TÜM ULUSLAR TARAFINDAN KOVULAN BARIŞIN YAKINMASI
DESİDERİUS ERASMUS

BARIŞ KÜLTÜRÜ MÜ? YOKSA BARIŞ İÇİN KÜLTÜR MÜ?
BOZKURT GÜVENÇ
 
 

 
 

          

                                   TOPLUMLARDA DİL VE KÜLTÜRÜN ÖNEMİ
      BİRİNCİ BÖLİM
Toplumun temel yapı taşlarında biri ve en önemli olan ahlak anlayışı insanlık tarihinden günümüze kadar çeşitli şekiller de varlığın sürdürmüştür. Toplumlar için su kadar önemli olan ahlak nasıl oldu da yozlaştırılıp insanlık maddi ve manevi değerlerinden uzaklaştırıldı?

       Bir toplumun kök hücrelerinde yani tarihinden, kültüründen, dilinden, inançlarından uzaklaştırmak insanlık tarihine yapılacak en büyük ihanettir. Çünkü bir toplumun varlığı ve kendisini var etmenin koşulları ahlak yoluyla gerçekleştirebilir. Ahlakı tükenen toplum maddi ve manevi olarak da büyük tükenişler yapacaktır.

     Sümer uygarlığı ile gelişen hiyerarşi ve devlet anlayışı geliştirdikleri ideoloji, siyaset ve askeri yapılanmasıyla topluma kendi ideolojisini kültürün dilini ve ahlakın lanse ederek toplumu adeta esiri haline getirmiştir. Çıkara ve tekele dayalı zihniyet anlayışı gün geçtikçe yalan ve inkarla toplumun en küçük hücrelerine yerleşerek, halkta bulaşıcı bir hastalığın gelişmesine yol açmıştır. Hücrelerine yerleşen iktidarcı zihniyet ve çıkarcı anlayışlar toplumun yaşam kaynağı organları yavaş, yavaş çürümeye ve işlevsiz bir konuma getirmiştir.

   Halkların, dili, kültürü, tarihi çeşitli yöntemlerle yok edilmeye çalışıldı onun yerine kendi kültürünü ahlakını( ahlaksızlığı) yerleştirmiştir. Düşünceleri ve ahlakın teslim alınmış toplumlar yavaş, yavaş kendisine ait olmayan yoz bir ahlakın gelişmesine ve gün geçtikçe de derinleşmesine sebebiyet vermiştir. Özelikle de 400 yıllık ömrü olan kapitalist sistem yoz ahlakın en son halkaların geliştirerek kendi varlığını ve ahlakını yaymıştır. Kapitalist modern ite yalanıyla toplum ve bireylerin gözlerini boyamaya çalışan bu sistem, bilimi, tekniği, teknolojiyi, üretim araçların, ekonomi, ziraat vb. insanlara faydalı olabilecek tüm maddi değerlerinin yanında, entelektüel, bilinç eğitim kurum ve kuruluşların tv- radyo reklamlar aracıyla tüm maddi ve manevi değerleri tarihten ve insanlık ahlakında kopuk bir şekilde kendi hizmetine sunmuştur. Artık birey ve toplumlar tarihi kültürel entelektüel ekonomi ve politik yapılanmasından çok fazla farkına varmadan erimeye doğru giderek kendisine ait olmayan yoz bir ahlak anlayışı içerisinde bulmuştur.

   Geliştirilen ideolojik askeri ve siyasi asimilasyonla topluma bir kurbağa misali ile soğuk suyu yavaş, yavaş ısıtarak kurbağa vücut ısısı gelişen sıcakla birlikte farkına varmadan hissetmeden suda kaynama derecesine gelmesiyle ölmesi kaçınılmaz bir sonucu ortaya çıkarır.

Günümüz toplumunda, bu kurbağanın örneğinde olduğu gibi böyle bir sonuçla karşı karşıya kalmaktadır.

Bir toplum için en önemli öğelerinden biri olan dil ve kültür, tarihin akışından günümüze çeşitli coğrafyalarda egemen ve tekelci zihniyetli sistem, dilini ve kültürünü kendi denetimine alarak, yasaklar, kanunlar ve hukuk(sözde hukuk) yollarıyla yasaklamalarla hiçleştirildi. Küçük düşürülen halkların dili ve kültürü toplumu öyle bir duruma getirir ki bireyler hiçlik psikoloji ile karşı karşıya kalır. İçi boşaltılıp derin bir boşluğa sürüklenen birey ve topluma kendi dilini ve kültürünü aşılar. Bu ölümcül aşılar aniden yan etki göstermedi. Yavaş, yavaş uzun bir zamana yayılan belirtilerle toplumu ve bireyi çaresiz ve tedavisi zor bir yola sevk etti tedavisi için hep kendisine muhtaç kılar. Gün geçtikçe derin bir kaosun içinde sürüklenir.

Toplumlarda hiçbir zaman ahlak yok olmamıştır. Ancak tarihi değerlerden, emekten yoksun, inkara dayalı bir ahlak anlayışı ortaya çıkarılıp toplumlar mecbur bırakılmıştır. Yozlaşmış ahlak, toplumun tüm dokularını parçalayarak bireyi toplumdan uzaklaştırarak, toplumun yapı taşlarını ortadan kaldırmaya çalışılmaktadır. Toplum bireylerden oluşur, birey toplumsallaşarak  varlığını sürdürmüştür. Ancak günümüzdeki zihniyet ve yoz ahlak anlayışı  bu iki halkayı birbirinden kopartarak karşı saflarda yer almasına sebep olmuştur. Yaratılan sonuçlar ise kanserli ve ruhsal olarak hep hasta döşeğinde olan hastalıklı bir toplumdur. Topluma ait ne varsa iflasa sürüklemiştir. Doğru anlayış ve zihniyet bu şeyin en iyisi toplum ve birey içinken kapitalist ve tekelci zihniyet toplumu ortadan kaldırarak her şey birey için demektedir. Ancak bu birey kendi kalelerinden toplumsal ahlaki yapılanmasından uzaklaşmış birey gerçeğidir. Orta doğuda toplumsal olarak ahlaki değerlerini korumaya çalışsa da yaşayan yoğun savaşlar asimilasyon ve inkâr imha politikasıyla halkları parçalayıp karşı karşıya getirmiştir. Tarihte ahlaki ve politik değerleri Ortadoğu halkları zamanla yani ulus- devletleri gelişimiyle birlikte halklar birbirinde koparılıp karşı karşıya getirilmişlerdir. Bundan en çok etkilenen ve denetim altına alınmaya çalışılıp parçalanan Kürdistan ve Kürt halkı bu siyasetin ve ahlaksızlıktan etkilenen toplum olmuştur. Yıllarca dilini, kültürünü ve ahlak yapılanmasını kovmaya çalışmış olsa da toplumun yaşadığı travmalar ağır tabloların yaşanması kaçınılmaz olmuştur. Yok sayılan Kürt toplumu, dört egemen devletinin denetimine girmesi ile, Arap, Fars ve Türk kültür ve ahlak yapılanmasından da etkilenmiştir. Hiçleştirilen ve köklerinden koparılan Kürt halkı eziklik ve hiçlik psikolojisiyle istemeyerekte olsa çoğu zaman başkası olma, onlar gibi davranma, onlar gibi giyinme, onlar gibi konuşma ve onlar gibi olma psikolojisi Kürt toplumun ve bireyini kendisine ait olmayan yoz bir ahlak anlayışı ile  Ortadoğu ülkelerinden Türkiye, Irak, İran ve Suriye devletlerine tekelci zihniyet aracılığıyla bu ülkelere ve içinde yaşayan halklara virüs bulaştırılır.insanlığın yarası ve çıkarı için keşfedilen teknik zamanla tekellerin eline geçerek toplumun ahlakını zehirleyen suni bir ahlakın gelişmesinde araç olarak  kullanılmıştır. İnternet TV-RD-TL vb iletişim tekniği bireye ve topluma faydalı yönleri olsa da bunun yanında toplumsal ilişkileri çıkara ve sunileşmesine ve tekeleşmesine yol açmıştır. Burada  tekniği suçlamıyoruz, burada tekniğin insanlık ahlakından yoksun kullanıldığı ve geliştirdiği tahribatlardan bahsediyoruz. Bundan en çok etkilenen toplumda genç kesimleridir. Doğal olarak arayışları olan gençlerin karşısına çıkan suni ahlak anlayışı bireyleri ucube bir konuma getirmiştir.

Hayali ve gerçeklerle hiçbir zaman bağdaşmayan bu ahlak anlayışı her şey bir yapaylık ve sahte renklerin kullanıldığı ahlak anlayışıdır. Günümüzde inançların ve ütopyaların yok sayıldığı her şeyi teknik’i boyutta yer alan bu ahlak anlayışı bireyi birey olmaktan çıkarıp bir meta kullanan bir araç konumuna getirmiştir. İnsanların yaşadıkları soy kırım ve imha savaşları eskiden çok kaba bir tarzda uygulanırken günümüzde özellikle de 21.yy sahte özgürlük anlayışı bireyin bağlı olduğu ahlaki politik tarihi entelektüel birikim değerlerinin inançlardan ruhsal bağlılıktan kopuk sömürülen tarihi politik değerleri  entelektüel bilinçten yoksun ezbere bireysel çıkarlara dayalı geliştirilen bilim düzeyi topluma ve bireye yararlı olmaktan çok sistem ideolojik çıkarları için kullandığı bu ahlak dışı uygulamalarla kendi varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.

Peki nedir Bu ahlak dışılık ve sunilik? Gerçekte var olmayan hep insanların düşüncelerini ve ruhsal yapısını meşgul eden bu ahlak yapılanması bireyleri dönüşümü olmayan geleceği belirsiz bir yolculuğa sürükler. Tv dizilerinden tutalım  internet üzeri suni ilişkiler sevgiden insanlık değerlerinden yoksun ilişki tarzlarına, uyuşturuculara kadar birey hep hayali gerçeklerle ilişkisi olmayan hakikaten uzak, sanal bir dünya da yaşar. Bireye ve topluma vaat edilenler, suni ahlak anlayışı ile yıllarca kara deliklere doğru yol aldırır. Evet kara delikler halen belirsiz, içine çektiği şeylerin başlarına neler geldiği de beli değildir. Sistemin geliştirdiği suni kültürü ne olacağı nereye gideceği beli olmayan bir yolculuktur. Bu yolda her şey olabilir. Bireyin içinde bulunduğu konumdan daha kötü bir konuma götürür.

   (kara delikler :dünyamızın içinde bulunduğu evrende, gezegenler yıldızlar ay güneşi sönmüş yıldızlar, kuyruklu yıldızlar ve kara delikler  vardır. Bu kara deliklerin yanına küçük bir yada büyük tüm cisimleri içine çeker. Yapılan tüm araştırmalara rağmen kaybolan cisimlere ne olduğu bilinmiyor.)     

 BERMAL HAKKARI

 
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com