|
AYRILIK
GİDENLERİN ADIDIR
Piro Mazlum’a
Bu günlerde yine bir
hareketlilik ve koşuşturmadır almış başını gidiyor. Telaş yok ancak
heyecan oldukça büyük. Birileri geliyor yerine yeni birileri gidiyor.
Aslında bu gidişler bahar aylarında başlamıştı ve halen sürüyor. Kimin
nereye, ne zaman, niçin, nasıl gittiğini bilmiyorum. Bildiğim bir tek
şey varsa o da bir anda birilerinin çıkıp geldiğini ve gitmek üzere olan
birilerinin vedalaşmak için yanı başımda bittikleridir.
Bu gidiş ve gelişlerin
çok fazla yabancısı da sayılmayız. Aslında nereden gelip nereden
gittiklerinin de. Ama yinede tam olarak bilmiyorum. Bilmek de
istemiyorum. Nereye gitseler bir daha geri gelecekler ve biz yine
görüşeceğimizi bildiğim için bilmek istemiyorum. Nihayetinde dağın bir
yerinden gelip bir başka yerine gidiyorlar. Ülkemin bir güzelliğini
bırakıp, bir başkasıyla buluşmaya gidiyorlar sonuçta. O yüzden de gelip
gittikleri yerler çok önemli olmuyor gerilla için.
İnsana dokunan ise her
gidenin arkasında bir şey bırakarak gidiyor olmasıdır.
Kimisi bir not
bırakıyor, kimisi yarım ay tadında bir gülüş, kimisi bir mendil, kimisi
hüzünlü bir bakış, kimisi son kez uzattığı bir bardak çayın tadını,
kimisi son sözlerini ve kimisi de gerillanın her şeyi olan albümünü
bırakıp gidiyor…
Umutlarını, ruhunu,
güzelliklerini koru, sevgini büyütüyor sözleriyle başlıyor ayrılıklar
gerillada.
Yükleri ağır….
Giden gerillaların
yükleri ağır olur. Ağırlığın büyük bir bölümü hüzün olurken diğer bölümü
ise çantaları olur. Bu gün yanımızdan ayrılan bir grup gerilla
içerisinde bulunanlardan birinin söylediği bu sözleri insanı derinden
sarsıp etkiliyor. Çantanızda ne var ki ağırdır diyorsunuz dediğimizde
ise şunları söylüyor, “Aslında pek bir şey yok. Selam, kelam ve birkaç
ihtiyaç malzemesinden başka bir şey yok. Ama yinede ağır geliyor bize.
Ağırlığı da içindeki selam, kelam ve notlardan geliyor. Yılların
özleminin saklı olduğu bu emanetler ağırdır. Öyle kolay, kolay
taşınmazlar. Bu emanetler sağlam bir şekilde sahiplerine ve yarının
çocuklarına ulaşması gerekir”. Gözü yolda, yüreği yoldaşlarının
sevgisinde olan gerillanın bu sözleri beni derinden etkiledi ve bir o
kadar da düşündürdü. Emanetler… Kutsal ve yarınlara ulaşması gereken
emanetler ne olabilirdi ki…
Gerillanın umudu,
sevgisi, özgürlük tutkusu, yarınları simgeleyen bakışları, yarım gülüşü
ve sıcacık yüreğidir bu kutsal emanetler. Notlarda ve selam-kelamların
hepsinde bunların vurgusu var da o yüzden kutsal emanet oluyor. Bir
başka gerillada bu ay ayrılıkların ayıdır. Onun için yazmak gerekir
diyor. Bu kısa sohbetin ardından bu alana geldiğimde tanıştığım ve
arkadaşları arasında Piro Mazlum olarak tanınan gerilla gelip yanıma
otuyor. Piro Mazlum dağlara ve yıllara meydan okurcasına geçirmiş
yıllarını. Yıllardan beridir gerillada. Kürdistan’da adım basmadık
toprağı, koklamadığı çiçeği, geçmediği boğazları, çıkmadığı zirveleri
kalmamış gibi. Onunla buralara geldiğimde tanıdım. Ve daha önce birkaç
kez birlikte kısa yürüyüşlere de çıkmıştık. Bu sefer ise benim olmadığım
bir yürüyüşe çıkıyordu. Gideceği yer çok fazla uzak değildi. Çok yakın
bir zamanda belki de görüşecektik. Ama nedense onun gidişi dokundu bana.
Yüreğime oturdu. Evet, yoldaş gidiyorum ama bu kez sensiz bir yolcuğa
çıkacağım diyordu. Zamanımız kısa da olsa yakaladığımız fırsatı
değerlendirerek koyu bir sohbete daldık. Çok geçmeden birlikte gideceği
arkadaşlar Pirimiz gidiyoruz dediler. Piro o zaman avucunun içinde
tuttuğu hazinesini bana uzatarak al sende kalsın. Bir dahaki sefere
görüştüğümüzde verirsin diyerek birkaç fotodan oluşan albümünü bana
uzattı. Hazinesiydi… Çünkü yıllarını, yollarını ve dağlarını anlatıyordu
o albüm. Hazinesiydi. Çünkü toprakla buluşan yoldaşlarının gülüşü
sinmişti o albüme. Hazinesiydi. Çünkü geleceğin şen çocuklarının
fotoğrafları vardı o albümde. Piro’nun albümünü aldım. Sımsıkı tutarak
getirip çantama koydum. Onlar da bizimle vedalaşarak ayrıldılar. Yolunuz
açık olsun diyebildik, artları sıra bakabildim sadece. Evet, yolları ve
yürekleri açık olsun. Onları güzel yarınlara taşısın. Bundan başka
diyecek bir sözümüzde yok ya….
Gidenleri bir daha
görebilecek miyiz?
Piro’yla vedalaşırken
birkaç gün önce çıktığım birkaç günlük yolculuktan geri dönerken bize
rehberlik yapan Akif adındaki gerillanın söyledikleri geldi aklıma. Dar
bir patikadan geçiyorduk. Serin bir çeşmeye yaklaştığımız bir sırada
gideceğimiz yönden gelip bir başka yere gitmekte olan bir grup
gerillayla karşılaştık. Kısa süren bir selamlaşma ve vedalaşma faslından
sonra yolumuza devam ettik. O sıra Akif bize dönerek “Eskiden gidenler
geri dönüyordu. Ama şimdi gidenler çok fazla geri dönmüyorlar. Gidiş
yolundayken onlarla vedalaşmak son görüşme oluyor. İşte bu insana
dokunuyor “dedi. Akif’in neden bunu söylediğini sorduğumuzda ise bunun
iki nedeninin olduğunu, birinin çalışma alanlarının kapsamının
genişlemesinden ötürü bir yere giden birinin artık uzun yıllar orada
kalacağını bu yüzden bir kez daha görüşmeleri yılları alacağını söyledi.
Bir diğer nedeni çıplak bir gerçek olan savaş ortamında olmamızdan ileri
geliyor. Yani hiç beklemediğin bir anda, beklemediğin bir yerde bir
merminin gelip seni bulmasından dolayıdır diyerek savaşın acımasızlığına
vurgu yapıyor. Akif ‘in söyledikleri en az bu günkü Piro’nun gidişi
kadar dokundu bana. Çünkü gördüklerimi bir daha ben de çok istiyorum. Ve
acaba görebilecek miyim diye o günden beri kendi kendime sormaya
başladım. İnsanın her istediği hele, hele Kürdistan’da hiç olmadığı için
o günden beri en fazla düşünmeye başladığım konu bu oldu. Belki de
dönecekler. Ama bu kez arkalarında bıraktıklarını göremeyecekler. Ya da
göremeyebilecekler. İşte bu da bir başka acı gerçek gerillada.
Artık bende de onların
kutsal emanetleri var…
Çekip gittiler.
Bulutların arkalarına doğru gittiler. Ufuklarda siluetleri görünmeden
geçip gittiler. Her giden yine arkasından bir şeyler bıraktı. Belki
onlar alışıktır bu habersiz gitmelere ama ben hiç alışamadım. O yüzden
de ayrılık gidenlerin adıdır dedim. Bu yüzden bu gidişler en çok bana
dokundu. En çokta Piro Mazlumun gidişi bana dokundu. Öyle diyorum ancak
elbette ki yoldaşlarına da en az benim kadar dokunmuştur.
Önce içindeki selam,
kelam ve notlar ile bir de hüzünden ötürü ‘ağır yükümüz’ dedikleri
çantalarını sırtladılar. Omuzlarına silahlarını asıp çıktılar.
Ve çekip gittiler.
Yolların ve dağların ardına doğru Özlemleriyle buluşmaya doğru
gidiyorlardı.
Bu kez bana da bazı
kutsal emanetlerini bırakarak gittiler. Artık bende de onlara ait kutsal
ama ulaşmamış emanetler var. Gidişlerinden sonra Piro Mazlumun gülüşü
ile albümü, bazılarının yarım bakışı, diğer bazılarının özlem dolu
yüreklerinin sesi, göremediklerine iletmem üzere bıraktıkları selam ve
kelamları kutsal emanet olarak bende kaldı. Artık bu günden itibaren ben
de onların kutsal emanetçisiydim.
Arkalarından yolunuz
açık olsun özgürlük yolcuları diyerek özlemimizi dile getirdik….
Gidenlerle belki
birkaç gün sonra bir başka mekânda ve zamanda görüşeceğiz. Ama bugünkü
gidişler dokundu bana. En çok da Piro Mazlum’un….
Yolun açık olsun
Piro’m….
Hazinen yani albümün
emin ellerde. Hiç merak etme…
Seyit EVRAN
|