| |
DEMOKRATİK KÜLTÜR VE DİRENİŞ GELENEĞİ
Ferzé zilan
Demokratik
özerklik,
Kürt halk önderinin, son bir yıldır
somut olarak gündemimize getirdiği, ama esasta uzun mücadele tarihi
içinde şekillenen ve bu anlamda somut ifadeye kavuşan stratejik bir
projedir. Demokratik Özerlik projesi Kürt halkı ve halklar açısından
statü belirleyecek, varlık yokluk anlamında kader tayin edici tarihi
hamlelerin önünü açacak ve halkların özgürlüğünü belirleyecek bir
projedir. Yıllarca haksızlığa uğramış, köyleri yakılmış, dili ve kültürü
sömürülmüş, yok sayılmış Kürt halkı artık bu zulüm’ün son vererek kendi
tarihlerine yakışır bir yaşam olanağı yakalamayı hedeflemektedir.
Kürtlerin demokratik özerklik talepleri çok tabii, insani bir haktır.
Bu hakkı istemek Kürt halkı ve diğer azınlık halklar açısından anlamlı
olmakta, halkların özgürlük statülerini belirleyecek, özgürlüğü
geliştirecek, varlıklarını koruyacak, halk olarak kendi yaşam sistemini
geliştirecek bir taleptir. Bu gün Türkiye’nin demokratik bir ülke
olduğundan bahseden kesimlerin kendilerini kandıran, gerçeği görmek için
gözlerinin kör olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Hala insanlar bu
ülkede düşüncelerinden kaynaklı cezalandırılıyor, özgürlük, demokrasi,
bağımsızlık istedikleri için yıllarca cezalandırıldıkları bir gerçek. Bu
ülkede insanlar kendi dilleriyle konuşamıyor, okuyamıyor, yazamıyor,
kendi dilinde çocuklarına isim koyamıyor. Kendi dilinde sıtran
söyleyemiyor, kültürel hiçbir çalışma yürütemiyor. Bu çağda hala bu
sorunları var halkların. Bunun yanında yaşanan gerçekliğe dikkat
çekince, biraz bu anlamda talepler dillendirilince de kıyamet
koparılıyor. Hala bu ülkede kadın çok çirkin bir biçimde kullanılıyor.
Emeği, kendisi tanınmıyor tam tersine sömürü nesnesi, allım satım
malzemesi olarak kullanılıyor. Namus adı altında töre cinayetlerine
kurban ediliyor, diri diri toprağa gömülüyor bu anlamda tam bir
statüsüzlüğü yaşıyor. Ama birilerine göre bu ülkede bu türden sorunlar
görülmüyor, bu anlamda mücadele gereksiz görülüyor. Kürt halkı ve
insanlık olarak yaşanan statüsüzlüğü artık taşıyacak ve yaşayacak
tahammülümüz yok ve tek çaremiz demokratik özerk sistemi geliştirmektir
diyoruz. Özgürlük istiyoruz kısaca.
Özgürlük örgütlü olmaktan, sistemi oturtmaktan, sorunları toplumsal ele
alıp ideolojik yaklaşarak aşmakla gelişir. Devlet ve iktidar erklerinin
halkın kendisini bu anlamda örgütleme ve kendi sistemini oluşturma
temelinde gelişiminin önünü almak için bin türlü hile ve cambazlığa
başvurduğu görülmeyecek bir durum değil. Devlet kendi yapısını terörle
beslemiş ve oluşturmuş. Terör olgusunu Türkiye devleti kendi bağrında
beslerken, bu olguyu halkların demokrasi ve barış mücadeleleri
karşısında bir maşa, tehdit unsuru olarak kullanırken böyle bir ülkede
demokrasiden, özgürlükten, haktan, hukuktan, insanlıktan, kadından
bahsetmek mümkün değil, kendini kandırmadır. Devlet yılarca hem kendini
hem emekçi, yurtsever halkımızı kandırmış, sömürmüş bir anlamda
tüketmiştir. Ama artık gelinen aşamada zaman, çağ, halkların tarihsel
gerçekliği bu biçimiyle yürünmeyeceğini ve yürütülmeyeceğini
dayatmaktadır. Bu nedenle yaşadığımız süreç tarihi süreçtir, tarihi
fırsattır. Kürt halkının ve kadınının bu anlamda mücadele yürütmesi
için çok güçlü gerekçeleri vardır. Çünkü bunun dışında yaşam koşulu
yoktur. Halk olarak bütün geri bırakılmışlığa, birçok şeyden mahrum
edilmişliğe rağmen kendisinin her anlamda varlığını koruyacağı tek
sistemin demokratik özerk sistem olduğuna inanmış bu halk. Kadın da
özgürlüğe giden tek yol, kadına toplumsal alanda statü kazandıran,
iradesini açığa çıkaran bir sistem olarak kanıksamıştır bu sistemi.
Demokrasi kadın sistemidir. Kadın sistemi derken kardeşliği,
barışı, huzuru, eşitliği yaşayan sistemdir. Demokrasi halktır, halkın
sistemidir, çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı, zengin, farklılıkların
bir aradalığını ifade eden bir rejimdir. Halkların kendi kimlikleri
kendi dilleri ile her alanda örgütlemesi, devletin onlar için
belirledikleri sınırlara mahkûm kalmadan, belirlenen sınırlar dışına
çıkarak kendi ihtiyaçlarını kendileri belirleyerek yaşamasıdır. Çünkü
demokrasi toplulukların iradesini tanıyan, kültürlerin kendi renginde
yaşama yansıması rejimidir. Halkların demokratik sistemi
farklı halkların
dilleri, kültürleri, inançları ile bir bütünlük yaratan, renk cümbüşü
içerisinde yaşam olanağı sağlayan, yaşamın uyumunu, ahengini yaratan bir
sistemle mümkün olabilir. Bu sistem hiç kuşkusuz Demokratik Özerk
sistemdir.
Bu tanıma uyan bir sistem ne kadınlar
ne Kürt halkı nede diğer halklar için yoktur Türkiye de ve dünyada.
Önderliğimiz halkların Demokratik Özerlik Statüsü derken bölünme,
ayrışma, ülke sınırları belirleyelim demedi. Tersine tüm farklılıkların
bir arada yaşayabilmesi, birbirinin haklarını tanıması, farlılık içinde
birliğin yaratılması dedi. Bu derinlikte bir sistem arayışı içinde
devlet, iktidar, ülke sınırları kavramları çok tali plandadır. Bu ne
Önderliğin dilidir nede demokrasi dilidir. Orta doğuda yaşanan son
olaylarda gösteriyor ki halkların artık bu statüsüzlüğe tahammülleri
yoktur halkların. Mısır, Tunus yakın süreçte yaşanan ve artık var olan
sistemin iflas ettiğini, ulus devletin kendini halklara
dayatamayacağının çarpıcı bir örneğidir.
Önderliğimiz zaten “2000’li yılar halkların baharlaşması dönemi olacak”
belirmemsini yaparken Ortadoğu’da bu anlamda gelişebilecek halk
hareketlerini çok önceden görebilmiş ve bu anlamda öngörülerini bizlerle
de paylaşmıştır. Bu gelişen hareketler, Ortadoğu’da var olan halkların
demokratik komünal öz değerlerini ifade ediyor. İnsanlığın beşiği
Mezopotamya ve Ortadoğu coğrafyasında halklar baskıya, zulme baş
kaldırarak, direniş geleneğini her dönemden daha güçlü sergileyerek
kaderlerini kendileri belirleyecek sitem arayışı içinde olacaklardır. Bu
anlamda Kürt halkında var olan potansiyel öncülük edecek, demokratik
uygarlık seçeneklerini geliştirecek güçtedir. Tarihsel anlamda sürekli
baskıcı, sömürücü güçlerin tahakkümüne karşı, yaşadığı coğrafik
koşulların ve sistemsel anlamda yanşan yönelimlerin karşısında sürekli
gelişen bir direniş kültürü şekillenmiştir. Ve bu kültür halk olarak
Kürt’lerin varlıklarını bu günlere taşırmasında rol almıştır. Bundan
sonrada bu gelenekle halkların taleplerine öncülük edecek, demokratik
uygarlık sistemiyle halklara özgür yarınlar getirecek ve bu anlamda
Ortadoğu halklarını hak ettikleri sistemle buluşturacak gerçeği yaratma
çabası içinde olunacaktır.
Ferzé zilan
|
|