve kadın sisteme dâhil edilerek
kullanıma ve hizmetine koşturuldu. Toplum yaşamında kadına yönelik çok
farklı ve zengin yine aynı zamanda ince ağlarla örülmüş baskı, şiddet ve
kullanma biçimleri vardır.
Yaşamın
merkezi, canlılığın, renkliliğin, Özgürlüğün teminatı kadın tüketim
araçlarının içerisinde en başta geleni ve en etkili olanı olarak
hedeflendi. Kadın bedeninin pazarlanması üzerinden, spor gibi sağlıklı
yaşam ve kişilik şekillendiren alanlarından uzaklaştırılması üzerinden,
adına sanat denen ama kadını sunmak, pazarlamak dışında sanatsal hiçbir
değer taşımayan pozisyonu geliştirdi. Tüketici toplum gerçeği yaratarak
sürü toplumunu, bireyini öne sürmekti tek amaç. Tüketim toplumu diyoruz
çünkü toplumun ruhunu, beynini uyuşturan bir mekanizma yaratmış olarak
karşımıza çıkmaktadır. Spor’un kadın işi olmadığı mantığını
geliştirilerek, en önemli, yaşamsal alan olarak erkek tekeli hizmetine
konularak kadını bu anlamda sınırlayan yaklaşım tüketen bir yaklaşımdır.
Sanat addı altında kadın bedenini sunan, her an her saniye cinsel obje
olarak yansıtan, potansiyel tecavüze uğratılan bir gerçek yaratılarak
tüketimi geliştirmenin bir başka biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Bu
anlamda kadına yönelen sistem kadını tam çirkefin içine çekmiştir.
Gençlik de bundan nasipsiz bırakılmamış, bu sistem oyunları ve
dayatmalarından kendine düşen payı almıştır. Gençlik insanın en çok
dinamik, canlı, coşkun, radikal olduğu yaş dönemleridir. Hareket temel
özeliktir gençlikte. Tabi buda dinamik bir yapıya sahip olduğunu
sergiler. Gençlik özgür ruh taşır. En büyük ve derinden bir anlam
arayışçısıdır. Çıkar ilişkilerine bulaşmamış, adalet, barış, sevgi
taraftarı olan yanları güçlüdür. Ama herhangi basit bir haksızlığa karşı
da amansız bir savaşçıdır. Özgürlük ve eşitlik özlemi güçlü olduğundan
sosyalizme, komin yaşama en yakın toplumsal kesimdir. İnsanın gençlik
çağları paylaşımın, dayanışmanın, emeğin en yoğun zirvede olduğu çağdır.
Çıkara bulaşmamış, kâr hırsını tanımamış ve haliyle hileyi ve aldatmayı
tanımadığı en sade, temiz ve saf olduğu bir kesimdir yaşam içerisinde.
İnsanlığın daha huzurlu, özgür ve refah içinde yaşaması uğruna fedai ruh
sergileyen, cesareti ile kendini ortaya kaygısız, hesapsız koyduğu
sarsılmaz bir gerçektir insanlık için. Ama bugün baktığımızda sistemin
gençlik politikalarının bu dile getirdiğimiz özelliklerinden uzaktan
yakından alakası yoktur. Tam tersine gençliğin dinamik, yaratıcı,
eylemci ve bu anlamda alternatif yanlarını görüp etkisiz kılmaya
çalışan, iradesini kırıp sistemin hizmetine koşturan politikalar
geliştirilmiştir. Bu anlamda gençliği sistem içleştirme planları
devreye girmiştir. Kendi sinsi politikalarını, kirli oyunlarını en rahat
ve dolaylı dili kullanarak gerçekleştirmiştir. İşte tam da can alıcı
nokta burada. Toplumun kendisini en sade ifade edebileceği alanı
alanlarını ters yüz ederek, kendine göre biçim vererek, adına da spor
etkinlikleri veya sanat etkilikleri demiş bu anlamda bir çöküntüyü
geliştirmiştir. Bu gün spor etkinlikleri esnasında açığa çıkan, şiddet
içeren eğilimler bilinçli bir biçimde sistem tarafından geliştirilen bir
politika olup insanda rekabet hırsını geliştiren ve güçlendiren bir
yaklaşım olarak yaygınlaştırılmaktadır. Spor’u centilmenlikten,
mütevazilikten ve dolayısı ile estetikten yoksun bıraktırmak için
bilinçli horlatılan hırs, rekabet, şiddet yönü açığa çıkan duygu veya
güdülere yönlendirilmiştir. Spor toplumlar içinde dayanışmayı, komin,
geleneği bir bütün olarak toplumsal var oluş biçimini açığa çıkaran
temel bir olgu iken bugün sistem bu yaşamsal anlamı, değeri olan
olguların içini boşaltıp, insanlığı özellikle gençliği korkunç bir
yozlaşmaya, çürümüşlüğe sürükleyen bir olgu haline getirmiştir. Özel
olarak spor ve sanat amaca hizmet için seçilmiştir. Toplumsal olarak
kendi karakterini taşıdığı özelliklerinden kaynaklı, sistemin en rahat
kullanabileceği iki önemli ve yaşamsal olguları kendi çıkarlarına hizmet
ettirecek biçimde yapılandırmış sistem. Kültür ve spor alanını özünden
boşaltarak, endüstri alanına dönüştürerek, toplumu uyuşturan, kar amacı
taşıyan ve korkunç derecede şiddet salgılayan, yayan çok farklı bir
gerçekliğe büründürmüştür. Toplumsal değerlere yabancılaşmayı,
geleneğine ve özüne ters düşmeyi kapitalist tekelci kültür spor ve sanat
yoluyla geliştirmiş, esas özüne yabancılaştırmıştır. Toplunun kendisine,
öz değerlerine, geleneğine yabancılaşma durumu kapitalist tekelci kültür
ün kendisini toplumun tüm gözeneklerine yerleştirmesi ve bu anlamda
toplumu esir almasıyla gerçekleşti. İçinin boşaltılması için ne
gerekliyse yapıldı. Kapitalist kültür ve yaşam biçimi manevi değerleri
tüketip, ahlaki ve politik toplum izlerini tümden silme ve toplumu
felsefesiz, ideolojisiz, geleceksiz bu anlamda ütopyasız bırakma
amacı güdüyor. Bu başlıklar ayrı, ayrı açıklanması gereken konular olup,
derinliğine çözümlenmesi gereken konular olma özelliğini taşımakta
olduğundan spor’da ahlak, kültür, politika, centilmenlik, estetik, komin
konularını daha farklı başlıklar altında ilerde işleyeceğim.
Munzur kızıl ırmak
23 12 2010 |
|