|
Gorse
mereto
Geçenlerde
Türk Tv kanalarını dolaşırken, bir program çarpı verdi
gözüme, Haber Türk kanalıydı, tiyatro sanatçısı Ali
Poyrazoğlu konuk olarak gündemi değerlendiriyordu.
Sohpete başlamadan önce, geçen programda Gülten Kaya ile
yapılan söyleyişin, bir kısmı tekrar hatırlatıldı,
Gülten kaya, rahmetli Ahmet Kaya yı anlatıyordu,
geçmişte yapılan olayları anlatırken, ne denli acı
çektiğini his edebiliyordum,
Ahmet kaya yıllarını sanata verdi, çok değerli eserleri
halka mal eti, kendi çalışmasıyla milyonların gönlünde
taht kurdu, bir sanatçı nasıl olması gerekiyorsa, o hep
öyle olmaya çalıştı. En son bir ödül töreninde, Kürtçe
klip yapacağım açıklamasından sonra, orada bulunan ve
kendisine sanatçıyım diyen Serdar Ortaç ve diğer
sanatçılar tarafından, saldırıya uğratıldı, çatal, kaşık
ve tabaklar havada uçuştu, aslında orda, Ahmet Kaya
şahsında, Kürt halkı ve onun kültür değerlerine
saldırıldı, kendisine sanatçıyım diyen bir sürü kişi
orda bulunuyordu, ve hiç birinin kılı bile kıpırdamadı,
Mahsun Kırmızıgül, İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Kadir
İnanır, Ajda Pekkan, Ebru Gündeş ve ismini
hatırlayamadığım bir sürü kişi, Ahmet Kaya nın, Kürtçe
klip yapacağıma karşı, hemen oradaki her kes Serdar
Ortaç öncülüğünde Türk marşlarını okumaya başladılar,
sanki ülke elden gidiyor. Keşke biraz ülke ve insan
sevgiside olsa onlarda... Her neyse, bazı efendi
garsonlar olmasa, Ahemet Kaya ve eşi Gülten Kaya linç
edilecekti. Bu olaydan sonra Ahmet Kaya hedef haline
getirildi, Türk medyası ve onun basını Ahmet Kaya yı
teşhir edip vatan hayini ilan etti.
Yapılan bunca olayları sanatsal olarak
ele alındığında, sanatın ne denli kirletildiğini
şüphesizki göreceğiz. En başta, sanatı doğru tanımlamak
gerekecek. Sanat nedir? Santçılar nasıl olurlar?
Toplumdaki işlevleri nedir? Niçin sanat yaparlar?
Soruları geliyor insanın aklına. Ben sanatçı filan
değilim, ama bir sanatçının nasıl olması gerektiği
konusunda, beğeni, kabul red ölçülerim ve ideallerim
var, sanat konusunda derinleştiğim hususlar, düşünce ve
bakış açılarım var. Her şeyden önce, bir sanatçı,
barışçıldır, yüce insan sevgisine sahiptir. Toplumda
yaşanılan sorunları sanatsal bir dil ile
elleştirmesidir. Bir sanatçı, kendisine ait olmaktan çok
halkın öncüsüdür, emekçidir, adaletlidir, yaratıcıdır,
özgürlükçüdür. Toplumda var olan kırgınlıkları,
kavgaları, gidermeye çalışan bir köprü rolundedir.
Saygınca olup, ezilenlerin yanında olandır. Toplumlar
arası ayrıcalık yapmaz, toplumların dil din kimlikleri
örf adetleri konusunda bir politikacı gibi
yaklaşamazlar. Çünkü bu özellikler sanatçılara ait
özelliklerdir. Ama şöyle bakalım o ödül törenine;
sanatçılar bu duyarlılıklamı yaklaştılar! Yazık
gerçektende yazık! Tıpkı Romadaki arena savaşları
aklıma geldi. Roma arena savaşları bile bire bir karşı
karşıya gelip savaşırlardı, ama o gece bir sürü kişi
Ahmet Kaya ve eşi Gülten Kaya ya saldırdılar ki orası
Roma değildi, ne düşman vardı ne de yabancılar. Bu vatan
için sanat yapan ve gerçekten halkların birlektenliği
istiyen, vatanı Serdar Ortaç ve diğerlerinden daha çok
seven Ahmet Kaya vardı. Sanatçılar böylemi halkların
acılarını dindirecekler, böylemi halka örnek olacaklar?
Hayır kesinlikle, bunlar halkın sanatçısı olmazlar, olsa
olsa halkın baş belası olurlar. Orada bulunan
sanatçılar, en başta medeniyet konusunda bir eğitime
tabi tutmalılar her şeyden önce insan sevgisine
ihtıyaçları vardır, her mikrofonu elline alan kendisine
sanatçıyım diyorsa böyle bir sanat topluluğun içerisinde
yer almaktansa, onurumla kendi emeğimle mütevazi bir
yaşam akışında yer alırım.
Ali poyrazoğlu yla, söyleyiş yapan bayan sunucu diyor
ki; orda Kürt sanatçılar da vardı, İbo, Mahsum,Özcan vs,
bunlar ses çıkarmadı? Sunucu olan bayana saygı duyduğumu
belirtirken, bu Kürt dedikleri sanatçılar için bir
şeyler söylemekten de geri kalmıyacağım. Hadi diyelim
Serdar Ortaç ve bazıları Türk kökenli
vatandaşlarımızdır, peki İbo Mahsum Özcan Deniz ve
bazıları Kürt değilmiydi? Ben burda kimlik ayrımı
yapacak kadar bilinçsiz değilim, ama hadi diyelim yapmış
gibi olayım. Kürt sanatçısı böylemi olur? Asla öyle
değildir. Kürt sanatçısı her zaman onuruyla yaşamıştır,
ateşten gömlek giyip, ekmeğini taştan çıkarmıştır, kendi
emeğiyle nice bedeller ödeyerek, gerektiği yerde canını
bile sanat uğruna vermiştir. Kürt tarihi ve onun sanatı,
sayısız destanları yaratmıştır. Mem u Zin, Ahmede Xane,
Sıyabend u Xece, Feqiye Teyran, Cigerxwin, Ayşe Şan,
Hasan Zirek, Musa Anter, Merzıya Rezazi ve isimlerini
yazarak bitiremeyeceğim sayısız örnekleri daha. Yine
dağda gerilla ortamında, savaşın en kızgın anlarında
,savaşı ve sanatsal çalışmayı bir arada yürüten, nice
kahraman yoldaşlarımız bu yolda bedel ödemişlerdir.
Ş.Serhat, Ş.Hogır, Ş.Xelil, Ş.Mizgin ve Ş.Delila
yoldaşlarımız en iyi sanatın dağda zorluklar ortamında
ve onurluca yapabileceklerini ispatlayıp gerektiği yerde
de ölmesini bile bildiler. Kahraman şehitlerimizin
takipçileri ve öğrencileri olan Awaze Çiya müzik grubu
her türlü zorluklara rağmen, yağmur gibi yağan bombalar
altında nice çalışmaları ürüne dönüştürdüler. Bununla
bağlantılı Kürdistanın dört parçası ve ülke dışında
sanatsal çalışmalar yapan, ülkesini Ahmet Kaya gibi
seven ama uzak ta yaşayan nice sanatçılarımız var. Bu
onurlu sanatçılarımız halkına ihanet etmeyip, bir kaşık
çorbaya kendilerini satmamışlardır ve gerektiği yerde de
hiç boyun eğmeden bedel ödemişlerdir.
Ama gelelim İbo, Mahsum, Özcan Deniz
ve onun gibi sözde Kürt sanatçılara. Onlar nasıl
yaşıyorlar? Bir saniye bile onurlu yaşamıyorlar. Ahmet
Kaya olayında Serdar Ortaç öncülüğünde bu tip sözde Kürt
sanatçılar, Kürt kültürüne ve onun sanatına soykırım
yapmada öncü rol oynamışlardır, özgürlükmüş, onurlu
yaşammış, onların umurlarında bile değil. Onlar bu
onurlu kelimelere çok yabancılar, onlar için önemli olan
günü birlik yaşamak ve bunca emeklerin üzerlerine konmak
oluyor. Ama unutmasınlar ki günü geldiğinde hesap
sorulacaktır. Sistem gerçekliği onları her zaman bu
biçimiyle korumayacaktır, kendi halkına yaramayan bir
insanın düşmanına da yaramayacağını çok iyi biliyordur.
Kaldı ki bunun sayısız tarihsel örnekleri vardır ve şunu
unutmasınlar ki günü geldiğinde onlara sahip çıkan
düşman gerçekliği, işleri bitiklerinde rezil rusfa
edeceklerdir. Peki ben bunlara diyorum o gün geldiğinde
ne yapacaksınız? İhanetin telafisini nasıl yapacaksınız?
Arkanızda bıraktığınız çocuklara ne diyeceksiniz?
Günahsız mazlum Kürt halkının yüzüne nasıl bakacaksınız
ya da bakacakmısınız?
Sorumluluğumun gereği, Ali Poyrazoğluna da bir iki şey
söylemek istiyorum. Yıllardır tiyatro sanatçısı olarak
yaşıyorsunuz, bir çok oyun yazıp ve bizzat kendin de
sahne almışşın, ayrıca tanılınan birisi olarakta
yaşamaktasın, senin proğramdaki düşüncelerinde fena
değildi, en azından Ahmet Kayaya böyle yapılmamalıydı
diyordun, bunlar güzel şeyler ve saygı da duydum. Peki
ben sana diyorum tiyatro sadece sahnede oynamakmıdır? O
oynadığın oyunları ne kadar ruhta duygu ve düşüncede
yaşıyorsun? O oyunlardan ne anlıyorsun? O oyundaki
replikleri ne kadar hayata geçirip yaşamsalaştırıyorsun?
Bir sanatçı halkın sorunlarına çözüm üretir denildiğinde
sen bunun neresinde yer alıyorsun? Ve gerçekten bunun
çabası içerisindemisin? Peki sen sayın Ali Poyrazoğlu
olarak sanat hayatında kaç defa Kürtlerin yaşadığı
bölgelere gidip, yaşadığı sorunları paylaşmaya çalıştın?
Yaşadığı acıları, yoksul yaşamlarını, tarihten bu yana
yaşanan katliamları, kendini bir an içinde olsa o
insanların yerine koyup o insanların dünyasıyla yaşadın
mı? O trajedi yaşamı hangi tiyatro oyununda
sahnelendirdin? Gerçekten de vicdanen sızlamıyormusunuz?
Hani sanat toplumun sorunlarını, çektiği acıları anatsal
bir dil ile elleştirmek ve çözmekti. Hani siz sanatçılar
oturup kalktığınızda sanatın özgürlüğünden bahsedip
şöyle böyle yapacağız diyordunuz. Sanatçı bu olanlara
seyirci olmakmıdır? Eğer sizin dediğiniz sanat bu
gerçeklere göz yumup, görmemezlikten gelmekse görmedim,
duymadım, bilmiyorum demekse ben şahsen bir vatandaş
olarak o sanat dünyanızda yaşamak istemem. Çok iyi bir
oyuncu olabilirsiniz ama asla sanatçı olamazsınız. Eğer
sanat sadece türkü okuyup eğlenmekse, bir filimde başrol
oynayıp, tiyatro sahnesindeki ezberlenen repliklerse ben
o sanat dünyanızda olmak istemem. Eğer sanat buysa o
sanat kirlenmiştir, sanatı eğlenceye dön dermişsiniz,
maneviyat olan bu kutsal yanımızı maddiyata boğmuşsunuz.
Bir çok Kürt ve ezilen halkların müziklerini,
oyunlarını, temel değer yargılarını çalıp, sanki yeni
bir şey yaratmış gibi hırsızlık yapıyorsunuz. Bir de
utanmadan Türk halk müziği deyip kendi insanlarınıza
satıyorsunuz. Bunların bilinmediğini mi sanıyorsunuz?
Böyle olduğunuz için Ahmet Kayayı da kendinize
benzetmek istediniz. Ahmet Kaya halkı için sanat
yapacağını söyleyince linç etmeye çalıştınız ve şimdi de
utanmadan Ahmet Kaya adına program yapıyorsunuz. Hem
öldürüp şimdi de timsah gözyaşları döküyorsunuz.
Öyle TV programlarınızda, keşke olmasaydı programları
yapmak çok istediğiniz yâ da çok değiştiğiniz anlamına
da gelmiyor. Halkımız da bunu böyle biliyor zaten. Eğer
bugün Türk TV kanalarında Kürtlerden söz edilip, bazı
haklar tanınmak tartışmaları yürütülüyorsa da çok
istediklerinden ya da çok değiştikleri anlamını da
taşımıyor. PKK ve onun Önderi olan Başkan APOnun
olağanüstü mücadelesinin ürünü olduğunu bilmek ve ona
göre bir felsefe oluşturmak durumundayız. Kendisine
sanatçıyım diyenler bu gerçeği görmek zorunda, aksi
taktirde, yapacağımız sanat halkalara, kardeşliğe ve
insan olgusuna hizmet etmiyecektir. Ahmet Kayayı linç
ederek bir yere varamasınız çünkü hepimiz birer Ahmet
Kayalarız ve bundan sonra da öylece yaşamaya devam
edeceğiz -Rahmetli Ahmet Kaya yı saygıyla
anıyorum)
10 02 2009
|