ORTADOĞU’DA HALKLAR ZAMANI

HÜSEYİN ALİ

         Mısır’da ve Tunus’ta bundan sonra ne olacağı tartışılıyor. Tunus’ta ve Mısır’da bir halk ayaklanması oldu. Halk, 20. Yüzyıl firavunlarını artık sırtında taşımayacağını ortaya koydu. Tunus ve Mısır’da despotları yıktı. Her ne kadar Hüsnü Mübarek hala koltuğunu bırakmasa da artık eski Mübarek yoktur. Sadece yumuşak geçiş planı gereği bir süre daha orada tutulacaktır.MISIR ISYANLARI
Yakın dönemde Mısır’da ve Tunus’ta hangi güçler iktidar olursa olsun Ortadoğu’da yeni bir döneme girilmiştir. Bu da halkların devreye girmesidir. Ortadoğu'da haklarlın zamanı başlamıştır.

Mevcut iktidarların ömrünün uzun olmayacağı belliydi. Çünkü 1990’lı yıllardan sonra bu despotik rejimler ABD ve Avrupa için de yük haline gelmişti. Bunların yerine yeni işbirlikçi rejimleri ikame etme arayışı vardı. Çünkü mevcut rejimler bölgedeki varlıkları için büyük riskler taşıyordu. Bunu görmeden önümüzdeki dönemin Ortadoğu’sunun nasıl şekilleneceğini belirtmek zordur.

Mevcut halk ayaklanmalarının arkasında ABD ve Avrupa’nın olduğunu söylemek doğru değildir. Ancak halkın ayağa kalkışıyla birlikte mevcut despotların kısa sürede yalnızlaşmasında ABD ve Avrupa’nın tutumunun da payı vardır.

Kuşkusuz ABD ve Avrupa eski rejimlerin hem kendi ihtiyaçlarını karışlamadığı, hem de halklar tarafından istenmediğini görerek bu tutumu takınmıştır. Eğer bu rejimlerin geleceği olsaydı ABD ve Avrupa bu diktatörlerden desteğini çekmezdi. Ancak bu rejimlere dayandığı taktirde Ortadoğu'yu tümden kaybedeceğini gördüğü için bu despotların gitmesi gerektiğini düşünmüş, bunların yerine işbirlikçi ılımlı İslami rejimleri kendi çıkarına görmüştür. Bu stratejisini de bir süredir adım adım uygulamaktaydı. Gelişen halk hareketleri bu stratejisini hızlandırmasına da vesile olmuştur.

Bazılarının belirttiği gibi ne Mısır ne de başka bir ülke İran olacaktır. Aksine İran gibi radikal İslamcı rejimlerin önünü almak için de bu strateji izlenmektedir. Tunus ve Mısır’da radikal İslam’ın gelmesi gibi bir durum olsaydı ABD ve Avrupa’nın tutumu böyle olur muydu? Aksine işbirlikçi ılımlı İslam’ın gelmesinin koşulları var olduğu için sevinmektedir. Bu nedenle Mısır İran olabilir mi gibi tartışmalar bir saptırmadır. Aksine ABD neden işbirlikçi ılımlı İslamcı rejimleri tercih ediyor, bu durum sorgulanmalıdır.

Ortadoğu'da eski despot rejimler bir bir yıkılacaktır. Yeni rejimler mutlaka eskiye göre siyasi ve sosyal alanda kimi yumuşamaların var olacağı bir karakter taşıyacaktır. Halkların nefes alabileceği, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün sınırlı olduğu kimi demokratik alanlar var olacaktır. Çünkü bu tür yumuşamalar olmadığı müddetçe hiçbir iktidarın varlığını sürdürmesi mümkün değildir. ABD ve Avrupa bu tür kısmi yumuşamaların olduğu işbirlikçi ülkeleri kendi çıkarlarına uygun görmektedir.

Bu nedenle bu ülkeler ya İran olacak ya da despotik işbirlikçi rejimler devam edecek gibi bir ikilemle gelişmeler ele alınamaz.  Halkların ayağa kalkışı eski rejimleri yıkarken bazı değişikliklerin ortaya çıkacağını görmek gerekir.

Zaten bu nedenle Türkiye'nin model ülke olduğu söyleniyor. Bu değerlendirme doğru değil, ama Türkiye durumdan vazife çıkarmaya çalışıyor. Halklar Türkiye'yi örnek aldıkları için değil, mevcut baskıcı rejimden kurtulmak için ayağa kalkıyor. Bu durum Ortadoğu'yu değiştirecek yeni bir dönem başlatmıştır.

Arap dünyasında bundan sonra demokrasi ve Özgürlük Mücadelesi durmayacaktır. Ortadoğu ülkeleri değiştikçe, demokratik güçler güçlendikçe Türkiye'nin Ortadoğu için model sunulma durumu da giderek zayıflayacaktır. Çünkü Ortadoğu halkları kendi demokratik modellerini ortaya çıkarmak için mücadelelerini sürdürmektedir.

Mevcut ayaklanmalar örgütlü olmadığı, güçlü bir demokrasi programına ve bunun öncülüğüne sahip bulunmadığı için işbirlikçi ılımlı İslami rejimlerin gelme olasılığı büyüktür. Diğer alternatiflerin başat olması çok zordur. Bu, Tunus için de geçerlidir. Ama böyle diye bu ayaklanmalar boşa gitti ve hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi değerlendirmeler yapmak da doğru değildir.

Mısır’da Mübarek rejiminin değişmesini ABD de istiyor. Ama radikal değişikliğe de Mısır’ın bölgedeki konumundan dolayı karşıdır. Bu nedenle kontrollü bir değişimi istiyor ve şimdi bu yürütülüyor. Sonuçta Müslüman kardeşlerin de sistem içine alındığı ve işbirlikçi ılımlı İslam etkisinin görüleceği yeni bir Mısır ortaya çıkacaktır.

İşbirlikçilik kıskacından kurtulmak için Ortadoğu'da alternatif çözüm modeli tüm ülkeler için demokratik konfederalizmdir. Klasik devrim teorileri ve devlet yıkıp sosyalizm kurma dışında başka bir şey düşünmeyen yaklaşımlarla özgürlükçü demokratik sosyalizm yolunda gelişme yaratılamaz. Yapılması gereken, toplumun tabandan örgütlenmesine ve bu örgütlenmelerin demokratik konfederal temelde kurumlaştırılıp devletin var olduğu koşullarda demokratik konfederal bir sistem yaratmaktır. Bu demokratik konfederal sistem içine her düşünce ve toplum kesimi de demokratik kurumlaşmalarıyla katılmalı ve onların kendilerini de bulduğu bir demokratik toplum gerçeğine ulaşılmalıdır. Bölgede alternatif bir sistem yaratmada en doğru model bunu pratikleştirmektir.

Ayağa kalkan halk, böyle bir demokratikleşmeye yönelirse mevcut devletler toplumların demokratik kurumlaşmasına duyarlı hale gelirler. Kuşkusuz gerilim her zaman olur, ama bu gerilim de sürekli demokratik toplumcu güçlerin güçlenmesiyle sonuçlanır.

Ortadoğu halkları ülke içinde böyle bir demokratik kurumlaşmaya gidip kendi ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamını yürütürken, bölge ülkelerinin ulus devlet zihniyetini bırakarak kendi aralarında demokratik konfederal bir sistem kurmaları da bölgede demokrasi ve özgülüklerin gelişmesinde önemli bir zemin yaratır.

Bu yapılmadığı taktirde despotik rejimler yıkılacak, yerine radikal İslam mı, yoksa işbirlikçi ılımlı İslam mı gelecek tartışmalarından kurtulamayız. Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış gibi bir duruma düşeriz. Kuşkusuz bu tür siyasi olasılıkları da tartışacağız ve kendi sistemimizin gerçekleşme koşullarını belirleyip pratikleşmeye yöneleceğiz.