|
Mitoloji
ve yaşanmışlıklar arasında derin bir bağlantının olduğu bugün
çok daha net bir şekilde açığa çıkmış
bulunuyor. Yaşandığı varsayılan olaylar ve olaylara yüklenen
anlamlarda bunun böyle olduğunu gösteriyor. Özelde Kürtlere ait
olan genelde ise, Ortadoğu halkları tarafından kabul edilen
Newroz efsanesi de böyle bir gerçeklik ifade ediyor.
Efsaneye göre, zalim bir
hükümdar olan Dehak amansız bir hastalığa yakalanır. O zamanın
doktorları olarak kabul edilen bilge kişiler; Dehak’a bu
hastalığını tedavisi için her gün iki genç insan beyninin ilaç
olarak kullanılması gerektiğini söylerler. Efsane böyle başlar.
Sonra Dehak orduları ile, Med’lerin(Kürtlerin o zaman ki
ataları) yurtlarını işgal eder. Bu işgalle birlikte her gün iki
Kürt gencinin beyni Dehak’a sunulmaya başlar. Sıra Demirci
Kawa’nın oğullarına gelmiştir. İsyan başlar. Demirci Kawa
Dehak’ın başını Demirci Çekişi ile ezer, sarı-kırmızı-yeşil
renklerden oluşan demirci önlüğünü sarayın penceresinden
dalgalandırarak, Dehak’ı öldürdüğünü müjdeler. Ardından sarayı
ateşe verir. Halk da bunu kutlamak için dağlarda ateş yakarak
hem bu olayı daha uzaklarda yaşayan insanlara müjdeler, hem de
kutlar.
Efsanenin özü böyle de olsa,
ayrıntıları da var. Zaten efsane bölümü de bu ayrıntı yanlarında
kendini çok daha belirgin kılıyor. Kimileri “efsanedir”,
“söylencedir” deyip geçebilir, ret eden de olabilir. Kaba bir
yaklaşımla, gerçeklilik adına birçok efsaneye böyle yaklaşıldığı
da biliniyor. Oysa işin aslının böyle olmadığı, bugün daha açık
bir şekilde görülebiliyor.
Bugün kutsal kitaplarda
anlatılan birçok olayın mitoloji de yer aldığı biliniyor. O
olaylar ve kahramanlarının farklı isim ve kurgular biçiminde
anlatıldığına tanık olunuyor. Bunlar, bugünün penceresinden
bakınca “böyle bir şey olur mu” diye reflekslerle karşılığını da
buluyor. Zaten bu anlatılanların kafalarda kalmasının ve sözler
olarak nesilden nesile ulaşabilmiş olması da asıl olarak gücünü
görülmeyen, bir türlü anlaşılamayan ve ret edilen bu
gerçeklikten alıyor.
Eğer bu anlatılanlar hayret
uyandırmazsa, kafalarda hayal gücü ve anlatım gücünü
geliştirmezse, sıradan olmaktan ve unutulmaktan
kurtulmayacaklardır. Oysa evrenin ve insanlığın yaşamında
unutulması mümkün olmayan olaylar yaşanmıştır. Bunlar insan
belleğinde bir daha çıkmamasına yer edinmişlerdir.
Bilimsel gelişmeler sonucunda
elde edilen bulgularda, efsaneler de konu edilen birçok olayın
gerçekle bir bağının olduğunu göstermektedir. Gelişen bilimin
ışığında tarihin çeşitli dönemlerinden günümüze kadar ulaşan
kalıntıların incelenmesi sonucunda bu çerçevede birçok veri ile
de karşılaşılmış bulunulmaktadır. Olaylar belki mitoloji de
anlatıldığı gibi yaşanmamıştır. Fakat mitoloji de o anlatımlara
konu olan birçok olayın bugün yaşandığı ortaya çıkmıştır.
Burada önemli olan, asıl olarak
mitoloji de; söylencelerden, anlatılanlardan daha çok, onunla
neyin anlatılmak istenildiği gerçekliği oluyor.
Newroz efsanesi de böyledir.
Ortadoğu halklarının başına bele olan Köleci Asur İmparatorluğu
bölgede hüküm sürmektedir. Bu imparatorluk despotik, köleci bir
özellik taşımaktadır. Bugün emperyalizm olarak adlandırılan
sömürgeci siyaset ve politikanın ilk gerçekleşme biçimini temsil
ettiği de genel olarak kabul görmektedir. Newroz efsanesinde
geçen hükümdar Dehak ile anlatılan ise bu gerçekliktir. Yine
aynı şekilde Köleci Asur İmparatorluğuna karşı etnisitenin bölge
de başkaldırısı yaşanmaktadır. Bu başkaldırı sonucunda da Asur
imparatorluğu yıkılır. Etnisite başket Ninova’yı ele geçirir
hükümdarın sarayıyla birlikte bu kölecilik merkezini
yakar-yıkar. Newroz efsanesindeki Demirci-Kawa betimlemesi de
bunu anlatmaktadır.
O zaman, bugün olduğu kadar
çeşitli anlatım biçimleri ve ifadelendirmeler yoktu. Bir söz
vardı, daha sonra da sözle anlatılmak istenileni kayalara,
mağara içlerine kazımaya başladılar. Ve bunlarda insanlığın
bugün sahip olduğu tüm anlatım zenginliklerine, sanata, kültüre
vb. temel yarattı.
Günümüzde Mitoloji de olduğu
gibi, olaylar sadece sözlerle tarihe nesilde nesile taşırılarak
mal edilmiyor. Bu birçok yol ve yöntem kullanılarak
gerçekleştiriliyor. Ancak bunlar içerisinde Mitolojideki sanata
temel teşkil eden kurgusal yanlarda yer alıyor. Belki günümüzde
yaşanan birçok olay ve bu olayların yaşanmasında rol sahibi olan
kişiliklerde tabi ki daha gerçek olarak benzer anlatımlarla
tarihe geçecekler ve insanlığa mal olacaklardır.
Bugün bunun koşullar da vardır.
Dünyamız ve insanlık büyük felaketlerle karşı karşıyadır.
İnsanlığın oluşumundan günümüze kadar büyük acılar çekerek,
bedeller ödeyerek yarattığı kazanımlar yok olmayla yüz yüze
getirilmişlerdir. Buna karşı tek kelimeyle destansı mücadeleler
de verilmektedir.
Bu tür süreçlerin zulmü de,
vahşeti de bunlara karşı gösterilen dirençlerde, kahramanlıklar
da mitolojide ki anlatılmışlıklar kadar büyüktürler. Mazlum
Doğan’a Çağdaş Kawa, Sömürgeci Türk Devletine günümüzün Asur’u
denmesinin altında yatan da bu gerçekliktir.
Yeni bir Newroz yılına
giriyoruz. Kürt Halkı köleleşmeye başkaldırıp, tercihini
özgürlükten yana yaparak o anı; Yeni Bir Gün olarak tarihe mal
etmiş ve Newroz yılını başlatmıştı. Aradan geçen 2623 yıl sonra
Kürt halkı yeni bir Newroz yılına daha giriyor. Bugün yaşanalar
da o zaman ki yaşananlara benzerlikler gösteriyor. Günümüzün
despotları, sömürgecileri Ortadoğu ile birlikte Kürdistan’ı
talan ediyor. Her gün Kürt gençlerinin kanını akıtarak, emeğini
sömürerek, beyinlerini yiyerek kendilerini yaşatmak istiyor.
Bunun karşısında ise Kürt Halkı
yine bir Newroz gününün arifesinde, bir başkaldır içerisinde ve
geleceğini belirlemenin bir ön günüde bulunuyor. Şimdiden o
günün büyük heyecanın yaşıyor. Kurduğu Özgürlük çadırlarında
meydanları günler öncesinde doldurmaya başlamış bulunuyor. Belki
daha büyük bedeller ödeyecek. Ama efsanede olduğu gibi; yeni bir
güne de özgür girecek!
Başta Kürtler olmak üzere
Ortadoğu’nun tüm kardeş halklarının Newroz’u Kutlu Olsun!
|