Deniz Karer


                        
HALKLAR VE EMEKÇİLER İÇİN BUGÜN ACİL OLAN NEDİR? 

Günümüz Türkiye’sinin ve bu vatanda yaşayan, her biri ayrı dil, din, ulus mensubu olan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları halklarının gerçekten, hakikatten neye ihtiyacı var?  Emekçi, işçi, halk veya halklar söz konusu olunca neden sadece iş ya da aş sorunu olarak tanım buluyor? Bu vatandaş, yurttaş, halk neden farklı bir uğraş ile anılmıyor veya farklı sorunların sahibi olamıyor? İşte burada iktidar çevrelerinin çıkarları söz konusu oluyor. Tehlike alarmı bu arada çalıyor. Halkın demokratik, kendi öz gücüne dayalı kominal toplum yapısı bu iktidar çevrelerini tehdit ediyor olması nedeniyle onları bu konumlarından çıkmasının önünde en büyük, hatta tek engeli geliştiriyorlar.

Kendi öz gücüne dayanan, ekonomisini kendi imkânlarına dayanarak bağımsız geliştiren, toplumsal olarak kominal üretim ve dayanışmayı esas alan bir halk gerçeği devleti, iktidar çevresini korkutur. Bu anlamda halkla bahsi geçen erkler arasında hep sınırlar, ölçüler bir şekilde korunmuştur Ve kendi amaçları uğruna halkı yıllardır açlık, işsizlik, yoksulluk sorunlarıyla uğraştırıp, esas özgürlük, demokrasi gibi temel ihtiyaçların öne çıkmasının önünü alma yöntemleri geliştirildi. Toplum bu yolla uyuşturulup yozlaştırıldı. İktidar hegemonyacılığı bu yolla gönüllü köleliği, dolayısı ile sisteme bağımlılığı geliştirdi. Bir ücret karşılığında ve karın tokluğuna iktidarın ve kurumlarının mülkü konumuna kendisini bırakan bir gerçeklik yarattı. Toplumsal yaşamdan kopuk politik çıkarlarının, iktidara dayalı siyaset anlayışlarının, halklar arasında ortaya çıkan savaş ve şiddet gerçeğinin bedellerini halka ödetti yani faturayı hep bize çıkardı.

Oysa vatanımda demokrasi yok, haklarım tanınmıyor, özgürlüğüm yok, kendi dilimde stran söyleyemiyor, okuyup yazamıyor, konuşamıyor, insandan bile sayılmıyorum. Ama ücret karşılığında “yarabbi sana çok şükür, devletimizi başımızdan eksik etme” duaları eder, yakarır düzeyine getirildim halk olarak. Bu konumu kimler geliştirdi, tabii ki kendi çıkarını gözeten, yoksulun, fakirin, halkın sırtından geçinen devlet ve onun iktidar kurumları. Kullandığı yöntemde en az izlediği yol kadar kirli emellere hizmet etmiştir bu güne kadar. Bu oyunlar karşısında halkların mücadele ve direniş tarihi bir kaç yazıda anlatılamayacak derecede yoğun ve görkemlidir. Bu günün koşulları da tarihsel mücadele ve direniş gerekçelerini fazlasıyla açığa çıkarmış durumda. Çok kültürlü, dinli, dilli halklar olarak yaşadığımız, Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti sınırları içerisinde hala demokrasi ve özgürlük sorunlarımız var. İşte tamda bu ve daha birçok nedenle bizlerin ekmek ve su kadar konfederalizme, demokrasiye, özgürlüğe yani özerkliğe ihtiyacımız var. Ve bizler bunu hak ediyoruz. Bunu Türkü’de Kürd’ü de Laz’ı da Çerkez’i de hak ediyoruz. Halk olarak sömürüldüğümüz, ezildiğimiz, savaşlara sürüldüğümüz yeter artık. Halkların bir arada, kardeşçe yaşam olanağı yaratılmıştır.

Dönem artık demokratik konfederal, halkların birliği ve kardeşliğini, kominalizmi dayatan bir dönemdir. Hangi ulustan olursak olalım esas insanlığı tanıyalım. Birbirimizin insan olduğunu hatırlayalım. Sistemin yarattığı uyuşukluktan sıyrılalım, kendimize gelelim.  Demokratik Konfederal sistem nasıl bir sistemdir? Bizim için Demokratik Konfederal sistem ne getirecek? Gibisinden sorular soralım kendimize. İnsanlık için Demokratik Konfederal sistem ideal bir sistem olmaktadır. Demokratik Konfederalizim toplumun veya ulusun özgürlük ve demokrasi özlemleri ve bu anlamda mücadelelerin sonucu olarak açığa çıkmış ve alternatif olarak gelişen sistem olarak tanımlanabilir.

Toplumlar iktidarcı ve devletçi sistem karşıtı olarak kendi alternatif sistemlerini demokratik, kominal, barışçıl ve huzurlu yaşam özlemlerinden yola çıkarak geliştirmişlerdir. Halklar kendi özgürlüklerini kana, kana bu sistemde yaşayabilecek ve insanlığını koruyacak, var edecektir. Bu tarihi fırsat doğmuştur. Doğan bu fırsatı en iyi nasıl değerlendiririz sorusuyla işe koyulalım, gerisi kendiliğinden gelecektir. Çocuklarımıza güzel, huzurlu bir gelecek bırakmak istiyorsak bu çalışmalara el atalım ve mücadelesini en önde verelim.

 

             

 

                                                                                                                                                                                  04 11 2010       

 

 

       

 

 
 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com