Ana dil

Bir çocuk dünyaya geldiğinde onun en doğal haklarından biri olan anasından öğrendiği dili konuşmasıdır. İlkokul çağına geldiğinde ana dil eğitimini görmesi, tüm dünyada belirlenmiş temel bir hak olmaktadır. Okuma-yazmayı öğrenmek, birey, toplum, doğa ve yaşamı ilgilendiren tüm konular ana dille öğrenilir. Böylelikle birey kendisini daha rahat ifade eder ve geliştirir.  

Dünyada yerel, bölgesel ve kıtalarda konuşulan değişik diller oldukça fazladır. Her dilin uzunca bir geçmişi vardır. Her dil değerlidir, güzel ve anlamlıdır. Bir kelimenin tarife kavuşturulması ve yaşam içinde yarar sağlaması büyük bir icat değil midir? Yaşamın ihtiyaçlarına göre keşfedilen kelimelerin çoğalmasıyla topluluğun anlaşabileceği bir ortak dil yaratılmış oluyor. Böylesi bir aşamaya gelmesi uzunca bir zaman aldığı bilinir.

Birçok dil kimi dillere göre daha fazla tarihte iz bırakmıştır. Ancak birçok yerel ve bölgesel diller böyle olmamıştır. Yerel ve bölgesel kaldığı için görmezden gelinemez. Değersiz, basit ve anlamsız bir dil olarak görülmesi yanlıştır. Böylesi zihniyet sahipleri gericidir, hegomoniktir. Burada bir hakikat inkar ediliyor. Bu anlayış sorgulanmayı hak etmiştir.

Hiçbir çağda Kapitalist sistemin geliştiği, milliyetçilik ve ulus devlet anlayışının yaygınlaştığı süreç kadar, yerel ve bölgesel dillere zarar verilmemiştir. Diller en fazla bu çağda tahribata uğramıştır. Binlerce yıl kendi varlığını koruyan ve yaşam dili olarak gelişen çeşitli diller hor görülmeye, inkar edilmeye ve yasaklanarak asimilasyonla yüz yüze bırakılmıştır. Dünyanın birçok bölgesinde birçok dil asimilasyonla eritilmiştir. Bu uygulamalar bir insanlık suçu ve kültür katliamıdır.

Kendi anadilini öğrenemeyen, düşünemeyen ve kendi anadiliyle konuşamayan bir insanın ilhamı da olmaz. Birazcık olsa bile bunun yüzeysel olacağı açıktır. Böylesi bireyler kendi özünü yitirerek, başkalaşıma uğrarlar. Ondan ne kadar hayır gelir sorgulanmalıdır. Bir defa kendi kişilik çözümlemesini yapması, kendini tanıması ve bulması da sorunludur. Asimilasyona uğramış birey ve toplumların kendine güveni zayıf olur. Özgürlük arayışında iddiası yüzeyseldir. Bir irade kırılmışlığını, bir ezilmişlik psikolojisini de yaşar. Aslında yaşamı boyunca belki de farkında olmadığı bir boşluğu yaşar. Yaşanan boşluk bununla bağlantılıdır.

Kendi ana diliyle düşünmek, konuşmak, okumayı ve yazmayı öğrenmek, bireyi iradeli kılar ve mutlu eder. Dil konusunu işlerken yanlış da anlaşılmamalıdır. Biz başka dilleri red edenler  değiliz. Bir insan istediği kadar dil öğrenebilir ve konuşabilir. Bu aynı zamanda bireyi daha fazla kültürlü kılar. Fakat bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor. Bu kültürü kazanabilmek için önce ana dilinden başlaması gerekiyor. Kendi ana dilini öğrenmek, kendi özüne bir dönüştür. Kendi ana dilini öğrenemeyen ve geliştiremeyen bireyler yarımlıklardan kurtulamazlar. Bireyin kendi özünü keşfetmesinin sırrı dil kültürünün içinde gizlidir.

Dünyadaki hegomonik ve sömürgeci güçler dil gerçeğini ele alırken, kesinlikle hakikatleri ters yüz ederek beyinleri zehirlemektedirler. Bir bilinç çarpıtması, bir bilgi kirliliği söz konusudur. Bunları yaparken de büyük bir ustalık gösterirler. Yalanı doğru olarak göstermede yetenekleri oldukça fazladır. Fakat gerçeklerin üstünü örtmeye çalışırlarken gerçeklerin ne kadar etkili olduğunu hesaba katmazlar. Yani çarpıtılan gerçekler kendini küllerinden ve derin köklerinden yeniden yaratıp filizlenirler

Kürt halkının şu an yaşadığı coğrafyada (Kürdistan’da) uzunca bir geçmişi olduğu bilinmektedir. Kürtler bu toprakların en kadim toplumudur. Arkeoloji bilimi, dil bilimi ve bir bütün tarihsel gerçeklikler ve bu günkü kültürel veriler Kürtlerin bu coğrafyada yaşadığını ispatlamaktadır. Buralarda göçebe olarak doğa ile iç içe bir yaşam sürdürdükleri kanıtlanmıştır. Bu topraklarda ilk olarak tarıma geçilmiş, hayvanlar evcilleştirilmiş ve ilk köyleri buralarda inşa etmişler. Bu topraklarda büyük emek harcamışlar. Yaşam ve kültürleriyle komşularına ve çevre topluluklarına katkı sunmuşlardır.

Böylesine bir geçmişi olan bir halkın bu gün sömürge oluşları hem Kürtler ve hem de insanlık için büyük bir ayıptır. 21. yüzyılda tarihin bu kadim halkına ana dili bile yasaklanmış durumdadır. Kürtler evlerinde, köylerinde, dağında, ovasında, kasaba ve kentlerinde ana dilini öğretim alanında kullanamamaktadır. Halen Kürt çocukları ana dillerinde okumayı, yazmayı yasaklardan dolayı geliştirememektedir. Ülkemizin dört parçasında ilkokuldan üniversiteye kadar, Arapça, Farsça ve Türkçe dilleri öğretilmektedir. Ancak ilk başta Kürtçe öğretilmesi gerekirken bu engellenmekte ve yasaklanmaktadır. Bu konuda biz Kürtler, büyük bir insanlık ayıbıyla karşı karşıya bulunmaktayız. Burada Kürtlere karşı bir insanlık suçu işleniyor. Bu büyük bir haksızlıktır ve kabul edilemez bir durumdur. Bu konuyu daha nasıl tanımlayalım? Anlatılmaya çalışılsa kesinlikle kavramlar tanımlamada yetersiz kalabilir.

Uzun sözün kısası şöyle olsun. Her Kürt bireyi bu konuda derin bir sorgulamayla düşünmeli ve kendine sorular sormalı. Her Ortadoğulu ve her dünyalıyım diyen de.

Artık Kürt anaları ve babaları, aile içerisinde çocuklarıyla Kürtçe konuşmalıdır. Köyde, mahallede ve bulunduğumuz her yerde ana dil eğitimini görelim. Günlük yaşam dili anadil olmalıdır. Bunu yapanlar zaten doğal görevlerini yapmış olacaklardır. Az yapanlar bundan böyle tam yapmalıdır. Yapmayanlar ise kendi kendine özeleştiri vermeli, çocuklarından özür dilemeli ve Kürtçe dilini esas almalıdırlar. Devlet dilimizi yasaklıyorsa bizler tersini yapalım. Ana dilimiz, kültürel değerimizdir, onurumuz ve insanlığımızdır.

 

                                                Mahsum BAGOK

 

 

 

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com