KÜLTÜREL ASİMİLASYON

Toplum üzerine katmerli sermaye ve iktidar tekelleri kurulmaya başlanmıştır. Üretilen toplumsal değerler gasp edilmektedir. Bu durumda ahlakın yetmezliğinden değil, toplumun tahakküm altına alınmasından devletin yönetim kuralları denilen hukuk kurallarının  uygulandığı baskı ve sömürüye tabi tutulmasından bahsedebiliriz. Dolayısıyla ahlakın, bağlantılı olarak doğrudan demokrasinin alanı gittikçe daralıyor. Toplumsal olan her şey ahlakidir. Ahlaki olan her şeyde toplumsaldır. Ekonomi ahlaksal olduğu gibi dinde  ahlaksaldır. Doğrudan demokrasi olarak siyaset ahlakın ifadesidir.

  İşin ilk kuralı yani ahlak, ilk başlardan itibaren toplum için, hayati bir konudur.

   Burada çözümlenmesi gereken en çok başvurdukları toplumsal politikalarından bir asimilasyondur. En genel anlamıyla kültürel eritme anlamına gelen asimilasyon politikalarındaki temel amaç, tahakküme tabi tuttuklarının tüm karşı direnç yeteneklerini ellerinde almak için başta zihniyetin temel kullanım aracı olan yerel dil uygulama dışı tutup hakim dili yoğun işlenişini ifade eder.

  Asimilasyon yalnız dil alanında değil, iktidarın şekillendirdiği tüm toplumsal kurumlardan uygulanır. Hakim ulus yada dinin, grubun kurumsal gerçekliğine uyarlanma her düzeyde yaşanır.

   Siyasal, sosyal, ekonomik, hatta zihniyet alanı resmen tanınıp hukukça korundukça, diğer azınlık ve yenilmişlerin eş kurumları kendilerini hakim kurumlara göre zoraki veya gönüllü asimilasyona uğratarak, resmiyetin içinde yer alırlar.

  Baskı ve ekonomik, siyasi çıkar ne kadar devreye girerse erime o denli rol oynar.

       DERLEME REBER APO

       

 

 
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com