ÖZGÜRLÜK İÇİN ATILAN ADIMLAR VE ULAŞILAN KARARLAŞMA DÜZEYİNİ   SELAMLIYOR BAŞARILAR DİLİYORUM.
Bu yoğunlukta gerçekleştirilen ve kadın gücünün iradesini, mücadele kararlılığını açığa çıkaran, Batman da ve Amed de gerçekleşen kadın toplantı ve kongrelerini selamlıyor ve kadınlar olarak açığa çıkan mücadele kararlığı ışığında yükleneceğiz sürece diyorum. Bunu diyorum çünkü süreci yürütecek güç olduğumuza inanıyorum biz kadınların. Bunu diyorum çünkü her zamankinden daha çok yakınız özgürlüğe. Toplumun her alanında emekçi kadınlar olarak konumumuz ne olursa olsun bin yıllardır amansız, inançlı yürütüyoruz bu mücadeleyi. Yakın tarih olarak ta otuz yılı aşkındır özgürlük, bağımsızlık, emeğe sahip çıkmak için yürüdük. Egemen, sömürgeci zihniyetin kurduğu bentleri aşmak, karanlıktan aydınlığı doğurtmak için hep yürüdük. Çok aşamalar kat tetik, zincirler kopardık, toplumsal olarak yaşadığımız ve bize mubah görülen yasları yerle bir ettik.  Evinden dışarı çıkamayan kadın!  Erkeği, oğlu, babası dışında karşı cinsle herhangi bir ilişki geliştiremeyen kadın! Yaşamın her alanında toplumsal cinsiyetçi zihniyete mahkûm bırakılan kadın! Erkek evladı yok diye üzerine kuma alınan ve aynı zamanda erkek çocuk doğurmak için kuma gelen kadın! Ortada tükenen, tükettirilen kadın! ve erkek eliyle kadınla kadını vuran zihniyet. Beş bin yıldır her türlü yalana, talana, gaspa, tecavüze maruz kalan kadın! Bu saydıklarımız ve daha fazlası kadın köleliğini ve mahkûmiyetini geliştiren halkalar olup kurumsallaşmasını sağlayan zihniyetlerdir. Kadın tüm toplumsal yaşam alanlarından uzaklaştırıldı, siyasetin kadın rengi soldu gri oldu, politik alandan koparıldı tekelci egemen zihniyet gelişti, hukuk kadın karşısında töre olarak uygulandı. Recim, cinayet kurbanı oldu kadın. Tarihten bu güne kadın neler yaşadı neler. Kısaca yaşamın doğal canlılığından eser kalmadı. Kadının toplumsal sınırları mutfak ve yatak odası, kendi evi ve aşmaması gereken sınırları olarak belirlendi egemen sömürgeci güçler tarafından. Ortadoğu coğrafyası ve üzerinde yaşadığız her toprak parçası tanıklık etmiştir yaşanan bunca zulme. Çok farklı kimlikte ve kültürde kadın ezilmiştir, kanı dökülmüştür yaşadığımız coğrafyada. Bu intihar olur, cinayet olur farklı biçimleri vardır ölümün ya da öldürmenin.  Fakat yaşamın ve doğanın bir diyalektiği varki ve bu egemen zulümcüler için unutulmuş bir gerçekliktir. Halklar, emekçiler, kadınlar bağımlılaştırmaya, köleleştirmeye, ezilmeye alıştırılmış hale getirilmek istendikçe ve bunun yol yöntemi zenginleştirildikçe kendi bağrında hep bir karşı direnişi var eder. Kendi onurlarını, kimliklerini, kültürlerini kısaca özgürlüklerini sahiplenme gücünü geliştirmişlerdir. Bitirilmeye tükettirilmeye karşı bir direniş gücünü ve kültürünü her zaman, her koşulda yaratmak istemişlerdir. Tarih boyunca yaratılan senaryoların, oynanan oyunların karşısında durmaya, direniş sergilemeye, en amansız mücadeleyi yürütme kararlığı göstermişlerdir. Egemen sistem kadını bölerek, parçalayarak özünde toplumsal yapıya ve onun canlı dinamiklerine saldırmıştır. Kadını korkunç bir uçurumun kenarına, toplumu da bitirişe, tükenişe sürüklemiştir. Toplumsal gerçeklik çarpıtıldıkça egemen sömürgeci, tecavüzcü zihniyet sistem haline gelebilmiştir. Toplumsal kötülüklerin kaynağı da buradan doğmuştur kanaatimce. Kadına uygulanan yaklaşımlarla ve kadının toplumsal alandaki yerine ve emeğine saldırmakla başlamıştır. Günümüze kadar bu yaklaşım ve uygulamalar çoğalarak, çeşitlenerek süre gelmiştir. Nitekim yukarda da belirttim toplumsal özgürlük alanları engellenir, kısıtlanır ama asla yok edilemezler. Karşı direnişin kendisini var kılması kaçınılmazdır bu noktada. Hele yaşam dinamikleri güçlü, sürekli kendi kendisini ayakta tutmayı bilen ve her koşulda kendisini yenilemeyi başaran kadın gibi bir varlığın özgürlüğü, bağımsızlığı asla yok edilemez. Yakın tarihlere kadarda bu zulüm, işkence her an amansızca, hızından ve şiddetinden bir şey kaybetmemeden katlanarak, biçim değiştirerek devam etmiştir. Analar, eşler, toplamımız kadınlar, kimliğimiz ve onumumuz ne olursa olsun biz gözaltına alındık, işkenceler gördük, sokaklarda dövüldük, sövüldük, kafamız yarıldı, yüreğimiz yandı ama her şeye göğüs gere, gere geldik. Bu gün geldiğimiz aşama hiçte küçümsenmeyecek ve önü alınamayacak bir düzeydir. Bu anlamda diyoruz ki kadın özgürlüğü toplumsal özgürlük e barış için şarttır. Bunu için ödediğimiz bedellerin iki katını göze alıyor asla geri adım atmayacağımıza inanıyorum.  

 

 

                                                                   Özlem Gedik