| |
ÖZGÜRLÜK VE KURTULUŞ BAYRAMINDA ÇIKAN İRADE VE VERİLEN MESAJ
Deniz
Karer
“Halklar baharını” yaşadığımız
bu dönemde halklar ve emekçiler iradi beyendan bulunarak kendilerini
yeniden bir yapılandırmaya tabi tutmanın gururunu yaşıyorlar. Aslında bu
geç kalınmış bir gerçeklik olsada yinede anlam değeri yüksek olan ve
halkların ve tüm kutsal emek sahiplerinin eşit, özgür ve kardeşçe bir
arada yaşamanın gelecek teminatı oldu. Bu süreç bazı bulanıklıkları
yaşasada ve inişli çıkışlı olsa da bundan sonra daha olgun bir biçimde
kendisini süreklileştirecektir. Halkar ve emekçiler emek
hırsızlarından çekeceği kadar çekmiştir. Artık “edî bes ê” demenin
zamanıdır. Bu nedenle de iradi beyendan bulunmuş ve kendi kendilerini
yönetme zamanı gelmiştir. Tabii sistem bunalımı yaşayan kapitalist
modernite ve işbirlikçileri kendi ömürlerini uzatmak için de iş
başındadırlar. Yaşanan bunalımı giderme ve kendilerini çağa uyarlamaları
için yine o bilinen “avcı kültürün”ünde edindikleri zihniyetle ve
tarihte edindikleri tecrübeyle daha ince ve sinsi bir biçimde tekrardan
sahneye çıkmş dudumdadırlar. Anlaşılan tarihten fazla ders çıkarmamışlar.
Daha yakın tarihimizde gösterdi ki Irak ve Afganistan’da yaşatılanlar
ve yaşananlar ne kadar haksız ve iki yüzlü olduklarını gözler önüne
serdi. Şimdide biraz farklılıklar arz etsede aslında özlerinde fazla bir
değişiklik yapmadan ve sözüm ona kendilerini temiz göstermek ve haklı
olduklarını göstermek için güya halkları, işbirlikçi
ve katip-muasebecileri olan çağdaş declallardan kurtarmak için
“Demeokrasi” götüreceklerini söylüyorlar. Yeniden kirli çıkarları
gereği sömürü politikalarını daha da geliştirmek için ve Halklar ve
emekçilerin iradelerini kırmak için halkar ve emekçilerin üstüne bomba
yağdırıyorlar. Tabii bunun faturası ağır bir şekilde yine halklara ve
emek sahiplerine ödeniyor/ödenecektir. Bu halklar ve emekçilerin
gelişimi açısından zaman kayıpı yanından, acı ve göz yaşı demektir.
Yine zor durumda olan halklar ve emekçiler için Açlık, yoksulluk,
yerinden-yurdundan göçmek ve işsizlik demektir. Yaşadığımız dönemin
böyle bir karekteri vardır. O açıdan da çok iyi okunması ve anlaşılması
gerekiyor. Kısacası yaşadığımız coğrafya ve Ortadoğuda tarih yeniden
yazılıyor ve yazılacak. Zaten ulus-devlet biçimli sınıflı uygarlık
tarihi halklar ve emekçilerin toplumsal kolektif değer ve emeğini gasp
ve talan ederek ve bu dereğler üzerinde kendini sistemleştirdi. Ve bu
tarih aslında bir sapmaydı. Düzeltilmesi gerekir. Kürt Halk Önderi “bu
tarih yeniden yazılmalıdır” diyordu. Yazılacak Yeni tarih halklar ve
emek sahiplerin kutsal emekleriyle bahar tadında yeşerip yazılacak. Ülkemizde
Mart ayını sıcağı sıcağına yaşıyoruz. Mart ayın önemine
değinmiştik. Süreç açısında ve ülkemizin temel sorunların çözümü
açısından önemli bir aydır demiştik. Tabii birçok halkın ise diriliş ve
yeni doğuş günüdür. Özgürlük ve kurtuluş günüdür. 2011 Mart’ı
Mezopotamya ve Anadolu halkları ve emekçileri için tarihin yazılacağı
günlere tanıklık ettiği bir süreci yaşattı. Demokratik çözüm sürecine
önemli bir katkısı olacak. Ülkemizde bir taraftan DTK öncülüğünde
özgünlüklerin özgürlüğünü esas alan bir yapılanma çalışması olacak ve
diğer taraftan ise, BDP öncülüğünden Türkiyeleşmenin Demokratik Ulus
Bloğunu inşa çalışması olacak. Bu 1920’ lerin ruhunun çağdaşlaşması ve
Mustafa Supih’ lerin yaratmak istedikleri eşit, özgür ve kardeşçe
yaşanacak bir Türkiye’nin özleminin halklar ve emekçilerin kutsal
emekleriyle yaratılmasıdır. Bu tarihi fırsatları tarihin yeniden
yazıldığı coğrafyamızda yaratacağımız hayati ve kalıcı birliktelikler ve
ittifaklarla taçlandırmamız gerekir. Bunun yanında kazandığımız
değerleri koruma ve geliştirme diye bir sorumluluğumuzda vardır. Bunun
için demokratik bir anayasa için her günümüzü 8Mart ve Newroz’lar gibi
olmalıdır. Buna gücümüz ve inancımız tamdır. Yarınlarımızı kendi
ellerimizle yaratmanın tarihi günlerini yaşıyoruz ve bu öyle uzak bir
ihtimalde değildir. Ben bu bağlamda Newroz’u halklar ve emekçilerin
özgürlüğü ve kurtuluşu için tek yumruk ve tek yürekle kutlayan herkesi
selamlıyorum.
24.3.2011 |
|