|
YENİ KOMPLOCU GÜÇ AKP’DİR
M.KARASU
Uluslararası komplonun 13.
yılına giriyoruz. 12 yıl içinde Türkiye, bölge güçleri ve uluslararası
güçler birlikte uğraşmalarına rağmen Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye
edememişlerdir. İmralı’da tek kişilik cezaevinde tutulan PKK Önderi 2009
biterken “halka müjdeliyorum, uluslararası komplo boşa çıkarılmıştır”
değerlendirmesinde bulunmuştur 1998 yılında gerçekleştirilen
komplonun boşa çıkarılmasında o zaman Güneşimizi Karartamazsınız
sloganıyla gösterilen direnişin etkisi çok büyüktür. Onlarcası kendini
yakarak PKK Önderliği etrafında ateş çemberi olan ve birçoğu yaşamını
yitiren bu direnişçiler komployu boşa çıkarmanın en temel moral değeri
olmuştur. PKK Önderliği de uluslararası komploya karşı mücadelede her
zaman bu direnişin önemine vurgu yapmıştır. 7’den 70’e fedaice direnen
Kürt halkı komplonun başarılı olamayacağını tüm dünyaya göstermiştir.
Moskova’da meydanda kendini yakan iki fedai hala gözlerimizin önündedir.
Uçak kaçıran bir Kürt’ün nasıl öldürüldüğünü biliyoruz. Urmiye’de
kendini yakan kız çocuğu ile 70’lik bir ananın nasıl fedaice komploya
karşı durdukları unutulmamıştır. Bir Kürt öğretmen Kocaeli’nde linç
edilerek katledilmiştir. Böyle onlarca direniş hikayesi vardır.
Bu direnişi gören ABD
Dışişleri Bakanı bile “bu kadar bir tepki gösterileceğini beklemiyorduk”
diyerek şaşkınlığını ifade etmiştir.
Güneşimizi Karartamazsınız
direnişi sadece komployu daha baştan yenilgiye uğratacak bir direniş
ruhunu ortaya çıkarmamış, aynı zamanda Kürt halkını yeniden yoğurmuştur.
Her ne kadar İmralı esareti Kürt halkı için bir travma yaratmış olsa da
bu dönemdeki direniş süreci yeni bir halk gerçeği ortaya çıkarmıştır.
Nasıl ki 1990’lı yıllardaki serhıldanlar Kürt’ü yeniden yaratmış, yeni
özellikler kazandırmışsa, Güneşimizi Karartamazsınız direnişi de bu halk
gerçeğine yeni özellikler katmıştır.
Bu direniş komplonun sonuç
almasını engelleyecek bir halk gerçekliği yarattığı gibi, gerillaya da
büyük moral güç kazandırmıştır. Eğer bu direniş olmasaydı bu 12 yılda
komploya karşı gösterilen direniş bu düzeyde gelişmezdi.
Bu komplonun boşa çıkarıldığı
şunun için söyleniyor: Komplo, Önderliği örgütünden ve halktan koparıp
sonuca ulaşmayı hedefliyordu. Bunu başarsaydı komplonun amacı
gerçekleşmiş olacaktı. 2002-2004 arasında Örgüt komplonun uzantıları
tarafından ele geçirilip Önderlikle Örgüt birbirinden koparılacaktı.
Nitekim Önderlik “manevi önderlik olsun” denilerek bu amaca ulaşmak
istendi, ama bu başarılamadı. Halk ise İmralı’ya bağlılığını her
fırsatta gösterdi. Milyonlarca insan “bizim siyasi irademiz” diyerek
imza verdi. Her yerde ve her fırsatta “Bijî Serok Apo” sloganı atarak
komplonun amacına ulaşamayacağını herkese gösterdi.
Örgütün ve halkın komployu
boşa çıkarmada yol göstericisi ise her zaman İmralı olmuştur. İmralı
sistemi kurularak Önderlik yapması engellenmek istenmişse de bu da
başarılamamıştır. İlişkisi dünyada hiçbir tutuklu için uygulanmayan
düzeyde sınırlı olmasına rağmen duruşuyla örgüte de halka da büyük moral
vermiştir. Savunmalarıyla da kafalardaki tüm ideolojik ve siyasi
konuları netleştirmiştir. 12 yıldır tek başına bir hücrede olmasına
rağmen güçlü bir iradeyle bu ortamı aşmış ve Önderlik gerçekliğini bu
yıllarda daha da çarpıcı hale getirmiştir.
Tek kişilik bir cezaevinde
hiç kimseyle ilişki içinde olmadan en az bilginin yansıdığı bir yerde bu
irade ve düşünce gösteriliyorsa bu büyük bir direnişi ifade etmektedir.
Herhalde dünyada bu düzeyde psikolojik savaş altında olan başka bir
esaret yaşanmamıştır. 12 yıl tek bir hücrede kalmak öyle yüzeysel
değerlendirilecek bir durum değildir. Bir yıla yakındır birkaç tutuklu
ile haftada birkaç saat görüşmesi bu 12 yılın ağır geçmiş olmasını
hiçbir biçimde hafifletmeyecektir.
Komplonun hedefi olan PKK
Önderliği, PKK ve Kürt halkı bugün uluslararası komplo sürecinden daha
fazla etkili konuma gelmiştir. Böylece PKK Önderliğinin AİHM
savunmalarında “komplolar gelişmeleri durdurmaz, daha da hızlandırır”
tespiti doğru çıkmıştır. Barış gruplarının Habur’dan girişiyle birlikte
milyonlarca Kürt’ün dağdan, ovadan, köyden, kasabadan akarak ulaşılan
Kürt halk gerçekliğini ortaya koyması komplonun boşa çıkarılmasının
somut kanıtı olmuştur.
PKK Önderliğini
yakalayanların kendini kahraman gösterdiği bir durumdan, “PKK'yi bunlar
başımıza bela etti” denilerek saf dışı edildikleri bir noktaya geldik.
Kürt Özgürlük Hareketi, komplo dahil bugüne kadar uygulanan tüm
yöntemleri boşa çıkarınca komplo sonrasında kendini kahraman ilan
edenlerin hiçbir itibarı kalmamıştır. Komplonun boşa çıkarıldığının
diğer bir kanıtı da budur.
Ancak Kürtler söz konusu
olduğunda bir komplo başarısız kaldığında başka bir komplo
başlatılmıştır. Şeyh Sait olayı da, 1938 Dersim olayları ve Seyit
Rıza’yla arkadaşlarının idam edilmesi de bir komplodur. Amaç Kürtlerin
iradesini kırıp kültürel soykırıma uğratmaktır. PKK Liderliği, bu
kültürel soykırımın, siyasi soykırımın sosyal ve ekonomik soykırımın
Şeyh Sait’le başlatıldığını, kendine karşı yapılan komployla tamamlanmak
istendiğini söylemektedir. Türkiye'de sembollerle politikanın
yürütüldüğü bilinmektedir. Hiç kimse Şeyh Sait’in asıldığı gün İmralı’da
idam karar verilmesini tesadüf olarak göremez. 15 Şubat Şeyh Sait
komplosunun başlatılmasıyla PKK Önderinin 15 Şubat’ta Türkiye'ye
getirilmesini tesadüf olarak ele alamaz.
Görüldüğü gibi komplolar 1925
yılından beri süreklileşmiştir. Uluslararası komplo boşa çıkarılınca
şimdi yeni bir komplo tezgahlanmaktadır. Bu komployu bugün sürdüren
siyasi güç de AKP ve arkasındaki uluslararası güçlerdir. AKP bu
komployu kendine ait Gladyo’yla birlikte yürütmektedir. Kürt Özgürlük
Hareketi'ne karşı eski siyasi güçler ve araçlar başarısız kalınca şimdi
siyasi İslam kullanılarak gerçekleştirilmek istenen yeni komployla
kültürel soykırım tamamlanmak isteniyor.
Bu gerçeklik, Kürt halkı ve
demokrasi güçlerinin Kürtlere karşı yürütülen bu yeni komplo ve tasfiye
politikasını iyi görmeleri gerektiğini göstermektedir. Eğer AKP'nin bu
gerçeği görülmezse tarihi bir gaflet içine girilmiş olunur. AKP, eski
komploların boşa çıkarılmasıyla birlikte yeni komplocu güç olarak
devreye sokulmuştur. Yaşar Büyükanıt’la Başbakan Erdoğan’ın
Dolmabahçe’de uzlaşmaları böyle ortaya çıkmıştır.
15 Şubat 13. yılına girerken
esas olarak da bu gerçeklik bilinerek bu yeni komplocu güce karşı ayağa
kalkılması gerekiyor. Çünkü AKP şimdiye kadar yapılan tüm komploların
amacını en iyi kendisinin gerçekleştireceğini söylüyor. “Kültürel
soykırımı benden daha iyi yapan olamaz” diyor. Böylelikle iktidarını
sürdürüyor ve bu temelde devleti tümden ele geçirmeyi hedefliyor. Kürt
halkının Özgürlük Mücadelesini bastıramayan, kültürel soykırımı
tamamlama gücü olmayan hiçbir siyasi güce Türk devleti içinde başat rol
vermezler. Türkiye'de hala hükümet ve başat siyasi güç olmanın kanunu
budur.
|