NEWROZ

Cemal Şerik

Mitoloji
ve yaşanmışlıklar arasında derin bir bağlantının olduğu bugün çok daha net bir şekilde açığa çıkmış bulunuyor. Yaşandığı varsayılan olaylar ve olaylara yüklenen anlamlarda bunun böyle olduğunu gösteriyor. Özelde Kürtlere ait olan genelde ise, Ortadoğu halkları tarafından kabul edilen Newroz efsanesi de böyle bir gerçeklik ifade ediyor.

Efsaneye göre, zalim bir hükümdar olan Dehak amansız bir hastalığa yakalanır. O zamanın doktorları olarak kabul edilen bilge kişiler; Dehak’a bu hastalığını tedavisi için her gün iki genç insan beyninin ilaç olarak kullanılması gerektiğini söylerler. Efsane böyle başlar. Sonra Dehak orduları ile, Med’lerin(Kürtlerin o zaman ki ataları) yurtlarını işgal eder. Bu işgalle birlikte her gün iki Kürt gencinin beyni Dehak’a sunulmaya başlar. Sıra Demirci Kawa’nın oğullarına gelmiştir. İsyan başlar. Demirci Kawa Dehak’ın başını Demirci Çekişi ile ezer, sarı-kırmızı-yeşil renklerden oluşan demirci önlüğünü sarayın penceresinden dalgalandırarak, Dehak’ı öldürdüğünü müjdeler. Ardından sarayı ateşe verir. Halk da bunu kutlamak için dağlarda ateş yakarak hem bu olayı daha uzaklarda yaşayan insanlara müjdeler, hem de kutlar.

Efsanenin özü böyle de olsa, ayrıntıları da var. Zaten efsane bölümü de bu ayrıntı yanlarında kendini çok daha belirgin kılıyor. Kimileri “efsanedir”, “söylencedir” deyip geçebilir, ret eden de olabilir. Kaba bir yaklaşımla, gerçeklilik adına birçok efsaneye böyle yaklaşıldığı da biliniyor. Oysa işin aslının böyle olmadığı, bugün daha açık bir şekilde görülebiliyor.

Bugün kutsal kitaplarda anlatılan birçok olayın mitoloji de yer aldığı biliniyor. O olaylar ve kahramanlarının farklı isim ve kurgular biçiminde anlatıldığına tanık olunuyor. Bunlar, bugünün penceresinden bakınca “böyle bir şey olur mu” diye reflekslerle karşılığını da buluyor. Zaten bu anlatılanların kafalarda kalmasının ve sözler olarak nesilden nesile ulaşabilmiş olması da asıl olarak gücünü görülmeyen, bir türlü anlaşılamayan ve ret edilen bu gerçeklikten alıyor.

Eğer bu anlatılanlar hayret uyandırmazsa, kafalarda hayal gücü ve anlatım gücünü geliştirmezse, sıradan olmaktan ve unutulmaktan kurtulmayacaklardır. Oysa evrenin ve insanlığın yaşamında unutulması mümkün olmayan olaylar yaşanmıştır. Bunlar insan belleğinde bir daha çıkmamasına yer edinmişlerdir.

Bilimsel gelişmeler sonucunda elde edilen bulgularda, efsaneler de konu edilen birçok olayın gerçekle bir bağının olduğunu göstermektedir. Gelişen bilimin ışığında tarihin çeşitli dönemlerinden günümüze kadar ulaşan kalıntıların incelenmesi sonucunda bu çerçevede birçok veri ile de karşılaşılmış bulunulmaktadır. Olaylar belki mitoloji de anlatıldığı gibi yaşanmamıştır. Fakat mitoloji de o anlatımlara konu olan birçok olayın bugün yaşandığı ortaya çıkmıştır.

Burada önemli olan, asıl olarak mitoloji de; söylencelerden, anlatılanlardan daha çok, onunla neyin anlatılmak istenildiği gerçekliği oluyor.

Newroz efsanesi de böyledir. Ortadoğu halklarının başına bele olan Köleci Asur İmparatorluğu bölgede hüküm sürmektedir. Bu imparatorluk despotik, köleci bir özellik taşımaktadır. Bugün emperyalizm olarak adlandırılan sömürgeci siyaset ve politikanın ilk gerçekleşme biçimini temsil ettiği de genel olarak kabul görmektedir. Newroz efsanesinde geçen hükümdar Dehak ile anlatılan ise bu gerçekliktir. Yine aynı şekilde Köleci Asur İmparatorluğuna karşı etnisitenin bölge de başkaldırısı yaşanmaktadır. Bu başkaldırı sonucunda da Asur imparatorluğu yıkılır. Etnisite başket Ninova’yı ele geçirir hükümdarın sarayıyla birlikte bu kölecilik merkezini yakar-yıkar. Newroz efsanesindeki Demirci-Kawa betimlemesi de bunu anlatmaktadır.

O zaman, bugün olduğu kadar çeşitli anlatım biçimleri ve ifadelendirmeler yoktu. Bir söz vardı, daha sonra da sözle anlatılmak istenileni kayalara, mağara içlerine kazımaya başladılar. Ve bunlarda insanlığın bugün sahip olduğu tüm anlatım zenginliklerine, sanata, kültüre vb. temel yarattı.

Günümüzde Mitoloji de olduğu gibi, olaylar sadece sözlerle tarihe nesilde nesile taşırılarak mal edilmiyor. Bu birçok yol ve yöntem kullanılarak gerçekleştiriliyor. Ancak bunlar içerisinde Mitolojideki sanata temel teşkil eden kurgusal yanlarda yer alıyor. Belki günümüzde yaşanan birçok olay ve bu olayların yaşanmasında rol sahibi olan kişiliklerde tabi ki daha gerçek olarak benzer anlatımlarla tarihe geçecekler ve insanlığa mal olacaklardır.

Bugün bunun koşullar da vardır. Dünyamız ve insanlık büyük felaketlerle karşı karşıyadır. İnsanlığın oluşumundan günümüze kadar büyük acılar çekerek, bedeller ödeyerek yarattığı kazanımlar yok olmayla yüz yüze getirilmişlerdir. Buna karşı tek kelimeyle destansı mücadeleler de verilmektedir.

Bu tür süreçlerin zulmü de, vahşeti de bunlara karşı gösterilen dirençlerde, kahramanlıklar da mitolojide ki anlatılmışlıklar kadar büyüktürler. Mazlum Doğan’a Çağdaş Kawa, Sömürgeci Türk Devletine günümüzün Asur’u denmesinin altında yatan da bu gerçekliktir.

Yeni bir Newroz yılına giriyoruz. Kürt Halkı köleleşmeye başkaldırıp, tercihini özgürlükten yana yaparak o anı; Yeni Bir Gün olarak tarihe mal etmiş ve Newroz yılını başlatmıştı. Aradan geçen 2623 yıl sonra Kürt halkı yeni bir Newroz yılına daha giriyor. Bugün yaşanalar da o zaman ki yaşananlara benzerlikler gösteriyor. Günümüzün despotları, sömürgecileri Ortadoğu ile birlikte Kürdistan’ı talan ediyor. Her gün Kürt gençlerinin kanını akıtarak, emeğini sömürerek, beyinlerini yiyerek kendilerini yaşatmak istiyor.

Bunun karşısında ise Kürt Halkı yine bir Newroz gününün arifesinde, bir başkaldır içerisinde ve geleceğini belirlemenin bir ön günüde bulunuyor. Şimdiden o günün büyük heyecanın yaşıyor. Kurduğu Özgürlük çadırlarında meydanları günler öncesinde doldurmaya başlamış bulunuyor. Belki daha büyük bedeller ödeyecek. Ama efsanede olduğu gibi; yeni bir güne de özgür girecek!

Başta Kürtler olmak üzere Ortadoğu’nun tüm kardeş halklarının Newroz’u Kutlu Olsun!