| |
EMEK HAREKETİ TARİHSEL BİR GÖREVLE KARŞI KARŞIYADIR!
Mahir Nurhak
Türkiye
emek hareketi Konumu gereği Verdiği mücadeleyle, yarattığı birikim ve
tecrübeyle edinmiş
olduğu gelenek çok önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Bunun yanında
belli bir güce de kavuşmuştur. Özgünlüğü ve konumu gereği toplumun her
kesimiyle ilişkili ve alakadardır. Çünkü toplumsal gerçeklik ve yaşam
emekçilerin elleriyle yaratılıyor. Toplumun tarihi yani emeğin tarihi
(toplumun yüzde doksan sekizlik büyük bölümünü saymazsak); demokratik,
eşitlikçi komünal değerlerle erkek egemenlikli devletçi hiyerarşik
sınıflı uygarlığın binlerce yıllık iktidarcı sistem arasındaki mücadele
tarihidir. Bu yüzden de çaba ve yaratımlarda en büyük güçlerin başından
emek ve emek sahipleri gelmektedir. Ülkemizde çözümü bekleyen temel
sorunlarda bu sorunların çözüm noktasında önemli bir rol oynayabilir.
Onun içinde Ülkemizde şu anda İçinde geçtiğimiz süreç böyle bir
rol/misyon emek hareketine atfetmektedir. Sürecin hassasiyeti göz önünde
bulundurulduğunda emek ve emekten yana olan bütün güçlerin birlik
bütünlük içinde tek yürek ve tek ses olmalarını gerekli kılıyor. Nedeni
çok açıktır. “Halklar baharlaşmasını“ yaşadığımız günümüzde ülkemizde de
emekten yana olan güçlerinde barış ve demokrasiden yana yapacakları ve
yerine getirecekleri çok önemli görevler vardır. Emeğin kutsallığında
yaratılan değerlerin halklara ve emekçilerin an’a cevap olmada ve
gelecek kurmalarında rol oynamalıdır. Öte yandan savaşın en fazla yükünü
omuzlayan, demokratik hak ve özgürlükleri en çok kısıtlanan emekçi halk
yığınları olmaktadır. Bu nedenle hem emeğine sahip çıkmada hem de bu
tür insanlık dışı yaklaşımlara dur diyebilmesi için kendini rol/misyon
sahibi kılması gerekir. Yine Toplumuzu yoksullaştıran, işsizlik ve
açlık sınırlarına mahküm eden, kültürel yozlaştırmayı geliştirerek doğal
toplumsal değerleri özünde boşaltan, emekçilerin alın terleriyle
sürdürülen savaş ekonomisini bertaraf etmek yine özel savaş kurumlarına
karşı tutum takınmak, emekçi kesimlerin örgütlülüğünü geliştirme, sivil
itiatsizlik eylemlikleriyle sistemi işlevsiz kılmak ve demokratik ulus
inşasında aktif rol almak emek hareketinin görevi gereğidir. Bu bağlamda
Örgütlü ve sağlam duruşuyla gerçekleştireceği demokratik ittifak ve
eylemleriyle emek hırsızlarını dize getireceği gibi halklara ve
emekçilere de moral-motivasyon olur. Hem süreçle bağlantı hem de halklar
ve emekçilerin geleceği için hayati bir husus olduğunda ve birde
öneminden dolayı bu aralar ittifak ve ittifaklarla birlikte kazanılacak
değerlerden biraz bahsettik. Temeli sağlam atılacak bir ittifak
çalışmasının demokratik ulus inşasında ve Türkiyeleşmesinde önemli bir
rol oynar. Bunun sağlanmasında da en büyük çaba sahibi olacak olan
güçlerin başında yine emek hareketi gelmektedir. Bundan önce yazdığım
makalelerde de bu hususa değinmeye çalışmıştım. Bana sorulursa Ülkemizde
hal olması gereken sorunların başında biri de ittifaklar sorunu gelir.
Bir emekçi olarak bu sorunun bu güne kadar neden hal olmamasının
özeleştirisini açık bir yüreklikle vermemiz gerekiyor. İttifaklar
sorunun Bugüne kadar çözülmemesi halklara, emekçiler ve ezilenlere çok
şey kaybettirmiştir. Başta emeğin kurtuluşunda yaratılacak yarınların
umutları ertelendi. Ülkemizde çözülmesi gereken temel sorunlar için
inisiyatif olacak Güçlü ve kurumlaşmayı yaratan örgütlülükler
yaratılamadı. Ülkenin temel sorunlarını çözecek, ihtiyaçlara cevap
verecek ve Sisteme karşı Güçlü ve kapsamlı alternatif projeler
yaratılmadı. Ortak paydalarda birleşmenin gücü parçalandı. Emek
hırsızlarına karşı demokratik eylemler istenilen zamanda ve yerde
yapılamadı. Yapılmışsa da etkileyici sonuçlar elde edilemedi. Her
kaybedilen maddi ve manevi değer emek hırsızlarının daha güçlenmesine
yarar sağlamıştır. Bu yetmemiş gibi birde Emek hırsızların emekçilerin
haklı demokratik insani taleplerine karşı daha sinsi ve kirli oyunlarını
hayata geçirmelerinde ellerini güçlendirmiştir. Emek hareketi dışarıda
da yani sınırlarımızın dışındaki emekçileri temsil eden hareketlerle de
kalıcılığı bir tarafa doru dürüst bir ittifak geliştirememiştir. Bu
sıraladıklarım hem eksiklerimiz hem de acilen yerine getirmemiz gereken
ödevlerimizdir. Tüm kazanım ve edindiğimiz mevzilere rağmen şu gerçeği
kabul etmemiz de gerekir. Bu duruşumuzdan dolayı emeğin kutsallığında
demokratik-komünal değerlerin
yarattığı toplumlaşma zayıflamış ve emek hırsızlığını temsil eden
devletçi erkek egemenlikli sistem kazançlı çıkmıştır. Bu nedenle de
deniliyor ya “gerçekçi ol imkânsızı başar”diye. Emek hareketi bir
tarafta ekmek su kadar önem arz eden bu hayati derecede olan ödevlerini
yapacak ve diğer taraftan ise ülkemizin kaderini belirleyecek
ittifaklar, genel seçimler ve demokratik anayasa çalışmalarına
kilitlenecek. Ancak, bu ittifak yaklaşımı seçimlerle sınırlı
olmamalıdır. Kalıcı ve sürekli birlikteliklerin oluşturulmasını
hedeflemeli ve tamamen demokratik bir özellik taşıyabilmelidir. O
nedenle de taktik bir yaklaşımdan ziyade, stratejik bir yaklaşım ifade
etmektedir Burada sarf edilecek enerji ve elde edilecek kazanımlar
halkların ve emekçilerin çıkarlarını uzun vadede kalıcı kılmalıdır.
Kürt Halk Önderi 2 Mart’ta avukatlarıyla yapmış olduğu haftalık
görüşmesinde “demokratik bir ulus için tüm ezilenlerin oluşturacakları
demokratik ulus bloku”dedi. Adresi bu denli net belirledi. Emek
hareketin bu blokta asli bir rol üstlenmesi hayati derecede önem arz
eder. Öneminden dolayı ve Takvimi belli olan bir genel seçim sürecine
girdik. Ülkemizde yapılacak bu genel seçimlerin ülkemizin geleceği
açısından oynayacağı rol çok önemlidir. Bu genel seçimler bir meclis
yenileme ve normal süresi gelmiş rutin yapılacak bir seçim değildir. Şu
anda sistemin yürütücüsü ve derin devletle uzlaşmış olan AKP tüm
hesaplarını Kürt özgürlük dinamiklerini tasfiye üzerinde yapmıştır. Bu
yüzden de Ülkemizde yapılacak 12 Haziran Genel Seçimleri; Türk özel
savaş rejimini temsil eden AKP, hem kendi içinde hem de Kürdistan’da
yürüttüğü özel-kirli savaşta uygulamaya koyduğu stratejik hedeflerine
ulaşmak istemektedir. Bu stratejik hedefler arasında esas olarak Türk
özel savaş rejiminin küresel sermaye güçlerinin dünyaya vermeye
çalıştığı yeni düzen çerçevesinde Türk devletinin yeniden bir
restorasyona tabi tutulma sürecinin tamamlanması ve Kürt Özgürlük
Mücadelesinin tasfiye edilmesi bulunmaktadır. Emek hareketi bu oyunu
görmeli ve buna dur demelidir. Ve bu da ancak DTK ve BDP de
oluşturulacak demokratik güç birliğiyle sağlanılır. Türk özel savaş
rejimine ve onu temsil eden emek hırsızlarına ancak böyle anlamlı ve
tarihi bir cevap vermiş oluruz
10.3.2011
|
|