EĞİTİMİN ANLAMI ÜZERİNE

Bazı şeylerin tekrar, tekrar gündemimize girmesinde yarar görüyorum. Nedeni ise; emek hareketinin üstlendiği Misyon, sürecin ağırlığı ve çözümüyle yüz yüze olduğumuz toplumsal inşa sorunlarımız. Bir de ihtiyaç dâhilinde önemli gördüğüm husus ise, toplumsal sürekliliğin eğitim ile yürütüleceğidir. Çünkü toplumsallığı yaratan veya belirleyen kimlik ve kültürlerin şekillenmesinde eğitimin belirleyici bir yeri ve rolü vardır.

Bu makalem aslında “Emek ve Eğitim” başlığı altında daha önce yazdığım makalenin bir devamı gibi olacak. Süreçle bağlantılı yeterli bulmadığım için ve bu yüzden devamlarının olmasını ihtiyaçlar temelinde yararlı olacağı kanısındayım. Bunun için eğitimin anlam ve önemi emek hareketi açısında çok önemlidir.

“Eğitim, toplumsal deneyim ve tecrübenin, teorik ve pratik bilgiler olarak tüm üyelerine özelde genç ve çocuklara özümsetme anlamlı kılma çabasıdır.” Tanımda da anlaşıldığı gibi Demokratik Özerkliğin sistemsel olarak yaşamsal kılmaya çalıştığımız bu tarihi süreçte, eğitimin, bu anlamıyla tarihi, toplumsal ve kültürel değerler, özgürlüğe ve bireysel kimliklere saygılı bir özü ve yeniden esas kökleri üzerinden yeşerebilmesidir. Bu anlamda kardeşçe ve dostça bir arada yaşayacağımız halkların, emekçilerin, inançların... Kimliklerin bir arada yaşaması ve gelişmesini sağlayan alternatif bir eğitim politikasını edinmek gerekiyor.

        Yine toplumun temelini oluşturan ve geleceğini belirleyen çocukların ve gençlerin kendi geleneklerine, toplumsal doğa özeliklerine göre yetiştirmek ve kendisine dönüştürmek üzere duygusal, zihinsel ve analitik zekâlarını kendi özel yetenekleri doğrultusunda özgür ve sağlıklı bir ortamda var etmeleri kendi dil, tarih ve kültürünü öğrenecek bir eğitim sistemini esas almamız ve bunun kurumlarını yaratmamız lazım.

“Emek ve Eğitim” adlı makalemde eğitimin kutsallığından bahsetmiştim. Hatta anne-çocuk ilişkisine benzettim. Bu derecede önem arz eder ve duygu yüklüdür. Bunun için de eğitsel faaliyet akla geldiğinde ilk anlam ve anlam bilincinin yaratıcısı beyin-yürek ilişkisinde o narin- güzel eseri olan toplumu yaratan emekçi ana-kadın akla gelir. İlk öğrenci-öretmendir. O, cömert, bereketli, sadık ve dost bellediği Doğa Ana da bakarak, dokunarak, hissederek ve Empati kurarak öğrenir ve öğretirdi. Ezbere, rekabete ve biriktirip birilerine karşı kullanma derdi hiç yoktu. Birlikte öğrenmeyi, birlikte üretimi ve birlikte paylaşımını komünce yapardı.

Bu yüzden de kadın bu faaliyetin baş ustasıdır. Çünkü çocukların annesi olarak kadın toplum bireyinin yetiştirilmesi dolayısıyla eğitilmesinde en temel rolü üstlenir. Toplumun ilk ve temel eğitmenidir. Eğitim politikasının esas belirleyici gücüdür. Bunun için diyorum ki eğer ahlaki-politik toplumun yaratımında demokratik bir eğitim sistemi veya politikası belirlenecekse eğitim tanımımız ve adresimiz bellidir.

EMEK AKADEMİSİ açıldı. Başta adının kutsallığından dolayı emek hareketine, İnsanlığa, halklara, emekçilere kutlu olsun. Yine bu çalışmada emeği geçen tüm emek sahiplerini candan kutluyorum. Bir emekçi olarak epey bir zamandır akademinin açılışını dört gözle bekledik. Bu tür değerler mücadele tarihimizde ilktirler. Model niteliğinde rol oynayacak bir Misyona sahip olacak. Mezopotamya’da yaşayan halklar ve emekçiler başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarına ve emekçilerine aydınlanma ışığı olacak.   Emek hareketi artık yerelden evrensele tüm faaliyetlerini daha bilimsel, yaratıcı ve kolektif bir tarz da çağın normlarına denk bir çalışma yürütme mevzisine kavuştu.  Emek alanında Alternatif ve özgür eğitimin nasıl olacağını gösterecek ilk adres olacak. Kısacası rolü ve sorumlulukları tarih karşısında büyüktür.   Değim yerindeyse “çocuğu dünyaya getirdik.” Şimdi ise sıra büyütülmesindedir. 

Darısı diğer açılmayı bekleyen yerlere olsun.

                                                                                          Deniz Karer

 
    kurdistan.gaziler@googlemail.com