Gülen Cemaatinin Kirli Yüzü...

 

Erdal Cîlo

Devlet Kürt halkı üzerindeki imha ve inkar politikasını günümüzde Fetullah Gülen Cemaati  ve AKP  ile yürütüyor. Kürdistan ve Türkiye metropollerinde din kisvesi adı altında Kürt gençlerini hedef alan Fethullah cemaati,  devletin siyasal islam projesinin yürüttüğü kirli ve özel savaşla Kürt gençlerini zehirliyor. Gerilla Mazlum Rodî de uzun süre Fetullah cemaatinde kalmış ve bir süre sonra kendi hakikatiyle yüzleşmiş bir Kürt genci. Gerilla Mazlum Rodî ile sohbetimizde ilginç gerçeklerle karşılaşıyoruz.

Cemaatin Kürt avı

MAZLUM RODIGerilla Mazlum Rodî,  Erzurumlu yoksul bir ailenin çocuğu olarak 2001 yılında hem okumak hem de çalışmak için İstanbul’a gidiyor. İstanbul’da Çakmaklı Cumhuriyet Lisesi 2. sınıfta Fethullah cemaatinin burslu eğitim vaatleri sonucunda Gülen cemaatine üye oluyor. Yaklaşık 9 yıl boyunca Gülen cemaatinin faaliyetleri içinde yer alıyor. Bu biçimde liseyi bitirdikten sonra İstanbul Ticaret üniversitesinde okumaya başlıyor. Gerilla Rodî Cemaat içerisinde bulunduğu süreç boyunca yoğun çelişkiler yaşadığını belirtiyor. Gerilla Mazlum Rodî cemaat içerisinde Şakird (talebe) denilen yeni üyelerin eğitmenliğini yapan abi denen kişilerin mertebesine kadar yükselmiş. Cemaatte geçen onca yıla rağmen hiçbir zaman cemaatin arayışlarına cevap olmadığını belirtiyor.

Bu arayışları sonucunda 2010 yılında Kürt özgürlük hareketinin saflarına katılıyor. Gülen cemaatinin birer yan örgütlenmesine dönüştürülmüş olan Süleymancılar ve Zehracılar gibi örgütlenmeler içinde kalmış olan Mazlûm Rodî,  cemaate katılımını şu şekilde ifade ediyor: “Ben İstanbul Çakmaklı Cumhuriyet lisesinde okurken arkadaş çevresi yoluyla cemaatle tanıştım. Babam imam, İslami inancı sağlam yurtsever bir ailenin çocuğuyum. Ben cemaate dini inancımdan dolayı katıldım. Arkadaş çevremde de cemaatin dini inancını geliştirmek için propaganda yapılıyordu. Ben de bu esas üzerinden cemaate üye oldum. Kendimce arayışlarıma cevap olabileceğini düşünüyordum. Yaklaşık 9 yıl boyunca bu cemaat içinde kaldım.”

Cemaat-devlet işbirliği

Gülen cemaati çalışmalarının çoğunluğunu devletin kaymakamlık, valilik, bakanlık ve başbakanlık gibi kurumların yardımları ile yürütüyor. Özellikle de Kürdistan’da Fethullahçılar bunu devlet eliyle yapıyor. Van, Batman, Amed, Erzurum, Hakkâri gibi yurtseverliğin yüksek olduğu kentlerde Fethullahçılar yoğun bir örgütlenme çalışması içinde. Özelde aileleri ile bağlantı kurarak Kürt gençlerine ulaşmaya çalışıyorlar.

Mazlûm Rodî bu süreçleri şöyle dile getiriyor “Fethullah Kürt Özgürlük Hareketine katılımları engellemek için her türlü çabayı gösteriyor. Gençler bunu tam olarak idrak etmiş değil. Bu hususta ailede genç olan bireyleri kendi mensubu yapmak için aileyi de kullanıyor. Hedeflerinde ağırlıklı olarak lise ve üniversite gençleri var. Üç temel nedenden dolayı Kürt gençlerini örgütlüyorlar. Devletin fakirleştirdiği Kürt halkının gençlerini maddi açıdan yetersiz oldukları için bu yetersizliği Kürt gençlerine karşı kullanıyor. Gençleri üniversite ve geleceğe yönelik yoğunlaşma mekânları adı altında kandırıyorlar. Benim cemaate katılım amacım İslami inançla bağlantılıydı. Bir de çevremde gelip giden gençler vardı. Lisedeyken aralıklı olarak orada bulundum. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde bu durumum devam etti. Arayışlarım vardı, belki orası benim için farklı bir yer olabilir diye düşündüm. Arkadaş çevresinin etkisi etkili oldu. Cemaate yeni girenlere daha politik daha ince tarzda yaklaşıyorlar. Eğer bir de Kürt halk gerçeğini iyi bilmezsen daha fazla kandırılmaya müsaitsin demektir. Kürdistan’da devletin yürüttüğü asimilasyondan dolayı sana karşı yaklaşımlarına fazla anlam veremiyorsun. Örgütlenme sistemi daha çok bölge sistemiydi. Her bölgeye bağlı olarak Fetullahın birçok evi var. Bunların sayısı verilemeyecek kadar çoktur. Bu evleri bölge abileri denen kişiler yürütüyorlar. Ayrıca her evin içinde bir ev abisi var. Abi-abla denen kişiler yeni gelenleri örgütlemeye çalışıyorlar. Yeni gelenleri muhakkak suretle cemaat dışına çıkmamaları için şiddetle uyarıyorlar”

“Özgürlük hareketini engellemek için din kullanılıyor”

Kürtler zaten yüzyıllardır İslami inancını en yüksek düzeyde korumuş, İslamiyet kültürünü öz itibariyle yaşayan hatta geçmişinde İslam dini için savaşmış bir halk gerçeğine sahiptir. Geçmişte Sellahaddin Eyûbi’nin Haçlı savaşlarında İslam Kültürünü korumak adına verdiği savaş tarihsel bir gerçek olarak hafızalarda canlılığını koruyor. Gülen cemaati, zaten İslami kültürü özümsemiş, İslamiyeti en sade ve yalın haliyle özlüce yaşayan Kürt halkına kalkıp yeniden İslam dinini öğretmeye çalışıyor. Devlet, ordu ve cemaat Kürtlerin özgürlük hareketini engellemek, kitleselleşmenin önüne geçmek için, dini bir araç olarak kullanıyor. Burada da en fazla devletin kaymakamlık ve valilik gibi temel kurumlarının kullanıldığını ifade eden Gerilla Rodî, devamla şunları ifade etti: “Bu örgütlenmeye devletin valisi ve kaymakamları da her türlü desteği veriyor. Bu oluşum 2000 yılından bu yana AKP olarak ifade eden oluşumun eliyle yapılıyor. Hatta cemaatin içinde devletin kurumlarını ele geçirmek için özelde devletin valisi ve kaymakamının Fethullah kadrosundan olması için valilik ve kaymakamlık sınavları var. Bu sınava katılan kişilerin çoğu Gülen cemaatine bağlı kişiler oluyorlar. Sınavlarda bu kişilerin yüksek puan alması ya da başarılı olması çok önemli değil, sonuçta çoğuna kazandırılmış oluyor. R. Tayyip Erdoğan’ın 1994’te yaptığı İslam Cumhuriyeti kurarız açıklaması vardı. Bu tıpkı İran’daki katliamcı rejimin cumhuriyet kılıfı gibi bir şeydir. Fethullah’ın içinde yer alan Kürt gençleri nasıl bir tehlikenin içinde olduklarından habersizler. Gülen cemaati de bunu sürekli olarak Kürt gençlerine karşı kullanıyor. Kürtlerin zaten yüzyıllardan beridir benimsediği bir gerçeği İslam dinini kalkıp Kürt gençlerine karşı kullanıyor. Özelde ümmetçilik anlayışı ile bunu yapıyor. Kimse bize İslamı öğretmeye kalkmasın.”

Kürt soykırımında cemaatin rolü

Türk devleti siyasal-ılımlı İslam projesiyle Kürtlere karşı yoğun bir asimilasyon ve kültür kırım politikası uyguluyor. Bu politikasını özelde dini inancı olan Kürt halkına ve gençlerine karşı yürütüyor. Cemaatin evlerinde ve cemaat ortamında Kürtçe konuşmak, Kürtleri ilgilendiren siyasi tartışmalar yapmak ve hatta Kürtçe türkü söylemek bile yasak. Bu yasaklara uymayan gençlere çeşitli cezai yaptırımlar uygulanıyor. Kürt gençleri üzerinde cemaatçe kimliksizleştirme ve özünden boşalma politikaları yürütülüyor. Bu tür süreçlerde gençlerin bunalımlı bir ruh hali yaşadığını belirten Mazlûm Rodî, cemaatin Kürt gençlerine yaklaşımını şöyle değerlendirdi: “Aslında Kürt gençleri cemaatte çok sinsi bir şekilde kimlik kıyımına uğratılıyor. Benim dayımın oğlu da bu cemaatin bir üyesidir. Onu oradan çıkarmak için çok uğraştım ama başaramadım. Mesela cemaatte Filistin’de insanlar öldürüldüğünde “abi”ler tarafından gençlerde tepki yaratılıyor ve buna karşı Taksim’de eylemler yapılıyor, oysa Kürdistan’da Türk devleti tarafından binlerce insanımız katledildi, hala katlediliyor,  ancak buna karşı tepkisizlik vardı. Bu bana çok mantıksız geldi. Kendi kanından insanlar katlediliyor ve bunu görmezden gelmek bana mantıksız ve ahlak dışı geldi. İnsanın önce kendi ülkesindeki katliamı görmesi insan olmanın gereğidir. Aslında Gülen cemaati Kürtleri kendi siyasal amaçları için kullanıyor. Bunu da Kürt gençleri üzerinde beyin yıkama faaliyeti yaparak gerçekleştiriyor. Böylelikle Kürt gençlerini zihni ve fikri olarak soykırıma uğratıyor. Kürt gençlerinde Kürtlük adına bir şey bırakılmıyor. Kürt gençleri kendi değer yargılarına karşı yabancılaşarak zihinsel ve kültürel ölüme mahkûm ediliyor. Kürt gençlerini Kürt özgürlük hareketinden soğutmak için PKK ‘terör örgütüdür’ lafını herkese ezberletiyorlar. Ama ben yurtsever bir ailenin çocuğu olduğum için bunun böyle olmadığını biliyordum. PKK’nin dine karşı olduğunun propagandasını yoğunca yapıyorlar oysa ben PKK kadar insanların inançlarına saygı gösteren bir hareket görmedim. PKK siyasal İslam’a değil kültürel İslam’a sahip çıkıyor.” 

“İtaat empoze ediliyor”

Fethullah Gülen cemaati bir İslami tarikattan daha çok bir siyasal veya ekonomik örgütlenme olarak açığa çıkıyor. Şüphesiz burada İslami tassavuf inancı da kullanarak insanlara hakikatin cemaatten geçtiği propagandası yapılıyor. Kürt gençleri kendi halkının hakikatinden uzaklaştırılarak cemaatin her dediğine evet demek zorunda bırakılıyorlar. Uzun yıllar boyunca cemaatte görev alan Mazlûm Rodî cemaatte kendilerine dayatılanın itaat etme ve kölelik kültürü olduğunu vurguladı.

Rodî bu gerçeği şu cümlelerle ifade etti: “Orada temel görevin itaat etmek ve senin görevin, sana propaganda yapılan şeyleri yeni gelenlere propaganda etmek. Çok sonra ben bunun bir devlet politikası olduğunu fark ettim”

Özel orduda cemaatin etkisi

Gerilla Mazlum Rodî lise yıllarında beraber okuduğu kuzeninin de şuanda cemaat yönlendirmesi ile ordunun içinde bir subay olduğunu belirtti. Gülen cemaati yoksul aile çocuklarını alıp eğiterek AKP’nin son dönemlerde oluşturmaya çalıştığı özel-paralı orduda subay rütbesine kadar yükseltiyor. Bir anlamda Osmanlı döneminde Abdulhamid tarafından kurulan Hamidiye alayları günümüzde AKP eliyle kurulmak isteniyor. Zaten padişahlığa soyunmuş olan başbakan R. T. Erdoğan da Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye amaçlı bu özel-paralı orduyu kuruyor.

Mazlûm Rodî bu durumu şu şekilde aktardı: “Fethullah’ın o çirkef yüzünü bir olaya şahit olduktan sonra daha iyi anladım. Maddi durumu kötü olan ailelerin çocuklarını alıp yıllarca eğiterek ordu içinde onları kullanmaya ve kendi kardeşlerine karşı savaştırmaya çalışıyorlar. Bu da AKP’nin Kürt politikasından farklı değildir. Ayrıca kara harp okullarına öğrenci aldıklarında ailelerine yetmiş milyarlık senet imzalatıyorlar. Eğer o ailenin oğlu ordudan çıkmak isterse aile orduya bu parayı ödemek zorunda bırakılıyor. Cemaat eğer oğlunuz çıkmak isterse bu parayı biz veririz vaadiyle aileleri kandırıyor. Mesela benim kuzenim de bu şekilde ordu içerisine sokuldu. Ama şimdi çıkmak isterse bile çıkamıyor. Dayımın ailesi ‘bizim o kadar imkânımız yok siz bu parayı vereceğinizi söylediniz bu konuda yardımda bulunacak mısınız?’ diye cemaate soruyor. Cemaat de buna karşılık parayı vermeyeceğini ve oğullarının ölene kadar orduda kalacağını aileye söylüyor. Bunun üzerine kuzenim psikolojik bunalıma girdi ve aile şimdi çaresiz. Kürt gençleri Türk ordusundaki çirkeflikleri gördükten sonra çıkmak istiyorlar ama izin verilmiyor”

“Kürtler cemaate kanmasınlar”

Gülen cemaatinin içinde yer alan gençlerin cemaat tarafından bir siyasi malzeme olarak kullanıldıklarını belirten Gerilla Rodî, son olarak Kürt gençlerine şu çağrıyı yapıyor: “Kesinlikle maddi durumları ne kadar kötü olursa olsun,  Kürt gençleri bu tür politikalara kanmasınlar. Ben girdim ve büyük zarar gördüm. Belki maddi olarak zorlanabilirler, belki içecek çorbaları olmaz ama bu kirli siyaseti yürüten cemaatin içinde olmaktan daha iyi ve daha onurludur. Kürt gençleri onurlu yaşamak istiyorlarsa kendi imkânları ile çalışmaları daha iyidir. Hem Kürt gençlerinin dini inançlarını sömüren hem de kendi halkına karşı savaştıran bir cemaate sakın kanmasınlar. Ben şimdi Kürdistan dağlarındayım ve kendi hakikatimi burada buldum. Cemaateyken kendimi kaybetmiştim. Beyin fonksiyonlarımı alt-üst etmişlerdi. Gittiğim hiçbir yer beni özgürlük dağlarında yaşadıklarım kadar etkilemedi. Bence Kürt gençlerinin arayışlarına cevap olacak kadar sistemleri ve değer yargıları kesinlikle mevcut. Benim asıl dağlara geliş amacım hakikat arayışlarım oldu. İnsan ancak kendi halkının hakikati içinde gerçek insandır. Asıl hakikat sana ait olan hakikattir.”


 

 

 
 
 
    ygk_unur@hotmail.com