KURDİSTAN BARIŞ GAZİLERİ
 

 

TÜM ULUSLAR TARAFINDAN KOVULAN BARIŞIN YAKINMASI
DESİDERİUS ERASMUS

BARIŞ KÜLTÜRÜ MÜ? YOKSA BARIŞ İÇİN KÜLTÜR MÜ?
BOZKURT GÜVENÇ

GEÇEN YILIN SAVAŞLARI 17 SAVAŞ VE MİLYONLARCA ÖLÜ
EDİP EMİL ÖYMEN

 

 

 
 
 
 
 
 
    

 

   GERÇEKTEN SANATÇIMIYIZ?

    gorse MeretoGorse mereto

  Geçenlerde Türk Tv kanalarını dolaşırken, bir program çarpı verdi gözüme, Haber Türk kanalıydı, tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu konuk olarak gündemi değerlendiriyordu. Sohpete başlamadan önce, geçen programda Gülten Kaya ile yapılan söyleyişin, bir kısmı tekrar hatırlatıldı, Gülten kaya, rahmetli Ahmet Kaya yı anlatıyordu, geçmişte yapılan olayları anlatırken, ne denli acı çektiğini his edebiliyordum,

              Ahmet kaya yıllarını sanata verdi, çok değerli eserleri halka mal eti, kendi çalışmasıyla milyonların gönlünde taht kurdu, bir sanatçı nasıl olması gerekiyorsa, o hep öyle olmaya çalıştı. En son bir ödül töreninde, Kürtçe klip yapacağım açıklamasından sonra, orada bulunan ve kendisine sanatçıyım diyen Serdar Ortaç ve diğer sanatçılar tarafından, saldırıya uğratıldı, çatal, kaşık ve tabaklar havada uçuştu, aslında orda, Ahmet Kaya şahsında, Kürt halkı ve onun kültür değerlerine saldırıldı, kendisine sanatçıyım diyen bir sürü kişi orda bulunuyordu, ve hiç birinin kılı bile kıpırdamadı, Mahsun Kırmızıgül, İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Kadir İnanır, Ajda Pekkan, Ebru Gündeş ve ismini hatırlayamadığım bir sürü kişi, Ahmet Kaya nın, Kürtçe klip yapacağıma karşı, hemen oradaki her kes Serdar Ortaç öncülüğünde Türk marşlarını okumaya başladılar, sanki ülke elden gidiyor. Keşke biraz ülke ve insan sevgiside olsa onlarda... Her neyse, bazı efendi garsonlar olmasa, Ahemet Kaya ve eşi Gülten Kaya linç edilecekti. Bu olaydan sonra Ahmet Kaya hedef haline getirildi, Türk medyası ve onun basını Ahmet Kaya yı teşhir edip vatan hayini ilan etti.

                 Yapılan bunca olayları sanatsal olarak ele alındığında, sanatın ne denli kirletildiğini şüphesizki göreceğiz. En başta, sanatı doğru tanımlamak gerekecek. Sanat nedir? Santçılar nasıl olurlar? Toplumdaki işlevleri nedir? Niçin sanat yaparlar?  Soruları geliyor insanın aklına. Ben sanatçı filan değilim, ama bir sanatçının nasıl olması gerektiği konusunda, beğeni, kabul red ölçülerim ve  ideallerim var, sanat konusunda derinleştiğim hususlar, düşünce ve bakış açılarım var. Her şeyden önce, bir sanatçı, barışçıldır, yüce insan sevgisine  sahiptir. Toplumda yaşanılan sorunları sanatsal bir dil ile elleştirmesidir. Bir sanatçı, kendisine ait olmaktan çok halkın öncüsüdür, emekçidir, adaletlidir, yaratıcıdır, özgürlükçüdür. Toplumda var olan kırgınlıkları, kavgaları, gidermeye çalışan bir köprü rolundedir. Saygınca olup, ezilenlerin yanında olandır. Toplumlar arası ayrıcalık yapmaz, toplumların dil din kimlikleri örf adetleri konusunda bir politikacı gibi yaklaşamazlar. Çünkü bu özellikler sanatçılara ait özelliklerdir. Ama şöyle bakalım o ödül törenine; sanatçılar bu duyarlılıklamı yaklaştılar! Yazık gerçektende yazık! Tıpkı Roma’daki arena savaşları aklıma geldi. Roma arena savaşları bile bire bir karşı karşıya gelip savaşırlardı, ama o gece bir sürü kişi  Ahmet Kaya ve eşi Gülten Kaya ya saldırdılar ki orası Roma değildi, ne düşman vardı ne de yabancılar. Bu vatan için sanat yapan ve gerçekten halkların birlektenliği istiyen, vatanı Serdar Ortaç ve diğerlerinden daha çok seven Ahmet Kaya vardı. Sanatçılar böylemi halkların acılarını dindirecekler, böylemi halka örnek olacaklar? Hayır kesinlikle, bunlar halkın sanatçısı olmazlar, olsa olsa halkın baş belası olurlar. Orada bulunan sanatçılar, en başta medeniyet konusunda bir eğitime tabi tutmalılar her şeyden önce insan sevgisine ihtıyaçları vardır, her mikrofonu elline alan kendisine sanatçıyım diyorsa böyle bir sanat topluluğun içerisinde yer almaktansa, onurumla kendi emeğimle mütevazi bir yaşam akışında yer alırım.

   A.KAYA                     Ali poyrazoğlu yla, söyleyiş yapan bayan sunucu diyor ki; orda Kürt sanatçılar da vardı, İbo, Mahsum,Özcan vs, bunlar ses çıkarmadı? Sunucu olan bayana saygı duyduğumu belirtirken, bu Kürt dedikleri sanatçılar için bir şeyler söylemekten de geri kalmıyacağım. Hadi diyelim Serdar Ortaç ve bazıları Türk kökenli vatandaşlarımızdır, peki İbo Mahsum Özcan Deniz ve bazıları Kürt değilmiydi? Ben burda kimlik ayrımı yapacak kadar bilinçsiz değilim, ama hadi diyelim yapmış gibi olayım. Kürt sanatçısı böylemi olur? Asla öyle değildir. Kürt sanatçısı her zaman onuruyla yaşamıştır, ateşten gömlek giyip, ekmeğini taştan çıkarmıştır, kendi emeğiyle nice bedeller ödeyerek, gerektiği yerde canını bile sanat uğruna vermiştir. Kürt tarihi ve onun sanatı, sayısız destanları yaratmıştır. Mem u Zin, Ahmede Xane, Sıyabend u Xece, Feqiye Teyran, Cigerxwin, Ayşe Şan, Hasan Zirek, Musa Anter, Merzıya Rezazi ve isimlerini yazarak bitiremeyeceğim sayısız örnekleri daha. Yine dağda gerilla ortamında, savaşın en kızgın anlarında ,savaşı ve sanatsal çalışmayı bir arada yürüten, nice kahraman yoldaşlarımız bu yolda bedel ödemişlerdir. Ş.Serhat, Ş.Hogır, Ş.Xelil, Ş.Mizgin ve Ş.Delila yoldaşlarımız en iyi sanatın dağda zorluklar ortamında ve onurluca yapabileceklerini ispatlayıp gerektiği yerde de ölmesini bile bildiler. Kahraman şehitlerimizin takipçileri ve öğrencileri olan Awaze Çiya müzik grubu her türlü zorluklara rağmen, yağmur gibi yağan bombalar altında nice çalışmaları ürüne dönüştürdüler. Bununla bağlantılı Kürdistan’ın dört parçası ve ülke dışında sanatsal çalışmalar yapan, ülkesini Ahmet Kaya gibi seven ama uzak ta yaşayan nice sanatçılarımız var. Bu onurlu sanatçılarımız halkına ihanet etmeyip, bir kaşık çorbaya kendilerini satmamışlardır ve gerektiği yerde de hiç boyun eğmeden bedel ödemişlerdir.

                  Ama gelelim İbo, Mahsum, Özcan Deniz ve onun gibi sözde Kürt sanatçılara. Onlar nasıl yaşıyorlar? Bir saniye bile onurlu yaşamıyorlar. Ahmet Kaya olayında Serdar Ortaç öncülüğünde bu tip sözde Kürt sanatçılar, Kürt kültürüne ve onun sanatına soykırım yapmada öncü rol oynamışlardır, özgürlükmüş, onurlu yaşammış, onların umurlarında bile değil. Onlar bu onurlu kelimelere çok yabancılar, onlar için önemli olan günü birlik yaşamak ve bunca emeklerin üzerlerine konmak oluyor. Ama unutmasınlar ki günü geldiğinde hesap sorulacaktır. Sistem gerçekliği onları her zaman bu biçimiyle korumayacaktır, kendi halkına yaramayan bir insanın düşmanına da yaramayacağını çok iyi biliyordur. Kaldı ki bunun sayısız tarihsel örnekleri vardır ve şunu unutmasınlar ki günü geldiğinde onlara sahip çıkan düşman  gerçekliği, işleri bitiklerinde rezil rusfa edeceklerdir. Peki ben bunlara diyorum o gün geldiğinde ne yapacaksınız? İhanetin telafisini nasıl yapacaksınız? Arkanızda bıraktığınız çocuklara ne diyeceksiniz? Günahsız mazlum Kürt halkının yüzüne nasıl bakacaksınız ya da bakacakmısınız?

                  Sorumluluğumun gereği, Ali Poyrazoğlu’na da bir iki şey söylemek istiyorum. Yıllardır tiyatro sanatçısı olarak yaşıyorsunuz, bir çok oyun yazıp ve bizzat kendin de sahne almışşın, ayrıca tanılınan birisi olarakta yaşamaktasın, senin proğramdaki düşüncelerinde fena değildi, en azından Ahmet Kaya’ya böyle yapılmamalıydı diyordun, bunlar güzel şeyler ve saygı da duydum. Peki ben sana diyorum tiyatro sadece sahnede oynamakmıdır?  O oynadığın oyunları ne kadar ruhta duygu ve düşüncede yaşıyorsun? O oyunlardan ne anlıyorsun? O oyundaki replikleri ne kadar hayata geçirip yaşamsalaştırıyorsun? Bir sanatçı halkın sorunlarına çözüm üretir denildiğinde sen bunun neresinde yer alıyorsun? Ve gerçekten bunun çabası içerisindemisin? Peki sen sayın Ali Poyrazoğlu olarak sanat hayatında kaç defa Kürtlerin yaşadığı bölgelere gidip, yaşadığı sorunları paylaşmaya çalıştın? Yaşadığı acıları, yoksul yaşamlarını, tarihten bu yana yaşanan katliamları, kendini bir an içinde olsa o insanların yerine koyup o insanların dünyasıyla yaşadın mı? O trajedi yaşamı hangi tiyatro oyununda sahnelendirdin? Gerçekten de vicdanen sızlamıyormusunuz? Hani sanat toplumun sorunlarını, çektiği acıları anatsal bir dil ile elleştirmek ve çözmekti. Hani siz sanatçılar oturup kalktığınızda sanatın özgürlüğünden bahsedip şöyle böyle yapacağız diyordunuz. Sanatçı bu olanlara seyirci olmakmıdır? Eğer sizin dediğiniz sanat bu gerçeklere göz yumup, görmemezlikten gelmekse görmedim, duymadım, bilmiyorum demekse ben şahsen bir vatandaş olarak o sanat dünyanızda yaşamak istemem. Çok iyi bir oyuncu olabilirsiniz ama asla sanatçı olamazsınız. Eğer sanat sadece türkü okuyup eğlenmekse, bir filimde başrol oynayıp, tiyatro sahnesindeki ezberlenen repliklerse ben o sanat dünyanızda olmak istemem. Eğer sanat buysa o sanat  kirlenmiştir, sanatı eğlenceye dön dermişsiniz, maneviyat olan bu kutsal yanımızı maddiyata boğmuşsunuz. Bir çok Kürt ve ezilen halkların müziklerini, oyunlarını, temel değer yargılarını çalıp, sanki yeni bir şey yaratmış gibi hırsızlık yapıyorsunuz. Bir de utanmadan Türk halk müziği deyip kendi insanlarınıza satıyorsunuz. Bunların bilinmediğini mi sanıyorsunuz? Böyle olduğunuz için Ahmet Kaya’yı da kendinize benzetmek istediniz. Ahmet Kaya halkı için sanat yapacağını söyleyince linç etmeye çalıştınız ve şimdi de utanmadan Ahmet Kaya adına program yapıyorsunuz. Hem öldürüp şimdi de timsah gözyaşları döküyorsunuz.

                    Öyle TV programlarınızda, keşke olmasaydı programları yapmak çok istediğiniz yâ da çok değiştiğiniz anlamına da gelmiyor. Halkımız da bunu böyle biliyor zaten. Eğer bugün Türk TV kanalarında Kürtlerden söz edilip, bazı haklar tanınmak tartışmaları yürütülüyorsa da çok istediklerinden ya da çok değiştikleri anlamını da taşımıyor. PKK ve onun Önderi olan Başkan APO’nun olağanüstü mücadelesinin ürünü olduğunu bilmek ve ona göre bir felsefe oluşturmak durumundayız. Kendisine sanatçıyım diyenler bu gerçeği görmek zorunda, aksi taktirde, yapacağımız sanat halkalara, kardeşliğe ve insan olgusuna hizmet etmiyecektir. Ahmet Kaya’yı linç ederek bir yere varamasınız çünkü hepimiz birer Ahmet Kaya’larız ve bundan sonra da öylece yaşamaya devam edeceğiz    -Rahmetli Ahmet Kaya yı saygıyla anıyorum)

                             10 02 2009

                        

                                                                                                                      

 

kurdistan.gaziler@googlemail.com