|
Fetullahçılar Güney Kürdistan’daki Okullarında Kürtçeyi
Yasaklıyor
Güney
Kürdistan’da yayın yapan “Sivil” dergisi geçen ay Fetullahçıların burada
nasıl, için için bir kültürel, ekonomik ve siyasi işgal faaliyeti
yürüttüklerini konu alan bir dosya yayınladı. Çarpıcı bilgi ve
tespitlerin yer aldığı yazıda cemaatin bu konuda aldığı mesafe gözler
önüne seriliyor. Cemaatin Güney’de açtığı birçok okulda okuyan bazı
öğrencilerin yakındıkları uygulamalar, derginin söz konusu yazısını
teyit eder nitelikte. Cemaatin son “marifet”lerinden biri de Güney
Kürdistan’da Kürtçeyi yasaklamak!
Cemaatin Güney Kürdistan’ın Hewlêr, Süleymaniye ve Kerkük şehirlerinde
okulları bulunuyor. Bu okulları ilçelerde de açma girişimleri var.
Şimdilik bu yönlü hazırlıkların yapıldığı bir ilçe de Güney’de ismi
“şehit” tabiri ile anılan Halepçe’dir. Fetullahçıların mevcut durumda
Hewlêr’de; Fezalar eğitim kurumu, Işık dil merkezi, Işık ilköğretim
okulu, Nilüfer kız koleji, Işık erkek koleji ve Işık üniversitesi
bulunuyor. Süleymaniye’de ise; Süleymaniye kız koleji, Selahaddin Eyyubi
erkek koleji ve Selahaddin Eyyubi dil merkezi var. Son olarak da yine bu
şehirde okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar için yeni bir okul
açıldı. Bu okullarda genel itibarıyla Türkçe, İngilizce, Arapça ve
Kürtçe (Sorani) dillerinde eğitim veriliyor. Başlangıçta, okullara
öğrenci alımlarında bir ayırıma gidilmiyor. Fakat sonradan yetenekli ve
zeki bulunan öğrenciler ayrıştırılarak esas strateji hayata geçiriliyor.
Ayrıştırdıkları bu öğrenciler “tatil” adı altında yaz mevsiminde
Türkiye’ye götürülerek burada daha “özel” eğitimlere tabi tutuluyorlar.
Hatta bunlardan bir kısmının aileleri de bu “özel” politikaların
kapsamına alınıyor. Böylece cemaatin temel stratejisi olan “sızma” ve
“içten fetih” yaşamsallaştırılıyor.
Bu
okullarda okuyan birçok öğrenci öğretmenlerinin, gittikçe daha da
sertleşen yöntemlerle okulda ve hatta evde Kürtçe konuşmamaları ve
Türkçeyi esas almaları yönünde baskı geliştirdiklerini ifade ediyorlar.
Bu baskı ve yasaklamayı gerekçelemek için de “güzel ve düzgün Türkçe
konuşmayı başarmaları halinde Türkiye’de kendilerine iş imkânı
sağlayacaklarını ve Türkçenin iyi bir gelecek vaat ettiğini” ileri
sürüyorlarmış. Ayrıca Türkçeyi özendirmek ve cazibeli göstermek için
özel çaba sarf ediyorlarmış. Bu uygulama ve politikaların etkili olduğu
da rahatlıkla gözlemlenebiliyor. Binlerce öğrencinin okuduğu bu
okullarda Türkçenin git gide daha fazla hâkim hale getirildiği
rahatlıkla fark ediliyor. Bu durum salt okullarla da sınırlı değil.
Okullardan başlatılan bu “harekât”ın etkileri ailelere ve sokağa da
yansıyor. Türk televizyonları da bu yönlü önemli bir rol oynuyor.
Okullardaki “eğitim”i evde “diziler” tamamlıyor. Ne yazık ki “ilgi
çeken” dizilerin çoğunluğunda da Kürtler aşağılanıyor. Bunlar cemaatin
çevirdiği malum diziler…
Güney Kürdistan yönetiminin izlediği politika(sızlık) da cemaat için
muazzam bir zemin hazırlıyor. Ulusal ve toplumsal bir kültür ve eğitim
politikasından yoksun yönetim, meydanı cemaate terk etmiş durumda.
Cemaat ise bu meydanda cirit atıyor. Bunun bir abartı olmadığına
göstereceğimiz kanıt ise bizzat Güney Kürdistan yöneticilerinin
birçoğunun çocuklarının eğitimi için bu cemaat okullarını tercih
etmeleridir.
Cemaat bu “cirit oyunu”nu ekonomi, siyaset ve sağlık alanlarında da
oynuyor. Aldığı büyük ihalelerle cemaat, ekonomik alanda günden güne
büyüyor. Siyaset ve istihbaratın merkezleri ise başta TC’nin Hewlêr
konsolosluğu olmak üzere onlarca cemaat evidir. Hewlêr’in en işlek
hastanelerinden biri ise cemaate ait. Şimdi Süleymaniye’de de bir
hastane açma hazırlıkları var.
Tüm bu “işleyiş”te cemaat, Güney’deki Amerikalılarla çok sıkı ve “özel”
bir işbirliği ve “dayanışma” içerisindedir. Elbette bu bir sır değil.
Dünyanın neresinde ABD varsa orada cemaati de bulursunuz ve dünyanın
neresinde cemaat varsa içerisinde türlü “makam”larda Amerikalıları
bulursunuz. Üstelik bunlar öyle sıradan Amerikalılar da değildir. En
başta da istihbaratçılar buralarda “çalışıyor”. Rusya yönetiminin
geçmişte cemaat okullarını kapatmasının nedeni de budur.
Kısacası çok da uzak olmayan bir gelecekte Güney Kürdistan yönetiminin
çeşitli kademelerinde “Kürt” kılığında cemaat üyeleri gördüğümüzde
şaşırmayalım. Çünkü sözünü ettiğimiz tüm uygulamalar o kademelere yol
döşüyor!
Akif Roj
|