| |
ULUDERE KATLİAMINI
YAPAN ZİHNİYET HER TÜR KÖTÜLÜĞÜ YAPABİLİR!
Şilan DİLARA
Türkiye gündemindeki
başlıklar dün olduğu gibi bugünde insanlık onurunu rencide etmeye devam
etmektedir. T.C devletinin göstermelik yargısı bir insanlık ayıbına
daha imza attı. Hrant Dink cinayetinin katilleri dün AKP patentli yargı
sistemi tarafından aklandılar. Bu hukuk skandalı karşısında hayrete
kapıldıklarını söyleyenler oldu. Bende bu hayret duygusuna kapılanlar
karşısında hayrete kapıldım. Kendisi katil olan devletin yargısından ne
umuyorsun ki! Kendi vatandaşına bomba atan, suikast eden, katleden, linç
eden devletten ne beklenir ki… Daha dün otuz beş genç insanın kanına
girmiş bu devlet bu insanların yakınlarından özür dilemeyi dahi fazla
görmüşken her halde kendi işlediği cinayeti ben yaptım demez. Uludere
katliamını yapan zihniyet her tür kötülüğü ve hukuksuzluğu çok
rahatlıkla yapar. Minareyi kaçıran kılıfını uydurur misali katliamı,
cinayeti yapan devlet kendi yaptığını gizlemeyi de bilir. Herkesin bu
ülkede bildiği bir gerçeklik varsa o da Hrant Dink cinayetini yapanın
çeteleşen devlet olduğudur. Milliyetçilik, ırkçılık zehiriyle yoldan
çıkartılan bir iki kişiye verilmiş birkaç yıllık cezayla bu ülkede bu
davanın kapanacağını sanmak kendini kandırmak olur. Devletin yaptığı şey
suça bulaştırdığı tetikçisini gözden çıkartmak oluşmuştur. Bununla
kamuoyunu aldatma yoluna gitmiştir. Toplumda bakın devlet nasıl da
suçluları yargılıyor algısını yaratmak istemiştir. Ama suçlu ve suçun
arkasındakilere kesinlikle dokunmamıştır. Dokunamazda çünkü dokunursa
kendi bastığı dalı keseceğini iyi bilmektedir. Bu nedenle yalanlarla
üstü örtülen nice eski davalar gibi Hrant Dink davasında da çıkan karar
şudur;
unut, kurcalama, peşini bırak, devlet sırlarıyla uğraşma.
Azmettireni aklayan
devlet özünde kendisini aklamıştır. Katil devletin zulmünü protesto
edenleri, barışseverleri, terörist sayan bu devlet ne hikmetse eli
kanlı, silahlı, bombalı cinayet sanlısı kişilerin bu suçlarını çok-
masumane işler olarak görmektedir. Çünkü ne de olsa onlar devlet adına
adam öldürmüşlerdir. Devlettir bazen kendi faşizan, ırkçı, şoven
çıkarları için insanda öldürür. Devlet öldürebilir de, asabilirde, linç
edebilirde, işkence de öldürüp cesetleri çukurlara doldurabilir de,
devlet adına yapılanlar açığa çıktığında olanların üstünü bir güzel
örtebilir de çünkü o devlettir, her şeyi yapabilir. Yaptıkları da
kutsaldır, her yaptığı yanında kâr kalır çünkü o devlettir. işte HRAND
DİNK davasında zafer kazanan bu zihniyettir.
Yaşanan tek
kelimeyle bir hukuk skandalıdır. Çünkü bugün suçları sadece barış
istemek olan binlere varan insan terörist olarak çok haksız bir şekilde
cezaevlerinde tutulurken her yanıyla yaptığı suçu kanıtlamış bir katil
ve derin devlet militanı bombacı şahıs zararsızdır denilerek
salıverilmektedir. Peki ya tutuklu Kürt çocuklarından hangisi bomba
atmıştı, hangisi adam öldürmüştü, yaşları on iki on üç olan bu çocuklar
katil devletin polisinin zülmüne kendilerince dur deme yürekliliğini
sergiledikleri için nasıl oluyor da yaşlarından iki kat daha fazla ceza
alabiliyorlar da katiller salıveriliyorlar? Türkiye toplumu eğer onurdan
bahsetmek istiyorsa bu rezalete dur deme iradesini gösterebilmelidir. Bu
gidişata dur deme kudretini kendinde yaratamayan bir toplum bu suçlu
devletle suç ortaklığı yapmakla yargılanmayı hak edecektir. Günden güne
ayıpları artarak büyüyen bu ülkenin insanları süren bu gidişata dur
demesini bilmelidir. Hit’lerin insanlık vicdanında yarattığı vahşetin
bir benzerini HİTLER KILIKLI R.T ERDOĞAN yapmaktadır. Bu toplum daha ne
kadar sineye çekecek bu rezaleti? Daha ne kadar faşist paşaları,
başbakanları sırtında taşıyacak? Bu devlet öyle kolay kolay kendi
suçlarını itiraf etmez. Bu devletin yapacağı tek bir şey var o da; suç
ve suçluyu arttırmaktır. Çünkü devletin var oluş nedeni bu olmuş. Suçlu
ve suçun olmadığı yerde zaten devlette olmaz. Bu kadar kirlenmiş
iktidarlarla yaşamakla insanlığımızın, onurumuzun anlamımızın günden
güne eksildiğinin farkında mıyız? Çünkü işlenen suçlar gözlerimizin
önünde işleniyor, yapılan kötülüklerin, katliamların, hukuksuzlukların
hepsi gözümüzün önünde yapılıyor. Biz bilmedik, bilmiyorduk, görmedik,
fark etmedik diyemeyeceğiz çünkü her şey gün gibi gözlerimizin önünde
cereyan ediyor. Dün bilinmeyen birçok şey bugün alenen yapılıyor, dün
duyulmayan birçok şey anında bu ülkede duyuluyor. Dün kendimizi
aklarken bazı gerekçelere sığınırdık. Ama bugün suçta suçlu da belli.
Uludere katliamını uzaylılar mı yaptı- hayır ERDOĞAN iktidarı ve
emrindeki katil güvenlik güçleri yaptı. Zanlısı bu kadar belli bu
katliam için Türkiye toplumu ne yaptı veya neler yapabildi? Bu ülkede
cemaat hukukunun yapacağı bir şey yok. Hukukun, göstermelik iktidar
yalakası bir yargı sisteminin yapacağı bir şey olmaz. Devletten adalet
beklemenin bir gereği yok. Toplum asıl anlamını bulmak istiyorsa o zaman
vicdanı ayaklandırabilmelidir. Toplumsal vicdan işbaşı yapmalıdır bu
ülkede. Bunun dışında hiçbir güç oluşan olumsuz durumu çözemez.
Toplumsal vicdanın kendisini var ettiği yerde katliam, ötekileştirme,
kan, gözyaşı, yoksulluk ve yolsuzluk kol gezmez. Orada barış, paylaşım,
özgürlük ve eşitlik boy verecektir. Orada insan olmanın güzelliği ve
erdemi boy verecektir. O zaman yaşam bahar canlılığı ve güzelliğinde
dört mevsim sevginin sıcaklığı ile yaşanır. Günümüz ve geleceğimizin
daha fazla faşist uygulamalarla zehirlenmemesi için Kürt ve Türk
insanını tarihlerine yaraşan soylulukla direnişi yükseltmeye davet
ediyorum.
|
|