|
KÜLTÜREL
ASİMİLASYON
Toplum üzerine katmerli sermaye ve iktidar
tekelleri kurulmaya başlanmıştır. Üretilen toplumsal değerler gasp
edilmektedir. Bu durumda ahlakın yetmezliğinden değil, toplumun tahakküm
altına alınmasından devletin yönetim kuralları denilen hukuk
kurallarının uygulandığı baskı ve sömürüye tabi tutulmasından
bahsedebiliriz. Dolayısıyla ahlakın, bağlantılı olarak doğrudan
demokrasinin alanı gittikçe daralıyor. Toplumsal olan her şey ahlakidir.
Ahlaki olan her şeyde toplumsaldır. Ekonomi ahlaksal olduğu gibi dinde
ahlaksaldır. Doğrudan demokrasi olarak siyaset ahlakın ifadesidir.
İşin ilk kuralı yani ahlak, ilk başlardan
itibaren toplum için, hayati bir konudur.
Burada çözümlenmesi gereken en çok başvurdukları
toplumsal politikalarından bir asimilasyondur. En genel anlamıyla
kültürel eritme anlamına gelen asimilasyon politikalarındaki temel amaç,
tahakküme tabi tuttuklarının tüm karşı direnç yeteneklerini ellerinde
almak için başta zihniyetin temel kullanım aracı olan yerel dil uygulama
dışı tutup hakim dili yoğun işlenişini ifade eder.
Asimilasyon yalnız dil alanında değil, iktidarın
şekillendirdiği tüm toplumsal kurumlardan uygulanır. Hakim ulus yada
dinin, grubun kurumsal gerçekliğine uyarlanma her düzeyde yaşanır.
Siyasal, sosyal, ekonomik, hatta zihniyet alanı
resmen tanınıp hukukça korundukça, diğer azınlık ve yenilmişlerin eş
kurumları kendilerini hakim kurumlara göre zoraki veya gönüllü
asimilasyona uğratarak, resmiyetin içinde yer alırlar.
Baskı ve ekonomik, siyasi çıkar ne kadar devreye
girerse erime o denli rol oynar.
DERLEME REBER APO
|