Yeşil Türk  Akıncılığına karşı
                                      Serkeftin Ruhu ile Karşılık Verelim

İçinden geçilen süreç  oldukça kesinleşmiş bulunmaktadır. Koşullar iki sistem açısından da tayin edici bir durumu ifade etmektedir. Koşullar oldukça lehte ve aleyhte özellikleri barındıracak bir özellik arzetmektedir. Değişime sistemler kendilerini net bir şekilde inandırdıkları, bir o kadar netleşen diğer bir olgu durumundadır. Bu demokratik modernite ve kapitalist sistemin kendi içinde savaşımın Kürdistan’da rovanşa taşınan bir savaşımı olarak tanımlanmaktadır. Adı konulduğunda bunun gelişim seyrinin nasıl gelişeceğinin en zorlu, tarihsel olduğu kadar güncel ve geleceği belirleme düzeyinde olduğudur. Özellikle içinden geçilen yıllar açısından değerlendirildiğinde bu kavganın giderek “ geliştirilen tespitlerin” doğrulanması biçiminde seyrettiğidir.

Daha 2000’li yıllarda Kürdistan Özgürlük mücadelesinin bölgede oynadığı öncülük rolünün önünün uluslararası komplo ile kesilmek istendiği tarihi bir gerçeklikti. Buna bölgesel karekterli özgürlük mücadelesinin de kesintiye uğratılarak hakimiyetlerini yeniden tesis etmek istedikleri geçen yıllar buna tanıklık etmiştir. Bunun ile hegemonik sistemin bir yaratımı olan ulus-devlet yapılanmalarını, sermayenin global özelliklerine parallel yeniden tesis edilerek,  bir yüzyılı daha lehlerine götürmek istedikleri, içinden geçilen yıların bir diğer tanımı olduğudur.

Kürdistan’ı hakimiyetleri altında tutan ulus-devlet yapılanmaları da, bölgesel anlamda olduğu kadar kendi içinde de yeniden restore etme süreci içinde olmaları bir gerçeklikti. Bütün buna tekabül edecek ve özellikle Türk devletini bölgesel anlamda yeniden kendi çıkarları temelinde devlet düzeyinde yapılandırılmak istendiğidir. Yapılandırılmak istenen Türklük ve onun devlet mekanizmasının karekteri de günlük uygulamalar ile daha iyi açığa çıkmaktadır. Gerçeği, özgürlük mücadelesinin öteden beri tanımladığı bir vakaa olmak ile birlikte toplumlar tarafından daha iyi anlaşılır kılınmasının direniş sayesinde gerçekleşmiş bulunmasıdır. Halk tabiri ile şapka düşmüş, kel görünmüştür. Bu nedenle bazı özellikleri ile sıralanırsa;

Birincisi; Türkiye yeniden bir restorasyona tabi kılınmaktadır. Bu kez de geçmişte olduğu gibi bölgesel karekterli olduğu kadar kapitalist sistemin artan merkezlerin kendi içindeki mücadelenin karşısında oluşturulmak istenen yeni bir üstlenme alanı olarak değerlendirilmek istendiğidir. Eğer bir kaç on yıllık değil de yüzyıllar hesaba katıldığında Türkiye’nin bu yüzyılda batı merkezli yapılanmanın bir eyaleti biçiminde geliştirilmek istendiğidir.

Ikincisi; eskisi gibi çok renkliliği de içinde barındıran bir yapılanmayı kabullenmek istemedikleridir. Nedeni, tarihsel olarak oluşturulmak istenen Türk renginin başarılamamasını, bu yeni koşullarda sonuç alınmak istendiği, “Tekler” biçiminde telafüz edilenin boşuna bir havlama olmadığıdır. Sahibinin ‘Türk'e el kaldırmak” Allah katında günah işlemektir denilmesi gibi bulunduğu ülkenin de ses ortaklığını da ortaya koymaktadır.

Üçüncüsü; tarihte görülen ve günümüzde onun bir versiyonu durumundaki yapılanmanın bir başka biçimde kopyasını ifade ettiğidir. Önceleri de bu planın dünya ve bölgesel anlamda bir karakol rolü oynatmaları için nasıl ki katiller sürüsü ile olan bütün mühalif tasfiye edilerek sistemin bir eyaleti haline getirildiyse, günümüzde de başka figürler ile aynı amaçlar güdüldüğü de gün yüzüne çıkmış olmasıdır. Bir nebze de olsa aradaki fark, Mustafa Kemal’ların olamayacağı, olanların ismet’in bir izdüşümleri temelinde bir uğraş içinde olduklarıdır.

Dördüncüsü; kapitalist sistem kendi içinde Kürdistan’a ilişkin stratejisi yeniden oluşturulan global türü ulus-devlet yapılanması içinde tutmak istedikleridir. Eğer Kürtlük varsa bu da tarihte isyanlar ezildikten sonra Avrupa’ya kapağı atmış bulunan bireylere tanınan haklar düzeyinde olduğudur. Orada bir dergi, gazete çıkarma ve enstitüler biçiminde örgütlenen düzeyde tutulacağıdır. Bunun Türkiye’de şu anda oluşturulan Kürtçe Fethullahçı televizyon, üniversitelerde oluşturulan kürtçe kürsüler ile AKP’li Kürtlerin yapacakları “siyasettir”. Gerisi, Kürtlere ait olan ne varsa imha seferberliğinin geliştirilmesi bu temelde yürütmektedirler. Buna, ömrü boyunca “bir kediye de sahip olamadım” diyeni de eklersek, ne yapılmak istendiği bilmek için zor olmasa gerek.

Beşincisi; Türk devletinin on yıllara uzanan ve giderek belirginlik kazanan yeşil sermayenin, içinden geçilen süreçte tek ayak üzerinde varlık göstermesidir. Kürdistan’ın her alanda Türk ulus-devlet yapılanmasının bir hammedesi olarak değerlendirildiği dikkate alındığında, bunu yeşil sermaye ekonomik alanda da değerlendirememesi de siyasal temsilciler Fethullah-Erdoğan- Abdullah “Gül’ün” hırçınlıklarının bir diğer nedeni olduğudur. Basit gibi gelebilir ama esnaflardan ne istiyorsunuz? Nakaratları bunun küçük bir örneği durumundadır. Kürdistan’ın ekonomik kaynaklarından yoksun kalan yeşil sermaye, dünyada ekonomik alanda kaçıncı (onuncu ekonomi diyorlar?) sırada seyredeceğini belirtmeye gerek yoktur. Siyasal-askeri alandaki çılgınlık ile bunun önünde temel engel olan Özerk Özgür Demokratik Özerklik gerçeğine bu denli savaş seferberliği ile ele alınmasının önemli bir etken olduğudur.

Altıncısı; bölgesel anlamda olduğu kadar Kürdistan’da da toplumun “her şey halk için” temel ilkesi ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal v.b alanların tümünün bir yaşam kaynağına dönüşmesi, egemen sistem açısından hezimeti kabullenememenin olduğudur.

Yedincisi; izlenen bu politikalar temelinde son 3-4 aylık süreçte eskisinden daha büyük bir hırsla imhanın amaçlandığı Geliyê Tiyarê, Roboski katliamları bunun bariz örnekleri durumundadır. Temel nedenlerinden olan bölgede halkların sözcüsü ve onun öncü gücü durumundaki Kürdistan Özgürlük mücadelesinin en ciddi bir tehlike olduğunu stratejik düzeyde ele alınmasının bir sonucu olduğudur. Kürdistan özgürlük mücadelesinin bu denli bir yapılanma sahibi olmasının hegemonik sistemde yaratacağı korku, ONURSAL bir özlemin gerçekleşmiş olmasıdır.

İçinden geçilen süreçte, bedeller verilmiş olunsa da, bunun her anın ve değerlere bağlılığı bir kazanıma dönüştürüldüğü de bir gerçek olduğudur. Rêber APO’nun “on yılda görüşme olmazsa, söylediğimin arkadasında durucağım” ilkesel tutumu tarihsel bir direniş düzeyinde tutması ve Kürdisan halkının eşi görülmeyen bir biçimde Önderliğe selama duruşu, her tür saldırıyı boşa çıkaracak kadar güçlü ve geleceği kazanmanın temel anahtarı durumunda bir gerçeğe ulaşmış bulunmasıdır. Temelinde demokratik, Özerk Özgür Kürdistan gerçeğinin yaşamsal kılınmasıdır. Kürdistan halkı bunu anlık ve günlük olarak gerçekleştirmenin tarihi bir kavgası içinde olmaktadır. Bu Türkiye halkının da temsili oluyorsa da kendisi de bu tarihi adıma eşlik etmesi olmazsa olmaz kabilinde ele olması sorumlulukları ile karşı karşıya olduğudur. Bu Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve Kemal Pir’lerin anılarına bağlılık ve onlar karşısındaki sorumlulukların Demokratik Türkiye gerçeğinin yaşamsal kılınması ile mümkün olabileceği bilinci ile hareket edilmesi olacaktır. “İnsanı esas alan, onun en temel gücü olarak toplumsal değişim ve dönüşümde de belirleyici olanın özgür zihniyet, irade ve vicdana sahip olan bilinçli, eğitimli, kültürlü, her alanda donanımlı, yaratıcı yeni insanın esas alındığı açıktır. Meşru savunma çizgisinde, insan yaşamı ve ilişkilerinin doğru pozisyon ve duruşunun belirleyici olduğu, çünkü örgütlenen, hareket geçen ve hatta eylemi yapanın insan olması nedeniyle ideolojik ve siyasi temellerde en sistematize eden bir toplum sistemini yaratmayı öngören bir çizgiyi esas alıyoruz”. Gerçeği temelinde dönemi karşılamak tarihi doğru okuma, onu yaşama ve yaşamsal kılmanın temel sorumluluğu ile karşılamak esastır. Topyekün saldırıya karşı, topyekün direniş ile karşılık verme ONURSALDIR. Çünkü, Özgür insan gerçeğini esas alıyoruz. Haklıyız ve buna uygun bir yapılanmayı kazanmış bulunmaktayız. Ve bu başarılacaktır.
                                                                                              
                                                                                     
Cemal Cizîrî

 

 

 

 

 
    ygk_unur@hotmail.com