| |
Tecrit
Yekta Şoreş
Önder Apo’ya uygulanan ağırlaştırılmış
tecrit beşinci ayına girdi. AKP Hükümeti ve Fethullah cemaatinin
insanlık dışı uygulamaları dünyada eşi görülmemiş bir politikayla
yürütülüyor. Dokuzuncu senesine giren ABD destekli AKP hükümeti, tüm
basın ve yayın kuruluşlarının desteğiyle Kürt halkına karşı amansız ve
vahşice yürüttüğü savaşın amacı, artık tüm Kürtler ve demokrat
çevrelerce her şeyiyle açığa çıkmış, kamuoyunu kandırma politikaları su
yüzüne çıkmış ve bunlar açığa çıktıkça Tayip Erdoğan ve Fethullah
Gülen’in ırkçı ve faşist yanları daha da azgınlaşmıştır.
Önder Apo tarihte yok olmayla yüz yüze
kalmış, tarihin ve insanlığın kadim halklarından biri olan Kürt halkını
kurduğu örgüt, yarattığı muazzam ve kutsal kişilikler, ideolojik ve
felsefik çalışmalarıyla tarihte eşine nadir rastlanan militan kişilikler
ve bunun yanı sıra; her zaman özgür yaşamda ısrarlı bir halk hakikatını
ortaya çıkarmıştır. Kürt halkını tekrar tarih sahnesine çıkarmış, onu
tarihi, kültürü, dili ve görevleriyle tanıştırmıştır. İnsanlığa her
türlü yaşam desteği sunmuş ve toplumsallık için her türlü kaynağı
yaratmış bir halk olmuştur Kürt halkı.
Önder Apo, 40 yılı aşkındır aralıksız
sürdürdüğü büyük direnişiyle Kürt halkını utanılası yaşamından çıkarmış
ve insanlığa yeni bir umut ışığı olmuştur. Önder Apo’nun mücadelesi
sadece Kürdistan’ı işgal eden sömürgeci devletlerin değil, dünyayı ve
halkları sömüren küresel güçlerin de korkusu olmuştur ve bu hala da
devam etmektedir; çünkü onların köhne ve sömürgeci sistemlerine karşı
yeni bir sistem ve yeni bir yaşam felsefesidir Önderliğin mücadelesi.
Daha hareket küçük bir grupken bu güçlerin dikkatini çekmiş ve ondan
dolayı Önderliği ve hareketini ortadan kaldırmak amacıyla bir sürü
komplo ve senaryolar hazırlanmıştı; ama tarihin derinliklerinden gelen,
kadim bir halkın bağrından çıkan Önderlik ve hareketi yeni bir tarihin
yolcuğunda, nitel ve nicel olarak büyümüş, sınırları aşmış sadece
Kürdistan’da değil tüm dünyada yaşamın tüm kanallarına akmış, tüm dünya
halkları için umut olmuştur. Önder Apo’nun analiz, tahlil, ideoloji ve
felsefesiyle kendini donatan militan gerçeklik büyük bir adanmışlıkla
kendini feda etmeyi bilmiş, halkını özgürleştirme mücadelesine hep devam
ettirmiştir.
9 Ekim de başlayıp -ki bunun daha öncesi
de vardı- 15 Şubat’ta tüm emperyalist güçlerin desteğiyle Uluslararası
Komployla Önder Apo, Türk devletine teslim edilmişti. Komployu organize
eden güçler, belki de tarihi tecrübelerinden kaynaklanmış olsa gerek
Önderliğin yarattığı hareketin dağılacağını ve sonlanacağını
düşünüyorlardı; fakat bu kez bu komployu tezgahlayanlar yanılmıştı.
Önder Apo, büyük fikir ve düşünceleriyle koşullar ne olursa olsun
kendisini adadığı insanlığa, özgür yaşamı ve toplumu yaratma
mücadelesinin önderliğini hep devam ettirmiştir.
Şu an ki süreçte AKP hükümeti 5 aya
yakın bir süredir Önder Apo’yla avukatlarının görüşmesini engellemiş,
ağır bir tecridi devreye koymuştur. Bununla yetinmeyip Önderliğin
avukatlarına da yönelmiş, 14 Nisan 2009’dan beri de KCK yapılanması adı
altında binlerce Kürt siyasetçisi, yurtseveri, Kürt dostu demokrat ve
aydını tutuklamıştır. Özgürlük militanlarına karşı kimyasal silahlar
kullanıp şahadetlerine sebep olmuştur. Önder Apo’nun tüm barış
çabalarına hiç bir din ve ahlakta yeri olmayan yaptırımlarla karşılık
veren bu maskesi düşmüş zihniyet, başta Kürdistan ve tüm halkların temiz
tarih anılarında hep lanetle anılacaktır.
Kürt halkı, Önderliğine uygulanan bu
insanlık dışı uygulamaları kabul etmemiş; hemen hemen her gün kitlesel
eylemlerle sadece Kurdistan’da değil yaşadığı her yerde bunu tüm dünyaya
duyurmuştur. Hiç şüphe yok ki AKP hükümeti ve Fethullah cemaatinin bu
saldırıları diğer hükümetlerin uğradığı hezimete -hem de daha ağırına-
uğrayacaktır.
Her geçen gün daha da ağırlaştırılan
tecritle Önder Apo’nun hareket ve halktan kopartılma çabaları sonuç
vermeyeceği gibi şimdiye kadar ya korkudan ya da Özgürlük Hareketi’ni
tanımadıklarından dolayı mesafeli duran Kürtler ve diğer halklardan
demokrat ve aydınlar, yurtsever Kürt halkının yanında saf tutmaya
başlamışlardır. Her şeyden önce kendisine “insanım” diyen her bireyin,
bu haksızlıklara dur diyerek, direnişe kalkmış ve özgürlüğünde ısrarlı
Kürtlerin yanında saf tutmaları gerekmektedir; çünkü Kürtler
özgürleştikçe, tüm tarih çağlarında da görüldüğü gibi kendisiyle
birlikte toplumlar da özgürleşmiş, yaşamın ve toprağın kutsallığı en üst
aşamada sahiplenilmiştir.
Kürt
halkı, bütün bedelleri göze alarak yürüdüğü zafer yolunda Önderliğinin
arkasında sömürgecilere ve onların işbirlikçilerine de gerekli yanıtı
her şart altında verecektir
|
|